Siparişe Dayalı Üretim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siparişe Dayalı Üretim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Üretim Planlamada Talep Tahmini


Üretim planlamasında, planlama öncesinde ön planlama çalışmaları yer alır. Ön planlama aşamasındaki çalışmalar olmadan güvenilir bir üretim planı yapmak olanaksızdır.

Talep tahmini ve kapasite planlaması da ön planlamanın ana unsurlarıdır. Burada bir tanım yapmak gerekirse; gelecekteki bir zaman süresi için bir veya çeşitli mamuller bazında talep düzeyini tespit etme çalışmalarına talep tahmini denir.

Üretilmesi düşünülen mala ne kadar talep olacağı bilinmeden herhangi bir planlamaya girişilmez. Çünkü bu planlamaya göre hammadde, yedek parça, yarı mamul, makine, insan gücü ve yatırım ihtiyaçlarının saptaması yapılacaktır.

İşletme organizasyonunun çeşitli üniteleri talep tahminlerine farklı açıdan bakarlar. Orta büyüklükteki bir imalat firmasında talep tahminlerinin satış veya pazarlama departmanının başlıca görevi olduğu söylenebilir. Ancak sonuçları kullanma açısından ÜPK’nın konuyla ilgisinin daha fazla olduğu söylenebilir. Bununla birlikte pek çok işletme için geçerli sayılabilecek şöyle bir paylaştırma yapmak mümkündür.

Faaliyet                                                                                 Sorumlu Departman
1.      Talep tahmininin yapılması                                                        Satış
2.      Üretim planında veri olarak kullanılması                                    ÜPK
3.      Gerçek değerle satışlar arasındaki                                            ÜPK   
Sapmaların tespiti                                                           
4.      Sapmaların nedeninin araştırılması                                            Satış               
5.      Düzeltmelerin yapılması                                                           Satış
6.      Düzeltmelerin üretim planlarına yansıtılması                               ÜPK

Talep tahminlerini, zaman aralığı, kullanma amacı, mamul cinsi, hesaplama tekniği gibi çeşitli kriterlere göre sınıflandırmak mümkündür. Bunların içinden en fazla rastlanan sınıflandırma tahminlerin kapsadığı zaman aralığına göre yapılanlardır.

Zaman aralığına göre tahminler dörde ayrılır:

1.      Çok Kısa Vadeli Tahminler : Günlük veya haftalık yapılırlar. Parça, malzeme ve mamul stoklarının kontrolü veya montaj hattı iş programlarının hazırlanması amacı ile yapılırlar. Daha çok işletme içi verilerden yararlanılır.

2.      Kısa Vadeli Tahminler: En uygun imalat parti hacimlerinin tedarik zamanlarını ve sipariş büyüklüğünün saptanmasına yöneliktir. Genellikle üç veya altı aylık süreleri kapsar.

3.      Orta vadeli Tahminler: Tedarik süresi belirsiz veya uzun olan malzeme alımlarının üretim prosesi karmaşık mamullere ait imalat faaliyetlerinin, mevsimsel dalgalanma gösteren mamul stoklarının planlanmasından oluşur. Altı ay ile beş yıl arasındadır.

4.      Uzun Vadeli Tahminler: Tesislerin genişletilmesi, yeni makinaların alınması gibi yatırım planlamasını ilgilendiren konulara veri sağlama amacını taşırlar. Beş yıl veya daha uzun süreler için yapılırlar.

Talep tahmininin kapsadığı zaman aralığı büyüdükçe sonucu etkileyen faktörlerin sayısı artar ve bunlar arasındaki ilişkiler gittikçe karmaşık bir hal alır. Doğru bir tahmin için her detayı önemsemek gerekir. Buna karşılık vade kısaldıkça tahminlerin gerçeğe uygunluk derecesi önem kazanır.

Tüketiciden talep gelmeye başladığı andan itibaren mamulün istenen teslim zamanına kadar geçen sürenin uzunluğu talep tahmin ihtiyacını ortaya çıkarır. Tüketici ihtiyaçlarını zamanında karşılamak için stoklamaya gidilmesi de talep tahmininin önemini bir kat daha artırır. Sipariş üretimi yapan fabrikalarda geleceğe ait tahminlere pek ihtiyaç yoktur.

İmalat işletmelerinde olabilecek talep tahmin çalışmaları tahminerine göre şöyle gruplanır.
a)      Yeni mamul talep araştırmaları
b)      Endüstri dalına ilişkin talep araştırmaları
c)      Fabrikalar grubuna ait talep araştırmaları
d)     İşletmenin geleceğine ait toplam talep tahminleri
e)      Bir mamul grubuna ait talep tahminleri
f)       Belirli bir mamul için yapılan talep araştırmaları

2.2.  TALEP TAHMİN PRENSİPLERİ

Talep tahmininde göz önüne alınması gereken bazı prensipler vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:
1)      Büyük gruplar (miktar veya çeşit) için yapılan tahminler daha duyarlıdır.
2)      Tahminlerin kapsadığı zaman aralığı kısaldıkça duyarlılık artar.
3)      Her tahminin kabul edilen bir hata oranı olmalıdır.
4)      Herhangi bir talep tahmin metodunu uygulamaya geçirmeden önce metot denenmelidir.

Talep Tahmininde Yapılacak İşler
1)      Tahmin için gerekli bilgiler hazırlanır, veriler toplanır.
2)      Talep tahmin periyodu tespit edilir.
3)      Tahmin metodu seçilir ve hata hesabı yapılır.
4)      Tahmin sonuçlarının geçerliliği araştırılır.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Tedarik Zincirinde Karşılaşılan Problemler ve Uygulanabilecek İyileştirmeler


Yöneticiler her geçen gün kendilerini, müşterilerin artan talepleri ile aksi yönde bulunan işletmenin kar ve büyüme ihtiyaçlarını dengeleyen bir konumda bulmaktadır. Birçoğu, söz konusu dengeyi sağlayabileceklerini ve de tedarik zinciri yönetimini stratejik bir değişken olarak kullanarak kar sağlayabilecek bir büyümeye ulaşabileceklerini fark etmiştir.

Öncelikle, tedarik zinciri bir bütün olarak; yani, ürünlerin, hizmetlerin ve tedarikçilerin tedarikçilerinden ve müşterilerinin müşterilerinden gelen bilgi akışı yönetiminde görev alan tüm bağlantılar şeklinde algılanmalıdır. İkinci olarak, yöneticiler somut gelirler amaçlamaktadır, ve gelirlerin büyümesi, olanakların kullanımı, ve maliyet azaltılması üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Yöneticiler, şirkete geleneksel bakışı ve ayrık fonksiyonel varlıklar oldukları için bileşenlerini reddederek, başarının müşterilere değer oluşturmak için faaliyetlerin tedarik zinciri boyunca ne kadar iyi kullanıldığına bağlı olduğunun bilincine varmaktadır.

Kâr getiren büyümeleri sağlayan başarılı girişimlerin birkaç ortak yönü vardır: Bunlar tipik olarak stratejik ve taktik değişimleri birleştiren büyük çabalardır. Bu girişimler ayrıca, elde edilen iyileşmenin tümü tedarik zincirinin kısımlarının toplamından büyük olacak şekilde tedarik zincirini kapsayan bir bakış açısıyla ele alarak ve çabaları yönlendirerek holistik bir yaklaşım sergiler. Başarısız çabalar tutarlı bir profili olduğu izlenimini verir. Bunlar fonksiyonel olarak tanımlanmış ve dar bir noktaya odaklanmıştır, ayrıca taşıyıcı bir yapıdan yoksundur.

