MRP 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MRP 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2012 Cuma

ERP nasıl uygulanır?


Stratejik bir zemin üzerine oturtulmuş ve kurumsal gerçekler ışığında yürütülen ERP projeleri çok daha hızlı, güvenli ve başarılı biçimde hayata geçirilebilir.

ERP çözümlerinin kurum içerisinde hayata geçirilmesi çoğu zaman uzun, sıkıntılı ve maliyetli bir süreç olarak görülür. Oysa ERP projelerinde bu sıkıntıların yaşanmasının en önemli nedeni, çözümün planlanmasından hayata geçirilmesine dek sürecin sistematik biçimde kurgulanmaması ve gerçekleştirilmemesidir. Diğer tüm kurumsal uygulamalar gibi ERP çözümleri de kurumun bütününe yayılan, süreçleri ve iş yapma sistemini etkileyen bir uygulamadır. Bu nedenle stratejik bir zemin üzerine oturtulmuş ve kurumsal gerçekler ışığında yürütülen ERP projeleri çok daha hızlı, güvenli ve başarılı biçimde hayata geçirilebilir.

Üst yönetimin kararlılığı ve inancı
ERP, kurumun iş süreçlerini barındıracak ve iş yapma biçimini etkiyecek bir yapı oluşturur. Bu nedenle ERP’nin gerekliliğine ve avantajlarının gerçekleştirilebilirliğine en üst düzey yönetimden başlayarak inanmak ve bu süreci desteklemek gerekmektedir. Birçok ERP projesi, üst yönetimin inanç eksikliği veya ilgisizliği nedeniyle stratejik bakış açısından kopmuş, zaman içerisinde başarısız sonuçlar ortaya koymuştur. Bu nedenle üst düzey yönetimin bu süreci sahiplenmesi, her noktada duyurması ve desteklemesi büyük önem kazanmaktadır.

İhtiyaçların ve hedeflerin belirlenmesi
ERP çözümünün kurumsal verimliliği artırması için en önemli gereksinim, kurumsal işleyişine uygun bir çözümün seçilmesidir. Bu nedenle kurumlar, ERP çözümlerini bir teknoloji olarak değil, insan-süreç-teknoloji bütünü olarak görmeli ve bu yönde hareket etmelidir. Bunun için öncelikle amaçlar ve geleceğe yönelik hedefler net biçimde ortaya koyulmalıdır. Ardından kurumun işleyişinin sistematiği çözümlenmeli ve süreçlerin yapısı belirlenmelidir. Bu süreçleri hedefler çerçevesinde değerlendirilmeli ve gerekli noktalarda süreçleri üzerinde değişiklikler veya çözümün değerini maksimize edecek düzenlemeler yapılmalıdır.

Proje Yönetimi yaklaşımı
ERP çözümünün kurumsal yapıya entegre edilmesi önemli bir süreçtir. Bu nedenle implementasyon sürecinin bir proje gibi görülmesi, uygun kişilerin sürecin doğru noktalarında sorumluluk almasının sağlanması, sürecin işleyişinin zaman ve bütçe olarak sürekli izlenmesi ve üst yönetime raporlanması, başarı şansını büyük ölçüde artırmaktadır.

Çözümlerin belirlenmesi
Hedeflerini ve beklentilerini ortaya koyan kurumlar, bu parametrelere en uygun çözümleri tespit edecektir. Farklı üreticilerin farklı bakış açılarına göre yapılandırılmış bu çözümler içerisinden üreticinin ve çözümün özellikleri farklı parametreler ışığında değerlendirilmeli ve en doğru seçim yapılmalıdır.

Çözüm hayata geçirilmesi
Bu aşama en sıkıntılı ve maliyetli aşamadır. Bu nedenle çözümü kurum içerisinde uygulayacak olan entegratörün doğru seçilmesi, kurum içerisinde bu entegratör ile işbirliği yapacak olan ekibin doğru kurulması ve implementasyon sürecindeki maliyet unsurlarının önceden tespit edilmesi büyük önem taşır.

ERP’nin propagandası
Üst yönetimin de desteği alınarak ERP çözümünün neden gerektiği, neler getireceği ve nasıl kullanılacağı konusunda pozitif bir iletişim ortaya koyulmalıdır. Her kurumda mevcut düzenin değiştirilmesine bir direnç olacaktır. Bu direnci en aza indirmenin yolu, sistemi kullanacak olan çalışanlara sistemin gerekliliklerini ve yapısını net olarak anlatmak, onların çözümün gerekliliğine inanmalarını sağlamak ve çalışanları projenin bir parçası haline getirerek desteklerini kazanmaktır. Bunun için de etkili iletişim ve eğitim faaliyetleri yürütmek gerekirse danışmanlık desteği almak yararlı olacaktır.

Çözümün sürekli güncel kılınması
Gerek değişen iş yapısı gerek teknolojik yenilikler gerekse ihtiyaçların değişimi, ERP çözümünün sürekli güncel ve yeni tutulmasını gerektirmektedir. Çözümün bu ihtiyaçlar çerçevesinde sürekli güncel kılınması, yatırımın geri dönüşü anlamında da önemli getiriler sağlayacak ve çözümden elde edilen değeri maksimize edecektir.

2 Ağustos 2012 Perşembe

Etkili Bir Tedarik Zincirine Giden Yol


Bilginin entegrasyonu tedarik zincirindeki ilk aşamadır. Karar verme ve yürütme arasında sıkı bir bağ da verimli bir tedarik zinciri için vazgeçilmez bir unsurdur. 


Günümüzün bilişim teknolojileri, tedarik zincirindeki tüm üyelerin arasındaki bilgi akışını mümkün kılarak. iletişim engellerini yıkmaktadırlar. Bu teknolojilere en erken geçenler yavaş yavaş herkesin boy göstereceği pazarda kendilerine bir yer edinmişlerdir. Başarılı işletmeler, yüksek performanslı tedarik zincirine giden yolu dikkatlice adım adım takip etmeleri gerektiğinin farkındadırlar. 


Bu adımlar şunları içerir:


a) İş uygulamalarını tamamen otomatize ve optimize ederek yönetimde mükemmelliğe ulaşmak.

b)  Teşebbüsü tedarik zincirinin tum üyelerini kapsayacak şekilde genişletmek.

c) Ortak bir bilgi temeli oluşturmak üzere iş sistemlerini müşteri tedarikçi ve ortakların sistemleriyle entegre etmek,

d) Değişikliklere karşı duyarlılığını artırmak için gerçek zamanlı karar destek sistem geliştirmek

e) İş süreçlerinin optimize edilebilmesi için çalışanları, satıcıları ve tedarik zincirinin diğer üyelerini eğitmek

f) Evrensel iş konularıyla başa çıkabilecek bir firma yaratmak ve yönetmek için taahhütte bulunmak.

Değişimin cevaplarını ve karar vermeyi etkileyen faktörleri arayan firmalar artık eski sınırları içerisinde kalamazlar. Cevapların pekçoğu genişletilmiş teşebbüste yatmaktadır. Genişletilmiş teşebbüs firmanın tedarik zincirinin tüm üyelerini kapsar. Bunlar firma içindeki farklı birimler tedarikçiler ve bunların satıcıları; müşteriler ve bunların müşterileri ve hizmet sağlayıcılardır. İnternet gibi düşük maliyetli iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla, eskiden ancak en büyük firmaların ulaşabildiği entegrasyon düzeyi şimdi en küçük firmalar için de mümkündür.

Siparişe göre üretim yapan tipik bir bilgisayar firmasının tedarik, zincirini gözönüne alalım. Tüketiciler firmanın internet sayfasına girip arama yaparak, kendi ihtiyaçları ve bütçelerine uygun makinalara karar verirler. Müşteri sipariş verdiği an teslim tarihinin ne olacağını öğrenir ve bir teyit numarası alır. Müşteri hiçbir baskı, hissetmeden alışveriş yapabilir ve ürünün tam olarak ne zaman eline geçeceğini bilir.

