MRP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MRP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2012 Cuma

ERP nasıl uygulanır?


Stratejik bir zemin üzerine oturtulmuş ve kurumsal gerçekler ışığında yürütülen ERP projeleri çok daha hızlı, güvenli ve başarılı biçimde hayata geçirilebilir.

ERP çözümlerinin kurum içerisinde hayata geçirilmesi çoğu zaman uzun, sıkıntılı ve maliyetli bir süreç olarak görülür. Oysa ERP projelerinde bu sıkıntıların yaşanmasının en önemli nedeni, çözümün planlanmasından hayata geçirilmesine dek sürecin sistematik biçimde kurgulanmaması ve gerçekleştirilmemesidir. Diğer tüm kurumsal uygulamalar gibi ERP çözümleri de kurumun bütününe yayılan, süreçleri ve iş yapma sistemini etkileyen bir uygulamadır. Bu nedenle stratejik bir zemin üzerine oturtulmuş ve kurumsal gerçekler ışığında yürütülen ERP projeleri çok daha hızlı, güvenli ve başarılı biçimde hayata geçirilebilir.

Üst yönetimin kararlılığı ve inancı
ERP, kurumun iş süreçlerini barındıracak ve iş yapma biçimini etkiyecek bir yapı oluşturur. Bu nedenle ERP’nin gerekliliğine ve avantajlarının gerçekleştirilebilirliğine en üst düzey yönetimden başlayarak inanmak ve bu süreci desteklemek gerekmektedir. Birçok ERP projesi, üst yönetimin inanç eksikliği veya ilgisizliği nedeniyle stratejik bakış açısından kopmuş, zaman içerisinde başarısız sonuçlar ortaya koymuştur. Bu nedenle üst düzey yönetimin bu süreci sahiplenmesi, her noktada duyurması ve desteklemesi büyük önem kazanmaktadır.

İhtiyaçların ve hedeflerin belirlenmesi
ERP çözümünün kurumsal verimliliği artırması için en önemli gereksinim, kurumsal işleyişine uygun bir çözümün seçilmesidir. Bu nedenle kurumlar, ERP çözümlerini bir teknoloji olarak değil, insan-süreç-teknoloji bütünü olarak görmeli ve bu yönde hareket etmelidir. Bunun için öncelikle amaçlar ve geleceğe yönelik hedefler net biçimde ortaya koyulmalıdır. Ardından kurumun işleyişinin sistematiği çözümlenmeli ve süreçlerin yapısı belirlenmelidir. Bu süreçleri hedefler çerçevesinde değerlendirilmeli ve gerekli noktalarda süreçleri üzerinde değişiklikler veya çözümün değerini maksimize edecek düzenlemeler yapılmalıdır.

Proje Yönetimi yaklaşımı
ERP çözümünün kurumsal yapıya entegre edilmesi önemli bir süreçtir. Bu nedenle implementasyon sürecinin bir proje gibi görülmesi, uygun kişilerin sürecin doğru noktalarında sorumluluk almasının sağlanması, sürecin işleyişinin zaman ve bütçe olarak sürekli izlenmesi ve üst yönetime raporlanması, başarı şansını büyük ölçüde artırmaktadır.

Çözümlerin belirlenmesi
Hedeflerini ve beklentilerini ortaya koyan kurumlar, bu parametrelere en uygun çözümleri tespit edecektir. Farklı üreticilerin farklı bakış açılarına göre yapılandırılmış bu çözümler içerisinden üreticinin ve çözümün özellikleri farklı parametreler ışığında değerlendirilmeli ve en doğru seçim yapılmalıdır.

Çözüm hayata geçirilmesi
Bu aşama en sıkıntılı ve maliyetli aşamadır. Bu nedenle çözümü kurum içerisinde uygulayacak olan entegratörün doğru seçilmesi, kurum içerisinde bu entegratör ile işbirliği yapacak olan ekibin doğru kurulması ve implementasyon sürecindeki maliyet unsurlarının önceden tespit edilmesi büyük önem taşır.

ERP’nin propagandası
Üst yönetimin de desteği alınarak ERP çözümünün neden gerektiği, neler getireceği ve nasıl kullanılacağı konusunda pozitif bir iletişim ortaya koyulmalıdır. Her kurumda mevcut düzenin değiştirilmesine bir direnç olacaktır. Bu direnci en aza indirmenin yolu, sistemi kullanacak olan çalışanlara sistemin gerekliliklerini ve yapısını net olarak anlatmak, onların çözümün gerekliliğine inanmalarını sağlamak ve çalışanları projenin bir parçası haline getirerek desteklerini kazanmaktır. Bunun için de etkili iletişim ve eğitim faaliyetleri yürütmek gerekirse danışmanlık desteği almak yararlı olacaktır.

Çözümün sürekli güncel kılınması
Gerek değişen iş yapısı gerek teknolojik yenilikler gerekse ihtiyaçların değişimi, ERP çözümünün sürekli güncel ve yeni tutulmasını gerektirmektedir. Çözümün bu ihtiyaçlar çerçevesinde sürekli güncel kılınması, yatırımın geri dönüşü anlamında da önemli getiriler sağlayacak ve çözümden elde edilen değeri maksimize edecektir.

23 Ağustos 2012 Perşembe

Hücresel Üretim Sistemi HÜS


Üretim faaliyeti, geçmişten beri insanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu bir faaliyet halinde gelişmiştir. Tarihe bakıldığında aslında üretimin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmaktan çıkıp çağlar açıp çağlar kapatan bir olgu haline dönüştüğü görülebilir. İlkel insanın karnını doyurmak için avlanmaya başlaması ile birlikte insanın her ihtiyacı bir başka ihtiyacı gerektirmiş ve bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için ise çevrede bulunan kaynakların nasıl bu ihtiyaçlara doğru yönlendirileceği  sorusu insanın aklında yer etmiştir. Günümüze gelinceye kadar ihtiyaçlar çeşitlenmiş dolayısıyla mevcut kaynakların kullanımı hızla artmış ve sonuç olarak insanlar daha fazla üretmenin yollarını aramışlardır.

Üretim; ekonomik olarak, sınırsız kabul edilen ihtiyaçların karşılanabilmesi için mal veya hizmetlerin insanlara fayda sağlayacak duruma getirilmesi olarak tanımlanabilir. Ancak, üretimi yalnızca bu sınırlar içinde tutamayız. Çünkü, üretim başlı başına bir düşünce sistemi, bir yaşam biçimi niteliğindedir. Ancak, üretimin fayda sağlama niteliği, üretime hangi noktadan bakarsanız bakın ortaktır.
Üretime iş açısından bakacak olursak; bir işin faydalı hale getirilebilmesi için işi yapacak birisine ihtiyaç vardır. İşin sonucu olarak yaratılan değer üretimden başka bir şey değildir. Dolayısıyla, değeri yaratan kişi bu noktada önem kazanmaktadır.

Günümüzde, üretim ile iş ilişkilerinin en yoğun yaşandığı yerler işletmelerdir. İşletmeler, içlerinde işgücünün de bulunduğu çeşitli kaynakların birleştirilip insanlara sunulmak üzere mal veya hizmet çıktısı üreten yerlerdir. İşletmeler, ürettikleri ürünlerin teknik özelliklerine ve benimsedikleri anlayışlara göre belli bir üretim sistemi ile çalışmaktadırlar. Sahip oldukları donanınım tipleri, çalışanların tipleri ve üretmeyi hedefledikleri miktarlar bu sistemin seçiminde bir kriter olarak düşünülmelidir. Günümüzde müşteri isteklerinin farklılaşması ürün çeşitliliğinin artmasına sebep olmuş ve atölye tipi üretime (kesikli üretim) karşı eğilim arttırmıştır. Buradan hareketle grup teknolojisi yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Grup Teknolojisi (GT), orta çeşitlilik ve hacimdeki parçaların diğer üretim sistemlerine göre daha ekonomik olarak üretilebildiği bir üretim sistemi ve bilinen bir görevi gerçekleştirmek için verilen durum ya da nesnelerin özellikleri arasındaki yakınlıktan istifade eden bir felsefedir. GT'nin bir felsefe olarak anılmasının sebebi, bir görev ya da işin tasarım ya da gerçekleştirme aşamalarının her ikisini de içermesidir. GT'nin uygulanması, bir fabrikada kullanılan otomasyonun derecesine bağlı değildir; tamamen otomasyona dayanan bir fabrikada olduğu kadar elle üretim sistemine dayanan bir işyerine de uygulanabilir.

Hücresel Üretim Sistemi(HÜS), GT'nin atölye düzenine uygulanmasıdır. Hücresel üretim, bir ya da daha çok makinenin bir hücre olacak biçimde gruplandığı üretim tipidir ve gruplamalar, benzer süreçleri gerektiren parça aileleri için çalışma yapmak amacıyla gereksinim duyulan işler aracılığıyla belirlenmektedir. Bu tekniğin kullanılması için, benzer süreçleme özelliklerine sahip olan parça grupları olması, dahası; bu parça gruplarının benzerliklerinin belirlenmesi gerekir.
HÜS içerisinde iki zorunlu ön koşul mevcuttur: Bunlardan biri yönetim desteği bir diğeri ise işgücünün bilgilendirilmesi ve katılımıdır. HÜS içerisinde özellikle işgücünün çok önemli bir yeri vardır. Wemmerlöv’ün “ Hücreler için dört bakış açısı vardır: kaynak, uzaysal, dönüşümsel ve organizasyonel perspektifler. İlk perspektif olan kaynak perspektifi; insan ve teknik kaynaklardan oluşur ve bunlar hücrede yapılan işe adanmışlardır”  sözü işçinin önemini vurgulamaya yetmektedir.

ÜRETİM SİSTEMLERİ
Atölye Tipi Üretim Sistemi
Bu tarzın ayırt edici özelliği genellikle, bir mamulden bir defada az miktarlarda ancak, farklı sayıda mamullerin üretilmesidir. Başlıca özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
· 1 Esneklik,
· 2 Çeşitlilik,
· 3 Kalifiye çalışanlar,
· 4 Yüksek dolaylı işçilik,
· 5 Yüksek manuel malzeme aktarımı

Akış Tipi Üretim Sistemi
Daha büyük miktarlarda üretilen ürünler için kullanılan bir sistemdir. Belirli
bir mamulün üretimine ayrılan özel teçhizattan yararlanılmaktadır. Üretimle ilgili becerilerin çoğu, operatörlerden makinelere aktarılır; bunun sonucu olarak, emeğin kullanım düzeyi atölye tipinden daha düşük olabilmektedir.