Koordinasyonsuz değişim faaliyetleri her bir bölüm ve fonksiyonda ortaya çıkar ve şirketi birçok girişim nedeniyle başarısızlığa sürükler. Bu başarısızlığın kaynağı bazen yönetimin, neyin onarılması gerektiğini belirtmedeki güçlüğüdür. Asıl konu; birden fazla, karmaşık bir şekilde çalışan (hem içteki, hem de dıştaki) hareketi aynı yönde yürütebilecek bir tedarik zinciri dönüşüm planının nasıl geliştirilip uygulanabileceğidir. Yöneticilerin ne şekilde çalışmaları gerektiğine karar vermelerine yardım etmek amacıyla, en başarılı yöneticiler tarafından gerçekleştirilen tedarik zinciri girişimleri incelenmiş ve tecrübelerinden tedarik zincirinin yedi ilkesi çıkarılmıştır. Söz konusu ilkelere sadık kalınması, müşteri hizmetleri ile kâr getirecek büyüme arasındaki çatışmayı dengeleyecektir.

Müşterilerin ne istediğinin ve bu isteklerin daha çabuk, daha ucuz ve daha iyi bir şekilde karşılanması için tedarik zinciri çerçevesinde çabaların ne şekilde koordine edilmesi gerektiğinin belirtilmesiyle, işletmeler hem müşteri tatminini hem de kendi finansal performanslarını artıracaktır. Fakat bu dengenin sağlanması ve devam ettirilmesi kolay değildir. Her bir işletme, tedarik zinciri stratejisiyle bu yedi ilkeyi kendi durumuna en uygun şekilde bütünleştirmelidir.


Tedarik Zinciri Yönetiminin Yedi İlkesi
1. İlke: Farklı grupların servis ihtiyaçlarına dayanan müşteriler gruplara ayrılmalı ve tedarik zinciri bu gruplara hizmet vermek üzere adapte edilmelidir. Bu ayrımlar ile, daha önce de müşteriler endüstri kolu, ürün veya ticaret kanalı bakımından gruplara ayırmış ve ardından da gruplar içinde ve arasında maliyetleri ve kârlılığının ortalamasını alarak onlara hizmet vermek için bir yaklaşım izlemiştir. Sonuçta tipik olarak işletmelerin hizmet tekliflerine müşterilerin verdiği değer tam olarak anlaşılmamıştır. Ancak, müşterilerin belirgin ihtiyaçları bakımından gruplara ayrılması, işletmeyi çeşitli grupların ihtiyaçlarına cevap veren bir hizmet portföyü geliştirmek üzere donatır.

Raporlar ve endüstri araştırmaları, gruplara ayırmanın temel kriterlerinin belirlenmesi için araçlar olmuştur. Bugün, ilerlemeci yöneticiler müşteri seçimlerini ölçmek ve her bir grubun marjinal kârlılığını öngörebilmek için bütünleşik analizler gibi bu tür ileri analitik tekniklere geri dönmektedir. İşletme, tedarik zinciri programlarından meydana gelen bir mönü oluşturmak için disiplinli ve fonksiyonlar arası bir proses uygulamalı ve herkes için olan temel servislerle belirli gruplarla en çok ilgili olan mönüdeki servisleri birleştiren gruplara özel servis paketleri oluşturmalıdır. Hedef, karlılığı maksimize etmek için gerekli gruplara ayırma ve çeşitlilik derecesini bulmaktır.

Elbette ki, müşteri ihtiyaç ve tercihleri her şey değildir. Servis paketleri bir kâr getirmelidir ve birçok işletme ise olası kârlılığı ölçmek üzere müşterilerinin ve kendilerinin maliyetleri hakkında yeterli bir finansal anlayıştan yoksundur. Hangi müşterilere hizmet verilmesinin en kârlı olacağı, hangilerinin en uzun süreli kârlılığı üreteceği, veya hangisiyle çalışılması gerektiği bilinmemektedir. Bu bilgi, hesapları hizmet paketleriyle eşleştirmek için önemli bir bilgidir, hacimce veya fiyatça artışların bir kombinasyonu vasıtasıyla arttırılan gelirlere dönüştürülebilir.

İşletmeler maliyetlerini sadece faaliyet seviyesinde anlayarak ve bu anlayışı devlet hazinesiyle ilgili kontrolleri güçlendirerek müşterilere kârlı bir şekilde değer ulaştırabilir mi? “Başarılı” bir besin üreticisi satıcılar tarafından yönetilen envanterlerini tüm müşteri gruplarına pazarlamış ve satışlarını arttırmıştır. Fakat, faaliyet tabanlı maliyet analizleri bir grubun işleme sınırı bazında olay başına 9 sent kaybettiğini ortaya çıkarmıştır. Birçok işletmenin yatırımlarını belirli bir müşteri ilişkisine dayama seçeneği bulunur. İşletmelerin bunu yapmak için, yatırımlarının makul bir miktarla geri dönmesi ve kaynakların en kârlı şekilde tahsisini garanti etmek için kısımların kârlılığını, alternatif hizmet paketlerinin maliyet ve faydalarını da analiz etmelidir. Birçok işletmenin, hizmet ile kârlılık arasındaki uygun dengeyi muhafaza etmesi için varolan imkanları sermayeye çevirmek ve müşteri etkisini maksimize etmek için düzenlenen programları sıraya koyarak öncelikler belirlemesi gerekir.


2. İlke: Lojistik ağı, hizmet ihtiyaçları ve müşteri gruplarının kârlılığına göre uyarlanmalıdır. İşletmeler lojistik ağı tasarımında envanter, depo ve nakliye faaliyetlerinin organizasyonunda tek bir standart sağlamak için değişmez bir yaklaşım sergilemiştir. Bazıları için lojistik ağı tüm müşterilerin ortalama servis ihtiyaçlarını karşılamak için, diğerleri için ise tek bir müşteri grubunun en zor ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmıştır.

Her iki yaklaşım da üstün niteliklerin kullanımına ulaşamaz ve mükemmel bir tedarik zinciri yönetimi için gerekli olan gruba özel lojistik için yeterli olmamaktadır. Birçok endüstri kolunda, özellikle kağıt endüstrilerinde bireysel lojistik ihtiyaçlarını karşılamak için dağıtım mallarının düzenlenmesi, bir üretici için tanıtılmamış olan asıl ürünlere göre daha büyük bir tanıtım kaynağıdır.

Bir kağıt işletmesi, temel iki grupta farklı müşteri hizmet istekleri bulmuştur. Bu gruplar uzun temin sürelerine sahip büyük yayınevleri ile 24 saat içerisinde teslimata ihtiyaç duyan küçük yerel basımevleridir. Üretici her iki gruba da hizmet verebilmek ve kâr getirecek büyümeye erişmek için, üç adet tam kapasite stok yapan dağıtım merkezi ile yerel basımevlerinin yakınına yerleştirilen sadece hızlı taşınan kalemleri depolayan 46 adet çabuk cevap verebilen çapraz yükleme platformu bulunduran çok seviyeli bir lojistik ağı tasarlamıştır. İyileştirilen mal ve gelir dönüşü kanıtlanabilir bir şekilde, çabuk cevap veren merkezleri ve nakliye faaliyetleri yönetiminin dış kaynakları tarafından desteklenen yeni envanter dağıtım stratejisine bağlı bulunmaktadır.

Bu örnek, gruba özgü hizmetlerin temel özelliklerini belirtmektedir. Lojistik ağı üçüncü parti lojistik sağlayıcıları ile olan birleşmeleri de kapsayarak daha kompleks, ve geleneksel ağa göre mutlaka daha esnek olacaktır. Sonuç olarak, depoların görevi, sayısı, yeri ve mülkiyet yapısındaki köklü değişiklikler gereklidir. Ağın, akış dağıtımını yönetebilecek gerçek zaman karar destek araçları ile nakliyat yönetimine olan daha fazla zaman duyarlı yaklaşımlar tarafından mümkün kılınacak daha sağlam lojistik planlamasına gereksinimi bulunur.