Üretici firma da bu durumdan fayda sağlamaktadır. Siparişlerin doğrudan müşteriden toplanması nedeniyle, kendi iş süreçlerinde kullanmak üzere çok değerli satış noktası bilgilerine gerçek zamanlı olarak ulaşmaktadır. Üretim  departmanı tam olarak ne  üreteceğini,  satınalma  da  ne  sipariş  edeceğini  bilir. Pazarlama departmanı da belirli bir programın başarısını ölçebilir.

Bu senaryo bir adım daha ileriye götürüldüğünde, bilginin doğrudan parça tedarikçilerinin ve tamamlanmış mal distribütörlerinin sistemlerine gittiği senaryo elde edilecektir. Kısaca, eğer firma sadece kendi süreçlerini otomatize etmekle kalmayarak, bunları tedarik zincirindeki diğer üyelerin otomatize edilmiş süreçleriyle entegre ederse, bugünün hızla değişen pazar koşullarıyla zincirdeki firmalar hep beraber mücadele edebilirler.

Bilginin entegre edilmesi birçok işletmenin iş süreçlerini iyileştirme çabasının temelinde yatmaktadır. Modern ERP sistemleri, organizasyona, süreçlerini planlama, kontrol etme ve izleme olanağı sağlamak üzere tasarlanmışlardır. İletişim için standart mekanizmalar kullanarak, paylaşılan bilginin ne anlama geldiği hakkında genel bir anlayış geliştirerek ve verilere ulaşmak için bir dizi kural oluşturarak, ERP sistemleri yüksek seviyede entegrasyon sağlamaktadırlar.

11 Haziran 2012 Pazartesi

ERP Sistemlerinde Optimum Stok Yönetimi

MALZEME MİKTARI İLE İLGİLİ SORUNLAR

Sanayi işletmelerinin kullandıkları malzemenin çeşitleri kimi kez binlerce kaleme ve eldeki malzeme stoklarının değeri de milyarlarca liraya varabilir. Bu nedendir ki sadece imalat esnasında kullanılan malzemenin cinsi değil, malzemenin elde bulunması gereken miktarı da önem gösterir. Ortaya çıkan sorunlar;

1. Sürekli ve alakasız bir üretime olanak verebilmek için gerekli tür ve nitelikte malzemeden elde yeterli miktarda bulundurmak

2. Eldeki stoklara olabildiği kadar az sermaye bağlamak

3. Eldeki malzemeyi zaman ve emek bakımından en kolay kullanılabilecek biçimde güvenlik içinde bulundurmak.

Sıralanan sorunlar kısmen üretim bölümünü, kısmen de yönetim ve finansman servislerini ilgilendirir. Bir sanayi işletmesinde üretimden sorumlu olanların amacı, imalat programının aksaksız olarak gerçekleştirilmesidir. Buna göre malzeme eksikliğinden üretimin aksaması gibi bir sorunu ortadan kaldırmak için üreticiler her malzemeden olabildiğince fazla elde bulundurulmasını isterler. İşletmede finansman bölümünün amacı ise işletmenin faaliyetlerini en az sermaye bağlayarak gerçekleştirmektir. Bundandır ki finansman bölümü çalışanları stokların gereksinimi karşılayabilecek en düşük düzeyde tutulmasını isterler. Bu iki zıt görüşü birleştirmek amacı ile işletmecilikte “Stok Kontrolu” son yıllarda büyük önem kazanmış ve bu alanda matematiksel yöntemler ve bilgisayardan geniş çapta yararlanılmıştır.Ve bu amaçları gerçekleştirebilmek için, başvurulabilecek başlıca önlemler;

1. Her şeyden önce satış ve üretim kısımları arasında eşgüdüm sağlanmalıdır. İşletmenin “üretim planı” yapılan satış tahminleri doğrultusunda hazırlanmalı. 
2. Hangi mamullerden ne miktarda üretileceği kararlaştırıldıktan sonra, programı gerçekleştirmek için gerekli malzemenin cins, miktar ve tedarik zamanı ile ilgili “malzeme tedarik planı” yapılmalıdır. 
3. Satın alma işleri bir merkezden ve düzenli yürütülmeli, fiyat bakımından en uygun koşullar sağlanmaya çalışılmalı. 
4. Malzemenin güvenli ve imalata kolay varabilecek bir şekilde bulundurulması sağlanmalıdır. Kullanım ve stok miktarı hızlı ve sağlıklı kontrol edilmeli.

OPTİMAL SİPARİŞ MİKTARI
Bir malzemeden bir seferde ne miktarda satın alınması halinde işletme için en az maliyet olacağı konusu literatürde “optimal sipariş miktarı” olarak geçer. Bu sorun yalnızca dışarıdan malzeme satın alınması değil, işletmede imal edilecek bir mamulün parti ve seri büyüklüğünün saptanması için de söz konusu olur. Konu şu sorularla daha iyi açıklanabilir. Bir malzemeden ufak partiler halinde, fakat bir zaman zarfınsa bir çok kez sipariş vermek mi daha uygundur. Yoksa bir seferde örneğin bütün bir yılın gereksinimini karşılayacak miktarda malzeme sipariş etmek mi daha hesaplıdır.

ÇOK STOK BULUNDURMANIN MALİYETİ

1. Çok stok için daha büyük bir depo yerine ihtiyaç olduğundan, depo kirası ve depo binası amortismanları çok olur.

2. çok stok çok sermaye bağlamasını gerektirdiğinden, faiz maliyetleri yükselir.

3. Büyük stoklar fiziki bakımdan bozulabileceği gibi faiz bakımından da değer kaybına uğrayabilir. Karşılaşılabilecek rizikolar için ödenen sigorta primleri de maliyeti artırır.

4. Büyük stoklar, stok bulundurma ve kayıt işlemleri için daha çok eleman, malzeme ve enerji maliyetleri gerektirebilir.

AZ STOK BULUNDURMANIN MALİYETLERİ

1. Az stok bulundurmak ufak partiler halinde fakat çok sayıda sipariş vermek demek olacağına göre, sipariş, nakliye ve depolama işlemleri maliyetleri çok olur.

2. Yetersiz stok yüzünden üretim aksayabilir ve bu aksamalar maliyete katma değer sağlar

3. Üretim aksaması dolayısıyla satışlar da azalacağından, satışlardan beklenen katkı da düşer

4. Üretim ve satış akaklıkları yüzünden kaybedilen müşteriler, işletme için bir “goodwill” veya firma değeri kaybı olur

STOK BULUNDURMA (STOKLAMA) MALİYETİ
Çoğunlukla belirli bir yüzde veya birim başına belirli bir tutar olarak kabul edilen bu maliyetlerin ortalama stok için yapılan faiz, kira, sigorta, v.s. gibi bütün maliyetleri içine aldığı varsayılmaktadır. Ortalama stok olarak sipariş miktarının ½’si temel alınmaktadır.

SİPARİŞ MALİYETLERİ Bir siparişin verilmesinden depoya girmesine kadar geçen her türlü yazışma, tesellüm, kontrol ve kayıt maliyetleri “sipariş maliyeti” olarak tek bir tutar biçiminde belirtilmektedir. Pratikte belirli bir hesap dönemi içerisinde katlanılan bu tür maliyetlerin sipariş sayısına bölünmesiyle ortalama bir sipariş maliyeti hesaplanmaktadır. Optimal sipariş miktarını bulabilmek için, yukarıda sözü geçen iki maliyetin toplamının en az (minimum) olması gerekmektedir.

