ERP çözümü çalışma şeklimize uyacak mı, yoksa çözümü kullanmak için süreçlerimizi değiştirmek zorunda mı kalacağız?
Bu soruyu yanıtlamak için yeni ERP çözümünüzün, Muhasebe Finans Yönetimi, Üretim, Satış ve Pazarlama, Tedarik Zinciri Yönetimi, İş Zekâsı ve Raporlama'dan İnsan Kaynakları'na kadar hangi temel iş süreçlerini desteklemesi gerektiğini net olarak bilmeniz gerekir.
Günümüzde sunulan ERP çözümleri bu hizmet alanlarını farklı şekillerde ve farklı ölçülerde karşılamaktadır. Temel kaygılardan biri maliyet ise, seçtiğiniz ERP sisteminin iş süreçlerinizle, özellikle de işinizde yaşamsal öneme sahip alanlarla, uyumu için fazla özelleştirme gerektirmemesine dikkat etmelisiniz. Parametrelerine uygunluğunuzu sağlamak için, sizi işinizin operasyon biçimini değiştirmeye zorlayacak bir çözümü kabul etmeyin.
Her satıcının hizmet verdiği müşterilerin ölçeğini anlamak için dersinizi iyi çalışın. Kimi satıcılar çözümlerinin küçük ve orta ölçekli işletmelere uygun olduğunu söylese de bu satıcıların müşteri tabanlarını incelediğinizde daha büyük ölçekli şirketlerde başarılı olduklarını görebilirsiniz. Bu bilgi size söz konusu satıcının uzun vadede vermeyi taahüt ettiği hizmet hakkında bir ipucu veriyor olabilir mi
?
Neden Microsoft Dynamics ERP?
İş süreçlerinizi tanımlarsanız, size süreçlerinizin yönetiminde koşullarınıza uygun şekilde yardımcı olabiliriz. Tüm dünyada 350.000'den fazla müşteri ve beş milyonun üzerinde kullanıcının gereksinimlerini karşılayan Microsoft Dynamics, köklü bir deneyim ve performansa sahiptir. 25 yıldan uzun süredir küçük ve orta ölçekli işletmelere üretim, dağıtım, perakende, kamu, hizmet gibi sektörlerde sunduğumuz hizmetlerle yukarıda belirttiğimiz alanlarda müşterilerimizin güvenini kazandık.
Ayrıca, yetenekli yerel Microsoft ortaklarından oluşan küresel ağımız, özel gereksinimlerinizız karşılanması için kapsamlı teknik ve sektörel uzmanlığı da sağlamaktadır.
tedarik zincir yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tedarik zincir yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Şubat 2013 Çarşamba
26 Kasım 2012 Pazartesi
ERP SİSTEMİNİN MODÜLLERİ
Üretim Takip Modülü Üretim planlarının oluşturulması, gerçekleşen üretim verilerinin saklanması ve tüm bu süreçlerdeki faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanmasında hızlı, etkin ve otomatik sonuçlar üreten bir modüldür. Özellikle, sisteme anaverilerin girilmesi ve üretim modellerinin işlenmesiyle, geriye sadece gerçekleşen ve planlanan verilerin karşılaştırılması kalmaktadır. ERP sistemi, kendisi programlandığı şekilde, bize istediğimiz verileri istediğimiz arama ve sıralama kriterine göre raporlama imkanı ve avantajı sunmaktadır. Özellikle işlemlerdeki ve hesaplamalardaki olası insan hatalarını ortadan kaldırmaktadır.
Satınalma Modülü
Satınalma ile ilgili tüm veriler, bu modülde tutulur. Satınalma bilgilerinden, satınalma şartnamelerine, ürün özelliklerine, tekliflerden siparişlere, sözleşmelerden uygulamalara ve satınalma tedariklerine kadar tüm faaliyetler, bu modül sayesinde otomatik, hızlı, güvenilir ve kayıp-kaçaklara yol açmadan gerçekleştirilebilmektedir. Aynı zamanda tedarikçilere ait değerlendirmeler, tedarik süreleri ve tedarik zincirindeki unsurlar, bu modül ile takip edilebilmektedir.
Malzeme Yönetimi ModülüÖzellikle BOM (Bills Of Materials) verilerinin oluşturulmasında, satınalma kararlarındaki miktar verilerinin sağlıklı şekilde elde edilmesinde, depolama, envanter kayıtlarının tutulmasında ve takip edilmesinde çok önemli izlenebilirlik avantajları sunmaktadır.
Kalite Kontrol Modülü
Üretilen ürünlerin, belirlenen kalite koşullarının sağlandığının veya sağlanmadığının kontrolü için kalite şartlarının kontrol edildiği, sistemin tüm kontrol kayıtlarını sakladığı ve kalite verileri ile sonuçlarının ürettildiği modüldür. Özellikle bir ürünün üretilmesine yönelik olarak, o ürünün izlenebilirliğinin ve kalite verilerinin, saklanmasında önemli rol oynar. Geriye doğru bilgiye ulaşılmasında çok önemli kolaylıklar ve avantajlar sunar.
Satış ve Dağıtım Yönetimi ModülüÖzellikle satışların gerçekleştirilmesindeki sipariş verilerinin takip edilmesinde, sevkiyat planlamasında, dağıtım kanallarının takip edilmesinde, satışların zamanında, istenilen şekilde gerçekleştirilmesinde, dağıtımı yapılan ürünlerin izlenmesinde ve geriye çağırma faaliyetlerinde çok önemli kazançlar sunmaktadır. Özellikle satışı yapılan ürünün, artık işletmenin malı olmamasına karşın, ürünün izlenebilirliğinin sağlanmasında ve geriye çağırma durumunda tüm satış verilerine otomatik olarak erişebilmede, zaman, kalite ve diğer unsurlar açısından çok önemli katkılar sunmaktadır.
Finans ModülüÖzellikle işletmelerin finansal altyapılarına ait tüm finansal verilerin takip edilmesinde, kayıtların sürekli ve güncel olarak tutulmasında, yatırım kararlarındaki faaliyetlerde, kısa, orta ve uzun vadedeki finansal ihtiyaçlarda, ödeme planlarında çok önemli kazançlar sunmaktadır.
Genel Muhesebe ModülüMuhasebe ile ilgili kayıtların, müşteri veritabanı bilgilerinin, ödeme planlarının, alacakları ve tahsilatların, çeklerin ve diğer genel muhasebe uygulamalarının tamamını kapsamaktadır. Personelin alacakları, bordro işlemleri ve diğer muhasebe kayıtlarının tamamı, bu modül altında saklanmaktadır.
İnsan Kaynakları Modülü
Personelin kariyerine ait, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesinde, eğitim planlarının oluşturulmasında, eğitim kayıtlarının saklanmasında, işe alımlarda kriterlerin belirlenmesinde, işe alım sürecindeki mülakat sonuçlarının ve tüm CV’lerin tutulmasında, etkin olarak kullanılabilen bir modüldür. Özellikle insan kaynaklarının sürekli olarak geliştirilmesinde, yetkinliklerin belirlenmesinde ve tüm bu süreçlerle ilgili verilerin kayıt altında olmasında, son derece önemli kolaylıklar sağlamaktadır.
Bu modüllere ilave olarak; Bütçe, Müşteri ilişkileri (CRM), Teknik Servis ve firmaların temel ihtiyaçlarına özel geliştirilen özel modüllerde bulunmaktadır.