Lojistikle ilgili bazı daha az gelenekçi düşünceler dahi, ortak müşterilerin ve benzer yerel yaklaşımların gereksiz ağlarla sonuçlandığı bazı endüstri kollarında ortaya çıkmaktadır. Üçüncü parti mülkiyeti altında hem tamamlayıcı hem de rekabet eden firmalar için lojistiğin birleştirilmesi düşük maliyetli endüstri çapında bir çözüm sağlayabilir. Besin ve paketlenmiş mal endüstrileri üçüncü parti sağlayıcılarla etkili katılımlarla, her bir durum için lojistik maliyetlerini %42 kısabilir ve lojistik mallarını endüstri içerisinde birleştirerek sistemdeki toplam gün sayısını %73 azaltabilir.


3. İlke: Tutarlı tahminler ile optimal kaynak tahsisi garanti edilerek pazar işaretleri izlenmeli ve buna bağlı olarak tedarik zinciri çerçevesinde talep planlaması sıraya dizilmelidir. Tahminler her bir silo tarafından gerçekleştirilmiştir. Birden fazla bölüm her biri kendi varsayımlarını, ölçülerini ve detay seviyelerini kullanarak aynı ürünler için bağımsız olarak tahminler yürütmüştür. Çoğu pazarın görüşünü resmi olmayan bir şekilde almaktadır, birazı ise bu prosese kendi en önemli tedarikçilerini dahil etmektedir. Birçok işletmenin fonksiyonel yönelimi, üreticiler pazarın ne kadar ürün istediğini ikincil olarak düşünürken, satış tahminlerinin talebi büyüyor görmesine olanak vererek her şeyin daha kötü olmasına neden olmuştur.

Bu şekildeki bağımsız ve ben merkezci tahmin yürütülmesi mükemmel tedarik zinciri yönetimine uymamaktadır. Bir yönetici depoyu “bir akordeon” olarak adlandırmıştır; çünkü depo, gelire odaklanmış satış baskısı her bir çeyrek sonunda büyük iskontolar sunarak dönemsel talebi tetiklerken, durağan bir çizelgeye bağlı olan bir üretim işleminin üstesinden gelmek zorundadır. Söz konusu yönetici, talep planlama yazılımı tarafından desteklenen fonksiyonlar arası bir planlama prosesinin uygulanması gerektiğinin farkına varmıştır.

Nihai sonuçlar umutsuzluk verici olmuştur. Fazla envanter pazar tarafından göz önünde bulundurulmak zorunda olduğu için, satış hacmi önemli ölçüde düşmüştür. Ancak söz konusu işletme bugün daha düşük envanter ve depo maliyeti ile fiyat seviyelerinin muhafaza edilmesi ve iskontoların sınırlandırılması konusunda daha büyük imkanlardan faydalanmaktadır. Tüm en iyi satış ve işlem planlamaları gibi, bu proses de her bir fonksiyonel grubun ihtiyaç ve amaçlarının farkına varmakta fakat nihaî operasyonel kararları tüm kâr potansiyeline dayandırmaktadır.

Mükemmel tedarik zinciri yönetimi, aslında, her bir tedarik zinciri bağlantısını tahminler geliştirme ve işlemler arasındaki gerekli kapasiteyi muhafaza etmekte görev almak üzere işletme sınırlarını aşan satış ve operasyonel planlamayı gerektirir. Kanal kapsamında satış ve operasyonel planlama müşteri promosyonları, sipariş yapıları ve yeniden stoklama algoritmalarında gizli olan talep sinyallerini kontrol eder ve satıcı ve taşıyıcı imkanları, kapasiteleri ve kısıtlarını dikkate alır.


4. İlke: Ürün müşteriye tanıtılmalıdır ve tedarik zinciri boyunca olan dönüşümler hızlandırılmalıdır. Üreticiler üretim hedeflerini geleneksel olarak tamamlanmış ürünler için olan talep gösterimlerine dayandırmış ve tahmin hatalarını telafi etmek için envanter stoku yapmışlardır. Bu yöneticiler sistemdeki temin süresi sabit olarak görme eğilimindedir.

Bu yapıdaki gelenekçiler dahi hazırlık indirimi, hücresel üretim ve tam zamanında üretim teknikleri vasıtasıyla maliyetleri kısma konusunda ilerlemeler kaydederken, kitlesel uyarlama gibi daha az geleneksel olan stratejilerde daha büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Örneğin, kitlesel uyarlama gibi stratejiler vasıtasıyla bireysel müşteri ihtiyaçlarını verimli bir şekilde karşılamaya çalışan üreticiler, ertelemenin faydalı olduğunu fark etmektedir. Ürün tanıtımını mümkün olan en son ana bırakmakta ve böylece, bir bakım ürünleri deposu yöneticisi tarafından tanımlanan problemin üstesinden gelmektedir. Bir işletmede ana perakende satıcıların paketleme ihtiyaçlarının artışı ile, stokta tutulan birimlerin sayısı patlama göstermiştir. Günlük olarak bir perakendeciden siparişin geri alındığı durumlar olmuştur.
Bir hırdavat üreticisi bu problemi, standart bir destek parçasından stokta çok miktarda tutulduğu noktayı tanımlayarak çözmüştür. Bu nokta, desteğin belirgin müşteri ihtiyaçlarının karşılanması için 16 yolla paketlenmesi gerektiği zaman ortaya çıkmıştır. Bu destekler için olan tüm ihtiyaç nispeten sabit ve kolayca tahmin edilebilirken, stokta tutulan 16 biriminki daha fazla değişkendir. Çözüm olarak ise, destekler fabrikada yapılmış, ancak dağıtım merkezinde müşteri sipariş çevrimi içinde paketlenmiştir. Bu strateji envanter seviyelerini %50’den fazla kısarak mal kullanımını iyileştirmiştir.

Birçok üretici zamanın gerçekten para olduğunu anlayarak, tedarik zincirindeki temin sürelerinin sabit olması fikrini sorgulamaktadır. Temin sürelerini tedarik zinciri boyunca sıkıştırarak, müşteri ihtiyaçları için adapte edilen hammaddenin tamamlanmış ürünlere dönüşümünü hızlandırarak pazar sinyallerine cevap verme kabiliyetlerini güçlendirmektedir. Bu yaklaşım, ürün konfigürasyon kararlarını o anın gerçekleşen taleplerine çok yakın bir şekilde yapmaları için esnekliklerini artırmaktadır.

Apple’ın tepe satış periyotlarındaki PC eksikliğini göz önünde bulundurulsun. Taleplerin tahminindeki hatalar, tedarikçilerin özel sürücüleri ve çipleri 18 haftadan önce ulaştıramamasıyla birleşince, Apple yansıtılan müşteri taleplerindeki değişikliklere uyum sağlamakta yeterince hızlı davranamamıştır. Apple bu problemle başa çıkmak amacıyla, daha kolay elde edilebilir ve daha kısa temin süresi olan standart parçalar kullanılması için PC’leri yeniden tasarlamıştır.


5. İlke: Tedarik kaynakları, malzeme ve hizmet sahibi olmanın maliyetini azaltmak için stratejik bir biçimde yönetilmelidir. Malzemeler için mümkün olduğunca düşük bir fiyat ödemek amacındaki yöneticiler tedarikçilerle iyi ilişkiler geliştirmemiştir.