Proje Tipi Üretim Sistemi
Bu tip sistemde, bir mamulün büyüklüğü ya da ağırlığı nedeniyle üretim sırasında sabit bir konum veya yerde bulunması zorunlu olabilir. Bu sistem zorunlu olarak, geniş çaplı karmaşık proje için tüm bileşenleri oluşturan bir atölye sistemi gibidir ve buna göre işlevsel hale getirilmiş bir üretim sistemi özelliğine sahiptir.

Sürekli Proses Tipi Üretim Sistemi
Bu sistemde girdi, kendisini çıktıya dönüştüren bir dizi doğrudan birbirine bağlı süreç/işlemden geçer. Kesikli parçalar ele alınmadığı için, genellikle kimyasal üretim dışında göz ardı edilmektedir.
Aşağıdaki çizelge geleneksel üretim sistemlerini karşılaştırmalı olarak göstermektedir.

17 Ağustos 2012 Cuma

ERP Sisteminin Sahip Olması Gereken Özellikleri


Bir imalat sisteminin gereksinimlerine ek olarak ERP müşteri-sunucu dağıtılmış bilişim sistemi mimarisi , RDBMS , nesne yönelimli programlama gibi çeşitli teknolojik uygulamaları gündeme getirir. ERP Sistem çözümleri , üretim , dağıtım, finans , bakım ve servis , nakliyat ve proje yönetimi gibi çok çeşitli iş alanları için geliştirilmiştir. Bir şirkette görünürlüğü ve tüm şirketteki tutarlılığı sağlamak için kusursuz bir entegrasyon (bütünleşiklik ) şarttır.

Bir ERP sistemi , stoka imalat, siparişe göre montaj ,  ve siparişe göre mühendislik hizmetleri gibi farklı imalat ortamlarına etkinlikle uyabilmelidir. Müşteri Siparişi Ayırma Noktası (Customer Order Decoupling Point- CODP) bu bahsedilen üç imalat ortamında bir arada olmalarına imkan verecek şekilde esnek olmalıdır. Buna bir örnek olarak Godrej & Boyce Mfg.Co. firmasını verebiliriz; Bu firmanın bahsedilen bu üç ortama da yayılmış işleri vardır .Tabii bir ürün ürün ömrü boyunca bir guruptan diğerine geçebilir.

Sistem hem kesikli hem de proses (süreç) imalat senaryolarına uyabilecek kadar tam olmalıdır. Bir şirketin başarısı, bütün tedarik zinciri boyunca hızlı ve doğru bilgi akışına bağlıdır. Bu ERP sistemlerinin, satışlar, muhasebe , mühendislik, planlama, envanter yönetimi, üretim, satın alma, dağıtım planlaması ve harici nakliyat gibi bütün sahalarda işlev görmesini gerektirir. Elektronik Veri Alışverişi (EDI) , ticaret ortakları arasındaki iletişimi hızlandırmada önemli bir araçtır.

Gittikçe daha fazla şirket uluslar arası olmakta ve boyutlarını küçültmek ve ademi merkeziyetçiliği (yerinden yönetim) sağlamaya eğilmektedir. ABB ve Northern Telecom bütün dünyaya yayılmış işleri olan firmalara örnektir .Bu şirketlerin işlerini etkinlikle idare edebilmeleri , ERP sistemlerinin çok merkezli yönetim yeteneklerine sahip olmaları ile mümkün olur. Organizasyonun yönetim ve finansal muhasebe ihtiyaçları karşılanmalıdır. Şirket bilgilerinin doğruluğunun ve geçerliliğinin sağlanabilmesi için esneklikle beraber merkezi ve merkezi olmayan muhasebe fonksiyonlarına sahip olunması şarttır.
Büyük ölçekte ve karmaşık girişimlerde bulunan firmalar için maliyet düşürücü proje yönetimi , proje planlaması ve proje kontrolü için uygun araçları olmalıdır .Satış sonrası hizmetler izlenebilmeli ve dikkatle yönetilmelidir . Üst yönetimin organizasyonlarının sağlığını gözleyebilmeleri ve anahtar alanlarda performanslarını analiz edbilmeleri için derin inceleme yetenekleri olan bir EIS’e (Atılım Bilişim Sistemi) ihtiyaç vardır.

ERP  Sistematiği
Çok sayıda tedarik,  üretim,  dağıtım merkezinin eşgüdümlü olarak planlanması bir noktaya kadar merkezi planlama yapılmasını,  bu noktadan sonra MRP II ve ”Dağıtım Kaynakları Planlaması” (Distribution Resources Planning – DRP) sistemleri ile temel merkezi planlama yapılmasını gerektirmektedir.
Satış noktası ve dağıtım merkezleri zinciri içinde toplanan müşteri sipariş ve satış tahmini bilgilerinin DRP sistemi ile toplanması,  toplanan bilgilere göre ERP sistemi ile tüm dağıtım,  üretim ve tedarik merkezleri bazında “Kaba Kapasite Planlaması” (RoughCut Capacity Planning – RCCP) yapılması ve bu aşamada,  söz konusu merkezlerin birbirlerine verecekleri bilgi,  işgücü,  makina,  malzeme,  enerji vb. kaynak desteklerinin belirlenmesi ve bu merkezler bazında saptanan dağıtım,  üretim ve tedarik ana planlarının,  MRP II ve DRP sistemleriyle ve temel merkezi şekilde ilgili olduğu merkezde yapılması gerekmektedir. (Durmaz,  1999)
İşletmenin farklı fabrikalarında farklı üretim tipinin bulunması yazılımın tüm fabrikalara uyacak şekilde esnek olmasını gerektirmektedir. üretim tiplerini aşağıdaki şekilde sınıflandırabilmekteyiz : (Esen,  1999)
  • Stok için Üretim : Müşterinin anında almak istediği,  standart tiplerde olan
ürünlerin üretimidir. Bu nedenle stok miktarların yüksek olan bir üretim tipidir. Emniyet stokları seviyesi ve satış tahmini çalışmaları önem arz eder. “Kitle Üretimi” (Mass Production) söz konusudur.
  • Siparişe Göre Son İşlemler Üretimi : Standart modeller üzerinde müşterinin
istediği aksesuar,  boya,  ambalaj vb. son işlemlerin gerçekleştirildiği üretimdir. Böylece müşteri ihtiyaçlara uygun olarak ve kısa sürede çok sayıda ürün tipi üretilebilmektedir.
  • Siparişe Göre Üretim : Spesifik müşteri siparişleri doğrultusunda uyarlanmış
ürünler üretilmektedir. Ayrıca,  stokta tutabilmek için,  fazla pahalı ürünler uzun ön sürelerle üretilmektedir. Bu ürünlerin üretiminde kullanılan malzemeleri,  yalnızca kesinleşmiş sipariş için satın alınırlar. Ürünler genellikle yarı uyarlanmış ve düşük satış hacimlerine sahip pek çok değişkeni olan tasarımlardır.
  • Siparişe Göre Tasarım : Müşteri siparişleri doğrultusunda çözümler üretilir.
Müşterilerin kendilerine özgü ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde uyarlanmış ürünler geliştirilir. Müşterinin siparişi verdiği zaman ile teslimat zamanı arasındaki süre oldukça uzun olabilir.
Üretim tiplerindeki bu farklılıklar kaynak planlaması çatışmalarını etkiler. Örneğin; Son Montaj Programı (Final Assembly Schedule - FAS) ile Ana Üretim Programı (Master Production Schedule - MPS) stok için üretim tipi için aynı iken,  diğer üretim tipleri için farklıdır. MPS,  ikinci üretim tipinde son işlemlere kadar belirlenebilirken,  üçüncü üretim tipinde ancak standart malzemeler için oluşturulabilir. FAS,  ancak sipariş geldikten sonra yapılabilir.

7 Ağustos 2012 Salı

Microsoft Dynamics AX Mobil İş Çözümleri


Microsoft Dynamics AX’in mobil çözümleri, iş iletişiminizin yirmi dört saat açık kalmasını sağlar

Uzaktayken de ofiste kullandığınız aynı iş alanı uygulamalarına erişebilmek birçok şirket için bugün çok önemli bir bileşendir. Bu uygulamalara mobil erişim eskiden bir rekabet avantajıydı şimdi bir iş zorunluluğu. Sahada satış, mobil çalışanları, mobil servis teknisyenleri veya destek personeli bulunan kuruluşlar için Microsoft Dynamics AX ve Windows Mobile platformuna dayanan bağlı mobil çözümler daha büyük verimlilik sağlar, yeni iş fırsatları sunar, yüksek verimlilik sağlar ve maliyetleri düşürür. 
Microsoft Dynamics AX için mobil çözümler, tanıdık, esnek ve mali açıdan cazip mobil çözümler platformu sağlar ve aşağıdakileri gerçekleştirmenize olanak verir:
Sınıfının en iyisi mobil çözümlerle Microsoft Dynamics AX’in kapsama alanını genişletin.
  • Lider sistem entegratörleriyle iş ortaklığı kurun.
  • Tanıdık platformlar üzerindeki araçları kullanarak mobil Microsoft Dynamics AX uygulama geliştirmesini hızlandırın.
  • Yüksek düzeyde esnek, kapsamlı Windows Mobile tabanlı aygıt seçeneklerinden seçin.

Microsoft Dynamics AX Mobile Sales, sipariş almayı sezgisel ve kolay hale getirir
Microsoft Dynamics AX Mobile Sales, Microsoft Dynamics AX’in ilk mobil uygulamasıdır. Microsoft Dynamics AX Mobile Sales’teki Rol Odaklı deneyim, görev odaklıdır ve saha satış temsilcileri ve uzaktaki konumlarda çalışması gereken diğer mobil çalışanlar için ideal bir çözüm sağlar. Sahada satış temsilcileri ziyaretleri planlayabilir, ilgili satış bilgilerini inceleyebilir ve ofis dışındayken sipariş oluşturabilir. Mobil çalışanlar, günlük etkinlikleri hakkında tam bir görünüm elde etmek için doğrudan uygulama içinden Microsoft Pocket Outlook’un takvim ve görev işlevlerini kullanabilir. Uygulama, Windows Mobile tabanlı aygıtların gücünü kullanır ve mobil kullanıcıların günlük iş görevlerinde daha verimli ve etkili hale gelmesini sağlar.
Microsoft Dynamics AX Mobile Geliştirme Araçları
Microsoft Dynamics AX Mobile Geliştirme Araçları, Microsoft iş ortaklarının Microsoft Dynamics AX çözümleri için mobil uygulamalar geliştirmesini ve özelleştirmesini sağlar ve kullanıcılarının mobil ortamlardan faydalanması için işlevlerin kapsamını genişletmeyi kolaylaştırır.