2 Ağustos 2012 Perşembe
Etkili Bir Tedarik Zincirine Giden Yol
Bilginin entegrasyonu tedarik zincirindeki ilk aşamadır.
Karar verme ve yürütme arasında sıkı bir bağ da verimli bir tedarik zinciri
için vazgeçilmez bir unsurdur.
Günümüzün bilişim teknolojileri, tedarik zincirindeki tüm üyelerin arasındaki bilgi akışını mümkün kılarak. iletişim engellerini yıkmaktadırlar. Bu teknolojilere en erken geçenler yavaş yavaş herkesin boy göstereceği pazarda kendilerine bir yer edinmişlerdir. Başarılı işletmeler, yüksek performanslı tedarik zincirine giden yolu dikkatlice adım adım takip etmeleri gerektiğinin farkındadırlar.
Bu adımlar şunları içerir:
Günümüzün bilişim teknolojileri, tedarik zincirindeki tüm üyelerin arasındaki bilgi akışını mümkün kılarak. iletişim engellerini yıkmaktadırlar. Bu teknolojilere en erken geçenler yavaş yavaş herkesin boy göstereceği pazarda kendilerine bir yer edinmişlerdir. Başarılı işletmeler, yüksek performanslı tedarik zincirine giden yolu dikkatlice adım adım takip etmeleri gerektiğinin farkındadırlar.
Bu adımlar şunları içerir:
a) İş uygulamalarını tamamen otomatize ve optimize ederek
yönetimde mükemmelliğe ulaşmak.
b) Teşebbüsü
tedarik zincirinin tum üyelerini kapsayacak şekilde genişletmek.
c) Ortak bir bilgi temeli oluşturmak üzere iş
sistemlerini müşteri tedarikçi ve ortakların sistemleriyle entegre etmek,
d) Değişikliklere karşı duyarlılığını artırmak için
gerçek zamanlı karar destek sistem geliştirmek
e) İş süreçlerinin optimize edilebilmesi için
çalışanları, satıcıları ve tedarik zincirinin diğer üyelerini eğitmek
f) Evrensel iş konularıyla başa çıkabilecek bir firma
yaratmak ve yönetmek için taahhütte bulunmak.
Değişimin cevaplarını ve karar vermeyi etkileyen
faktörleri arayan firmalar artık eski sınırları içerisinde kalamazlar.
Cevapların pekçoğu genişletilmiş teşebbüste yatmaktadır. Genişletilmiş teşebbüs
firmanın tedarik zincirinin tüm üyelerini kapsar. Bunlar firma içindeki farklı
birimler tedarikçiler ve bunların satıcıları; müşteriler ve bunların
müşterileri ve hizmet sağlayıcılardır. İnternet gibi düşük maliyetli iletişim
araçlarının yaygınlaşmasıyla, eskiden ancak en büyük firmaların ulaşabildiği
entegrasyon düzeyi şimdi en küçük firmalar için de mümkündür.
Siparişe göre üretim yapan tipik bir bilgisayar
firmasının tedarik, zincirini gözönüne alalım. Tüketiciler firmanın internet
sayfasına girip arama yaparak, kendi ihtiyaçları ve bütçelerine uygun makinalara
karar verirler. Müşteri sipariş verdiği an teslim tarihinin ne olacağını
öğrenir ve bir teyit numarası alır. Müşteri hiçbir baskı, hissetmeden alışveriş
yapabilir ve ürünün tam olarak ne zaman eline geçeceğini bilir.
Üretici firma da bu durumdan fayda sağlamaktadır.
Siparişlerin doğrudan müşteriden toplanması nedeniyle, kendi iş süreçlerinde
kullanmak üzere çok değerli satış noktası bilgilerine gerçek zamanlı olarak
ulaşmaktadır. Üretim departmanı tam
olarak ne üreteceğini, satınalma
da ne sipariş
edeceğini bilir. Pazarlama
departmanı da belirli bir programın başarısını ölçebilir.
Bu senaryo bir adım daha ileriye götürüldüğünde, bilginin
doğrudan parça tedarikçilerinin ve tamamlanmış mal distribütörlerinin
sistemlerine gittiği senaryo elde edilecektir. Kısaca, eğer firma sadece kendi
süreçlerini otomatize etmekle kalmayarak, bunları tedarik zincirindeki diğer
üyelerin otomatize edilmiş süreçleriyle entegre ederse, bugünün hızla değişen
pazar koşullarıyla zincirdeki firmalar hep beraber mücadele edebilirler.
Bilginin entegre edilmesi birçok işletmenin iş
süreçlerini iyileştirme çabasının temelinde yatmaktadır. Modern ERP sistemleri,
organizasyona, süreçlerini planlama, kontrol etme ve izleme olanağı sağlamak
üzere tasarlanmışlardır. İletişim için standart mekanizmalar kullanarak,
paylaşılan bilginin ne anlama geldiği hakkında genel bir anlayış geliştirerek
ve verilere ulaşmak için bir dizi kural oluşturarak, ERP sistemleri yüksek
seviyede entegrasyon sağlamaktadırlar.
18 Nisan 2012 Çarşamba
Tedarik Zincirinin Doğası ve Amaçları
Tedarik zinciri, bilişim teknolojisinin, sürekli büyüyen
fabrikalar, dağıtım merkezleri, depolar, malzeme tedarikçileri ve dağıtım
kamyonları ağının otomatik zeka kazanmaları için kullanılması şeklinde tarif
edilebilir. Zincir, hammaddenin yeryüzünden çıkarılmasından başlar ve ürün
tekrar kullanıldığında veya atıldığında sona erer. Tedarik zincirindeki yönetim taktiği aradaki teşebbüs ve operasyonları yönetmektir: tedarikçilerden müşterilere, malzeme satınalmadan ürün tasarımı ve tüketici sonrası yeniden kullanıma, depolamadan dağıtıma ve muhasebeye. Tedarik zincirinin bu kadar karmaşık olmasının nedeni, bazı istisnalar dışında hiç kimsenin veya hiçbir departmanın yukarıdaki elemanların tümü hakkında sorumluluk veya bilgi sahibi olmamasıdır. Bu karmaşıklığa rağmen, tedarik zincirinin entegre edilmesinden sağlanan faydalar cezbedicidir.
Bu komplike ilişkileri yönetmek için bir yığın bilişim teknolojisine ihtiyaç vardır barkod tarayıcıları, elektronik veri değiş-tokuşu (EDI), uzman sistemler ve simülasyon yazılımları. Bilgi ve bilişim teknolojileri tedarik zinciri treninin lokomotif gücüdür. İlke, stokların bilgi ile yer değiştirmesidir. Tedarikçi ve müşterilerle iyi ilişkiler kurma sanatı, eski satınalma ve muhasebe fonksiyonlarını yeniden yapılandırma ve işlevler, hatta işletmeler arası ekipler kurabilme yeteneği de en az adı geçen teknolojiler kadar önemlidir.

Tedarik zincirindeki herbir oyuncunun amacı, en yeni bilgiyi
zincirdeki diğer firmalara iletmek ve bu şekilde daha mükemmel arz ve talep
dengesi sağlamaktır. Tedarik zincirinin kısa vadeli amacı gereksiz stokları
ortadan kaldırmak ve üretim ile müşteriye cevap verebilme hızını artırmaktır.
Uzun vadeli stratejik amaç ise, müşteri beklentilerini doğru yerde teslim
edilmiş doğru ürünle karşılamak, bu şekilde pazar payını ve karları
artırmaktır. Tedarik zinciri için ürünü kaynağından tüketim noktasına en kısa zaman ve en düşük maliyette götürmek
esastır.