STOK KONTROLU Stok kontrolünün en önemli sorunlarından biri olan optimal sipariş miktarı konusu yukarıda incelendikten sonra, bu kontrolle ilgili diğer bazı sorunlarda aşağıdaki gibidir.

a) En az stok miktarı Herhangi bir hammaddeden elde en az ne miktarda bulunması gerektiği özellikler şu faktörlere bağlıdır.
Günlük kullanımı
Tedarik süresi
Emniyet stoku ihtiyacı
Bir malzemeden günlük kullanım miktarı ne kadar çok ve bu malzemenin tedarik süresi ne kadar uzun olursa, elde o kadar çok stok bulundurmak gerekmektedir.

b) Stok miktarının izlenmesi Çeşitli malzeme için en az stok miktarı saplandıktan sonra, eldeki stokların fiilen bu miktarların altına düşüp düşmediğini sürekli olarak izlemek ve kontrol etmek gerekir. Bu konuda uygulanan birkaç yönteme kısaca değinmekle yetinelim. ABC Yöntemi: sanayi işletmelerinde az veya çok kullanılan

18 Nisan 2012 Çarşamba

Tedarik Zincirinin Doğası ve Amaçları

Tedarik zinciri, bilişim teknolojisinin, sürekli büyüyen fabrikalar, dağıtım merkezleri, depolar, malzeme tedarikçileri ve dağıtım kamyonları ağının otomatik zeka kazanmaları için kullanılması şeklinde tarif edilebilir. Zincir, hammaddenin yeryüzünden çıkarılmasından başlar ve ürün tekrar kullanıldığında veya atıldığında sona erer.

Tedarik zincirindeki yönetim taktiği aradaki teşebbüs ve operasyonları yönetmektir: tedarikçilerden müşterilere, malzeme satınalmadan ürün tasarımı ve tüketici sonrası yeniden kullanıma, depolamadan dağıtıma ve muhasebeye. Tedarik zincirinin bu kadar karmaşık olmasının nedeni, bazı istisnalar dışında hiç kimsenin veya hiçbir departmanın yukarıdaki elemanların tümü hakkında sorumluluk veya bilgi sahibi olmamasıdır. Bu karmaşıklığa rağmen, tedarik zincirinin entegre edilmesinden sağlanan faydalar cezbedicidir.

Bu komplike ilişkileri yönetmek için bir yığın bilişim teknolojisine ihtiyaç vardır barkod tarayıcıları, elektronik veri değiş-tokuşu (EDI), uzman sistemler ve simülasyon yazılımları. Bilgi ve bilişim teknolojileri tedarik zinciri treninin lokomotif gücüdür. İlke, stokların bilgi ile yer değiştirmesidir. Tedarikçi ve müşterilerle iyi ilişkiler kurma sanatı, eski satınalma ve muhasebe fonksiyonlarını yeniden yapılandırma ve işlevler, hatta işletmeler arası ekipler kurabilme yeteneği de en az adı geçen teknolojiler kadar önemlidir.
Tedarik zincirindeki herbir oyuncunun amacı, en yeni bilgiyi zincirdeki diğer firmalara iletmek ve bu şekilde daha mükemmel arz ve talep dengesi sağlamaktır. Tedarik zincirinin kısa vadeli amacı gereksiz stokları ortadan kaldırmak ve üretim ile müşteriye cevap verebilme hızını artırmaktır. Uzun vadeli stratejik amaç ise, müşteri beklentilerini doğru yerde teslim edilmiş doğru ürünle karşılamak, bu şekilde pazar payını ve karları artırmaktır. Tedarik zinciri için ürünü kaynağından tüketim noktasına en  kısa zaman ve en düşük maliyette götürmek esastır.
Tedarik zinciri optimizasyonuna katkı sağlayan uygulama yazılımları, tahmin etme, müşteri etkileşimli yazılımlar, ileri planlama, dağıtım yönetimi, üretim planlama, depolama, ulaştırma planlaması ve tedarik zinciri optimizasyonu unsurlarını içermektedir. Bu yazılımlar yöneticilere en tecrübeli olanlarının dahi önsezileriyle öngöremeyecekleri fırsatları bulmalarına yardım ederler.
Tedarik zincirinin temel faydası, firmanın tüm aktivitelerini içerecek şekilde planlama yapılabilmesi ve bu planın zaman içinde ayarlanarak sonuçların optimize edilmesidir. Ancak bunu yapabilmenin ön koşulu, ayrı süreçlerin verilerini birleştirebilen bir altyapının olmasıdır: farklı tedarikçilerden sağlanan malzemeler, dünyanın farklı yerlerinde üretilen ürünler ve binlerce değişik şekilde paketlenen ve nakledilen çıktılar.
Stratejik Tedarik
1980'li yıllardan beri işletmeler satıcı tabanlarını daraltmaya çalışmışlardır. Stratejik temin kavramının amacı, parça numarası veya ERP sisteminden bağımsız olarak, aynı parçaya ait birçok siparişi belirleyebilmektir. İlk olarak, satın alınan parçalar şekil, uygunluk ve fonksiyona göre analiz edilir ve sınıflandırılır. Örneğin  firmanın satın aldığı her vida, metal tipi, uzunluk, çap vb özelliklere göre sınıflandırılmalıdır. Bu da firmaya tekrarları önlemesine yardımcı olarak, toplam vida alımları hakkında net bir tablo sunacaktır. Bu bilgiye dayanarak, firma en uygun satıcıyı seçebilir. Bu kararı verirken fiyat önemli rol oynamakta, ancak hizmet, teslim sıklığı, minimum sipariş miktarı ve ödeme koşulları da gözönüne alınması gereken kriterlerdir.
Stratejik tedarik, bölümler arasındaki satın almaları konsolide eder. Sistem içinde yavaş hareket eden bileşenlerin ayrı yerlerde tutulmasını elimine ederek ve idari maliyetleri düşürerek, satın alınan bileşenlerin fiyatını %5-15 arasında düşürebilmektedir.
Global Pozisyon Belirleme Sistemi
Şimdiye  kadar işletmeler, malın kamyonlara yüklenmesi ile depoya gelmesi arasında geçen süre içerisinde olup bitenlerden habersizdi, Ancak yeni teknoloji sayesinde firmalar, tedarik zinciri içerisinde malın akışını takip edebilmektedirler. Uydu temelli Global Pozisyon Belirleme Sistemi (GPS) alıcıları sayesinde distribütörler her an firmanın sürücülerinin nerede olduğunu bilirler ve yeri en uygun olan sürücüyü yeni bir iş için yönlendirebilirler. Bu sistemden önce farklı bir mesaj sistemi kullanılmaktaydı ve bu şekilde sürücünün mesajı alıp almadığından emin olunamıyordu.
Barkodlardan farklı olarak. herbir koli ürüne iliştirilmiş olan pilsiz etiketlerin bir hat üzerinden geçirilmesine gerek yoktur. Bunlar deponun içinde iken dahi alıcılar tarafından algılanırlar. Stok sistemleri kamyonlar depoların kapılarından geçerken güncellenir. Bu sistemin başka bir yararı da son satış tarihine yaklaşmış ürünlerin görüntülenebilmesidir. Bu tarihten sonra bu ürünler Avrupa'da satılamamaktadır.
İnternet Dalgası
Şu an tedarik zinciri yönetimindeki büyük dalga zincirin internete konulmasıdır. Web sayfasıyla, tüm üretim ortakları sipariş alabilirler veya stoklarını kontrol edebilirler, veya müşteriler sipariş verebilirler. Dikkatlerin üzerine çekilmesi gereken bir konu varsa, uyarı sistemi tedarik zinciri yöneticisini uyarır.

Etkili Müşteri Yanıtı EDI ve barkod tarayıcısı kullanarak, distribütör firmalar müşterilerin stoklarını kontrol edebilmektedir. Müşteri belirli bir üründen fazla miktarda kullandığında, gece müşterinin bilgisayarı distribütörün bilgisayarına veri ileterek hangi üründen satınalınması gerektiği konusunda uyarı vermektedir, Tam zamanında hizmet sayesinde müşteriler stok maliyetlerini düşürebilmekte, distribütörler de yeni müşteriler kazanmaktadır.
Endüstriyel distribütör ve üreticiler arasındaki tedarik zinciri ihtilali tam zamanlnda teslim üzerinde yoğunlaşmışken perakendeci ve tüketim mamulleri endüstrileri kendi tedarik zinciri markasını geliştirmişlerdir. Bunun adı Sürekli İkmal Programı (CRP-Continuous Replenishment Program) veya daha genel olarak Etkili Müşteri Yanıtı dır (ECR-Efficient Consumer Response). Temel düşünce satış noktası verilerinin perakendeciden tedarikçiye gerçek zamanlı olarak iletilmesi ve rafların otomatik olarak yenilenmesidir.