2 Ağustos 2012 Perşembe

Etkili Bir Tedarik Zincirine Giden Yol


Bilginin entegrasyonu tedarik zincirindeki ilk aşamadır. Karar verme ve yürütme arasında sıkı bir bağ da verimli bir tedarik zinciri için vazgeçilmez bir unsurdur. 


Günümüzün bilişim teknolojileri, tedarik zincirindeki tüm üyelerin arasındaki bilgi akışını mümkün kılarak. iletişim engellerini yıkmaktadırlar. Bu teknolojilere en erken geçenler yavaş yavaş herkesin boy göstereceği pazarda kendilerine bir yer edinmişlerdir. Başarılı işletmeler, yüksek performanslı tedarik zincirine giden yolu dikkatlice adım adım takip etmeleri gerektiğinin farkındadırlar. 


Bu adımlar şunları içerir:


a) İş uygulamalarını tamamen otomatize ve optimize ederek yönetimde mükemmelliğe ulaşmak.

b)  Teşebbüsü tedarik zincirinin tum üyelerini kapsayacak şekilde genişletmek.

c) Ortak bir bilgi temeli oluşturmak üzere iş sistemlerini müşteri tedarikçi ve ortakların sistemleriyle entegre etmek,

d) Değişikliklere karşı duyarlılığını artırmak için gerçek zamanlı karar destek sistem geliştirmek

e) İş süreçlerinin optimize edilebilmesi için çalışanları, satıcıları ve tedarik zincirinin diğer üyelerini eğitmek

f) Evrensel iş konularıyla başa çıkabilecek bir firma yaratmak ve yönetmek için taahhütte bulunmak.

Değişimin cevaplarını ve karar vermeyi etkileyen faktörleri arayan firmalar artık eski sınırları içerisinde kalamazlar. Cevapların pekçoğu genişletilmiş teşebbüste yatmaktadır. Genişletilmiş teşebbüs firmanın tedarik zincirinin tüm üyelerini kapsar. Bunlar firma içindeki farklı birimler tedarikçiler ve bunların satıcıları; müşteriler ve bunların müşterileri ve hizmet sağlayıcılardır. İnternet gibi düşük maliyetli iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla, eskiden ancak en büyük firmaların ulaşabildiği entegrasyon düzeyi şimdi en küçük firmalar için de mümkündür.

Siparişe göre üretim yapan tipik bir bilgisayar firmasının tedarik, zincirini gözönüne alalım. Tüketiciler firmanın internet sayfasına girip arama yaparak, kendi ihtiyaçları ve bütçelerine uygun makinalara karar verirler. Müşteri sipariş verdiği an teslim tarihinin ne olacağını öğrenir ve bir teyit numarası alır. Müşteri hiçbir baskı, hissetmeden alışveriş yapabilir ve ürünün tam olarak ne zaman eline geçeceğini bilir.

Üretici firma da bu durumdan fayda sağlamaktadır. Siparişlerin doğrudan müşteriden toplanması nedeniyle, kendi iş süreçlerinde kullanmak üzere çok değerli satış noktası bilgilerine gerçek zamanlı olarak ulaşmaktadır. Üretim  departmanı tam olarak ne  üreteceğini,  satınalma  da  ne  sipariş  edeceğini  bilir. Pazarlama departmanı da belirli bir programın başarısını ölçebilir.

Bu senaryo bir adım daha ileriye götürüldüğünde, bilginin doğrudan parça tedarikçilerinin ve tamamlanmış mal distribütörlerinin sistemlerine gittiği senaryo elde edilecektir. Kısaca, eğer firma sadece kendi süreçlerini otomatize etmekle kalmayarak, bunları tedarik zincirindeki diğer üyelerin otomatize edilmiş süreçleriyle entegre ederse, bugünün hızla değişen pazar koşullarıyla zincirdeki firmalar hep beraber mücadele edebilirler.

Bilginin entegre edilmesi birçok işletmenin iş süreçlerini iyileştirme çabasının temelinde yatmaktadır. Modern ERP sistemleri, organizasyona, süreçlerini planlama, kontrol etme ve izleme olanağı sağlamak üzere tasarlanmışlardır. İletişim için standart mekanizmalar kullanarak, paylaşılan bilginin ne anlama geldiği hakkında genel bir anlayış geliştirerek ve verilere ulaşmak için bir dizi kural oluşturarak, ERP sistemleri yüksek seviyede entegrasyon sağlamaktadırlar.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

KOBİ sahipleri ve "dinamik bilginin" değeri


Dr Rüştü BOZKURT / İşletme Yönetim Uzmanı
Hepimiz "bilgi-odaklı iş" yapmadan, değil uzun dönemli geleceğimizi, ortak ve kısa dönemli geleceğimizi bile güven altına almanın güçlüklerini biliyor ve anlıyoruz.
Bilgiyi, geçmişe dönük "durağan bilgiler" ve geleceği inşa etmenin "dinamik bilgileri" diye ayırmalıyız.
Geçmişin deneyim ve birikimini yansıtan bilgiler çok gereklidir. Biz insanlar, geçmişimizi iyi analiz edersek, çıkaracağımız derslerden, geleceği inşa etmede yararlanırız.
Bütün KOBİ'lerin bir geçmişleri, geçmişte kazandıkları deneyim ve birikimlerin zihinlerinde kristalleşen yargılar vardır; olmalıdır.

Asıl önemlisi, geçmişin durağan bilgilerine saplanıp kalmamaktır. Geçmişteki başarılarımızı da, başarısızlıklarımızı da aşırı değerlendirmeyelim. İşin sırrının "dengede" olduğunu hiç unutmayalım.

Geleceğimizi güven altına almanın "dinamik bilgisi" nasıl üretilir? Bir KOBİ sahibi ya da yöneticisi bu konuda neler yapmalıdır?

Öncelikle dünya genelinde her şeyi ve hepimizi etkileyen "genel eğilimler" hakkında bilgiye ve fikre sahip olmalıdır:

•Bilgi Toplumu aşamasının ne anlama geldiğini zihninde netleştirmelidir.
•Göçlerin ve kentleşme sürecinin, iş hayatımız kadar kişisel hayatımızın nasıl etkilediğine kafa yormalıdır.
•Ekonomide güç merkezi kaymasının olası etkileri hakkında düşünmüş olmalıdır.
•Tüketici değer, beklenti ve davranışlarının ne yönde geliştiğini merak etmiş olmalıdır.
•Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin hızını, iş süreçleri ve işgücü profillerini nasıl değiştirdiğini gözlemelidir.
•Teknolojiye kolay erişebilirliğin üretimin mekansal dağılımını yeniden biçimlendirmesi üzerine bir fikre sahip olmalıdır.
•Sınırlı şeffaflıktan sınırsız şeffaflığa geçişi geçiş sürecinin etkilerini anlamak için zaman ayırmalıdır.

Denebilir ki, bir KOBİ sahip-yöneticisinin günlük çek, senet, ücret ödemesi, malzeme alımı, alacakların tahsili gibi çetrefil bir dizi işi varken, sözünü ettiğimiz eğilimleri anlama konusuna ayıracak zamanı var mıdır?

O zaman herkese şu soruyu yöneltmek isterim: Siz, çek, senet, risk sermayesi, banka kredisi, alacaklar, vadeler vb. güne fazlaca saplanıp kalırsanız, genel eğilimlerin etkileri iyice belirgin hale geldiğinde alacağınız tedbirlerin maliyeti daha yüksek olmaz mı?

"Dinamik bilgi" geleceğimizi biçimlendirecek temel eğilimlerin içinde saklıdır. Biz o eğilimleri kavramalıyız ki, kendi sektörümüzü ve iş alanımızı doğru tanımlayabilelim, gelişmeleri betimleyebilelim ve belirleyelim.
Demiyorum ki, krediniz, enerji maliyetiniz çekiniz, senediniz, vade, döviz kurunuz, vergi oranınız vb... önemsizdir... Demiyorum ki, banka ilişkilerinizi ihmal edin. Değişik destekleri yakın izlemeyin anlamında da bir şey söylemiyorum.

Diyorum ki, günlük sorunlar işlerin yarısıdır; diğer yarısı, geleceği biçimlendiren genel eğilimlerin kavranması, varsayımların sorgulanması, geleceğe taşıyacak zihni modellerin oluşturulmasıdır.
Bazılarına söylenenler çok "teorik" gelebilir... Unutmayalım ki, ciddi bir teori olmadan, tutarlı bir pratik asla olamaz... Bilginini değerlisi gelecek yaratan dinamik bilgidir.