Tedarik zinciri optimizasyonuna katkı sağlayan uygulama
yazılımları, tahmin etme, müşteri etkileşimli yazılımlar, ileri planlama,
dağıtım yönetimi, üretim planlama, depolama, ulaştırma planlaması ve tedarik
zinciri optimizasyonu unsurlarını içermektedir. Bu yazılımlar yöneticilere en
tecrübeli olanlarının dahi önsezileriyle öngöremeyecekleri fırsatları bulmalarına
yardım ederler.
Tedarik zincirinin temel faydası, firmanın tüm
aktivitelerini içerecek şekilde planlama yapılabilmesi ve bu planın zaman
içinde ayarlanarak sonuçların optimize edilmesidir. Ancak bunu yapabilmenin ön
koşulu, ayrı süreçlerin verilerini birleştirebilen bir altyapının olmasıdır:
farklı tedarikçilerden sağlanan malzemeler, dünyanın farklı yerlerinde üretilen
ürünler ve binlerce değişik şekilde paketlenen ve nakledilen çıktılar.
Stratejik Tedarik
1980'li yıllardan beri işletmeler satıcı tabanlarını
daraltmaya çalışmışlardır. Stratejik temin kavramının amacı, parça numarası
veya ERP sisteminden bağımsız olarak, aynı parçaya ait birçok siparişi
belirleyebilmektir. İlk olarak, satın alınan parçalar şekil, uygunluk ve
fonksiyona göre analiz edilir ve sınıflandırılır. Örneğin firmanın satın aldığı her vida, metal tipi,
uzunluk, çap vb özelliklere göre sınıflandırılmalıdır. Bu da firmaya tekrarları
önlemesine yardımcı olarak, toplam vida alımları hakkında net bir tablo
sunacaktır. Bu bilgiye dayanarak, firma en uygun satıcıyı seçebilir. Bu kararı
verirken fiyat önemli rol oynamakta, ancak hizmet, teslim sıklığı, minimum
sipariş miktarı ve ödeme koşulları da gözönüne alınması gereken kriterlerdir.
Stratejik tedarik, bölümler arasındaki satın almaları
konsolide eder. Sistem içinde yavaş hareket eden bileşenlerin ayrı yerlerde
tutulmasını elimine ederek ve idari maliyetleri düşürerek, satın alınan
bileşenlerin fiyatını %5-15 arasında düşürebilmektedir.
Global Pozisyon Belirleme Sistemi
Şimdiye kadar
işletmeler, malın kamyonlara yüklenmesi ile depoya gelmesi arasında geçen süre
içerisinde olup bitenlerden habersizdi, Ancak yeni teknoloji sayesinde
firmalar, tedarik zinciri içerisinde malın akışını takip edebilmektedirler.
Uydu temelli Global Pozisyon Belirleme Sistemi (GPS) alıcıları sayesinde
distribütörler her an firmanın sürücülerinin nerede olduğunu bilirler ve yeri
en uygun olan sürücüyü yeni bir iş için yönlendirebilirler. Bu sistemden önce
farklı bir mesaj sistemi kullanılmaktaydı ve bu şekilde sürücünün mesajı alıp
almadığından emin olunamıyordu.
Barkodlardan farklı olarak. herbir koli ürüne iliştirilmiş
olan pilsiz etiketlerin bir hat üzerinden geçirilmesine gerek yoktur. Bunlar
deponun içinde iken dahi alıcılar tarafından algılanırlar. Stok sistemleri
kamyonlar depoların kapılarından geçerken güncellenir. Bu sistemin başka bir
yararı da son satış tarihine yaklaşmış ürünlerin görüntülenebilmesidir. Bu
tarihten sonra bu ürünler Avrupa'da satılamamaktadır.
İnternet Dalgası
Şu an tedarik zinciri yönetimindeki büyük dalga zincirin
internete konulmasıdır. Web sayfasıyla, tüm üretim ortakları sipariş
alabilirler veya stoklarını kontrol edebilirler, veya müşteriler sipariş
verebilirler. Dikkatlerin üzerine çekilmesi gereken bir konu varsa, uyarı
sistemi tedarik zinciri yöneticisini uyarır.
Etkili Müşteri Yanıtı EDI ve barkod tarayıcısı kullanarak, distribütör firmalar
müşterilerin stoklarını kontrol edebilmektedir. Müşteri belirli bir üründen
fazla miktarda kullandığında, gece müşterinin bilgisayarı distribütörün
bilgisayarına veri ileterek hangi üründen satınalınması gerektiği konusunda
uyarı vermektedir, Tam zamanında hizmet sayesinde müşteriler stok maliyetlerini
düşürebilmekte, distribütörler de yeni müşteriler kazanmaktadır.
Endüstriyel distribütör ve üreticiler arasındaki tedarik
zinciri ihtilali tam zamanlnda teslim üzerinde yoğunlaşmışken perakendeci ve
tüketim mamulleri endüstrileri kendi tedarik zinciri markasını
geliştirmişlerdir. Bunun adı Sürekli İkmal Programı (CRP-Continuous
Replenishment Program) veya daha genel olarak Etkili Müşteri Yanıtı dır
(ECR-Efficient Consumer Response). Temel düşünce satış noktası verilerinin
perakendeciden tedarikçiye gerçek zamanlı olarak iletilmesi ve rafların
otomatik olarak yenilenmesidir.
Tedarik zinciri yönetimi geliştikçe, aşagıdaki görüş yaygınlaşmaktadır: "Savaş benim firmam ile rakip firma arasında değil, benim tedarik zincirim ile rakip firmanın tedarik zinciri arasındadır"
Tedarik zinciri yönetimi konusunda önde gelen firmalar lojistik
veya malzeme satınalma fonksiyonlarını yeniden yapılandırmaktadırlar. Yüksek
teknoloji firmaları bu konuda en aktif olanlarıdır.
En önde gelen firmalar yalnızca lojistik ve satınalma
fonksiyonlarını yeniden yapılandırmakla yetinmemekte, rekabet avantajı sağlamak
için diğer fonksiyonları da ele almaktadırlar. Bu konuda en atak girişimler
uluslararası stoksuz teslim zinciri oluşturmaya çalışan Japon otomobil
üreticileri tarafından yapılmaktadır. Ancak parçaları başka ülkelerden direkt
olarak üretim hattına getirmek soğukkanlı olmayı gerektirmektedir. Zincir en
zayıf halkası kadar güçlüdür.
Tedarik zincirinde firmalar az stokla çalıştıklarından, tedarik zincirindeki herhangi bir bağın kopması durumunda siparişleri karşılayamama söz konusu olacaktır. Tedarik zincirinin yeniden yapılanmasını yönlendiren, maliyetin düşmesinden çok müşterinin beklentileridir. Bu işe başlarken müşteriye hizmet vermedeki standardın ne olduğu sorulmalı ve cevaba göre strateji, stok politikaları, bilişim teknolojisi planları ve tedarik zinciri ortaklıkları belirlenmelidir.
Tedarik zincirinde firmalar az stokla çalıştıklarından, tedarik zincirindeki herhangi bir bağın kopması durumunda siparişleri karşılayamama söz konusu olacaktır. Tedarik zincirinin yeniden yapılanmasını yönlendiren, maliyetin düşmesinden çok müşterinin beklentileridir. Bu işe başlarken müşteriye hizmet vermedeki standardın ne olduğu sorulmalı ve cevaba göre strateji, stok politikaları, bilişim teknolojisi planları ve tedarik zinciri ortaklıkları belirlenmelidir.