Mükemmel tedarik zinciri yönetimi, farkına varmayı gerektirmektedir. Tedarikçilerin maliyetleri, işletme maliyetlerini etkilemektedir. Eğer tedarikçi, 30 günlük malzeme sevkıyatı yeterliyken, 90 günlük malzeme sevk etmeye zorlanırsa, bu envanterin maliyeti maliyet yapısını değiştireceği için tedarikçinin işletmeye verdiği fiyatını etkiyecektir. Üreticilerin tedarikçilere yüksek talepler vermesi gerektiği gibi, ayrıca ortaklarının pazardaki fiyatları düşürmek ve sınırları arttırmak için tedarik zincirindeki maliyetleri azaltma hedefini paylaşması gereklidir. Bu düşüncenin arkasındaki mantık, daha büyük karlılığa katkıda bulunan herkesin ödüllendirilmesi için kazanç paylaşma düzenlemelerin yapılmasıdır.

Bazı işletmeler bu çeşit ilerlemeci bir düşünce için henüz hazır bulunmamaktadır, çünkü temel önkoşullardan yoksundurlar. Bu ise, tüm mallarının maliyetleri, sadece direkt malzemeler değil, ayrıca bakım, onarım ve çalıştırma kaynakları ile faydalar, geziler, ve diğer her şey için harcanan paralar hakkında bilgi anlamına gelmektedir. Bu gerçeğe dayalı bilgi, işletmenin satın aldığı her tür malzeme ve hizmetin elde edilmesinin en iyi yolunun belirlenmesi için gereklidir.

Böylece üreticiler, akıllarındaki pazardaki konumları ve endüstrideki yapılarıyla tedarikçilere ne şekilde yaklaşılması gerektiğini göz önünde bulundurabilirler. Kısa süreli fiyat teklifleri vermek, uzun süreli kontratlara ve dışarıdan kaynak alarak veya yatay olarak bütünleşerek stratejik tedarikçi ilişkilerine girmek Mükemmel tedarik zinciri yönetimi yaratıcılık ve esneklik gerektirmektedir.

Her bir bölümü kullandıkları karton kutuları bağımsız olarak sipariş eden bir üretici için yaratıcılık, daha az ve daha etkili tedarikçiler kullanarak, kalite kontrolü gibi proseslerde gereksizlikleri ortadan kaldırarak satın almaları birleştirmek anlamına gelmektedir.

Yedi tedarik zinciri ilkesi sadece beraber uygulandığı zaman tam kapasitelerine ulaşabilecekken, bu ilke, başlangıçtan algılayabileceği kazanımlar ek girişimler kurabileceği için dikkat çekici olmuştur.


6. İlke: Birden fazla karar verme seviyesini destekleyen ve ürünlerin, hizmetlerin ve bilgilerin akışını açık bir şekilde gösteren, tedarik zinciri kapsamında bir strateji geliştirilmelidir. Değişim mühendisliği uygulanmış iş proseslerini desteklemek için ilerlemeci birçok işletme kurumsal kapsamdaki sistemlerin yerine esnek olmayan ve yetersiz bütünleşik sistemleri yerleştirmektedir. Bir çalışma, SAP ve Oracle gibi şirketler tarafından sağlanan kurumsal kapsamdaki yazılım ve servis hizmetlerinin 1995 yılı gelirlerini 3,5 milyar dolardan fazla ve projelerin yıllık gelir artışlarının 1994 ile 1999 arasında %15’ten %20’ye ulaştığını ortaya koymaktadır.

Bu işletmelerden birçoğu kurdukları yeni güçlü sistemlerden zarar görecektir. Birçok bilişim sistemi veri elde edebilmekte ancak ne yazık ki günlük işlemlerini arttırabilecek, faal hale getirilebilecek iletilere dönüştürememektedir.

Bu yöneticinin önemli üç çeşit yeteneği birleştiren bir bilişim teknolojisi sistemi inşa etmesi gereklidir. Söz konusu sistem, kısa vadede günlük muameleleri ve tedarik zinciri çerçevesindeki elektronik ticareti yönetebilmeli ve böylelikle siparişler ve günlük çizelgelemeler hakkındaki bilgiyi paylaşarak tedarik ve talebi sıralandırmalıdır. Sistem orta vadede kaynakların etkili bir şekilde tahsis edilmesi için gerekli çizelgelemeyi kolaylaştırmalıdır. Uzun vadede bir değer eklenmesi için sistem, bütünleşik bir ağ modeli gibi, yöneticilerin imalathaneleri, dağıtım merkezlerini, tedarikçileri ve üçüncü parti hizmet alternatiflerini değerlendirmelerinde yardımcı olma amaçlı yüksek seviyeli senaryo planlamasında kullanılacak veri sentezleyecek araçlar sağlayarak stratejik analizleri mümkün kılmalıdır.
Teknolojiye büyük yatırımlar yapmalarına rağmen çok az işletme bu imkanların tamamını elde etmektedir. Günümüzün kurumsal kapsamdaki sistemleri, kuruma bağlı ve kanal ortaklarının ortak başarıya ulaşması için gerekli bilgiyi tedarik zinciri çerçevesinde paylaşmadan yoksundur. Birçok işletmenin tedarik zinciri yönetimini attırmak için acil olarak ihtiyaç duyduğu bilgi, sistemlerinin hemen dışında bulunmaktadır ve çok az işletme gerekli bilgiyi sağlamak için yeterli derecede iletişim içindedir. Elektronik bağlantı, tedarik zincirini temelden değiştirmek için, muamelelerin maliyetlerinin azaltılmasından başlayıp, siparişlerin, faturaların ve ödemelerin elektronik olarak yönetilmesi ve satıcı yönetimli envanter programları vasıtasıyla envanterlerin küçültülmesine kadar değişen seçenekler sunmaktadır.

İmalathaneden depoya kadar olan performansın izlenmesi önemli bir bira üreticisini memnun etmiştir. Perakendecinin deposunda %98’lik bir doluluk oranı bulunmaktaydı. Fakat tedarik zinciri açısından bakıldığında, üreticinin farklı bir izlenimi olmuştur. Bazı temel perakende zincirlerindeki tüketiciler, depo seviyesinin yetersiz bir şekilde ikmali ve tahmini nedeniyle söz konusu işletmenin zamanın %20’sinden fazla defa stokunun olmadığını ortaya çıkarmıştır. Üretici, şu anda müşteri hizmetini iyileştirmek için gerekli olan, depoya özel performans verilerini alabilmek amacıyla “gerçek zamanlı” bilişim teknolojisini kurmak için çaba harcamaktadır. Üretici, bu veriler olmadan mal kullanımını arttıracak ve depo seviyesindeki tükenmeleri azaltarak gelirleri arttıracak envanter dağılım kararlarını veremeyecektir.
Birçok işletme, bilişim teknolojisinin ilk yıllık çevrim ötesindeki faydaları desteklemedeki önemini kanıtlamak için tedarik zincirinde büyük ölçekli değişim mühendisliği uygulamalarına başlamışlardır. Bilginin sürekli akışını sağlayamayan işletmeler, maliyet, mal ve çevrim zamanlarının değişim mühendisliği uygulanmadan önceki seviyelerine döndüğünü görmüştür.

7. İlke: Uç kullanıcıya etkili ve verimli bir şekilde ulaşmada toplam başarıyı ölçmek için kanal çerçevesindeki performans ölçütleri benimsenmelidir. İyi çalışıp çalışmadıkları sorusuna cevap vermek için birçok işletme her tür fonksiyon yönelimli ölçümü uygulamaktadır. Fakat mükemmel tedarik zinciri yöneticileri tedarik zincirindeki her bağlantıya uygulanan ve hem hizmet, hem de finansal matrisleri kapsayan ölçüleri benimseyerek daha geniş bir bakış açısı kullanmaktadır.