Kaynak  : http://www.istekobi.com.tr web sitesi

11 Haziran 2012 Pazartesi

ERP Sistemlerinde Optimum Stok Yönetimi

MALZEME MİKTARI İLE İLGİLİ SORUNLAR

Sanayi işletmelerinin kullandıkları malzemenin çeşitleri kimi kez binlerce kaleme ve eldeki malzeme stoklarının değeri de milyarlarca liraya varabilir. Bu nedendir ki sadece imalat esnasında kullanılan malzemenin cinsi değil, malzemenin elde bulunması gereken miktarı da önem gösterir. Ortaya çıkan sorunlar;

1. Sürekli ve alakasız bir üretime olanak verebilmek için gerekli tür ve nitelikte malzemeden elde yeterli miktarda bulundurmak

2. Eldeki stoklara olabildiği kadar az sermaye bağlamak

3. Eldeki malzemeyi zaman ve emek bakımından en kolay kullanılabilecek biçimde güvenlik içinde bulundurmak.

Sıralanan sorunlar kısmen üretim bölümünü, kısmen de yönetim ve finansman servislerini ilgilendirir. Bir sanayi işletmesinde üretimden sorumlu olanların amacı, imalat programının aksaksız olarak gerçekleştirilmesidir. Buna göre malzeme eksikliğinden üretimin aksaması gibi bir sorunu ortadan kaldırmak için üreticiler her malzemeden olabildiğince fazla elde bulundurulmasını isterler. İşletmede finansman bölümünün amacı ise işletmenin faaliyetlerini en az sermaye bağlayarak gerçekleştirmektir. Bundandır ki finansman bölümü çalışanları stokların gereksinimi karşılayabilecek en düşük düzeyde tutulmasını isterler. Bu iki zıt görüşü birleştirmek amacı ile işletmecilikte “Stok Kontrolu” son yıllarda büyük önem kazanmış ve bu alanda matematiksel yöntemler ve bilgisayardan geniş çapta yararlanılmıştır.Ve bu amaçları gerçekleştirebilmek için, başvurulabilecek başlıca önlemler;

1. Her şeyden önce satış ve üretim kısımları arasında eşgüdüm sağlanmalıdır. İşletmenin “üretim planı” yapılan satış tahminleri doğrultusunda hazırlanmalı. 
2. Hangi mamullerden ne miktarda üretileceği kararlaştırıldıktan sonra, programı gerçekleştirmek için gerekli malzemenin cins, miktar ve tedarik zamanı ile ilgili “malzeme tedarik planı” yapılmalıdır. 
3. Satın alma işleri bir merkezden ve düzenli yürütülmeli, fiyat bakımından en uygun koşullar sağlanmaya çalışılmalı. 
4. Malzemenin güvenli ve imalata kolay varabilecek bir şekilde bulundurulması sağlanmalıdır. Kullanım ve stok miktarı hızlı ve sağlıklı kontrol edilmeli.

OPTİMAL SİPARİŞ MİKTARI
Bir malzemeden bir seferde ne miktarda satın alınması halinde işletme için en az maliyet olacağı konusu literatürde “optimal sipariş miktarı” olarak geçer. Bu sorun yalnızca dışarıdan malzeme satın alınması değil, işletmede imal edilecek bir mamulün parti ve seri büyüklüğünün saptanması için de söz konusu olur. Konu şu sorularla daha iyi açıklanabilir. Bir malzemeden ufak partiler halinde, fakat bir zaman zarfınsa bir çok kez sipariş vermek mi daha uygundur. Yoksa bir seferde örneğin bütün bir yılın gereksinimini karşılayacak miktarda malzeme sipariş etmek mi daha hesaplıdır.

ÇOK STOK BULUNDURMANIN MALİYETİ

1. Çok stok için daha büyük bir depo yerine ihtiyaç olduğundan, depo kirası ve depo binası amortismanları çok olur.

2. çok stok çok sermaye bağlamasını gerektirdiğinden, faiz maliyetleri yükselir.

3. Büyük stoklar fiziki bakımdan bozulabileceği gibi faiz bakımından da değer kaybına uğrayabilir. Karşılaşılabilecek rizikolar için ödenen sigorta primleri de maliyeti artırır.

4. Büyük stoklar, stok bulundurma ve kayıt işlemleri için daha çok eleman, malzeme ve enerji maliyetleri gerektirebilir.

AZ STOK BULUNDURMANIN MALİYETLERİ

1. Az stok bulundurmak ufak partiler halinde fakat çok sayıda sipariş vermek demek olacağına göre, sipariş, nakliye ve depolama işlemleri maliyetleri çok olur.

2. Yetersiz stok yüzünden üretim aksayabilir ve bu aksamalar maliyete katma değer sağlar

3. Üretim aksaması dolayısıyla satışlar da azalacağından, satışlardan beklenen katkı da düşer

4. Üretim ve satış akaklıkları yüzünden kaybedilen müşteriler, işletme için bir “goodwill” veya firma değeri kaybı olur

STOK BULUNDURMA (STOKLAMA) MALİYETİ
Çoğunlukla belirli bir yüzde veya birim başına belirli bir tutar olarak kabul edilen bu maliyetlerin ortalama stok için yapılan faiz, kira, sigorta, v.s. gibi bütün maliyetleri içine aldığı varsayılmaktadır. Ortalama stok olarak sipariş miktarının ½’si temel alınmaktadır.

SİPARİŞ MALİYETLERİ Bir siparişin verilmesinden depoya girmesine kadar geçen her türlü yazışma, tesellüm, kontrol ve kayıt maliyetleri “sipariş maliyeti” olarak tek bir tutar biçiminde belirtilmektedir. Pratikte belirli bir hesap dönemi içerisinde katlanılan bu tür maliyetlerin sipariş sayısına bölünmesiyle ortalama bir sipariş maliyeti hesaplanmaktadır. Optimal sipariş miktarını bulabilmek için, yukarıda sözü geçen iki maliyetin toplamının en az (minimum) olması gerekmektedir.

STOK KONTROLU Stok kontrolünün en önemli sorunlarından biri olan optimal sipariş miktarı konusu yukarıda incelendikten sonra, bu kontrolle ilgili diğer bazı sorunlarda aşağıdaki gibidir.

a) En az stok miktarı Herhangi bir hammaddeden elde en az ne miktarda bulunması gerektiği özellikler şu faktörlere bağlıdır.
Günlük kullanımı
Tedarik süresi
Emniyet stoku ihtiyacı
Bir malzemeden günlük kullanım miktarı ne kadar çok ve bu malzemenin tedarik süresi ne kadar uzun olursa, elde o kadar çok stok bulundurmak gerekmektedir.

b) Stok miktarının izlenmesi Çeşitli malzeme için en az stok miktarı saplandıktan sonra, eldeki stokların fiilen bu miktarların altına düşüp düşmediğini sürekli olarak izlemek ve kontrol etmek gerekir. Bu konuda uygulanan birkaç yönteme kısaca değinmekle yetinelim. ABC Yöntemi: sanayi işletmelerinde az veya çok kullanılan

18 Nisan 2012 Çarşamba

Tedarik Zincirinin Doğası ve Amaçları

Tedarik zinciri, bilişim teknolojisinin, sürekli büyüyen fabrikalar, dağıtım merkezleri, depolar, malzeme tedarikçileri ve dağıtım kamyonları ağının otomatik zeka kazanmaları için kullanılması şeklinde tarif edilebilir. Zincir, hammaddenin yeryüzünden çıkarılmasından başlar ve ürün tekrar kullanıldığında veya atıldığında sona erer.

Tedarik zincirindeki yönetim taktiği aradaki teşebbüs ve operasyonları yönetmektir: tedarikçilerden müşterilere, malzeme satınalmadan ürün tasarımı ve tüketici sonrası yeniden kullanıma, depolamadan dağıtıma ve muhasebeye. Tedarik zincirinin bu kadar karmaşık olmasının nedeni, bazı istisnalar dışında hiç kimsenin veya hiçbir departmanın yukarıdaki elemanların tümü hakkında sorumluluk veya bilgi sahibi olmamasıdır. Bu karmaşıklığa rağmen, tedarik zincirinin entegre edilmesinden sağlanan faydalar cezbedicidir.

Bu komplike ilişkileri yönetmek için bir yığın bilişim teknolojisine ihtiyaç vardır barkod tarayıcıları, elektronik veri değiş-tokuşu (EDI), uzman sistemler ve simülasyon yazılımları. Bilgi ve bilişim teknolojileri tedarik zinciri treninin lokomotif gücüdür. İlke, stokların bilgi ile yer değiştirmesidir. Tedarikçi ve müşterilerle iyi ilişkiler kurma sanatı, eski satınalma ve muhasebe fonksiyonlarını yeniden yapılandırma ve işlevler, hatta işletmeler arası ekipler kurabilme yeteneği de en az adı geçen teknolojiler kadar önemlidir.
Tedarik zincirindeki herbir oyuncunun amacı, en yeni bilgiyi zincirdeki diğer firmalara iletmek ve bu şekilde daha mükemmel arz ve talep dengesi sağlamaktır. Tedarik zincirinin kısa vadeli amacı gereksiz stokları ortadan kaldırmak ve üretim ile müşteriye cevap verebilme hızını artırmaktır. Uzun vadeli stratejik amaç ise, müşteri beklentilerini doğru yerde teslim edilmiş doğru ürünle karşılamak, bu şekilde pazar payını ve karları artırmaktır. Tedarik zinciri için ürünü kaynağından tüketim noktasına en  kısa zaman ve en düşük maliyette götürmek esastır.
Tedarik zinciri optimizasyonuna katkı sağlayan uygulama yazılımları, tahmin etme, müşteri etkileşimli yazılımlar, ileri planlama, dağıtım yönetimi, üretim planlama, depolama, ulaştırma planlaması ve tedarik zinciri optimizasyonu unsurlarını içermektedir. Bu yazılımlar yöneticilere en tecrübeli olanlarının dahi önsezileriyle öngöremeyecekleri fırsatları bulmalarına yardım ederler.
Tedarik zincirinin temel faydası, firmanın tüm aktivitelerini içerecek şekilde planlama yapılabilmesi ve bu planın zaman içinde ayarlanarak sonuçların optimize edilmesidir. Ancak bunu yapabilmenin ön koşulu, ayrı süreçlerin verilerini birleştirebilen bir altyapının olmasıdır: farklı tedarikçilerden sağlanan malzemeler, dünyanın farklı yerlerinde üretilen ürünler ve binlerce değişik şekilde paketlenen ve nakledilen çıktılar.
Stratejik Tedarik
1980'li yıllardan beri işletmeler satıcı tabanlarını daraltmaya çalışmışlardır. Stratejik temin kavramının amacı, parça numarası veya ERP sisteminden bağımsız olarak, aynı parçaya ait birçok siparişi belirleyebilmektir. İlk olarak, satın alınan parçalar şekil, uygunluk ve fonksiyona göre analiz edilir ve sınıflandırılır. Örneğin  firmanın satın aldığı her vida, metal tipi, uzunluk, çap vb özelliklere göre sınıflandırılmalıdır. Bu da firmaya tekrarları önlemesine yardımcı olarak, toplam vida alımları hakkında net bir tablo sunacaktır. Bu bilgiye dayanarak, firma en uygun satıcıyı seçebilir. Bu kararı verirken fiyat önemli rol oynamakta, ancak hizmet, teslim sıklığı, minimum sipariş miktarı ve ödeme koşulları da gözönüne alınması gereken kriterlerdir.
Stratejik tedarik, bölümler arasındaki satın almaları konsolide eder. Sistem içinde yavaş hareket eden bileşenlerin ayrı yerlerde tutulmasını elimine ederek ve idari maliyetleri düşürerek, satın alınan bileşenlerin fiyatını %5-15 arasında düşürebilmektedir.
Global Pozisyon Belirleme Sistemi
Şimdiye  kadar işletmeler, malın kamyonlara yüklenmesi ile depoya gelmesi arasında geçen süre içerisinde olup bitenlerden habersizdi, Ancak yeni teknoloji sayesinde firmalar, tedarik zinciri içerisinde malın akışını takip edebilmektedirler. Uydu temelli Global Pozisyon Belirleme Sistemi (GPS) alıcıları sayesinde distribütörler her an firmanın sürücülerinin nerede olduğunu bilirler ve yeri en uygun olan sürücüyü yeni bir iş için yönlendirebilirler. Bu sistemden önce farklı bir mesaj sistemi kullanılmaktaydı ve bu şekilde sürücünün mesajı alıp almadığından emin olunamıyordu.
Barkodlardan farklı olarak. herbir koli ürüne iliştirilmiş olan pilsiz etiketlerin bir hat üzerinden geçirilmesine gerek yoktur. Bunlar deponun içinde iken dahi alıcılar tarafından algılanırlar. Stok sistemleri kamyonlar depoların kapılarından geçerken güncellenir. Bu sistemin başka bir yararı da son satış tarihine yaklaşmış ürünlerin görüntülenebilmesidir. Bu tarihten sonra bu ürünler Avrupa'da satılamamaktadır.
İnternet Dalgası
Şu an tedarik zinciri yönetimindeki büyük dalga zincirin internete konulmasıdır. Web sayfasıyla, tüm üretim ortakları sipariş alabilirler veya stoklarını kontrol edebilirler, veya müşteriler sipariş verebilirler. Dikkatlerin üzerine çekilmesi gereken bir konu varsa, uyarı sistemi tedarik zinciri yöneticisini uyarır.