12 Nisan 2012 Perşembe
Tedarik Zinciri Kararları
Tedarik Zinciri KararlarıTedarik zinciri için verilen kararlar iki geniş kategoride sınıflandırılmaktadır: Stratejik ve operasyonel. Stratejik kararlar uzun bir zaman ufkunda verilmektedir. Bunlar, işletmenin stratejisiyle sıkı sıkıya bağlıdır (bazen bu kararlar, işletmenin stratejisinin kendisidir) ve bir tasarım perspektifinden tedarik zinciri politikalarını yönlendirir. Diğer taraftan operasyonel kararlar kısa vadelidir ve günlük faaliyetlerde yoğunlaşmaktadır. Bu çeşit kararlardaki çaba, “stratejik” tedarik zincirindeki mamul akışının etkin ve verimli bir biçimde yönetilmesidir.
Tedarik zinciri yönetiminde temel dört karar alanı bulunur:1. Yerleşim
2. Üretim
3. Envanter ile
4. Nakliye (dağıtım)
Her bir karar alanı hem stratejik hem de operasyonel öğeler içerir.
1. Yerleşim KararlarıÜretim merkezlerinin, stok noktalarının ve kaynak noktalarının coğrafî olarak yerleşimi, bir tedarik zincirinin oluşturulmasında doğal olarak ilk adımdır. Bunların boyutu, sayısı ve konumu belirlendikte sonra ürünlerin nihaî müşteriye kadar akabileceği mümkün güzergahlar da belirlenebilir. Bu kararlar, müşteri pazarlarına erişimin temel stratejisini temsil ettiği ve gelir, maliyet ve hizmet seviyesinde önemli bir etkisi olduğu için bir firma için büyük önem taşır. Bu kararlar üretim maliyetleri, vergiler, üretim sınırlamaları, ve buna benzerlerini göz önüne alan bir optimizasyon rutini tarafından belirlenmelidir. Yerleşim kararları temel olarak stratejik olsa da, operasyonel bir seviyeyle de ilişkilidir.2. Üretim KararlarıStratejik kararlar, hangi mamullerin hangi imalathanelerde üretileceğini, tedarikçilerin imalathanelere, imalathanelerin dağıtım merkezlerine, dağıtım merkezlerinin müşteri pazarlarına tahsisini kapsar. Bir önceki gibi, bu kararların da işletmelerin gelir, maliyet ve müşteri hizmet seviyelerine büyük etkisi vardır. Bu kararlar üretim araçlarının varlığını farz eder, ancak bu araçlara doğru ve araçlardan olan akışın kesin güzergahını belirler. Kritik başka bir konu ise üretim araçlarının kapasiteleridir. Bu, büyük bir oranla işletme içindeki dikey bütünleşmenin derecesine bağlıdır. Operasyonel kararlar detaylı üretim çizelgelemesi üzerinde yoğunlaşır. Bu kararlar temel üretim çizelgelerinin oluşturulması, makinelerdeki üretimin çizelgelenmesi ve ekipman bakımını kapsar. Diğer hususlar ise, iş yükünün dengelenmesi ve bir üretim merkezindeki kalite kontrol ölçütleridir.
3. Envanter KararlarıBu kararlar envanterlerin ne şekilde yönetileceğini kapsar. Envanterler, hammadde veya yarı mamul veya tamamlanmış mamul olarak tedarik zincirinin her safhasında bulunur. Temel amaçları tedarik zincirinde bulunabilecek herhangi bir belirsizliğin azaltılmasıdır. Envanterlerin bulundurulması, değerlerinin %20’si ilâ %40’ı arasında bir değere mal olabileceği için tedarik zinciri işlemlerinde etkili yönetilmeleri önemlidir. Stratejik açıdan hedefler üst yönetim tarafından belirlenmelidir. Ancak birçok araştırmacı envanter yönetimine operasyonel bir açıdan yaklaşmıştır.
Bu kararlar dağıtım stratejilerini ve sipariş miktarlarının ve yeniden sipariş noktalarının belirlenmesi ve her bir stok noktasındaki güvenli stok seviyesinin ayarlanması olan kontrol politikalarını kapsar. Söz konusu seviyeler, müşteri hizmet seviyelerinin temel belirleyicisi oldukları için kritiktir.
4. Nakliye KararlarıBu kararlarla ilgili yöntem seçme konuları daha stratejiktir. Bunlar envanter kararlarıyla yakından bağlantılıdır, çünkü en iyi yöntem seçimi genellikle belli bir nakliye yöntemi kullanılması maliyetinin bu yöntemle ilgili envanterin dolaylı maliyetinin analizi ile bulunur. Hava nakliyatı hızlı, güvenli olması ve daha az güvenlik stoku sağlamasıyla beraber pahalıdır. Bununla beraber, deniz veya tren yolu ile nakliyat daha ucuzdur, ancak belirsizliğin azaltılması için nispeten büyük miktarlarda envanterin bulundurulmasını gerektirir. Bu yüzden müşteri hizmet seviyeleri ve coğrafi konum, bu kararlarda önemli rol oynamaktadır. Nakliye, lojistik maliyetlerinin %30’undan fazlasını oluşturduğu için, verimli bir şekilde çalışılması ekonomik olarak faydalı olacaktır. Nakliye miktarları, güzergahların belirlenmesi ve ekipmanın çizelgelenmesi, bir işletmenin nakliye stratejisinin etkili yönetimi için temel konulardır.
24 Haziran 2010 Perşembe
İşletmelerde Optimum Stok Yönetimi – MRP İle Stok Kontrolu
MALZEME MİKTARI İLE İLGİLİ SORUNLAR
Sanayi işletmelerinin kullandıkları malzemenin çeşitleri kimi kez binlerce kaleme ve eldeki malzeme stoklarının değeri de milyarlarca liraya varabilir. Bu nedendir ki sadece imalat esnasında kullanılan malzemenin cinsi değil, malzemenin elde bulunması gereken miktarı da önem gösterir. Ortaya çıkan sorunlar;
1. Sürekli ve alakasız bir üretime olanak verebilmek için gerekli tür ve nitelikte malzemeden elde yeterli miktarda bulundurmak
2. Eldeki stoklara olabildiği kadar az sermaye bağlamak
3. Eldeki malzemeyi zaman ve emek bakımından en kolay kullanılabilecek biçimde güvenlik içinde bulundurmak.
Sıralanan sorunlar kısmen üretim bölümünü, kısmen de yönetim ve finansman servislerini ilgilendirir. Bir sanayi işletmesinde üretimden sorumlu olanların amacı, imalat programının aksaksız olarak gerçekleştirilmesidir. Buna göre malzeme eksikliğinden üretimin aksaması gibi bir sorunu ortadan kaldırmak için üreticiler her malzemeden olabildiğince fazla elde bulundurulmasını isterler.
İşletmede finansman bölümünün amacı ise işletmenin faaliyetlerini en az sermaye bağlayarak gerçekleştirmektir. Bundandır ki finansman bölümü çalışanları stokların gereksinimi karşılayabilecek en düşük düzeyde tutulmasını isterler. Bu iki zıt görüşü birleştirmek amacı ile işletmecilikte “Stok Kontrolu” son yıllarda büyük önem kazanmış ve bu alanda matematiksel yöntemler ve bilgisayardan geniş çapta yararlanılmıştır.Ve bu amaçları gerçekleştirebilmek için, başvurulabilecek başlıca önlemler;
1. Her şeyden önce satış ve üretim kısımları arasında eşgüdüm sağlanmalıdır. İşletmenin “üretim planı” yapılan satış tahminleri doğrultusunda hazırlanmalı.