Yöneticiler hizmeti öncelikle, söz verildiği anda gelen, tam, doğru bir biçimde fiyatlandırılmış ve faturalandırılmış ve hasar görmemiş olan mükemmel sipariş kapsamında ölçmektedir.
Faaliyet tabanlı maliyetlemeden maksimum faydanın sağlanması, ileri bir bilişim teknolojisi, özellikle de bir veri deposu gerektirir. Genel hesap defteri, verileri bir hesap tablosundan düzenlediği için, faaliyet tabanlı maliyetleme için gerekli bilgileri gizler. Depo, verileri ayrık birimlerde muhafaza ederek söz konusu bilgilere hazır erişim sağlar.

Birçok işletme kanal çerçevesindeki performansın ölçümünü kolaylaştırmak için ortak rapor kartları geliştirmektedir. Bu rapor kartları her bir işletmenin ortaklığa ne getirdiği ve bütünleyici özellik ve becerilerini anlaşmanın en büyük avantajlarına ne şekilde destek olarak kullanacaklarını göstererek ortakların aynı hedefler doğrultusunda çalışmasını sağlar.

Her ne kadar kendi ölçümleri performansının üstün olduğunu gösterse de, bir müşterisinden teslimat konusunda düşük notlar alan bilimsel ürünler yapan üretici göz önüne alındığında, problem aynı dili konuşmuyor olmalarıdır.

Ortak bir rapor kartı, ortakların tedarik zinciri boyunca olan sinerjilere yoğunlaşmalarında ve fayda sağlamalarında yardımcı olabilir.

10 Şubat 2011 Perşembe

Malzeme İhtiyaç Planlama – Sipariş Büyüklüğü Belirleme

MALZEME İHTİYAÇ PLANLAMASI SİSTEMLERİNDE EN ÇOK KULLANILAN SİPARİŞ BÜYÜKLÜĞÜ BELİRLEME YÖNTEMLERİ

Haddock ve Hubicki 1989 yılında yapmış oldukları çalışmada, MRP sistemlerinde en çok kullanılan sipariş büyüklüğü belirleme yöntemlerini belirlemişlerdir. Bu yöntemler aşağıda belirtilmiştir.

1- EOQ: (Economic Order Quantity) Ekonomik Sipariş Miktarı Yöntemi

2- POQ: (Period Order Quantity) Periyodik Sipariş Miktarı Yöntemi

3- PPA: (Part Period Algorithm) Parçalı Dönem Algoritması

4- PPB: (Part Period Balancing) Parçalı Dönem Dengesi Yöntemi

5- LUC: (Least Unit Cost) En Düşük Birim Maliyet Yöntemi

6- LTC: (Least Total Cost) En Düşük Toplam Maliyet Yöntemi

7- S-M: (Silver-Meal) Silver-Meal Yöntemi

8- W-W: (Wagner-Whitin) Wagner-Whitin Yöntemi

9- LFL: (Lot For Lot) İhtiyaç Kadar Sipariş Verme Yöntemi

10- FOQ: (Fixed Order Quantity) Sabit Sipariş Miktarı Yöntemi

11- FPQ: (Fixed Period Quantity) Sabit Sipariş Dönemi Yöntemi

Şekil-2’de MRP sistemlerinde en çok kullanılan sipariş büyüklüğü belirleme yöntemlerinin kullanım yüzdeleri gösterilmiştir.

MRP sistemlerinde sipariş büyüklüğü belirleme yöntemlerinden, en çok kullanılan yöntem %95.4 kullanım yüzdesi ile FOQ yöntemidir. En çok kullanılan ikinci yöntem ise %93.8 kullanım yüzdesi ile LFL yöntemidir. Üçüncü en çok kullanılan sipariş büyüklüğü belirleme yöntemi %63.1 kullanım yüzdesi ile FPQ yöntemidir [17].

MalzemeIhtiyacPlanlama

Şekil 2 Malzeme İhtiyaç Planlaması Sisteminde En çok Kullanılan Sipariş Büyüklüğü

www.pargesoft.com Microsoft Dynamics AX ve NAV ERP Sistem Entegratörü

7 Şubat 2011 Pazartesi

Yönetim Muhasebesi Hakkında

Gerçekte çok önemli olan bu kavram maalesef ülkemizde etkin olarak kullanılmamakta hatta yazılım uygulamalarında göz ardı edilmektedir. Aslında şöyle bir incelendiğinde muhasebe kavramları arasında yer almakla beraber stratejik öneme sahip bu sistemlerin uygulanmama sonuç ve sonuçsuzlukları gözler önüne gelmektedir.

Ülkemizde firma yapıları incelendiğinde tepe yönetim fonksiyonları ve orta kademe yönetim fonksiyonları ne yazık ki iç içe geçmekte ve sonucunda her iki önemli kademenin de etkinliklerinde, yetki ve fonksiyon karmaşası neticesinde büyük erozyonlar meydana gelmektedir.

Tepe yönetimlerin asli unsurları arasında bulunan en önemli görev stratejik kararlar almak ve bu kararların uygulama organizasyonlarında, firmalarına liderlik etmektir. Orta kademe yönetimin ise uygulama, denetim ve raporlama üzerine faaliyetlerde yoğunlukları mevcuttur. İşte bu noktada yazılım uygulamalarına bakıldığında Muhasebe ve diğer uygulama programlarının çok önemli bir eksikliği ortaya çıkmaktadır. Ne yazık ki bu konuda neyin eksik olduğunu, belki de bilmediğimizden, tatmin olmamamıza rağmen uygulamalardaki eksiklikleri tamamlamaya çalışmamaktayız.

Nedir bu eksiklik? Eksiklik, sadece amaçlardan biri ve en önemlisi olan stratejiye yönelik uygulamaların bulunmamasıdır. Yönetim muhasebesi; diğer sistemlerden farklı olarak tepe yönetime, alması gereken stratejik kararları daha sağlıklı alabilmesi için gerekli bilgi ve raporları, işletme standartları ve çalışma sistemleri bağlamında toparlayıp sunmasıdır aslında.

Bu amaç doğrultusunda incelendiğinde, ne yazık ki yönetim muhasebesi ile ilgisi olmayan, mevcut klasik raporlama ve çalışmaların, orta kademe yönetim ve resmi Muhasebe sistemi uygulamalarının, yönetim muhasebesi gibi sunulduğunu görmekteyiz. Rapor ve incelemeler rakamlardan ibaret ve tek boyutlu olarak önümüze konmakta ve yazılım sadece defter kaydı olarak kullanılmakta, bilgisayar fonksiyonsuz olarak işletilmektedir.

Kanımızca; Yönetim Muhasebesini rakamlardan oluşan tablolar sisteminden çıkartıp, stratejik karar alma mekanizmasının bir fonksiyonu haline getirmek ve yönetimin gereksinim duyduğu bilgi ve kaynakları en kısa sürede ve amaca uygun hazırlayıp yönetime destek vermesini gerçekleştirmek mümkündür. Kaldı ki yönetim muhasebesinin asli amacı da bu olmalıdır. İşletme yönetiminde başarı bağlamında; Yönetim Muhasebesi sisteminden yararlanılması ve bu çalışmalara dayanılarak doğru ve zamanında kararlar alınması büyük bir öneme sahiptir.

http://www.sonartr.com web sitesinden alıntıdır.

www.pargesoft.com Microsoft Dynamics AX ve NAV ERP Sistemleri Çözüm Ortağı

ERP Sistemlerinin Görülmeyen Maliyeti ?