Tedarik zinciri yönetimi geliştikçe, aşagıdaki görüş yaygınlaşmaktadır: "Savaş benim firmam ile rakip firma arasında değil, benim tedarik zincirim ile rakip firmanın tedarik zinciri arasındadır"
Tedarik zinciri yönetimi konusunda önde gelen firmalar lojistik veya malzeme satınalma fonksiyonlarını yeniden yapılandırmaktadırlar. Yüksek teknoloji firmaları bu konuda en aktif olanlarıdır. 
En önde gelen firmalar yalnızca lojistik ve satınalma fonksiyonlarını yeniden yapılandırmakla yetinmemekte, rekabet avantajı sağlamak için diğer fonksiyonları da ele almaktadırlar. Bu konuda en atak girişimler uluslararası stoksuz teslim zinciri oluşturmaya çalışan Japon otomobil üreticileri tarafından yapılmaktadır. Ancak parçaları başka ülkelerden direkt olarak üretim hattına getirmek soğukkanlı olmayı gerektirmektedir. Zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.

Tedarik zincirinde firmalar az stokla çalıştıklarından, tedarik zincirindeki herhangi bir bağın kopması durumunda siparişleri karşılayamama söz konusu olacaktır. Tedarik zincirinin yeniden yapılanmasını yönlendiren, maliyetin düşmesinden çok müşterinin beklentileridir. Bu işe başlarken müşteriye hizmet vermedeki standardın ne olduğu sorulmalı ve cevaba göre strateji, stok politikaları, bilişim teknolojisi planları ve tedarik zinciri ortaklıkları belirlenmelidir.

6 Nisan 2012 Cuma

Kapasite İhtiyaç Planlama - ERP - MRP

Kapasite PlanlamaKapasite ihtiyaç planlama, planlanmış siparişleri MRP çizelgelerinden çıkartıp rota planlarına göre iş merkezlerine atar. Daha sonra malzeme partilerini,işçi ve makine standartlarını kullanarak kapasite yükü verilerine dönüştürür ve her iş merkezi için bütün siparişleri gösteren haftalık yük çizelgelerini hazırlar. Kapasite ihtiyaç planlama sistemi Şekil 6 deki gibidir.

Kapasite planlama ve kontrol,eldeki imkanları en iyi şekilde kullanarak,oluşan iş yüklerini dengeli bir şekilde dağıtmak olarak tanımlanabilir. Kapasite,malzeme gibi somut bir kavram olmadığından planlaması da malzeme ihtiyaç planlaması kadar açık ve kolay değildir. Ürün yelpazesi ve daha birçok etken,kapasitenin, makinelerin bir özelliği olmaktan çok,duruma göre değişen bir büyüklük olarak görünmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır Kapasiteyi etkileyen faktörler Tablo 1’de görülmektedir.

Firma yönetimi , temel olarak kapasite planlamanın şu sorulara cevap vermesini beklemektedir:



  • Eğer yoksa, kapasiteyi istenen seviyeye çıkarmak için gerekli faaliyetler ve bunların maliyetleri nedir?
  • Eğer ek kapasite kullanımı söz konusu değilse mevcut imkanlarla ne kadar üretim yapılabilir?
  • Gelecekte iş merkezlerinin ihtiyacının maksimum kapasite düzeyini aşması söz konusu olabilir mi?

Firma yönetimi ,ancak bu sorunların cevabını aldığında kapasite düzenleme ile ilgili sağlıklı karalar verilebilir. Kapasite planlamada başarının anahtarı, kapasite ihtiyacı ile kullanılabilir kapasite seviyelerinin mümkün olduğu kadar uyumlu olmasını sağlamaya yönelik kararların önceden belirlenerek uygulanmasıdır. Birçok firmadaki başarısızlığın nedeni, bu tip kararlara duyulan ihtiyacın ,ancak üretim planını uygulamada zorluk çekildiği zaman farkına varılmasıdır.

Kapasite problemlerinin nedenleri genellikle:

1.Ana üretim programından kaynaklanan problemler,

2.Kapasite ve iş yükü verilerinin analiz edilmemesi ve gerçek kapasite ile karşılaştırılmaması,

3.Veri doğruluk problemleri,

4.Siparişlerdeki dalgalanmalar,

5.Üretim sürelerindeki artışlardır.

Kapasite planlama araçları da denen yönetim teknikleri, şekil *de görülen üretim planlama ve kontrol sürecinin adımlarına destek vermek için uygulanmakta olup planlanacak dönemin uzunluğuna göre dört gruba ayrılabilir.

  • Kaynak İhtiyaçları Planlama( Resource Requirements Planning )
  • Kaba Kapasite Planlama ( Rough Cut Capacity Planning )
  • Kapasite İhtiyaç Planlama( Capacity Requirements Planning )
  • Girdi/Çıktı Kontrolü ( İnput / Output Control )

Kapasite İhtiyaç Planlama, kapasite düzeylerini / limitlerini oluşturma, ölçme ve ayarlama işlevidir. Ana amaç üretim planlarını gerçekleştirmek için iş gücü ve makine kaynaklarına duyulan ihtiyacın belirlenmesidir. Hazır malzeme ihtiyaç planındaki kısıtların belirlenmesini amaçlar. Kapasite ihtiyacı analizleriyle, malzeme ihtiyaç planının yapılabilirliğini test eder ve kesinleştirir.

Girdi / Çıktı Kontrolü, bir iş merkezinde gerçekleşen çıktının, kapasite ihtiyaç planlamada belirlenmiş çıktı düzeyi ile karşılaştırıldığı bir kapasite kontrol tekniğidir. Gerçekleşen kapasite kullanım düzeyinin planlandığı gibi gidip gitmediğini kontrol eder.



Kaba Kapasite İhtiyaç Planlama, bütünleşik kaynaklar veya anahtar iş bölümlerinde yoğunlaşır. Bunun ana amacı, ana üretim çizelgesinin uygulanabilirliliğini test etmektir. Kaba kapasite planlamasının ana amacı , en yüksek üretim planının başarılması için gereken kaynakların durumunu sağlamaktır. Kaynak planlama ve üretim planlama modülleri genellikle MRP II yazılımı içine dahil edilmezler ve bugün birçok şirket planlamanın bu seviyesinde tablolama programlarını kullanmaktadırlar.



Kapasite İhtiyaç Planlama ProsesiPlanlamacı için sadece iş yüklemesi durumuna sahip olmak değil bunun mevcut kapasite ile ilişki halinde olması da çok önemlidir. Bu kapasite kullanım raporuyla sağlanır.

Kapasite ihtiyaç planlaması normal olarak, malzeme ihtiyaç planlaması çalıştırıldıktan sonra çalıştırılır. Malzeme ihtiyaç planlaması tarafından iş siparişlerinin iş yüklemesini yapmak için uygun kaynaklar mevcut olduğunda bunu doğrular.

Kapasite ihtiyaç planlaması üretim dar boğazlarını tanımlamaya, kaynak sınırlarını ve potansiyel borç siparişlerini belirlemeye yarar. Planlamacının sorumlulukları ise genel olarak şunlardır:

  • Çalışılan fazla saatlerin ayarlanması
  • İş merkezleri arasında operatörlerin transferi
  • Üretimin yüklenmemiş bir iş merkezine transferi
  • Üretimin dış bir taşerona transferi

Kapasite ve KaynaklarKaynakları aşağıdaki faktörler tarafından sınırlanabilir:

  • Mevcut makine sayısı
  • Mevcut iş gücü sayısı

İş merkezi ve kaynak başına toplam kapasite üç elemanın kombinasyonundan oluşur.