2. Hangi mamullerden ne miktarda üretileceği kararlaştırıldıktan sonra, programı gerçekleştirmek için gerekli malzemenin cins, miktar ve tedarik zamanı ile ilgili “malzeme tedarik planı” yapılmalıdır.
3. Satın alma işleri bir merkezden ve düzenli yürütülmeli, fiyat bakımından en uygun koşullar sağlanmaya çalışılmalı.
4. Malzemenin güvenli ve imalata kolay varabilecek bir şekilde bulundurulması sağlanmalıdır. Kullanım ve stok miktarı hızlı ve sağlıklı kontrol edilmeli.
OPTİMAL SİPARİŞ MİKTARI
Bir malzemeden bir seferde ne miktarda satın alınması halinde işletme için en az maliyet olacağı konusu literatürde “optimal sipariş miktarı” olarak geçer. Bu sorun yalnızca dışarıdan malzeme satın alınması değil, işletmede imal edilecek bir mamulün parti ve seri büyüklüğünün saptanması için de söz konusu olur. Konu şu sorularla daha iyi açıklanabilir. Bir malzemeden ufak partiler halinde, fakat bir zaman zarfınsa bir çok kez sipariş vermek mi daha uygundur. Yoksa bir seferde örneğin bütün bir yılın gereksinimini karşılayacak miktarda malzeme sipariş etmek mi daha hesaplıdır.
ÇOK STOK BULUNDURMANIN MALİYETİ
1. Çok stok için daha büyük bir depo yerine ihtiyaç olduğundan, depo kirası ve depo binası amortismanları çok olur.
2. çok stok çok sermaye bağlamasını gerektirdiğinden, faiz maliyetleri yükselir.
3. Büyük stoklar fiziki bakımdan bozulabileceği gibi faiz bakımından da değer kaybına uğrayabilir. Karşılaşılabilecek rizikolar için ödenen sigorta primleri de maliyeti artırır.
4. Büyük stoklar, stok bulundurma ve kayıt işlemleri için daha çok eleman, malzeme ve enerji maliyetleri gerektirebilir.
AZ STOK BULUNDURMANIN MALİYETLERİ
1. Az stok bulundurmak ufak partiler halinde fakat çok sayıda sipariş vermek demek olacağına göre, sipariş, nakliye ve depolama işlemleri maliyetleri çok olur.
2. Yetersiz stok yüzünden üretim aksayabilir ve bu aksamalar maliyete katma değer sağlar
3. Üretim aksaması dolayısıyla satışlar da azalacağından, satışlardan beklenen katkı da düşer
4. Üretim ve satış akaklıkları yüzünden kaybedilen müşteriler, işletme için bir “goodwill” veya firma değeri kaybı olur
STOK BULUNDURMA (STOKLAMA) MALİYETİ
Çoğunlukla belirli bir yüzde veya birim başına belirli bir tutar olarak kabul edilen bu maliyetlerin ortalama stok için yapılan faiz, kira, sigorta, v.s. gibi bütün maliyetleri içine aldığı varsayılmaktadır. Ortalama stok olarak sipariş miktarının ½’si temel alınmaktadır.
SİPARİŞ MALİYETLERİ
Bir siparişin verilmesinden depoya girmesine kadar geçen her türlü yazışma, tesellüm, kontrol ve kayıt maliyetleri “sipariş maliyeti” olarak tek bir tutar biçiminde belirtilmektedir. Pratikte belirli bir hesap dönemi içerisinde katlanılan bu tür maliyetlerin sipariş sayısına bölünmesiyle ortalama bir sipariş maliyeti hesaplanmaktadır. Optimal sipariş miktarını bulabilmek için, yukarıda sözü geçen iki maliyetin toplamının en az (minimum) olması gerekmektedir.
STOK KONTROLU
Stok kontrolünün en önemli sorunlarından biri olan optimal sipariş miktarı konusu yukarıda incelendikten sonra, bu kontrolle ilgili diğer bazı sorunlarda aşağıdaki gibidir.
a) En az stok miktarı Herhangi bir hammaddeden elde en az ne miktarda bulunması gerektiği özellikler şu faktörlere bağlıdır.
- Günlük kullanımı
- Tedarik süresi
- Emniyet stoku ihtiyacı
Bir malzemeden günlük kullanım miktarı ne kadar çok ve bu malzemenin tedarik süresi ne kadar uzun olursa, elde o kadar çok stok bulundurmak gerekmektedir.
b) Stok miktarının izlenmesi Çeşitli malzeme için en az stok miktarı saplandıktan sonra, eldeki stokların fiilen bu miktarların altına düşüp düşmediğini sürekli olarak izlemek ve kontrol etmek gerekir. Bu konuda uygulanan birkaç yönteme kısaca değinmekle yetinelim. ABC Yöntemi: sanayi işletmelerinde az veya çok kullanılan
http://www.pargesoft.com/ Microsoft Dynamics AX NAV CRM ERP Partneri
http://www.karedanismanlik.com/ web sitesinden alıntıdır.
4 Ocak 2010 Pazartesi
Tedarik Zinciri Yönetiminin Yapısı - ERP ve MRP Sistemleri
Tedarik Zinciri Yazılımının Evrimi
1998 öncesi: Bu tarihe kadar altı çeşit temel planlama ve gerçekleştirme yazılımı bulunmaktaydı. Bunlar Kurumsal Kaynak Planlaması (Enterprise Resource Planning, ERP), Tedarik Zinciri Planlaması (Supply Chain Planning, SCP), Sipariş Yönetimi Sistemleri (Order Management Systems, OMS), Depolama Yönetim Sistemleri (Warehouse Management Systems, WMS), Üretim Uygulama (Manufacturing Execution Systems, MES) ve Nakliye Yönetim Sistemleri’dir (Transportation Management Systems, TMS). Her biri kendi açısından tedarik zinciri ile ilgilidir ve diğer çeşitlerle çok az bağlantısı bulunur.
1998-2001: Güncel geliştirme çalışmaları söz konusu altı yazılım tipinin bağlanması ve bütünleştirilmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Amaç bağımsız safhalar yerine bütün olarak tedarik zinciri ile ilgili çalışan paket programlar oluşturmaktır. Son zamanlara kadar WMS’nin TMS paketleri ile bağlanması üzerinde durulmaktaydı. Bir sonraki safha ise OMS ile WMS arasında bağlantı inşa edilmesi olacaktır. Bu çabalar rağmen, altı yazılımın her biri de özelliklerini korumaktadır.
2001-2004: Bu altı güncel yazılım tipi ilk olarak bütünleştirildikten sonra, isimleri hala kullanılıyor olacaktır. Bu kısmen, gerçekte elde edilen bütünleşme seviyesini yansıtıyor olacaktır. Bu ayrıca da çeşitli paket programların göreli gücünün sonucu olacaktır.
2004 sonrası: Temel hedef tam olarak bütünleşmiş tedarik zinciri yönetimi paket programlarının üretilmesidir. Bunlar, tedarik zincirinde zaman, maliyet ve işçilere ihtiyaç duyulmaması için gerekli bütün planlama ve uygulama fonksiyonlarını gerçekleştirecektir. Bunlar karmaşık ve maliyetli olacaktır ve bazı kimseler bu gün ERP’de olduğu gibi kurulmasının güç olacağını düşünecektir. Ancak, lider işletmeler pazardaki konumlarının muhafaza edilmesi veya iyileştirilmesi için önemli oldukları kanaatine varacaktır.