Etkili Müşteri Yanıtı EDI ve barkod tarayıcısı kullanarak, distribütör firmalar müşterilerin stoklarını kontrol edebilmektedir. Müşteri belirli bir üründen fazla miktarda kullandığında, gece müşterinin bilgisayarı distribütörün bilgisayarına veri ileterek hangi üründen satınalınması gerektiği konusunda uyarı vermektedir, Tam zamanında hizmet sayesinde müşteriler stok maliyetlerini düşürebilmekte, distribütörler de yeni müşteriler kazanmaktadır.
Endüstriyel distribütör ve üreticiler arasındaki tedarik zinciri ihtilali tam zamanlnda teslim üzerinde yoğunlaşmışken perakendeci ve tüketim mamulleri endüstrileri kendi tedarik zinciri markasını geliştirmişlerdir. Bunun adı Sürekli İkmal Programı (CRP-Continuous Replenishment Program) veya daha genel olarak Etkili Müşteri Yanıtı dır (ECR-Efficient Consumer Response). Temel düşünce satış noktası verilerinin perakendeciden tedarikçiye gerçek zamanlı olarak iletilmesi ve rafların otomatik olarak yenilenmesidir.

Tedarik zinciri yönetimi geliştikçe, aşagıdaki görüş yaygınlaşmaktadır: "Savaş benim firmam ile rakip firma arasında değil, benim tedarik zincirim ile rakip firmanın tedarik zinciri arasındadır"
Tedarik zinciri yönetimi konusunda önde gelen firmalar lojistik veya malzeme satınalma fonksiyonlarını yeniden yapılandırmaktadırlar. Yüksek teknoloji firmaları bu konuda en aktif olanlarıdır. 
En önde gelen firmalar yalnızca lojistik ve satınalma fonksiyonlarını yeniden yapılandırmakla yetinmemekte, rekabet avantajı sağlamak için diğer fonksiyonları da ele almaktadırlar. Bu konuda en atak girişimler uluslararası stoksuz teslim zinciri oluşturmaya çalışan Japon otomobil üreticileri tarafından yapılmaktadır. Ancak parçaları başka ülkelerden direkt olarak üretim hattına getirmek soğukkanlı olmayı gerektirmektedir. Zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.

Tedarik zincirinde firmalar az stokla çalıştıklarından, tedarik zincirindeki herhangi bir bağın kopması durumunda siparişleri karşılayamama söz konusu olacaktır. Tedarik zincirinin yeniden yapılanmasını yönlendiren, maliyetin düşmesinden çok müşterinin beklentileridir. Bu işe başlarken müşteriye hizmet vermedeki standardın ne olduğu sorulmalı ve cevaba göre strateji, stok politikaları, bilişim teknolojisi planları ve tedarik zinciri ortaklıkları belirlenmelidir.

12 Nisan 2012 Perşembe

Tedarik Zinciri Kararları

Tedarik Zinciri Kararları
Tedarik zinciri için verilen kararlar iki geniş kategoride sınıflandırılmaktadır: Stratejik ve operasyonel. Stratejik kararlar uzun bir zaman ufkunda verilmektedir. Bunlar, işletmenin stratejisiyle sıkı sıkıya bağlıdır (bazen bu kararlar, işletmenin stratejisinin kendisidir) ve bir tasarım perspektifinden tedarik zinciri politikalarını yönlendirir. Diğer taraftan operasyonel kararlar kısa vadelidir ve günlük faaliyetlerde yoğunlaşmaktadır. Bu çeşit kararlardaki çaba, “stratejik” tedarik zincirindeki mamul akışının etkin ve verimli bir biçimde yönetilmesidir. 

Tedarik zinciri yönetiminde temel dört karar alanı bulunur:1. Yerleşim
2. Üretim
3. Envanter ile
4. Nakliye (dağıtım)

Her bir karar alanı hem stratejik hem de operasyonel öğeler içerir.

1. Yerleşim KararlarıÜretim merkezlerinin, stok noktalarının ve kaynak noktalarının coğrafî olarak yerleşimi, bir tedarik zincirinin oluşturulmasında doğal olarak ilk adımdır. Bunların boyutu, sayısı ve konumu belirlendikte sonra ürünlerin nihaî müşteriye kadar akabileceği mümkün güzergahlar da belirlenebilir. Bu kararlar, müşteri pazarlarına erişimin temel stratejisini temsil ettiği ve gelir, maliyet ve hizmet seviyesinde önemli bir etkisi olduğu için bir firma için büyük önem taşır. Bu kararlar üretim maliyetleri, vergiler, üretim sınırlamaları, ve buna benzerlerini göz önüne alan bir optimizasyon rutini tarafından belirlenmelidir. Yerleşim kararları temel olarak stratejik olsa da, operasyonel bir seviyeyle de ilişkilidir.

2. Üretim KararlarıStratejik kararlar, hangi mamullerin hangi imalathanelerde üretileceğini, tedarikçilerin imalathanelere, imalathanelerin dağıtım merkezlerine, dağıtım merkezlerinin müşteri pazarlarına tahsisini kapsar. Bir önceki gibi, bu kararların da işletmelerin gelir, maliyet ve müşteri hizmet seviyelerine büyük etkisi vardır. Bu kararlar üretim araçlarının varlığını farz eder, ancak bu araçlara doğru ve araçlardan olan akışın kesin güzergahını belirler. Kritik başka bir konu ise üretim araçlarının kapasiteleridir. Bu, büyük bir oranla işletme içindeki dikey bütünleşmenin derecesine bağlıdır. Operasyonel kararlar detaylı üretim çizelgelemesi üzerinde yoğunlaşır. Bu kararlar temel üretim çizelgelerinin oluşturulması, makinelerdeki üretimin çizelgelenmesi ve ekipman bakımını kapsar. Diğer hususlar ise, iş yükünün dengelenmesi ve bir üretim merkezindeki kalite kontrol ölçütleridir.

3. Envanter KararlarıBu kararlar envanterlerin ne şekilde yönetileceğini kapsar. Envanterler, hammadde veya yarı mamul veya tamamlanmış mamul olarak tedarik zincirinin her safhasında bulunur. Temel amaçları tedarik zincirinde bulunabilecek herhangi bir belirsizliğin azaltılmasıdır. Envanterlerin bulundurulması, değerlerinin %20’si ilâ %40’ı arasında bir değere mal olabileceği için tedarik zinciri işlemlerinde etkili yönetilmeleri önemlidir. Stratejik açıdan hedefler üst yönetim tarafından belirlenmelidir. Ancak birçok araştırmacı envanter yönetimine operasyonel bir açıdan yaklaşmıştır.

Bu kararlar dağıtım stratejilerini ve sipariş miktarlarının ve yeniden sipariş noktalarının belirlenmesi ve her bir stok noktasındaki güvenli stok seviyesinin ayarlanması olan kontrol politikalarını kapsar. Söz konusu seviyeler, müşteri hizmet seviyelerinin temel belirleyicisi oldukları için kritiktir.

4. Nakliye KararlarıBu kararlarla ilgili yöntem seçme konuları daha stratejiktir. Bunlar envanter kararlarıyla yakından bağlantılıdır, çünkü en iyi yöntem seçimi genellikle belli bir nakliye yöntemi kullanılması maliyetinin bu yöntemle ilgili envanterin dolaylı maliyetinin analizi ile bulunur. Hava nakliyatı hızlı, güvenli olması ve daha az güvenlik stoku sağlamasıyla beraber pahalıdır. Bununla beraber, deniz veya tren yolu ile nakliyat daha ucuzdur, ancak belirsizliğin azaltılması için nispeten büyük miktarlarda envanterin bulundurulmasını gerektirir. Bu yüzden müşteri hizmet seviyeleri ve coğrafi konum, bu kararlarda önemli rol oynamaktadır. Nakliye, lojistik maliyetlerinin %30’undan fazlasını oluşturduğu için, verimli bir şekilde çalışılması ekonomik olarak faydalı olacaktır. Nakliye miktarları, güzergahların belirlenmesi ve ekipmanın çizelgelenmesi, bir işletmenin nakliye stratejisinin etkili yönetimi için temel konulardır.