72350_55x55_events_2

ERP sistemini kuran şirketler, bütçe yaparken bazı maliyetleri olduklarından daha az görmüşler bu nedenle bütçelerinde sapmalar oluşmuştur. Bu maliyetlerden bazıları şunlardır.

Eğitim; tecrübeli ERP kullanıcılarının en fazla ihmal ettikleri harcama kalemidir. Eğitim maliyetleri yüksektir çünkü kullanıcılar yeni yöntemler ve yazılım öğrenmek zorundadır. Daha kötüsü şirket dışından eğitim veren şirketler size yardım edemezler. Onlar kullanıcılara ne yapmaları gerektiğini söylerler belli, özel konuları nasıl işleyeceklerini göstermezler. ERP sisteminden etkilenecek olan iş fonksiyonlarını gösteren bir çizelge hazırlamak faydalı olabilir.

Muhasebe elemanı, ambar elemanı ile ayni ekranı kullanacak ve diğerini etkileyecek bilgileri girmek zorunda kalacaktır. Bunu doğru olarak yapabilmesi için karşı tarafın nasıl çalıştığını bilmesi gereklidir. ERP sistemi gelmeden önce herkes kendi sisteminde çalıştığı ve sistemi diğer birimler kullanamadığı için böyle bir gereksinme yoktu. ERP’den sonra ise bu zorunluluk ortaya çıktı.

Başta öngörülen eğitim maliyeti tutarını 2 veya 3 ile çarpın, gerçek rakama yakınlaşmış olursunuz.

Entegrasyon ve test etme; ERP paketi ve şirkette bulunan diğer yazılımlar arasında entegrasyon sağlamak sıkça ihmal edilen bir başka maliyet kalemidir. Çoğu şirket özel bazı yazılımlar kullanmaktadır. En basiti bir bar-kod okuyucudur. Bunun gibi sektöre özel yazılımlar kullanan şirketler mevcuttur. Daha karmaşık olarak e-ticaret ve tedarik zinciri yazılımı kullananlar vardır. Bunların hepsinin ERP sistemine bağlanması gerekmektedir. Bu köprü yazılımlarını ERP satıcısından satın alırsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Kendiniz yapmaya kalkışırsanız da başarısızlık söz konusu olabilir. Tavsiye edilen yöntem bir veri paketi hazırlayıp bunu sistem içinde dolaştırmaktır. Üretimden, ambara, ambardan muhasebeye oradan sevkıyata kadar tüm birimlerde bu veri dolaştırılıp tüm kullanıcıların katkısı alınarak sorunlar bulunup çözüm yolları keşfedilebilir. Entegrasyon nedeniyle oluşacak sorunlar burada ortaya çıkartılırsa çözüm bulmak daha az maliyet gerektirebilir.

Customization (ısmarlama yazılım); add-on yazılımları entegrasyon maliyeti konusunda sadece başlangıçtır. Daha maliyetli olan, şirketin kendisine uygun “ısmarlama” yazılımlarıdır. Bu ERP sisteminin sizin için yaşamsal öneme sahip bir işlevi yerine getirmediğini fark ettiğinizde başlar. Bu prosesi yazılıma eklemeye karar verdiğinizde dertler başlar. Ismarlama yazılım ERP’nin her modülünü etkiler, çünkü bunlar birbirine sıkıca bağlıdır. Dolayısıyla yapılacak bir eklemenin sistemde hasara yol açması büyük olasılıktır. Sistemin “upgrade” edilmesi de sorun yaratacaktır. Bu yaptığınız “ısmarlama” yazılımı yeni sürümde bir kez daha yapmak zorunda kalacaksınız ve ayni hataların tekrar oluşmasını izlemek zorunda kalabilirsiniz. Satıcı şirket size destek vermeyecektir. Bu iş için fazladan eleman tutmak zorunda kalacaksınız.

Veri transferi; mevcut sistemde mutlaka muhasebe, müşteri ve stok kayıtları vardır. Bunların yeni sistemde de olması zorunluluktur. Eski verilerin yeni sisteme transferi maliyetli bir işlemdir. Şirketler verilerinin uygun biçimde olmadığını ancak onları verinin tutarlı olmasını gerektiren ERP sistemlerine transfer ederken fark etmektedirler. Temiz veri bile bazı modifikasyondan geçmek zorunda kalabilir.

Danışmanlık; kullanıcılar kendi taahhütlerine uymadıklarını gördüklerinde danışmanlık ücretleri artmaktadır. Bunu önlemek için, danışman şirketin personeli eğitirken neyi hedeflediğinin ortaya çıkarılması gereklidir. Bu bir tablo halinde danışmanın taahhüdüne eklenirse, üst yönetimin kilit personel için verilen hedeflere ulaşıp ulaşmadığını anlaması kolaylaşır.

En iyi personelin şirketten ayrılması; ERP yazılımı çok karmaşık ve değişimler o kadar derindir ki personelin ancak bir kısmı bunun üstesinden gelebilir. Proje sona erdiğinde bu başarılı personel iş değiştirmeye kalkarsa bu şirkete ağır yıkım getirir. Bazı sektörlerde eleman sirkülasyonu fazladır. Bu sektörlerde eleman daha iyi maddi koşullar karşılığı şirketten ayrılıp başka şirkete geçebilir. Bu konuda baştan önlem alınması iyi olur.

Uygulama takımı ara vermez;
Birçok şirket ERP’ yi diğer yazılımlar gibi görme hatasına düşmektedir. Yazılım kurulur, çalışma ekibi oluşturulur ve herkes günlük işlerine döner. Fakat ERP kurulduktan sonra eve gidemezsiniz. Çalışma ekibi çok değerlidir. Bu ekip satış işlevini satış personelinden, üretimi üretim elemanlarından, muhasebeyi muhasebeciden daha iyi bilmek zorundadır. Şirketler ekip elemanlarının sadece bu işle uğraşmalarını isterler bu nedenle bunların günlük işlerini yapacak fazla zamanları kalmaz. Sistemin biran önce geri dönüşüm sağlaması için bu fazla mesai şarttır. Buda şirket bütçesine fazladan yük getirmektedir. Baştan hesaplanmazsa bütçe hedefleri tutmaz.

Geri dönüş beklemek; en fazla yanlış yapılan konudur. Diğer yazılımlarda kurulum yapılır, ekip kurulur ve herkes arkasına yaslanıp sistemin kendini amorti etmesini bekler. Ayni bakış açısı ERP için de söz konusu olunca sorunlar yaşanmaktadır. ERP sistemleri bir süre çalışmalı, iş fonksiyonlarında değişiklikler yapılmalıdır. Ancak ondan sonra sistemin faydası ortaya çıkacaktır. Biraz sabır gereklidir.

ERP sonrası depresyonu; Deloitte Consulting danışmanlık şirketinin yaptığı bir araştırmada, ERP kuran her 4 şirketten birinde verimlilik kaybı görüşlüğü saptanmıştır. Bunun nedeni insanların alıştıkları işi değişik şekilde yapmalarının getirdiği kayıplardır. İnsanlar alıştıkları ve deneyim kazandıkları işi başka şekilde yapmaya başlayınca paniğe kapılmaktalar ve verimlilikleri düşmektedir.

ERP, MRP, Kurumsal Kaynak Planlama, İnsan Kaynakları, Proje Yönetimi, Depo Yönetimi, Finans Yönetimi, Muhasebe Yönetimi, Bütçe Yönetimi, Servis Yönetimi, Müşteri İlişkileri Yönetimi. CRM, HRM, MRP II,

www.pargesoft.com Microsoft ERP Sistem Entegratörü 

Sorunsuz Bitirdiği Projeleriyle Başarımızı Gün Geçtikçe Siz Değerli Müşterilerimiz İle Paylaşıyoruz.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Bürosit Microsoft Dynamics NAV’a güveniyor.