Gelecekteki tedarik zinciri yönetimi yazılım paketlerinin temel altı bileşeni iki önemli fonksiyonu yerine getirecektir. Bunlardan biri planlama (tahmin ve çizelgeler) ve diğeri de plana dayalı uygulamadır (faaliyetlerin dinamik bir biçimde yönetimi).
Yazılım Çeşitleri
ERP ve SCP, planlama kategorisine girerken, MES, WMS ve TMS uygulama kısmındadır. OMS iki kategorinin arasındadır, çünkü planlamanın son adımını ve uygulamanın da ilk adımını oluşturmaktadır. ERP ile planlamaya başlanır. ERP bir işletmenin kurumsal kapsamda finansı, insan kaynakları, satın alma, sipariş verilmesi ve ilgili idarî fonksiyonlar üzerine yoğunlaşmıştır.
Birçok paket program ayrıca üretime yönelik modüller bulundurmaktadır. Gerçekte, ERP genel olarak eski malzeme ihtiyaç planlaması (MRP) ve üretim kaynak planlaması (MRP II) paket programlarının bir ileri safhası olarak düşünülmüştür.
ERP seçenekleri arasına bazı sipariş ve nakliye yönetimi imkanı dışında depolama kontrolü de eklenmiştir. Buna karşın, sonuçta geleceğin bütünleşik yapısı oluşmamıştır. Bunun yerine söz konusu yazılım ERP tedarikçileri dışındaki şirketler tarafından yazılmış ve temel yapıya eklenmiştir.
ERP’nin genel olarak farkına varılan güçlü olduğu konu, ortaklık finanslarının tahmin ve yönetimi olmuştur. Bu, ERP’nin gelecekte avantajı olacaktır. Finansal açıdan etkili olmak için maliyet, gelir, depolama ve üretim araçları gibi mallar ve envanterler de dahil olmak üzere pasifleri içeren veritabanlarına ihtiyaç vardır. Bu veritabanları siparişlerin ve bunları en yüksek seviyede yerine getirilmesinin ne kadara mal olacağının analizi ve değerlendirilmesi için gerekli bilgileri sağlayacaktır. ERP, bir siparişin yerine getirilmesinin maliyetini verebilir, tedarik seçeneklerini belirleyebilir ve siparişlerin kârlılığını gösterebilir.
SCP yazılım paketleri sipariş talebi ile başlayan ve bu talebin ne şekilde ve ne zaman karşılanabileceğini belirleyen analitik araçlardır. Kurumsal seviyede veya birimler seviyesinde planlama yaparlar. Bu belirlemeleri yapmak için, bilgilerin bir kısmı bir ERP sisteminden veya başka bir merkezî veritabanından gelebilir.
Son zamanlarda tedarik zinciri planlaması birçok yeni forma dönüşmüştür. SCP orijinal olarak imalathane tabanına odaklanmıştı ve ileri seviyede planlama ve çizelgeleme olarak bilinmekteydi. Envanter planlaması, tedarik zinciri şebeke tasarımı, üretim planlaması, talep planlaması gibi birçok modülden meydana gelmiştir. Her bir modülün SCP içinde kendi bir yeri vardır ve planlama verimliliğini arttırmak için hepsi bütünleşmiştir.
APS depolama ve dağıtım alanını da kapsayınca yeni modüller ortaya çıkmıştır. SCP’nin operasyonel verimlilikte çeşitli şekilde önemli etkisi vardır. Önde gelen SCP tedarikçilerinden Manugistics aşağıdaki üç örneği sunmaktadır:
- Kimya devi Rohm & Haas, zamanında teslimatları %85’ten &96’ya yükseltmiştir.
- Yoğurt üreticisi Dannon envanter çevrimlerini %30 arttırmış ve envanter seviyelerini %20 azaltmıştır.
- Glaxo Wellcome müşteri servis seviyelerini %97’den %99,5’e yükseltmiştir.
OMS planlama ve uygulama yazılımının arasındadır. Bir sipariş yönetimi sistemi siparişleri alır ve planlama kısmını tamamlamak için kurumsal tabandaki envanterin mevcut olup olmadığını belirler. Söz konusu yazılım ardından, MES, WMS ve TMS’ye iletmek üzere siparişlerin önceliğinin belirtilmesi ve optimize edilmesi gibi uygulamaya giren görevleri bazı görevleri yerine getirir. Müşteri servisleri bölümüne bağlantılar da bulunur, çünkü OMS parçaların mevcut olmasına göre beklenen gönderme ve teslimat tarihlerini geliştirebilir.
OMS planlama ve uygulama yazılımlarının bütünleşmesine olan ihtiyaca iyi bir örnektir. Veritabanındaki üst seviyedeki bilgilere ulaşamadıkça karar veremez. Aşağı seviyedeki uygulama yazılımıyla bağlantılı olmama durumunda, verdiği kararlar işleyebilecekleri yere iletilemez.
Uygulama kısmında MES, WMS ve TMS bulunur. Üçü de kendi açılarından siparişlerin yerine getirilmesi üzerine odaklanmıştır. Örneğin MES parçaların üretilmesini sağlar. WMS bu parçaların depoda bulundurulmasını yönetir. TMS ise siparişleri en uygun taşıyıcılara iletir.
Üretim uygulama sistemleri imalathane tabanını kontrol eder. MES siparişlerin yerine getirilmesi için, müşteri tarafından ihtiyaç duyulduğu zaman tamamlanmış ürünün zamanında meydana getirilmesi için gerekli tüm kaynakları (teçhizat, envanter ve işçileri) yönetir. Bu kaynakların gerektiği şekilde tahsisini, korunmasını, çizelgelenmesini ve dağıtımını gerçekleştirir.
Bunların yerine getirilmesi, gerçek zamanlı verilerin kullanıldığı dinamik kontrolü gerektirir. Bu ise, MES’in değişen durumlarla ilgilenmesine olanak verir. Örneğin söz konusu yazılım, makinelerin çalışmadığı zamanların eksikliğini çalışma guruplarının rotasyonu ve öncelikleri yeniden ayarlayarak giderir.
MES kullanıcılarının kazandığı faydalar arasında:
- Temin sürelerinin %20’den fazla azaltılması
- Üretim çevrim zamanının %30 kadar kısılması
- Yarı mamul seviyelerinin %30’dan fazla azaltılması bulunmaktadır.
WMS mamuller üretildikten sonra devreye girmektedir. WMS, MES’e benzer bir biçimde siparişlerin yerine getirilmesi için gerekli kaynakların gerçek zamanlı kontrolünü sağlar. Teslimattan göndermeye kadar olan envanter, insan ve ekipmanı yönetir. Envanterler WMS’nin seçtiği bir noktaya bırakılır. Siparişler, WMS’nin belirlediği en verimli yolla belirgin bir sıra ile seçilir.