6 Nisan 2012 Cuma

Kapasite İhtiyaç Planlama - ERP - MRP

Kapasite PlanlamaKapasite ihtiyaç planlama, planlanmış siparişleri MRP çizelgelerinden çıkartıp rota planlarına göre iş merkezlerine atar. Daha sonra malzeme partilerini,işçi ve makine standartlarını kullanarak kapasite yükü verilerine dönüştürür ve her iş merkezi için bütün siparişleri gösteren haftalık yük çizelgelerini hazırlar. Kapasite ihtiyaç planlama sistemi Şekil 6 deki gibidir.

Kapasite planlama ve kontrol,eldeki imkanları en iyi şekilde kullanarak,oluşan iş yüklerini dengeli bir şekilde dağıtmak olarak tanımlanabilir. Kapasite,malzeme gibi somut bir kavram olmadığından planlaması da malzeme ihtiyaç planlaması kadar açık ve kolay değildir. Ürün yelpazesi ve daha birçok etken,kapasitenin, makinelerin bir özelliği olmaktan çok,duruma göre değişen bir büyüklük olarak görünmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır Kapasiteyi etkileyen faktörler Tablo 1’de görülmektedir.

Firma yönetimi , temel olarak kapasite planlamanın şu sorulara cevap vermesini beklemektedir:



  • Eğer yoksa, kapasiteyi istenen seviyeye çıkarmak için gerekli faaliyetler ve bunların maliyetleri nedir?
  • Eğer ek kapasite kullanımı söz konusu değilse mevcut imkanlarla ne kadar üretim yapılabilir?
  • Gelecekte iş merkezlerinin ihtiyacının maksimum kapasite düzeyini aşması söz konusu olabilir mi?

Firma yönetimi ,ancak bu sorunların cevabını aldığında kapasite düzenleme ile ilgili sağlıklı karalar verilebilir. Kapasite planlamada başarının anahtarı, kapasite ihtiyacı ile kullanılabilir kapasite seviyelerinin mümkün olduğu kadar uyumlu olmasını sağlamaya yönelik kararların önceden belirlenerek uygulanmasıdır. Birçok firmadaki başarısızlığın nedeni, bu tip kararlara duyulan ihtiyacın ,ancak üretim planını uygulamada zorluk çekildiği zaman farkına varılmasıdır.

Kapasite problemlerinin nedenleri genellikle:

1.Ana üretim programından kaynaklanan problemler,

2.Kapasite ve iş yükü verilerinin analiz edilmemesi ve gerçek kapasite ile karşılaştırılmaması,

3.Veri doğruluk problemleri,

4.Siparişlerdeki dalgalanmalar,

5.Üretim sürelerindeki artışlardır.

Kapasite planlama araçları da denen yönetim teknikleri, şekil *de görülen üretim planlama ve kontrol sürecinin adımlarına destek vermek için uygulanmakta olup planlanacak dönemin uzunluğuna göre dört gruba ayrılabilir.

  • Kaynak İhtiyaçları Planlama( Resource Requirements Planning )
  • Kaba Kapasite Planlama ( Rough Cut Capacity Planning )
  • Kapasite İhtiyaç Planlama( Capacity Requirements Planning )
  • Girdi/Çıktı Kontrolü ( İnput / Output Control )

Kapasite İhtiyaç Planlama, kapasite düzeylerini / limitlerini oluşturma, ölçme ve ayarlama işlevidir. Ana amaç üretim planlarını gerçekleştirmek için iş gücü ve makine kaynaklarına duyulan ihtiyacın belirlenmesidir. Hazır malzeme ihtiyaç planındaki kısıtların belirlenmesini amaçlar. Kapasite ihtiyacı analizleriyle, malzeme ihtiyaç planının yapılabilirliğini test eder ve kesinleştirir.

Girdi / Çıktı Kontrolü, bir iş merkezinde gerçekleşen çıktının, kapasite ihtiyaç planlamada belirlenmiş çıktı düzeyi ile karşılaştırıldığı bir kapasite kontrol tekniğidir. Gerçekleşen kapasite kullanım düzeyinin planlandığı gibi gidip gitmediğini kontrol eder.



Kaba Kapasite İhtiyaç Planlama, bütünleşik kaynaklar veya anahtar iş bölümlerinde yoğunlaşır. Bunun ana amacı, ana üretim çizelgesinin uygulanabilirliliğini test etmektir. Kaba kapasite planlamasının ana amacı , en yüksek üretim planının başarılması için gereken kaynakların durumunu sağlamaktır. Kaynak planlama ve üretim planlama modülleri genellikle MRP II yazılımı içine dahil edilmezler ve bugün birçok şirket planlamanın bu seviyesinde tablolama programlarını kullanmaktadırlar.



Kapasite İhtiyaç Planlama ProsesiPlanlamacı için sadece iş yüklemesi durumuna sahip olmak değil bunun mevcut kapasite ile ilişki halinde olması da çok önemlidir. Bu kapasite kullanım raporuyla sağlanır.

Kapasite ihtiyaç planlaması normal olarak, malzeme ihtiyaç planlaması çalıştırıldıktan sonra çalıştırılır. Malzeme ihtiyaç planlaması tarafından iş siparişlerinin iş yüklemesini yapmak için uygun kaynaklar mevcut olduğunda bunu doğrular.

Kapasite ihtiyaç planlaması üretim dar boğazlarını tanımlamaya, kaynak sınırlarını ve potansiyel borç siparişlerini belirlemeye yarar. Planlamacının sorumlulukları ise genel olarak şunlardır:

  • Çalışılan fazla saatlerin ayarlanması
  • İş merkezleri arasında operatörlerin transferi
  • Üretimin yüklenmemiş bir iş merkezine transferi
  • Üretimin dış bir taşerona transferi

Kapasite ve KaynaklarKaynakları aşağıdaki faktörler tarafından sınırlanabilir:

  • Mevcut makine sayısı
  • Mevcut iş gücü sayısı

İş merkezi ve kaynak başına toplam kapasite üç elemanın kombinasyonundan oluşur.

  • Kaynak miktarı
  • İş merkezinde gün başına çalışılan saat
  • Kaynağın verimliliği

25 Aralık 2011 Pazar

Kaizen Felsefesi

İşletmelerde ufak ufak ama sürekli gelişimi ve iyileştirmeleri ilke olarak edinen Kaizen bir Japon felsefesi olup, Japonlar tarafından yaşamlarının her alanında uygulanmaktadır. Batı ülkelerinde Kaizen’in önemi ancak rekabetin yoğun bir şekilde arttığı (ufacık bir ekonomik, teknik vs. gelişimin bile bir işletmeyi diğer işletmelerin çok önüne taşıdığı) yakın dönemde anlaşılmıştır. Kaizen’i tam olarak anlayabilmek için ancak Japonların gözünden bakmak ve onların yaşam mantalitesiyle olaylara bakmak gerekir çünkü Kaizen Japonya da hayatın her alanındadır.

Kaizen’i dar anlamda tanımlamak gerekirse mevcut sistemdeki veya durumdaki aksaklıkların saptanarak düzeltilmesi, mevcut durumu kökten değiştirmek yerine (yani yeni bir yatırıma gitmek yerine) eldeki sistemin ne şekilde iyileştirilebilineceğinin araştırılarak ufak ufak adımlarla sistemde düzeltmelerin iyileştirmelerin yapılmasıdır. Kaizen’e göre mevcut sistemde her zaman geliştirilecek ve iyileştirilebilecek durumlar muhakkak vardır. Kaizen’in yeni bir yatırımdan ayıran en büyük fark çok fazla kaynak gerektirmemesidir. Fakat yeni yapılan bir yatırımda istenilen sonuca ulaşmak kısa zamanda mümkün olabilirken, Kaizen de istenilen sonuca ulaşmak biraz zaman alabilir.
Bu açıdan Kaizen’i uygulayacak yöneticilerin sonuç odaklı değil süreç odaklı yöneticiler olması gerekir aksi durumda gerekli sabrı gösteremeyecekler ve Kaizen’in sonuçlarını göremeden uygulamaları başarısızlığa sürükleyeceklerdir. Kaizen bir kişinin başarabileceği bir sistem değildir. Kaizen’in uygulanmasında başarıya ulaşabilmek için hem yöneticiler hem de iş görenlerin el birliği ile çalışmaları yürütmesi ve birbirlerine destek olması gerekir. Kaizen’in asıl uygulayıcıları iş görenler olmakla birlikte başarıya ulaşabilmesinin en önemli öğesi yöneticilerdir. Çünkü yöneticiler çalışanları Kaizen konusunda bilgilendirmeli, onları çalışmaların sonucuna inandırmalı, hedefe yöneltmeli ve sabırla çalışmaların sonucunu beklemelidir.

Çalışmaların sonucunu işçilerle paylaşmalı onlara neler başardıklarını göstermeli ve başarılarını ödüllendirerek teşvik etmelidir. İş görenler ise Kaizen’i yaşamlarının bir parçası olarak görmeli onu hayatlarının her alanında uygulamayı ilke edinmeli çabalarını esirgememelidirler. Örneğin yere düşen bir vidayı iş görenin üşenmeden yerden alması hem o vidanın kaybolmasını önleyecek yani maliyeti azaltacak hem de temizlik işçisinin harcadığı zamanı kısaltarak iş gücü kaybını önleyecektir. Tabi ki bu çok basit bir örnek olmakla beraber burada anlatılmak istenen tek bir vidanın durumu değil bir fabrikadaki tüm çalışma süresince onlarca işçi tarafından yaratılabilecek bir durumdur. Kaizen’in en büyük özelliklerinden biriside her birey tarafından ve her işletme tarafından uygulanabilir olmasıdır. Örneğin yeni bir yatırım gerçekten her işletmenin yapabileceği bir durum değildir; çünkü yeni bir yatırım genellikle yüklü maliyetleri de beraberinde getirir, buna da her işletmenin bütçesi genellikle yetmemektedir.