Değişen ekonominin iki önemli unsuru, müşteri isteklerine yanıt verebilme ve mümkün olan en düşük fiyatı verirken bile karlı olabilme, konusunda Bürosit Microsoft Dynamics NAV’a güveniyor.  
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Ürün gamını sürekli geliştiren, müşterilerinden gelen farklı isteklere her zaman olumlu yanıt vermek isteyen Bürosit, bilgi teknolojileri altyapısını değiştirme kararı aldığında Microsoft Dynamics NAV’ı yakından inceledi. Oluşturdukları uzun vadeli stratejiye esnek altyapısı, değişen iş süreçlerine kolay uyumu ve kullanıcı dostu ekranları ile birebir uyan Microsoft Dynamics NAV, ihalelere daha hızlı ve istenen fiyat politikası ile teklif verme, değişen müşteri isteklerine hızlı uyum sağlama, maliyetleri detaylı takip etme ve etkin fason takibi yapma da büyük avantajlar sağladı.

Ticari Durum
Önemli bir otomotiv yan sanayisi olan ERMETAL Otomotiv A.Ş. bünyesinde başlatılan ergonomik ofis koltukları ile ilgili ar-ge çalışmaları, 1986 yılında Ermetal Grubu’na bağlı BÜROSİT markasının ortaya çıkmasını sağladı. Pazarda yavaş yavaş yerini almaya başlayan Bürosit, 1994 yılında test laboratuarını kurdu ve pazarda önemli bir yeri olan GS sertifikasını aldı. Bu kuruluş aşamasından sonra hızla büyüyen ve güçlenen BÜROSİT, 1995'te 10.000 m2'lik bir alana kurulmuş olan yeni binasına taşındı. 1997'de ise, gelişimin ve gücün somut sonuçlarını elde etmeye başladı. Auditorium, sinema koltukları ve yurt dışı için casino koltuğu, bar taburesi alanlarında global oyuncu olmak üzere yatırım yapan Bürosit, metal masa ayakları, çeşitli metal komponenti, plastik ve sac kalıpları üretimi yanında, nikel-krom kaplama tesisi de kurarak üretim alanını sürekli genişletti. 2005'te robot sistemiyle tam otomatik çalışır hale getirilen tesislerde, Avrupa Birliği normlarına uygun olarak arıtma tesisi yatırımı yapıldı ve çevreye zarar vermeden çalışılması sağlandı.

Bürosit istikrarlı bir şekilde büyümesine devam ederken, yaklaşık 4000 aktif malzeme ve mamul kodu ile, 390’dan fazla tedarikçi ve 100 bayi ile ticari ilişki içine girildi. Ayda 12,000 adet koltuk üretimini yönetmek için günde ortalama 100 iş emri açılmaya başlandı. Üretimin %50’si ihraç edilmeye başlandı. Büyüyen sistem sonucunda ürün kodlarını ve stoklarını takip etmekte yaşanan sıkıntılar, ticari ilişkilerin kontrol ve yönetilmesini sağlamakta karşılaşılan güçlükler ve gelişen teknolojiye uyum sağlamada ortaya çıkan engeller nedeniyle bilgi teknolojileri alt yapısının yenilenmesine karar verildi.

Çözüm
2006 yılında bilgi teknoloji altyapısını yenileme çalışmaları başlatıldı. Mevcut sistemleri Ermetal Grubunun ağırlıklı olarak faaliyet gösterdiği otomotiv sektörüne çok uygun olmasına rağmen, Bürosit gibi müşterilerinin ihtiyaçlarına göre konfigüre edilebilen ve sipariş bazlı üretim yapılan bir sistem için çok kullanışlı değildi. Ayrıca gelişen teknoloji ile artan entegrasyon ihtiyacını karşılamada bazı zorluklar yaşanıyordu. Ürün hakkında destek almakta da zorlanmaya başlanınca arayış hızlandı. Ermetal Grubu Bilgi İşlem Müdürü Sn.Erkan Yaman 2006 yılında Microsoft tarafından düzenlenen bir toplantıda Microsoft Dynamics NAV ile tanıştığını belirterek “Toplantı sırasında ürünü çok beğendik. Özellikle siparişe dayalı üretim modülü hoşumuza gitti. Üst yönetim ile görüşerek, yeni sistem kurulumunu hızlandırma kararı aldık” diyor.

Yeni sistem seçimi yapılırken Bürosit kendi için en önemli kriterler olarak:.

• Siparişe dayalı üretim desteği
• Kullanımı kolaylığı
• Kullanıcıların sisteme hızlı uyumu
• Sistemin de iş süreçlerine kolay uyumu
• Yerel desteği
• Mevcut teknolojisi ve ilerleyen teknolojiyi takip etme yeteneği
• Kullanıcı ve üst yönetim raporlama araçları


belirledi. Bu kriterlere göre ürün seçimini yapan Bürosit alternatifler içinde Microsoft Dynamics NAV’ın kendileri için en uygun çözüm olduğuna karar vererek projeyi başlattı.Proje ile birlikte Bürosit’te satış, pazarlama, satınalma, üretim, muhasebe, teknik servis ve siparişe dayalı üretim süreçleri; Bürosit tarafından üretilen ürünlerin pazarlamasını yapan Mobsit firmasında muhasebe, satış, pazarlama; gruba kalıp, aparat ve fikstür üreten Mobmetal firmasında ise satış, satınalma, üretim, muhasebe ve proje modülü kurulumları tamamlandı.

Faydalar :

Hızlı ve Güvenilir Fiyat Teklifi
Artan rekabet sonrasında müşteriler çoğu zaman en düşük fiyatla her türlü taleplerini karşılayan tedarikçi bulma konusunda zorlanmıyorlar. Bürosit’te müşterilerin her türlü talebini göze alarak, en doğru maliyet tahmini yapıp, karlı kalmayı sürdürerek en düşük fiyat verme konusunda Microsoft Dynamics NAV’ın tüm yeteneklerini kullanıyor. Örneğin bazı müşteriler hem nakliye giderinin daha az olması hem de gümrük yasalarında sağlanan bazı avantajlar nedeniyle, koltukları demonte isteyebiliyor. Bu durumda demonte ürün ağacı yapısı ve yeni fiyat hesaplaması eskiden Excel dosyalarında yarım gün süren bir işlemken, artık tek tuş ile bu maliyetler alınıp, fiyat teklifi verilebiliyor. Sn.Yaman “Özellikle kamu ihalelerinde ve acil ihtiyaçlarda hızlı teklif hazırlamak ve telefonla konuşurken bile teklif verebilmek büyük avantaj.” diyor. Ayrıca Sn.Yaman “Kısa ve orta vadede kur ve işçilik maliyet tahminlerine göre tüm ürünlerin maliyetlerini rapor olarak alabiliyoruz. Eskiden 4-5 saat süren işlemler şimdi en fazla 15 dakika sürüyor” diyerek tüm ürünlere farklı bakış açılarından maliyet simülasyonlarının yapılabildiğini belirtiyor.