WMS’nin kazandırdığı faydalar arasında daha kısa sipariş iyileştirme zamanları, daha yüksek seviyede envanter istikrarı, daha fazla siparişin yerine getirilmesi bulunur. Bir işletmenin tedarik zincirinin son safhası TMS’nin yönetimi altındadır. TMS’nin operasyonel verimlilik dışındaki gerçek potansiyeli, maliyet kazanımlarıdır. Bir işletmenin lojistik maliyetlerinin %70’inin nakliyeyle ilgili olduğu tahmin edilmektedir. Bir TMS ile nakliyat verimsizlikleri, gereksiz maliyetler ve fazla olan işçiler minimize edilmektedir. Bu, söz konusu yazılımın nakliyatı ve nakliyeci seçimini otomatikleştirmesi sayesinde gerçekleşmektedir (Forger, 1999).
http://www.pargesoft.com/ Microsoft Dynamics ERP Çözüm Ortağı
30 Eylül 2009 Çarşamba
Microsoft Dynamics NAV - Perakende Sektörü Çözümü
Perakende
Rekabetin yoğun baskısı, sürekli değişen ürün portföyleri, yüzlerce farklı ürün, sürekli değişen müşteri tercihleri ve kitlesel bir pazarda ayakta durabilmek… Bu ve daha birçok özellik perakende sektörünü zorlu bir savaş alanı haline getiriyor. Bu dev sektör sadece ABD’de yılda 3.8 trilyon dolarlık bir hacim yaratıyor.Dünyanın en dinamik sektörlerinden biri olan perakende son yıllarda ülkemizde de oldukça hızlı bir ivme kazandı. Dünyanın dev perakende şirketleri birbiri ardına ülkemize yatırım yapıyor.
Perakendenin bir diğer önemli özelliği binlerce farklı şirkete iş imkanı yaratması. Dev perakendecilerin birlikte çalıştığı tedarikçileri düşünüldüğünde her bir bağımsız operasyon, binlerce alt süreçten oluşan kapsamlı bir yapı olarak görülüyor. Kısacası perakende sektörü dinamizmin ve işbirliği içerisinde çalışmanın rekabetle birleştiği nadir sektörlerden bir tanesi. Elbette ki böylesine bir sektörde her ölçekten işletme birçok konuda verimli ve düşük maliyetli bir yapı oluşturmanın çabası içerisinde.
Stokların kolaylıkla izlenmesi ve yönetilmesi
Perakende sektörünün en önemli konularının başında stokların etkin yönetilmesi geliyor. Pazar şartlarının değişkenliği göz önüne alındığında stok yönetimi aslında bir risk yönetimi yaklaşımından farksız. Ayrıca bu süreç yeterince başarılı yönetilmezse önemli bir zaman kaybına neden oluyor. Bu nedenle günümüzün modern perakende şirketler, stokların manuel olarak sayıldığı, zaman ve insan kaynağı gerektiren sistemden çok daha otomatize bir sisteme geçmenin çabası içerisinde. Böylesi bir sistem için gelen tün stok unsurlarının kaydedilmesi, iş sürecinde bu unsurların istenilen noktada takip edilmesi ve farklı stok yönetimi metotlarına göre etkin biçimde yönetilmesi gerekiyor. Diğer yandan bu bilgilerin gerekli noktalarda paylaşılması, bilgiler ışığında kapsamlı raporların oluşturulması önem kazanıyor.
Satış noktası aktivitelerinin hızlandırılması
Perakende süreçlerinde verimli ve uygun maliyetli bir yapı için satış noktası operasyonu büyük öneme sahiptir. Müşteri ile temas noktası olan bu aşamada hız, doğruluk ve özelleştirilmiş hizmet oldukça önemlidir. Müşteri temsilcileri veya kasiyerlerin özelleştirilmiş ekranlar üzerinden en son fiyatlara anında erişebilmeleri, ürünlerin mevcut olup olmadığını ve stok durumlarını kontrol edebilmeleri sürecin daha akıcı olması açısından önemli bir gereklilik. Ayrıca müşterilere ait bilgilere anında erişim, farklı ödeme biçimlerini entegre edebilme,iadelerin yönetimini gerçekleştirebilme zaman açısından da önemli kazanımlar sağlamakta .
Entegre bir yapı, etkin bilgi paylaşımı
Perakende sektöründe karmaşık ve dağınık bir yapı vardır. Genelde ülke çapına yayılmış onlarca bazen dünya ölçeğinde binlerce farklı mağazayı bir arada yönetmek, her mağazada aynı hizmet kalitesini oluşturmak oldukça zorlu bir iştir. Bunu başarmak için merkezi bir bilgi merkezi üzerinden tüm müşteri verilerine erişebilmek, coğrafi sınırların ötesinde etkin bilgi paylaşımını sağlamak gerekir.
Müşteri odaklı bir yapı
Müşteri beklentilerini önceden görebilmek perakende sektöründe kilit başarı faktörüdür. Bu beceri, sadece satışları artırmakla sonuçlanmaz. Merchandising aktivitelerinin planlanması, stokların belirlenmesi, teknolojik yatırımların konumlandırılması ve marka yönetimi gibi alanlarda da önemlidir. Müşteri odaklılık özellikle orta ölçekli şirketler için çok daha önemlidir. Daha esnek ve daha aksiyona yatkın yapıları sayesinde bu şirketler, pazardaki eğilimleri ve müşteri beklentilerini öngörme becerisi kazandıkları ve müşteri davranışlarını analiz edebildikleri zaman reaktif bir yapıdan proaktif bir yapıya geçerek önemli bir kazanım elde edebilir. Bu konuda ilginç bir örnekler vermek gerekirse ABD kökenli bir girişimcinin başına gelenlere göz atmak yeterli. 2001 yılında büyük bir krizde oldukça sıkıntılı duruma düşen bu şirket, iflasın eşiğine geldiğinde yapacak pek fazla bir şey yoktu. Şirketin sahibi hemen geçmiş satışları inceledi ve kendisi için en değerli müşterilerin bir listesini oluşturdu. Daha sonra bu müşterilerden ilişkileri iyi olanlara, kendi adlarına özel yazılmış mektuplar göndererek içinde bulunduğu durumu anlattı ve destek alım yapmalarını rica etti. O güne kadar oldukça iyi ilişkilerine dayanarak müşterilerin hepsi, önemli destek alımları yaptılar ve satışlar birkaç ay içerisinde yüzde 40 arttı. Küçük ölçekli olsa bile müşteriler ile iyi ilişkilerin ne derece önemli olduğunun göstergesi.
Tedarik zinciri yönetimi ve tedarikçi ilişkileri
Perakendenin en zorlu tarafı, değer zincirinin yönetimidir. Yüzlerce farklı tedarikçi ile çalışan, onlarca farklı konumda bu ilişkileri yönetmek zorunda kalan perakendeci şirketler, tam bir entegrasyon gerçekleştirmek zorundadır. Bu şirketler ile tedarikçileri arasında şeffaf bir yapı oluşması, birbirleri ile etkin biçimde bilgi paylaşımı gerçekleştirmeleri ve birbirlerinin iş süreçlerini desteklemeleri gereklidir. Örneğin ülkemizin büyük perakendecilerinden bir tanesi bazı dönemlerde belirli ürünleri tedarik etmekte zorlandığında tedarikçileri ile ortak bir e-iş platformu oluşturma yoluna gitti. Bu yapı sayesinde ana şirket ile tedarikçileri bilgilerini paylaşmaya başladı. tedarikçiler, şirketin satışlarını izleme ve analizler yaparak kapasitelerini bunlara göre ayarlama imkanına kavuştu. Şirket ise perakendecilerin stok durumlarını görerek gerekli hacimde alım için yeterli ürün olmadığı durumlarda başka tedarikçilerden de destek alımlar yapma ve malı zamanında tedarik etme şansına kavuştu. Böylece ana şirket ürün eksikliği yaşamazken, tedarikçiler de doğru yatım yapma ve kapasite planlamasını etkin gerçekleştirme avantajı kazandı.