  • Kaynak miktarı
  • İş merkezinde gün başına çalışılan saat
  • Kaynağın verimliliği

25 Aralık 2011 Pazar

Kaizen Felsefesi

İşletmelerde ufak ufak ama sürekli gelişimi ve iyileştirmeleri ilke olarak edinen Kaizen bir Japon felsefesi olup, Japonlar tarafından yaşamlarının her alanında uygulanmaktadır. Batı ülkelerinde Kaizen’in önemi ancak rekabetin yoğun bir şekilde arttığı (ufacık bir ekonomik, teknik vs. gelişimin bile bir işletmeyi diğer işletmelerin çok önüne taşıdığı) yakın dönemde anlaşılmıştır. Kaizen’i tam olarak anlayabilmek için ancak Japonların gözünden bakmak ve onların yaşam mantalitesiyle olaylara bakmak gerekir çünkü Kaizen Japonya da hayatın her alanındadır.

Kaizen’i dar anlamda tanımlamak gerekirse mevcut sistemdeki veya durumdaki aksaklıkların saptanarak düzeltilmesi, mevcut durumu kökten değiştirmek yerine (yani yeni bir yatırıma gitmek yerine) eldeki sistemin ne şekilde iyileştirilebilineceğinin araştırılarak ufak ufak adımlarla sistemde düzeltmelerin iyileştirmelerin yapılmasıdır. Kaizen’e göre mevcut sistemde her zaman geliştirilecek ve iyileştirilebilecek durumlar muhakkak vardır. Kaizen’in yeni bir yatırımdan ayıran en büyük fark çok fazla kaynak gerektirmemesidir. Fakat yeni yapılan bir yatırımda istenilen sonuca ulaşmak kısa zamanda mümkün olabilirken, Kaizen de istenilen sonuca ulaşmak biraz zaman alabilir.
Bu açıdan Kaizen’i uygulayacak yöneticilerin sonuç odaklı değil süreç odaklı yöneticiler olması gerekir aksi durumda gerekli sabrı gösteremeyecekler ve Kaizen’in sonuçlarını göremeden uygulamaları başarısızlığa sürükleyeceklerdir. Kaizen bir kişinin başarabileceği bir sistem değildir. Kaizen’in uygulanmasında başarıya ulaşabilmek için hem yöneticiler hem de iş görenlerin el birliği ile çalışmaları yürütmesi ve birbirlerine destek olması gerekir. Kaizen’in asıl uygulayıcıları iş görenler olmakla birlikte başarıya ulaşabilmesinin en önemli öğesi yöneticilerdir. Çünkü yöneticiler çalışanları Kaizen konusunda bilgilendirmeli, onları çalışmaların sonucuna inandırmalı, hedefe yöneltmeli ve sabırla çalışmaların sonucunu beklemelidir.

Çalışmaların sonucunu işçilerle paylaşmalı onlara neler başardıklarını göstermeli ve başarılarını ödüllendirerek teşvik etmelidir. İş görenler ise Kaizen’i yaşamlarının bir parçası olarak görmeli onu hayatlarının her alanında uygulamayı ilke edinmeli çabalarını esirgememelidirler. Örneğin yere düşen bir vidayı iş görenin üşenmeden yerden alması hem o vidanın kaybolmasını önleyecek yani maliyeti azaltacak hem de temizlik işçisinin harcadığı zamanı kısaltarak iş gücü kaybını önleyecektir. Tabi ki bu çok basit bir örnek olmakla beraber burada anlatılmak istenen tek bir vidanın durumu değil bir fabrikadaki tüm çalışma süresince onlarca işçi tarafından yaratılabilecek bir durumdur. Kaizen’in en büyük özelliklerinden biriside her birey tarafından ve her işletme tarafından uygulanabilir olmasıdır. Örneğin yeni bir yatırım gerçekten her işletmenin yapabileceği bir durum değildir; çünkü yeni bir yatırım genellikle yüklü maliyetleri de beraberinde getirir, buna da her işletmenin bütçesi genellikle yetmemektedir.

Kaizen de ise çok fazla kaynağa gerek yoktur her işletme tarafından az önce örneklediğimiz ufacık bir işte bile gerçekleştirilebilir. Tabi ki burada işletmelerin en çok düşündükleri soru şu olmaktadır: Kaizen’ile uğraşarak zaman harcayıp ufak ama sürekli gelişimler mi sağlayayım, yoksa büyük paralar harcayıp kısa zamanda büyük paralar mı kazanayım. Buradaki yanıt kesinlikle Kaizen olmalıdır, çünkü marjinal faydaya bakıldığında Kaizen’in daha fazla getiri sağladığı görülecektir. Teknolojinin her geçen gün büyük bir hızla ilerlediği ve değiştiği günümüzde yapılan her yeni yatırım kısa bir süre sonra eski ve de teknolojik duruma düşecektir. Sürekli yeni yatırım düşüncesinde olan işletmeler ise bu durumda sürekli mevcut sistemi yenisi ile değiştirmek durumunda kalacaktır. Özellikle günümüz piyasalarının bu sert ve çetin rekabet koşullarında hiç bir işletme elindeki kaynakları bu kadar rahat kullanamamaktadır.

Eğer bu işletmeler bir de Kaizen uygulamaları hakkında bilgisiz iseler bir süre sonra yeni yatırım da yapamadıklarından piyasada zor durumlara düşmektedirler; hem ürün kaliteleriyle hem de maliyetleriyle pazarda zorlanmaktadırlar. Burada Kaizen Yönetiminin tamamen yeni yatırım yapılmasına karşı olduğu da anlaşılmamalıdır. Aslında Kaizen ve yeni yatırım iç içe bir olgudur. Yani Kaizen’in bittiği yerde yeni yatırımlar başlamalı, yeni yatırımların bittiği yerde de Kaizen uygulamaları başlamalıdır. Bunun için de yapılacak tüm uygulamaların fayda-maliyet analizlerinin iyi bir şekilde yapılması, bu analizler sonucunda da hangi uygulamanın getirisinin daha maksimum olduğu saptanmalıdır. Bu maksimum durum öyle bir noktadadır ki bu noktada biri biterken diğeri başlar.

Fakat burada her zaman öncelik Kaizen’e verilmeli sabırla onun sonuçları izlenmeli, gerekli değerlendirmeler ayrıntılı bir şekilde yapıldıktan sonra yeni yatırım kararları verilmelidir. Maalesef ülkemizde henüz büyük işletmeler bile Kaizen bilincini ve Kaizen uygulamalarını yerine getirememektedirler. Ülkemizde Kaizen’i uygulayan işletmelerin sayısı onlarla sayılacak kadar azdır. Küçük ölçekli işletmelerin ise özellikle de kısıtlı imkanlarla hareket ederken Kaizen’i uygulayamamaları gerçekten büyük bir kayıptır. Çünkü ülke olarak hammadde de, teknolojide vs. dışarıya bağımlı olmamız bu tarz uygulamaların önemini daha da arttırmaktadır.

Kaizen’in tüm işletmelerce iyi bir şekilde uygulanması hem işletme kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılmasını, hem ürünlerin kalitesini, hem karlılığı, hem müşteri memnuniyetini, hem işçi-yönetici-işveren iletişimini ve memnuniyetini hem de ülke ekonomisini olumlu olarak etkilemektedir. Kaizen’in uygulanabilirliği ister hizmet sektöründe olsun, ister üretim sektöründe olsun isterse günlük yaşamımızda olsun bu kadar kolayken ve kazançları bu derece fazla iken toplumca yapmamız gereken Japon toplumunda olduğu gibi bu bilince varmak ve yaşamın her alanında Kaizen’i uygulayarak yaşamımıza, çalıştığımız işletmelere ve yurdumuza değer katmak olmalıdır.