Kaizen de ise çok fazla kaynağa gerek yoktur her işletme tarafından az önce örneklediğimiz ufacık bir işte bile gerçekleştirilebilir. Tabi ki burada işletmelerin en çok düşündükleri soru şu olmaktadır: Kaizen’ile uğraşarak zaman harcayıp ufak ama sürekli gelişimler mi sağlayayım, yoksa büyük paralar harcayıp kısa zamanda büyük paralar mı kazanayım. Buradaki yanıt kesinlikle Kaizen olmalıdır, çünkü marjinal faydaya bakıldığında Kaizen’in daha fazla getiri sağladığı görülecektir. Teknolojinin her geçen gün büyük bir hızla ilerlediği ve değiştiği günümüzde yapılan her yeni yatırım kısa bir süre sonra eski ve de teknolojik duruma düşecektir. Sürekli yeni yatırım düşüncesinde olan işletmeler ise bu durumda sürekli mevcut sistemi yenisi ile değiştirmek durumunda kalacaktır. Özellikle günümüz piyasalarının bu sert ve çetin rekabet koşullarında hiç bir işletme elindeki kaynakları bu kadar rahat kullanamamaktadır.

Eğer bu işletmeler bir de Kaizen uygulamaları hakkında bilgisiz iseler bir süre sonra yeni yatırım da yapamadıklarından piyasada zor durumlara düşmektedirler; hem ürün kaliteleriyle hem de maliyetleriyle pazarda zorlanmaktadırlar. Burada Kaizen Yönetiminin tamamen yeni yatırım yapılmasına karşı olduğu da anlaşılmamalıdır. Aslında Kaizen ve yeni yatırım iç içe bir olgudur. Yani Kaizen’in bittiği yerde yeni yatırımlar başlamalı, yeni yatırımların bittiği yerde de Kaizen uygulamaları başlamalıdır. Bunun için de yapılacak tüm uygulamaların fayda-maliyet analizlerinin iyi bir şekilde yapılması, bu analizler sonucunda da hangi uygulamanın getirisinin daha maksimum olduğu saptanmalıdır. Bu maksimum durum öyle bir noktadadır ki bu noktada biri biterken diğeri başlar.

Fakat burada her zaman öncelik Kaizen’e verilmeli sabırla onun sonuçları izlenmeli, gerekli değerlendirmeler ayrıntılı bir şekilde yapıldıktan sonra yeni yatırım kararları verilmelidir. Maalesef ülkemizde henüz büyük işletmeler bile Kaizen bilincini ve Kaizen uygulamalarını yerine getirememektedirler. Ülkemizde Kaizen’i uygulayan işletmelerin sayısı onlarla sayılacak kadar azdır. Küçük ölçekli işletmelerin ise özellikle de kısıtlı imkanlarla hareket ederken Kaizen’i uygulayamamaları gerçekten büyük bir kayıptır. Çünkü ülke olarak hammadde de, teknolojide vs. dışarıya bağımlı olmamız bu tarz uygulamaların önemini daha da arttırmaktadır.

Kaizen’in tüm işletmelerce iyi bir şekilde uygulanması hem işletme kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılmasını, hem ürünlerin kalitesini, hem karlılığı, hem müşteri memnuniyetini, hem işçi-yönetici-işveren iletişimini ve memnuniyetini hem de ülke ekonomisini olumlu olarak etkilemektedir. Kaizen’in uygulanabilirliği ister hizmet sektöründe olsun, ister üretim sektöründe olsun isterse günlük yaşamımızda olsun bu kadar kolayken ve kazançları bu derece fazla iken toplumca yapmamız gereken Japon toplumunda olduğu gibi bu bilince varmak ve yaşamın her alanında Kaizen’i uygulayarak yaşamımıza, çalıştığımız işletmelere ve yurdumuza değer katmak olmalıdır.

15 Aralık 2011 Perşembe

ERP Seçimi'nde Size Destek Olalım...

Kurumsallaşma yolunda olan veya işletmesinin ticari faaliyetlerini detaylı olarak takip etmek isteyen firmaların ERP (kurumsal kaynak planlama) sistemlerine geçmeleri artan rekabet gereği zorunlu bir hale gelmiştir. Ülkemizde kobi segmentinde yer alan firmaların büyük bir bölümünde bu tarz sistemlere geçiş konusunda tereddütler yaşanmaktadır. Yeni çıkacak olan Türk Ticaret Kanunu ve gittikçe önem kazanan müşteri memnuniyetini üst seviyede tutma çalışmaları yakın zamanda ERP sisteminin gerekliliğini işletmelerin önüne çıkartacaktır.

Firmamız ERP alanında yılların birikimi ve tecrübeli kadrosu ile işletmelerin kurumsal kaynak planlaması, üretim, satış, satınalma, bütçe, personel, bordro, dış ticaret, maliyet yönetimi, finans yönetimi vb. konularda ortaya çıkan ihtiyaçlarını analiz ederek tam çözümü sağlamayı misyon edinmiştir.

ERP hakkında detaylı bilgi almak isteyen firmalar 0 216 575 6070 numaralı telefon veya info@pargesoft.com mail adresinden bize ulaşabilirler...


www.pargesoft.com.tr

10 Kasım 2011 Perşembe

Microsoft Dynamics – herkesin kullanabileceği şirket yazılımı

Dynamics_AX_NAV_CRM

Herkes için akıllı bir şirket çözümü
Şirketlerin başarısı daima karar verme süreçleri için zamanında ve hatasız bilgi erişimine dayanır. Daha sonra dijital devrim baş gösterir; şirket bilgilerinin hacmini ve karmaşasını artırır, hız artışı ve rekabetçi avantajı elde tutma becerisi gerektirir.

Pek çok şirket için bilgi savaşının kazanılması, başarı ve başarısızlık arasındaki farktan ortaya çıkmıştır. Bu savaşın tam ortasında, kağıt ya da kılavuz bazlı süreçlerden; yeni bir dinamizm ve rekabetçi yanı ekleyen dijital ve otomatikleştirilmiş süreçlere geçiş vardır. Tecrübelerimize dayanarak söyleyebiliriz ki, bu zorluğun üstesinden gelmek; yurtiçinde ya da birçok ülkede iş yapan şirketler ve başarısı belirgin sonuçlara dayanan şirketler için çok önemlidir.

Microsoft Dynamics’in yaptığı şey de aslında bu: karmaşık olanı basitleştirmek. Güvenli ve zamanında karar vermenizi sağlamak için şirket bilgilerini sizin ve şirket çalışanlarınızın anlayacağı bir formatta, net ve şeffaf bir şekilde sunmak.

Geniş Dynamics Ailesi
Microsoft Dynamics, şirketinizi daha güçlü, daha etkili ve daha karlı yapmanızı sağlayan bir dizi şirket yazılım ürününü tanımlamak için kullanılan marka adıdır. Finans, tedarik zinciri ya da müşteri ilişkileri yönetimi olması fark etmez; her türlü şirket ihtiyacını karşılayan ve şirketin başarıya ulaşmasına yardım eden bir Microsoft Dynamics çözümü her zaman vardır. Microsoft Dynamics çözümleri, şirket çalışanlarını ve şirket süreçlerini bir araya getiren bir teknoloji kullanarak, verimliliği ve etkinliği artırma imkanı oluşturarak şirket süreçlerinizi otomatikleştirir ve düzene koyar. Bu anahtar özellikler, şirketinizi daha iyigözlemleme imkanı sunarak şirketinizin değişen gereksinimlerini hızlı bir şekilde karşılamanızı sağlar. Bu sayede, Microsoft Dynamics çözümleri ile:

Finansmanınızın kontrolünü sürdürün ve yüksek etkinlik seviyeleriyle yönetin. Şirket planlaması yapmak için gereksinim duyan herkese, eksiksiz ve güncel mali bilgiler ve raporlar temin edebilirsiniz.

Rutin ve tekrarlayan fonksiyonları basitleştirin ve otomatikleştirin, böylece çalışanlarınız daha kritik işlere odaklansın.

Mali ve diğer raporlama gereksinimlerini daha kolay bir şekilde yönetin, şirket içi ve dışı alanlar da dahil.

Müşterileriniz ve potansiyel müşterilerinizle yakın ilişkilerinizi sürdürün, satış ve pazarlama girişimleri yürütün ve sonuçlarını takip edin. Oluşan müşteri taleplerini önceden belirleyin ve rakiplerinizden önce siz çözüm sunun.

• Tüm tedarik zincirinizi verimli ve hızlı ilerleyen bir akışa bağlayın,
- Hedeflerinize uygun olduklarından emin olmak için tedarikçinizin ve iş ortaklarınızın şirket değerlerini inceleyin.
- İşleri kolaylaştırmak ve diğer şirketleri sizinle iş yapmayı tercih eder hale getirmek için sofistike, iletişimsel, işbirlikçi ve self servis beceriler sunun.
- Müşteri memnuniyetini artırmaya yardım etmek ve giderleri azaltmak için dağıtımdaki etkililiği artırın.

Dynamics Ürün Ailesi
Özel şirket gereksinimlerini karşılayacak bir Microsoft Dynamics
ürünü mutlaka vardır.

Microsoft Dynamics® ERP:
Microsoft Dynamics® AX ve Microsoft Dynamics® NAV 2009 olarak iki ürün ile Türkiye’de temsil edilmektedir. Ana sektörlere odaklanmış iş ortakları ile, sektörlerin tüm ihtiyaçlarını sağlayacak tedarik zinciri, finans ve raporlama çözümlerini içerir.

Microsoft Dynamics® Retail Management System (RMS): Farklı perakende gereksinimlerini karşılamak için uyarlanabilir bir eksiksiz satış noktası (POS) çözümü sunar. POS süreçlerini ve mağaza faaliyetlerini otomatikleştirir ve birden çok mağazası olan perakendeciler için merkezi denetim sağlar. Yeni sürümü
Microsoft Dynamics POS 2009 adıyla çıkacaktır.

• Microsoft Dynamics® CRM: İlk iletişimden satın almaya ve satış sonrasına ya da servise kadar tüm şirket ilişkilerini netleştirmek ve bunu sürdürmek için gereksinim duyulan araçları ve becerileri sağlayan bir müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) çözümüdür.

Pek çok şirket için kazanmak ile kaybetmek arasındaki ince çizgiyi, bilgiyi nasıl yönettikleri belirliyor.

Şirketinizin başarısı direkt olarak çalışanlarınızın başarısına bağlıdır. Microsoft Dynamics; çalışanlarınızın önemli şirket kararlarını özgüvenle verebilmesini sağlayan uyarlanabilir şirket yönetim çözümleridir. Microsoft Dynamics; diğer Microsoft ürünlerine benzer ve onun gibi çalışır - uyarlamayı kolaylaştırır ve yeni bir
çözüm uygulanmasından doğan riskleri azaltır.