Microsoft CRM: Müşteri Kraldır
Perakende sektörü kadar müşteriye dokunan bir başka sektör yoktur. Bu nedenle Microsoft CRM’in satış ve müşteri hizmetleri özellikleri, bu sektörde başarılı olmak isteyen tüm şirketler için vazgeçilmez. Bilgiye etkin biçimde erişmek, özelleştirilmiş kampanyalar yaratmak, müşteri profillerini analizlere ve raporlara dökmek Microsoft CRM’in sağlayacağı özelliklerden sade birkaçı.
Perakendenin Hızında Çözümler: Microsoft Dynamics AX ve Microsoft Dynamics NAV
Söz konusu sektör perakende olunca hız, verimlilik ve etkin yönetim en önemli ihtiyaçlar haline geliyor. Microsoft Business Solutions ERP çözümler Microsoft Dynamics AX ve Microsoft Dynamics NAV, bu sektörün hızına ayak uydurmak isteyen şirketler için yegane çözümler. Üretim planlamasından stok kontrolüne, proje yönetiminden tedarik zinciri yönetimine, insan kaynaklarından finansa dek her noktada süreçlerin yönetimini sağlayan bu çözümler, perakendede rekabetçiliğin en büyük sırrı.
10 Eylül 2009 Perşembe
Microsoft Dynamics NAV, Tedarik Zincir Yönetimi
Tedarik Zinciriniz Ne Kadar Verimli?
Kurumların tek başına iş yaptığı günler geride kaldı. Artık her kurum kendi iş ortakları ile birlikte bir bütün oluşturmak zorunda. Tedarik zinciri de bu yapının en önemli halkası. Tedarik zincirinde yer alan iş ortakları ve müşterilerle olan etkileşimin en üst seviyeye çıkarılması büyük önem kazanıyor. Bu etkileşimin sağlanması ile birlikte değişen müşteri beklentilerine yönelik ürünler çok daha hızlı ve kolay biçimde hayata geçirilebiliyor. Ayrıca kurumlar, stok yönetimi, depolama sistemlerinin yönetimi gibi birçok süreçte önemli kazanımlar elde edebiliyor. Farklı ilişkilere yönelik farklı ortamlar üzerinden gerçekleştirilen bu işlemlerde kişiselleştirilmiş portal yapılarından merkezi veritabanlarına dek birçok özellik kullanılabiliyor.
Otomatik Veri Toplama : Stok kontrolünde en önemli aşama, bu süreçteki verilerin doğru biçimde toplanması ve işlenmesidir. Microsoft Dynamics NAV sayesinde stok süreçlerinin her noktasında, gerçek zamanlı veriler toplamak bu verilere gerçek zamanlı olarak erişmek mümkün olur. Bunun sonucunda da stok süreçleri çok daha verimli, akıcı ve az maliyetli bir yapıya kavuşur. Örneğin Radyo Frekansı teknolojileri kullanılarak stoklar sayılır sayılmaz sisteme otomatik olarak işlenebilir. Bu süreçler otomatize edildikçe insan hatası olasılığı düşer, stok dönüşlerinin yoğun olduğu zamanlarda daha hızlı işlem yapma şansı kazanılır ve bilgiler anlık geldiği için stoklama alanı daha etkin planlanarak hacim kazanılır. Elbette ki tüm bunların sonucunda stok maliyetleri ve zamandan büyük tasarruf elde edilir.
Dağıtım : Dağıtım süreçleri tedarik zincirinin en önemli süreçlerinden biri olduğu kadar birçok maliyet noktası oluşturmasıyla da ön plana çıkar. Dağıtım süreçlerinin otomasyonu ve optimizasyonunu mümkün kılan Microsoft Dynamics NAV, zamanında ve doğru servis imkânı verir. Bunun sonucunda sadece zaman ve maliyet tasarrufu sağlanmıyor, ayrıca hizmet kalitesi artırılarak müşteri tatmini sağlanır. Örneğin bir sipariş geldiğinde anında onaylamak ve fırsatı değerlendirmek için stok bilgilerini anlık olarak görmek,stok bilgilerini talep analizleriyle destekleyerek fazla stoğu azaltmak, iş ortaklarınız ile daha iyi bir işbirliği ortamı oluşturarak taleplere daha hızlı yanıt verebilmek için Microsoft Dynamics NAV ideal bir ortam sunar.
Stok yönetimi : Microsoft Dynamics NAV stok yönetimi süreçlerinde önemli kolaylıklar sağlar. Microsoft Dynamics NAV kullanan şirketler, birden çok konumdaki farklı stokları tek bir noktadan yönetebilme, depolar arasındaki stok hareketlerini kontrol edebilme, stoksuz çalışan müşterilere anlık teklifler iletebilme, stokta kalmayan maddeler için alternatif teklifler üretebilme ve iade süreçlerini en etkin biçimde yürütme gibi birçok avantaja sahip olur. Şöyle bir durum düşünün: gelen bir siparişte istenen ürün stok kayıtlarında görünüyor fakat bir teknisyen, malı stoktan çekip kayıt yapmayı unuttuğu için aslında bu ürün elinizde yok ve siz siparişe onay verdiniz. Zor bir durum değil mi? Microsoft Dynamics NAV’ın saha hizmetleri araçları sayesinde her bir teknisyene ait bireysel stok siteleri oluşturmak mümkün. Bu çoklu ortamın kontrolü ile stoklardaki tüm değişimleri anında sisteme girebilir ve hatalardan korunabilirsiniz.
Ambar Yönetimi : Microsoft Dynamics NAV, depolama süreçlerinin en etkin biçimde gerçekleşmesi için gelişmiş ambar yönetim özellikleri sunar. Siparişe göre depolama, çoklu sipariş depolama, sevkıyat planlama, geçici stoklama, RFID üzerinden verileri işleme gibi konuda özellikler sağlayan Microsoft Dynamics NAV, ambar yönetimini etkin kılar. Örneğin birçok ürünü aynı anda sevk etmeniz gereken bir operasyonda ürünlerin yerlerini tek tek aramak yerine Microsoft Dynamics NAV’ın ambar yönetim aracını kullandığınızda ürünün doğru konumuna anında yönlendirilirsiniz. Böylelikle doğru alana ve rafa yönlendirilen çalışanlar çok daha etkin ve fazla işlem yapma şansına sahip olur.
İade Yönetimi : Bir ürün iade ediliyorsa müşterilerin bu üründen bir tatminsizliği söz konusudur. Hangi müşterinin ürünün neden iade ettiğinin anlaşılması sorunun giderilmesi için son derece önemlidir. Ayrıca iade sürecinin uzun ve zahmetli olması müşterinin memnuniyetsizliğini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Microsoft Dynamics NAV, müşterilerden gelen sorulara ve ürünler hakkındaki sorgulamalara en doğru biçimde yaklaşmayı mümkün kılan araçları sayesinde müşteriler ile etkili bir diyalog kurulmasına ve bunun sonucunda müşteri tatmininin artırılmasına imkân sağlar. Örneğin Microsoft Dynamics NAV’ın entegre yapısı sayesinde, bir ürünü iade eden müşteriye aynı üründen stokta olup olmadığını, eğer yok ise ne zaman stoklara gireceğini söylemek, ya da benzer özelliklere sahip ve stokta bulunan bir ürünü önermek müşteride son derece olumlu bir etki bırakacaktır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