27 Ekim 2011 Perşembe

Microsoft Dynamics AX 2012: Agile ERP comes to the UK Public

In a recent post next-generation ERP: the right mix, I featured an article from PRIME magazine that looked at how Microsoft Dynamics AX 2012 was primed and ready to address the needs of chemical manufacturing organizations. Time to switch industries this week and turn our attention to the Public Sector industry and PRIME’s sister publication TOUCH magazine. In this autumn’s edition of TOUCH I co-wrote an article together with Editor-in-Chief, Rebecca Lambert and our UK PMM for Microsoft Dynamics AX, Fiona Nolan about the adoption of Microsoft Dynamics AX 2012 by leading public sector partners and SI’s and some of the opportunities we are seeing in the UK market in particular.

In the last issue of Touch, prior to the launch of Dynamics AX 2012, Charlie Johnson, global industry product director, public sector, Microsoft Dynamics, explained some of the key benefits of the solution for the public sector in particular. Having stated that it’s no secret that government and public sector organisations worldwide are facing significant cost pressures as a result of reduced public funding and revenue shortfalls, he described the latest iteration of Dynamics AX as a breakthrough solution for the industry, citing its ability to offer comprehensive ERP functionality and tackle unique public sector pain points in a cost-effective manner as key differentiators. “Public sector organisations have long experienced inflexible, legacy ERP systems, hindering their ability to support open government, compliance requirements and fiscal accountability,” says Johnson. “Microsoft Dynamics AX 2012 has been built from the ground up to offer rich functionality specifically designed for public sector organisations.” Microsoft’s vision for public sector organisations is one where workers can easily and securely access specific information and tools from a single source in order to perform their individual roles as effectively as possible. In line with this, Microsoft Dynamics AX 2012 has been designed specifically to help users manage finances, procurement, human resources, citizen relationships, funds and grants, and service delivery from a single ERP system, allowing governments to take a unified approach to managing their IT and processes. For example, funding for multi-year grants and projects is managed more easily with configurable budgetary controls that proactively track revenues, expenditures and personnel resources against defined budget objectives.

The solution also helps provide organization wide accountability and increased citizen satisfaction, and helps address accounting requirements issued by the Governmental Accounting Standards Board and International Public Sector Accounting Standards. Because the flexible architecture of Dynamics AX 2012 includes built-in capabilities for multiple industries and supports a wide range of geographic regions, it lets people make quick and easy changes to processes to fulfil the shifting needs of their business, no matter how complex the organisation. In the UK, where public sector cuts have become the mainstay of political rhetoric, local councils are evaluating the benefits of joint ventures and mergers to reduce costs while continuing to improve citizen services, and it is in situations like this that Dynamics AX 2012 comes into its own. For example, South Holland District Council and East Lindsey District Council in Lincolnshire have recently set up a joint services company, Compass Point Business Services, to manage shared customer services, revenues and benefits, IT, human resources and finance across the region. As part of the new set up, the two councils worked with Hitachi Consulting UK to deliver a modern and agile IT infrastructure using Microsoft solutions, including Dynamics AX 2012, Dynamics CRM, SharePoint 2010 and BizTalk Server, that could accommodate all their needs. Explaining why Compass Point chose to implement the Microsoft technology stack, Steve French, vice president, Enterprise Applications at Hitachi Consulting UK, says: “Having taken a visionary approach to delivering services in a cost-effective, efficient manner, Compass Point needed a technology solution that could offer real flexibility and scalability. Microsoft Dynamics AX 2012 is a truly revolutionary product. It delivers rich functionality that meets the specific needs of the public sector, while offering significantly reduced total cost of ownership.”

For the UK market in particular, Dynamics AX 2012′s prebuilt capabilities for the public sector are a key differentiator from other ERP solutions. But, as Fiona Nolan, product manager, Microsoft Dynamics AX UK, explains, it is Microsoft’s ties with local partners to help extend the solution’s functionality even further that makes Dynamics AX 2012 a stand out product. “We work very closely with our partners – they are our route to market and are a crucial element to the success of Microsoft Dynamics AX 2012,” she says. “We involved key public sector customers and partners, to gather information about the way in which they operate to ensure we are addressing the needs of the sector. Our sole purpose is to ensure partners are up-to-speed with the solution prior to its release to market, but are equally given their respective domain expertise. They are an extension of our eyes and ears on the market. We are working closely with a number of partners within this sector, to ensure their success in the market, coupled with ensuring they are bringing relevant business solutions to market.” Of course, each region within EMEA comes with its own unique set of challenges and issues and the UK public sector is no different. “The public sector at present currently faces two main challenges,” says Guy Hodges, director of IT lifecycle services provider for private and public sector organisations, 2e2. “One particular challenge focuses on operational efficiency while another involves improving the service that organisations deliver to the citizen. The challenge is ensuring the balance between cost and service. When we look at service, the government has something called ‘digital by default’ – the more services that councils make available online through the multitude of devices we have, the better the service citizens will receive.” Matthew Payne, associate partner at KPMG, adds: “The single key challenge is to continue to provide services at a lower cost, and this is something that is not going to get any easier as time goes on. The sector has done what it can so far with cost efficiencies but they need to be transformational and to meet long-term targets.

“By involving partners such as 2e2 and KPMG, as well as others including Tribal and Hitachi Consulting, early on in the development process and engaging them in the Dynamics AX 2012 Technology Adoption Programme (TAP), Microsoft has been able to take advantage of their expertise not just on an industry level but also on a geographical level. Nolan says: “A number of our key public sector partners such as Tribal, Hitachi Consulting and 2e2 have all been engaged from an early point on Microsoft Dynamics AX 2012, long before the product was released. You only have to look at the Compass Point solution implemented by Hitachi Consulting to see the potential that an AX 2012 implementation could give while coupled with other technologies like Microsoft Dynamics CRM, SharePoint and BizTalk.” KPMG and 2e2, meanwhile, have embraced Microsoft Dynamics AX 2012 as the core foundation of their offering to customers, complemented with their own industry-specific functionality. Hodges says: “2e2 and KPMG have partnered to bring AX 2012 to the public sector via the cloud. 2e2 brings deep technical understanding while KPMG provides its wide-ranging accounting skills expertise. Following implementation and configuration, this solution will be available on a subscription basis and will be offered through our own data centres in the UK. The offering provides companies with data protection, security and governance.” Explaining the premise behind the partnership, KPMG’s Payne explains: “We have a long heritage in financial management; we are an auditor of many public sector bodies while also having a background in accountancy. Dynamics AX 2012 provides a large amount of public sector capabilities that we then extend to meet the specific needs of some organisations. We’re adding that value to bring an understanding of the public sector in the way that positions AX 2012 as a key part of a broader offering. Our partnership with Microsoft and 2e2 is proving to be extremely powerful.” Partner expertise in the industry is an important part of Microsoft’s go-to-market strategy, and that, combined with the key enhancements in the latest version of Dynamics AX, is enabling Microsoft to deliver its most functionally rich, vertical-specific solution to the public sector.

Nolan explains that usability is a key enhancement to the solution: “This is the first solution to the market in the public sector that fundamentally addresses usability. You can have the most functionally rich ERP solution on the planet but if users aren’t adopting the solution, despite the richness of functionality, the implementation will attract a much higher level of time and cost, and will typically be seen as a failure. This is certainly something we’ve seen with other ERP solutions in the market. Given that we address the fundamental issue of usability at the core, with elements of Windows 7 and Office 2010 built into the framework of AX 2012, we end up with a much more usable solution, enabling faster uptake and happier employees. “If you combine this with a solution that is quicker to implement and built to work with other Microsoft solutions already purchased by our public sector customers, we believe that we are bringing a more cost-effective and flexible solution to market than those previously seen in the UK public sector market,” adds Nolan. “AX 2012 will help increase user productivity, while also helping organisations to reduce software total cost of ownership within the organisation.” As enterprises recognise the limitations of legacy ERP solutions to enable their dynamic businesses, Microsoft Dynamics AX 2012 serves as a highly scalable, yet cost-effective, solution for their operations, subsidiaries or divisions to maintain a competitive edge, while retaining their legacy investment to cover administrative ERP needs at the corporate level. At the same time, large and mid-size companies are looking to Microsoft as a safe haven from current ERP vendors that may not offer clear product road maps or commitment to long-term innovation.