Doğru Maliyetlendirme, Gerçek Karlılık
Konfigürasyon yönetiminden sonra en önemli ihtiyaç olarak, anlık fiili maliyet bilgilerine istenildiği anda ulaşabilmek öne çıkmaktaydı. Sn.Yaman ihtiyacı şöyle özetliyor: “Proje bazlı teklif verebilmek bizim için çok önemli. Müşterilerimiz standart koltuğumuz üzerine, krom kaplı kolçak isteyebilir. Bu durumda önce üretim açısından olabilirliğini inceleyip, sonra da maliyetini hesaplayıp, fiyat teklifimizi hazırlamamız gerekiyor”. Eskiden bu maliyet hesaplamalarını Excel dosyalarında hesaplamaya çalışırken, artık anlık maliyetler sistemde bulunduğu için, bir siparişin maliyeti daha sisteme girilirken görülebiliyor. İstenirse maliyet hesaplamalarında kapanmış son ayın ortalamaları, en son yapılan satınalmanın güncel fiyatları, tahmin edilen EUR ya da USD kurları, gerçekleşen son fiili işçilik maliyeti ya da ileriye yönelik verilen bir tahmin ile, maliyetler farklı açılardan incelenebiliyor. Hatta karlılık konusunda çok endişe oluşursa, nakliye türü, kromoaj işçilik maliyeti, kanape işçilik maliyeti, kargo tipi, nakliye edilecek yer bilgileri girilerek daha detaylı maliyet simülasyonu yapılabiliyor. Simülasyon sonrası yarı mamul, işçilik, nakliye, fason maliyetleri ayrı renklerle ekrana getirilerek, pazarlık aşamasında alternatif teklifler ile hem müşteri hem Bürosit için en uygun anlaşmanın yapılması destekleniyor.

Kolay kullanım
Ekranların alışık olunan Microsoft uygulama ekranlarına ve mantığına uygun olması, kullanıcıların programa hızlı uyumunu sağlıyor. Eğitim ve uyum sürecini çok kısaltan bu özellik sayesinde, firma içi görev değişiklikleri sonrası eğitim ihtiyaçları minimuma iniyor. “Ayrıca ekranların kullanıcılar tarafından Excel sayfaları gibi kolaylıkla düzenlenebilmesi sonucu çoğu zaman raporlamaya bile ihtiyaç duyulmuyor. Kullanıcılarımız aynı anda ekrandan istenen sorguyu alabiliyorlar. Bu da bizim üzerimize düşen rapor yükünü ortadan kaldırdı” diyor Sn.Yaman.

Değişen İş Modelleri ve Organizasyon Yapılarına Kolay ve Hızlı Uyum
Bürosit genelde bayiler aracılığı ile son kullanıcıya ulaşıyor. Bayiler de artan rekabet nedeniyle müşterilerinden farklı talepler alıyorlar ve bu taleplerin karşılanabilmesi için Bürosit ile ortak çalışıyorlar. Örneğin Güney Afrika’da faaliyet gösteren bayi müşterilerine kumaş seçimi yaptırabilmek ve sonrasında yerel üreticiler kadar hızlı teslimat yapabilmek için, Bürosit’ten kumaş kaplamasız ürün satın alıp, kendisi istenen kumaş ile kaplama yapmaya karar vermiş. Böyle bir iş modeline ürün ağaçlarını, fiyatlama ve sipariş sistemini geçirmek çok kolay olmuş. Sonrasında bu yapı diğer bayilere de önerilmiş ve bayilere rekabetçi bir avantaj sunulmuş.

Bürosit şu anda satış ve pazarlama organizasyonunda değişikliklere gitmek üzere. Eskiden pazarlama ve satışa hiç karışmayan Bürosit’in satış ve pazarlama faaliyetlerinde bulunması planlanıyor. Sn.Yaman “Organizasyon yapısı ve iş süreçleri nasıl değişirse değişsin, Microsoft Dynamics NAV üzerinde bu değişiklikleri yapabileceğimizi biliyoruz. Eskiden üst yönetim, sistem açısından uygunluk hakkında bizden yorum beklerdi. Artık üst yönetim de bizden yorum almıyor. Çünkü herkes Microsoft Dynamics NAV’ın istediğimiz gibi çalışabileceğini biliyor” diyerek bu değişikliklere hızlı uyum sağlayacaklarından emin olduklarını belirtiyor.


İç Süreçlerinde Verimlilik
Microsoft Dynamics NAV sonrasında Bürosit’in kendi iç süreçlerinde de verimlilik sağlandı. Muhasebe prosedürleri azaldı. Detay bilgiler olabildiğince lojistik modüllerinde tutularak, muhasebe hesap sayısı ve süreçleri kısaltıldı.

Bunun yanı sıra ithalat ve ihracat süreçleri Microsoft Dynamics NAV üzerine alınarak, buralarda oluşan maliyetler doğru ürünlere yansıtıldı ve muhasebe departmanının çok vaktini alan bu işlemler otomatik hale getirildi.

Ayrıca madde, müşteri, tedarikçi ve muhasebe kayıtlarında tüm veri ve işlemlerin boyut mantığı ile sorgulanabilir olması, departmanların farklı ihtiyaçlar ortaya çıktığında raporlama için harcadıkları zamanı tasarruf etmelerini sağladı.

Fason Takibi
Bürosit’in özellikle metal ayak kaplamalarında yoğunlukla kullandığı fason tedarikçiler ile malzeme ve işçilik takibi yapması çok kolaylaştı. Eskiden fason faturaların ilgili ürünlere dağıtılması zor ve hataya çok açık olmasına rağmen Microsoft Dynamics NAV ile, fasona gönderilen ürünler, orada yapılan işçilikler, kesilen faturanın ilgili ürünlere dağıtılması ve son maliyet içinde izlenmesi mümkün hale geldi.

Dış Sistemlerle Kolay Entegrasyon
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte firmalar, müşterileri, tedarikçileri ve destek hizmeti veren servis sağlayıcıları ile entegrasyon artmakta. Microsoft Dyanmics NAV ile birlikte, firma içinde kullanılmakta olan; koltukların izlenebilirliğini ve garanti süreçlerini takip eden barkod sistemi ile kolaylıkla entegrasyon sağlandı. Barkod sistemi ile tüm iş emirlerinin malzeme hareketleri ve garanti kayıtları tek bir barkod okuması ile gerçekleşebilmekte.

Aynı şekilde bankalardan tedarikçilere yapılan ödemelerde otomatik olarak Microsoft Dynamics NAV’a aktarılarak ilgili tedarikçi hesapları güncellenmekte. Bu tür otomasyonlar ile muhasebe departmanının yükü hafifletilerek, fazla mesai saatlerinde fark edilebilir düşüşler sağlandı.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
BAŞARI HİKAYESİ
Çözüme Genel Bakış
Müşteri Profili


Ticari Durum
1986 yılında kurulan Bürosit , istikrarlı bir şekilde büyümesine devam ederek, günümüzde yaklaşık 4000 aktif malzeme ve mamul kodu ile, 390’dan fazla tedarikçi ve 100 bayi ile ticari ilişki içine girildi. Ayda 12,000 adet koltuk üretimini yönetmek için günde ortalama 100 iş emri açılmaya başlandı. Üretimin %50’si ihraç edilmeye başlandı.

Çözüm
Yeni sistem seçimi yapılırken önemli kriterler olarak:.

• Siparişe dayalı üretim desteği
• Kullanımı kolaylığı
• Kullanıcıların sisteme hızlı uyumu
• Sistemin de iş süreçlerine kolay uyumu
• Yerel desteği
• Mevcut teknolojisi ve ilerleyen teknolojiyi takip etme yeteneği
• Kullanıcı ve üst yönetim raporlama araçlarını  

belirleyen Bürosit Microsoft Dynamics NAV’ın kendileri için en uygun çözüm olduğuna karar verdi.

İş Ortağı
Pargesoft

Yararlar
• Hızlı ve Güvenilir Fiyat Teklifi
• Doğru Maliyetlendirme Gerçek Karlılık
• Kolay kullanım
• Değişen İş Modellerive Organizasyon Yapılarına Kolay ve Hızlı Uyum
• İç Süreçlerde Verimlilik
• Fason Takibi
• Dış Sistemlerle Kolay Entegrasyon



BUMERANG