Bu çözümlerin kimler için uygun olduğu, ne yaptıkları ve sizinki gibi bir şirkete ne tür avantajlar sağladıkları hakkında bilgi sahibi olmak için bu dokümanı okumaya devam etmenizi arzu ederiz. Birbirinden değerli başarı hikayelerimizde, müşterilerimizin elde ettikleri faydalar sizler için de farklı bir bakış açısı getirip, yeni
ufuklar keşfetmenizi sağlayabilir.

www.pargesoft.com.tr Microsoft Dynamics ERP ürünleri Türkiye Çözüm Ortağı.

27 Ekim 2011 Perşembe

Microsoft Dynamics AX 2012: Agile ERP comes to the UK Public

In a recent post next-generation ERP: the right mix, I featured an article from PRIME magazine that looked at how Microsoft Dynamics AX 2012 was primed and ready to address the needs of chemical manufacturing organizations. Time to switch industries this week and turn our attention to the Public Sector industry and PRIME’s sister publication TOUCH magazine. In this autumn’s edition of TOUCH I co-wrote an article together with Editor-in-Chief, Rebecca Lambert and our UK PMM for Microsoft Dynamics AX, Fiona Nolan about the adoption of Microsoft Dynamics AX 2012 by leading public sector partners and SI’s and some of the opportunities we are seeing in the UK market in particular.

In the last issue of Touch, prior to the launch of Dynamics AX 2012, Charlie Johnson, global industry product director, public sector, Microsoft Dynamics, explained some of the key benefits of the solution for the public sector in particular. Having stated that it’s no secret that government and public sector organisations worldwide are facing significant cost pressures as a result of reduced public funding and revenue shortfalls, he described the latest iteration of Dynamics AX as a breakthrough solution for the industry, citing its ability to offer comprehensive ERP functionality and tackle unique public sector pain points in a cost-effective manner as key differentiators. “Public sector organisations have long experienced inflexible, legacy ERP systems, hindering their ability to support open government, compliance requirements and fiscal accountability,” says Johnson. “Microsoft Dynamics AX 2012 has been built from the ground up to offer rich functionality specifically designed for public sector organisations.” Microsoft’s vision for public sector organisations is one where workers can easily and securely access specific information and tools from a single source in order to perform their individual roles as effectively as possible. In line with this, Microsoft Dynamics AX 2012 has been designed specifically to help users manage finances, procurement, human resources, citizen relationships, funds and grants, and service delivery from a single ERP system, allowing governments to take a unified approach to managing their IT and processes. For example, funding for multi-year grants and projects is managed more easily with configurable budgetary controls that proactively track revenues, expenditures and personnel resources against defined budget objectives.

The solution also helps provide organization wide accountability and increased citizen satisfaction, and helps address accounting requirements issued by the Governmental Accounting Standards Board and International Public Sector Accounting Standards. Because the flexible architecture of Dynamics AX 2012 includes built-in capabilities for multiple industries and supports a wide range of geographic regions, it lets people make quick and easy changes to processes to fulfil the shifting needs of their business, no matter how complex the organisation. In the UK, where public sector cuts have become the mainstay of political rhetoric, local councils are evaluating the benefits of joint ventures and mergers to reduce costs while continuing to improve citizen services, and it is in situations like this that Dynamics AX 2012 comes into its own. For example, South Holland District Council and East Lindsey District Council in Lincolnshire have recently set up a joint services company, Compass Point Business Services, to manage shared customer services, revenues and benefits, IT, human resources and finance across the region. As part of the new set up, the two councils worked with Hitachi Consulting UK to deliver a modern and agile IT infrastructure using Microsoft solutions, including Dynamics AX 2012, Dynamics CRM, SharePoint 2010 and BizTalk Server, that could accommodate all their needs. Explaining why Compass Point chose to implement the Microsoft technology stack, Steve French, vice president, Enterprise Applications at Hitachi Consulting UK, says: “Having taken a visionary approach to delivering services in a cost-effective, efficient manner, Compass Point needed a technology solution that could offer real flexibility and scalability. Microsoft Dynamics AX 2012 is a truly revolutionary product. It delivers rich functionality that meets the specific needs of the public sector, while offering significantly reduced total cost of ownership.”

For the UK market in particular, Dynamics AX 2012′s prebuilt capabilities for the public sector are a key differentiator from other ERP solutions. But, as Fiona Nolan, product manager, Microsoft Dynamics AX UK, explains, it is Microsoft’s ties with local partners to help extend the solution’s functionality even further that makes Dynamics AX 2012 a stand out product. “We work very closely with our partners – they are our route to market and are a crucial element to the success of Microsoft Dynamics AX 2012,” she says. “We involved key public sector customers and partners, to gather information about the way in which they operate to ensure we are addressing the needs of the sector. Our sole purpose is to ensure partners are up-to-speed with the solution prior to its release to market, but are equally given their respective domain expertise. They are an extension of our eyes and ears on the market. We are working closely with a number of partners within this sector, to ensure their success in the market, coupled with ensuring they are bringing relevant business solutions to market.” Of course, each region within EMEA comes with its own unique set of challenges and issues and the UK public sector is no different. “The public sector at present currently faces two main challenges,” says Guy Hodges, director of IT lifecycle services provider for private and public sector organisations, 2e2. “One particular challenge focuses on operational efficiency while another involves improving the service that organisations deliver to the citizen. The challenge is ensuring the balance between cost and service. When we look at service, the government has something called ‘digital by default’ – the more services that councils make available online through the multitude of devices we have, the better the service citizens will receive.” Matthew Payne, associate partner at KPMG, adds: “The single key challenge is to continue to provide services at a lower cost, and this is something that is not going to get any easier as time goes on. The sector has done what it can so far with cost efficiencies but they need to be transformational and to meet long-term targets.

“By involving partners such as 2e2 and KPMG, as well as others including Tribal and Hitachi Consulting, early on in the development process and engaging them in the Dynamics AX 2012 Technology Adoption Programme (TAP), Microsoft has been able to take advantage of their expertise not just on an industry level but also on a geographical level. Nolan says: “A number of our key public sector partners such as Tribal, Hitachi Consulting and 2e2 have all been engaged from an early point on Microsoft Dynamics AX 2012, long before the product was released. You only have to look at the Compass Point solution implemented by Hitachi Consulting to see the potential that an AX 2012 implementation could give while coupled with other technologies like Microsoft Dynamics CRM, SharePoint and BizTalk.” KPMG and 2e2, meanwhile, have embraced Microsoft Dynamics AX 2012 as the core foundation of their offering to customers, complemented with their own industry-specific functionality. Hodges says: “2e2 and KPMG have partnered to bring AX 2012 to the public sector via the cloud. 2e2 brings deep technical understanding while KPMG provides its wide-ranging accounting skills expertise. Following implementation and configuration, this solution will be available on a subscription basis and will be offered through our own data centres in the UK. The offering provides companies with data protection, security and governance.” Explaining the premise behind the partnership, KPMG’s Payne explains: “We have a long heritage in financial management; we are an auditor of many public sector bodies while also having a background in accountancy. Dynamics AX 2012 provides a large amount of public sector capabilities that we then extend to meet the specific needs of some organisations. We’re adding that value to bring an understanding of the public sector in the way that positions AX 2012 as a key part of a broader offering. Our partnership with Microsoft and 2e2 is proving to be extremely powerful.” Partner expertise in the industry is an important part of Microsoft’s go-to-market strategy, and that, combined with the key enhancements in the latest version of Dynamics AX, is enabling Microsoft to deliver its most functionally rich, vertical-specific solution to the public sector.

Nolan explains that usability is a key enhancement to the solution: “This is the first solution to the market in the public sector that fundamentally addresses usability. You can have the most functionally rich ERP solution on the planet but if users aren’t adopting the solution, despite the richness of functionality, the implementation will attract a much higher level of time and cost, and will typically be seen as a failure. This is certainly something we’ve seen with other ERP solutions in the market. Given that we address the fundamental issue of usability at the core, with elements of Windows 7 and Office 2010 built into the framework of AX 2012, we end up with a much more usable solution, enabling faster uptake and happier employees. “If you combine this with a solution that is quicker to implement and built to work with other Microsoft solutions already purchased by our public sector customers, we believe that we are bringing a more cost-effective and flexible solution to market than those previously seen in the UK public sector market,” adds Nolan. “AX 2012 will help increase user productivity, while also helping organisations to reduce software total cost of ownership within the organisation.” As enterprises recognise the limitations of legacy ERP solutions to enable their dynamic businesses, Microsoft Dynamics AX 2012 serves as a highly scalable, yet cost-effective, solution for their operations, subsidiaries or divisions to maintain a competitive edge, while retaining their legacy investment to cover administrative ERP needs at the corporate level. At the same time, large and mid-size companies are looking to Microsoft as a safe haven from current ERP vendors that may not offer clear product road maps or commitment to long-term innovation.

One such customer is the City of Redmond in the US, which chose to replace its JD Edwards system because it couldn’t support the city’s operations, was hard to use and caused concerns about continued support. The City of Redmond implemented Microsoft Dynamics AX 2012, significantly improving operations, user satisfaction and efficiency. City employees are now provided with transparent, relevant and rich information so that they can provide innovative services to their citizens. Payne is keen to highlight the benefits Dynamics AX can bring to organisations in the UK. He says: “I think Dynamics AX 2012 will significantly benefit organisations from a cost perspective. It is definitely one of the most exciting product launches in the business space that we’ve seen for a number of years. For partners, Microsoft has hit the mark by providing a complete system that can compete with the traditional ERP vendors in this space.” Hodges adds: “Some of the large monolithic ERP solutions that currently exist are incredibly expensive and almost impossible to change quickly. They are also significantly limited by lack of integration. Now, many CFOs and business users are taking note of what Dynamics AX can do to improve their day-today operations. Training staff on Microsoft technology is easier too, as most people have knowledge of the Microsoft productivity suite. Dynamics AX 2012 is a great fit for the next generation of workers coming into the sector. This is the most exciting opportunity for Microsoft and its partners in a long time.”

Luke Shave 18 Oct 2011

https://community.dynamics.com

BUMERANG