One such customer is the City of Redmond in the US, which chose to replace its JD Edwards system because it couldn’t support the city’s operations, was hard to use and caused concerns about continued support. The City of Redmond implemented Microsoft Dynamics AX 2012, significantly improving operations, user satisfaction and efficiency. City employees are now provided with transparent, relevant and rich information so that they can provide innovative services to their citizens. Payne is keen to highlight the benefits Dynamics AX can bring to organisations in the UK. He says: “I think Dynamics AX 2012 will significantly benefit organisations from a cost perspective. It is definitely one of the most exciting product launches in the business space that we’ve seen for a number of years. For partners, Microsoft has hit the mark by providing a complete system that can compete with the traditional ERP vendors in this space.” Hodges adds: “Some of the large monolithic ERP solutions that currently exist are incredibly expensive and almost impossible to change quickly. They are also significantly limited by lack of integration. Now, many CFOs and business users are taking note of what Dynamics AX can do to improve their day-today operations. Training staff on Microsoft technology is easier too, as most people have knowledge of the Microsoft productivity suite. Dynamics AX 2012 is a great fit for the next generation of workers coming into the sector. This is the most exciting opportunity for Microsoft and its partners in a long time.”

Luke Shave 18 Oct 2011

https://community.dynamics.com

7 Şubat 2011 Pazartesi

Kurumsal Kaynak Planlaması ya da İşletme Kaynak Planlaması

Kurumsal kaynak planlaması ya da işletme kaynak planlaması işletmelerde mal ve hizmet üretimi için gereken işgücü, makine, malzeme gibi kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayan bütünleşik yönetim sistemlerine verilen genel addır. Kurumsal kaynak planlaması (KKP) sistemleri, bir işletmenin tüm veri ve işlemlerini biraraya getirmeye veya bir araya getirilmesine yardımcı olmaya çalışan ve genelde kullanımı kolay olan sistemlerdir. Klasik bir KKP yazılımı işlem yapabilmek için bilgisayarın çeşitli yazılım ve donanımlarını kullanır. KKP sistemleri temel olarak değişik verilerin saklanabildiği bütünleşik bir veritabanı kullanırlar.

Kurumsal kaynak planlaması anlam olarak, işletmenin tüm kaynaklarının birleştirilip, verimli olarak kullanılması için tasarlanmış sistemlere denmektedir. KKP kavramı ilk olarak üretim çevrelerinde kullanılmaya başlansa da; günümüzde KKP sistemleri çok daha geniş bir alanda telâfuz edilmektedir. KKP sistemleri, bir işletmenin iş alanına ya da ismine bakmadan, işletmenin tüm temel işlemlerini kendi yapısı altında toplayabilir. İşletmenler, kâr amacı olmayan kuruluşlar, vakıflar, hükümetler veya diğer varlıklar KKP sistemlerini kullanabilirler.

KKP sistemleri iki veya daha fazla yazılımı bir araya getirerek bir yazılım paketi halinde de sunulabilir. Bu gibi sistemlere KKP yazılım paketleri denir. Teknik olarak ise KKP yazılım paketleri hem maaş bordro akışlarını hem de muhasebe işlevlerini bünyesinde barındırır.

Buna rağmen, KKP yazılım paketi tanımı daha çok büyük ve geniş uygulumalar için kullanılmaktadır. Bir KKP sistemi kullanıcının, iki veya daha fazla bağımsız yazılımın arayüzü ile karşılaşmasını engeller ve ek avantajlar sağlar. Yazılımların standartlaşmasını, birçok yazılım kullanmak yerine tek bir yazılım kullanılmasını, tüm veriler genellikler tek bir veritabanında saklandığından kolay ve yüksek rapor alma, durum değerlendirme gücünü sağlar.

Bir KKP yazılımı bünyesinde genelde bağımsız olarak çalışan üretim, finans, müşteri ilişkileri yönetimi, insan kaynakları, stok yönetimi gibi çeşitli uygulamalar bulunabilir.

Genel Bakış :
KKP sistemlerine daha yakından bakacak olursak, en önemli gerekliliğin bir işletmenin tüm bakış açılarındaki her verinin, birleştirilmesi olduğunu görürüz. KKP sistemleri bunu sağlamak için, işletmenin çeşitli iş faaliyetlerini ele alan birçok yazılım modülünü tek bir veritabanı altında çalıştırmaktadır.

Özellikle, bazı işletmeler bir KKP sisteminin yalnızca bazı uygulamalarını seçip, bunları diğer KKP sistemleri veya bağımsız başka yazılımlar ile destekler. Böylece işletme ihtiyaç duyduğu KKP arayüzünü kendi oluşturmuş olur. Örnek olarak; PeopleSoft firmasının "insan kaynakları yönetim sistemleri" (İngilizce Human Resource Management Systems - HRMS) ve mali analiz sistemleri genellikle SAP'ın aynı alandaki uygulamalarından daha başarılı bulunmaktadır. Ancak SAP'nin üretim ve "müşteri ilişkileri yönetimi" (İngilizce Customer Relationship Management - CRM) uygulamaları ise PeopleSoft'un aynı alandaki ürünlerinden daha başarılı bulunmaktadır. Benzer şekilde özellikle bakım ve asset management kökenli IFS'in savunma, enerji, telekom ve proje tabanlı endüstrilerdeki çözümleri rakiplerine oranla daha başarılı ve uygulanabilir bulunmaktadır.

Gerçekte komple bir KKP sisteminden bahsetmek çok zordur. KKP sistemlerini satın alarak, bünyelerinde uygulamak isteyen büyük işletmelerin özel ihtiyaçları vardır ve bazı özel ihtiyaçlar şu an hiçbir KKP sistemi üreticisi tarafından karşılanamamaktadır. Bu ihtiyaçları karşılamak için güçlü bir kişiselleştirme işlemi oluşturma ve değişik üreticilerden farklı modüller satın almanın yanı sıra, işletme bu modüller üzerinde tekrar mühendislik çalışması yapmalıdır. Günümüzde ideal olarak, üretim alanında faaliyet gösteren bir işletme, alanıyla ilgili tüm konularda aynı KKP sistemini kullanmaktadır.

Tek bir veritabanı, aşağıdaki alanlarında dahil olduğu çeşitli yazılım modüllerini bünyesinde barındırabilir;
Üretim:

Mühendislik işlemleri

Malzeme listeleme işlemleri

Çizelgeleme

Kapasite analizi

İş Emri yönetimi

Kalite Kontrol

Maliyet yönetimi

Üretim işlemleri

Üretim projeleri

Üretim akışları

Tedarik Zinciri Yönetimi:

Envanter yönetimi

Sipariş girişi

Satınalma

Ürün yapılandırması

Tedarik zinciri planlaması

Tedarikçi çizelgeleri

Mali Yönetim:

Genel hesap defteri

Nakit yönetimi

Nakit çıkışları

Nakit girişleri

Durağan varlıklar

Proje Yönetimi:

Maliyet hesaplama

Listeleme işlemleri

Süre ve harcama analizleri

Faaliyet yönetimi

İnsan Kaynakları Yönetimi:

İnsan kaynakları

Maaş bordroları

İşletme içi eğitim

Çalışanların çalışma süresi ve devamlılığı

Faydalar

Müşteri İlişkileri Yönetimi:

Satış ve pazarlama

Komisyonlar

Hizmetler

Müşteri sözleşmeleri

Yardım hattı desteği

Müşteriler, tedarikçiler ve çalışanlar için kişisel ve genel kullanıcı arayüzleri

İnsan kaynakları planlaması terimi, orjinal olarak "üretim kaynakları planlaması" teriminden türetilmiştir (İngilizce Manufacturing Resource Planning - MRP). Üretim kaynakları planlaması tanımı (ÜKP) ise, yazılım mimarisinin önem kazanması ve şirket kapasite planlamasının yazılım faaliyetlerinin yer edinmesi ile KKP sistemlerine dönüşmeye başlamıştır. KKP sistemleri genellikle bir işletmenin, üretim, ulaştırma, dağıtım, envanter durumu, liman ticareti, muhasebe ve faturalama gibi işlemlerini kontrol eder. KKP yazılımları ayrıca bir işletmenin, satış, pazarlama, ulaştırma, listeleme, üretim planlaması, envanter yönetimi, kalite yönetimi ve insan kaynakları yönetimi gibi birçok ticari faaliyetini kontrol etmesine yardımcı olur.

KKP sistemleri tüm işletme işlevleri arasında geçiş yapabilen sistemlerdir. Operasyonlarda veya üretimde görev alan tüm işlevsel departmanlar tek bir sistemde birleştirilir. İmalat, depolama, taşımacılık ve ulaştırma ve bilgi teknolojilerine ek olarak, muhasaabe, pazarlama, insan kaynakları ve strateji yönetimi de KKP sistemlerinde bulunabilir.

Kurumsal Kaynak Planlaması Öncesi :
KKP sistemlerinden önce, işletme departmanları kendi bilgisayar sistemlerine sahip olmalıydı. Örnek olarak, bir işletmedeki insan kaynakları departmanı, bordrolama departmanı ve mali işler departmanını verelim. İnsan kaynakları departmanı kendi bilgisayar sisteminde, tüm departman bilgilerini ve bu departmanlarda çalışanların kişisel bilgilerini tutmakla görevliydi. Bordrolama departmanı ise maaş bordrosu bilgilerini hesaplar ve tutardı. Mali işler bölümü de işletmedeki mali işlemlerin kayıtlarını tutardı. Her sistem birbirine ortak veriler yollayarak iletişim içinde olmalıydı. Örnek verecek olursak, insan kaynakları bölümünde her çalışanın bir numarası olurdu, aynı numara bordrolama bölümünde de mevcut olmalıydı. Bu sayede insan kaynakları bölümünden, bordrolama bölümüne, çalışanın numarası ve maaş bilgisini yollanır, bilgiler bordrolama sisteminde kontrol edildikten sonra, maaş bordrosu kesilirdi. Mali işler departmanı ise çalışanların verileri ile ilgilenmez, sadece bordrolama departmanından yapılan, vergi, kesinti, işçi ücretleri vb. ödemelerle uğraşırdı. Departmanlar arasındaki bu sistem karışıklıklara yol açardı. Örneğin, ödeme sisteminde çalışan numarası olmayan bir işçiye ödeme yapılmayabiliyordu.

Kurumsal Kaynak Planlaması Sonrası :
KKP yazılımları, eskiden kullanılan ve birbirinden farklı birçok uygulamanın verilerini birbirine bağladı. Bu işlem, birden fazla sistemde kayıtlı tutulan çalışan/işçi numaralarında sorun çıkma endişesini ortadan kaldırdı. Ayrıca büyük işletmelerdeki yazılım uzmanı ihtiyacı azaldı ve standart bir hale geldi. Raporlama işlemleri tek bir sistem üzerinde yapıldığından, eskiye nazaran çok daha kolay bir hal aldı. Ayrıca KKP sistemleri, işletme içindeki eğilimlerin tespit edilip, uygun ayarlamaların daha çabuk yapılmasına imkan sağlamasıyla, işletmelere yüksek seviyede analizleme işlevi sağladı.

KKP Uygulamaları :
İşletmelerdeki geniş uygulama kapsamı nedeniyle, KKP sistemleri mevcut büyük yazılımlardan yararlanmaktadır. Böyle büyük ve karmaşık bir yazılım sistemini işletme bünyesinde kullanabilmek için bir analizci, programcı ve kullanıcı ordusuna ihtiyaç duyulmaktaydı. İnternet gelişene kadar, şirketler dışarıdan getirilen danışmanların, standart yamaları yüklemesi için bilgisayarları kullanmasına izin verirdi. Uzman yardımı olmadan bir KKP uygulaması, büyük şirketler ve özellikle uluslararası şirketler için çok masraflı olabilmektedir. KKP uygulamalarında uzmanlaşmış şirketler ise bu işlemleri kolaylaştırabilir ve altı ay içinde pilot testler ile sistemi tamamlayabilirler.

Kurumsal kaynak planlaması sistemleri genellikle "tedarik zinciri yönetimi" ve "lojistik otomasyonu" sistemleri ile yakından ilişkilidir. Tedarik zinciri yönetimi yazılımları, KKP sistemlerini, tedarikçiler olan bağlantılar ile genişletebilir.

İşletmeler, KKP sistemlerini bünyelerinde uygulamak için genelde KKP satıcıları veya üçüncü şahıs danışmanlık şirketlerinden yardım alırlar. KKP danışmanlığı ise, sistem mimarisi, iş işlemleri danışmanlığı (yeniden mühendislik) ve teknik danışmanlık (programlama, sistem yapılandırması vb.) olmak üzere üç bölüm içermektedir. Bir sistem mimarı, bir işletmenin gelecekteki veri akışı planları da dahil olmak üzere bütün veri akışını tasarlar. İş danışmanı, işletmenin mevcut ticari işlemlerini analiz eder ve bunları KKP sisteminde karşılık gelen işlemlere eşler. Böylece KKP sistemini işletme ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış olur. Teknik danışmanlık ise genelde programlama aşamasını içerir. Çoğu KKP satıcısı, yazılımlarında değişiklik yapılmasına izin vererek, müşterilerinin iş alanındaki ihtiyaçlarını karşılanmasını ve sistemin bu ihtiyaçlara uymasını sağlar.

Bir KKP paketini şirkete göre kişiselleştirmek hem pahalı hem de zahmetli bir iştir. Nedeni ise birçok KKP paketinin kişiselleştirmeye destek verecek şekilde tasarlanmayışıdır. Bu yüzden birçok işletme, mevcut KKP sistemi içerisindeki en iyi uygulamaları kullanır. Bazı KKP paketleri raporlama ve sorgulama işlemlerinde rahatça kişiselleştirebilir, öyle ki bu gibi kişiselleştirmeler her uygulamada beklenir. Bu paketleri öneminin farkına varılmalıdır. Üçüncü şahıslardan bu raporlama paketlerini satın almak daha mantıklı olacaktır, çünkü bu paketler KKP sisteminin geliştirilmesi gereken onlarca arayüzünden daha kolay ve verimli bir şekilde arayüz imkanı sağlayacaktır.

Günümüzde ayrıca internet tabanlı KKP sistemleri mevcuttur. Bazı işletmeler, herhangi bir yazılım yüklemeye gerek duymadan, birbirinden farklı birçok yazılımı, merkezden kullanabildiği için, internet tabanlı KKP sistemlerini kullanmaktadır. Internet bağlantısı olduğu sürece ya da LAN üzerinde bir ağ bağlantısı olduğu sürece, isteyen kişi klasik bir internet tarayıcısını kullanarak, internet tabanlı bir KKP sistemine girip, işlem yapabilir.

Bilgisayar güvenliği, KKP sistemlerinin olmazsa olmazlarındandır. Güvenlik sistemi, işletmeyi hem sanayi casusluğu gibi dışarıdan gelecek hem de zimmete geçirme gibi içeriden gelecek tehlikelere karşı korumalıdır. Başka bir senaryo da ise, bir terörist bir gıda şirketinin, malzeme listesinin içine bir zehir ekleyebilir ya da bir başka sabotaj faaliyetinde bulunabilir. KKP güvenliği bu tür suistimalleri de engellemeye yardımcı olur.

Artıları :
KKP sistemlerinin yokluğunda, büyük üreticiler kendilerini, birbiri ile etkileşimi ve bağlantısı olmayan birçok yazılım uygulamasının içerisinde bulabilirdi.

Birbiriyle etkileşimi olması gereken konulardan bazıları şunlardır:
Tasarım mühendisliği (nasıl daha iyi ürün yapılabilir)

Mevcut potansiyelden, en iyi potansiyele kadar sipariş analizi

Faturalardan, nakit makbuzlarına kadar gelir döngüsü oluşturulması

Satınalma, envanter yönetimi, maliyetleme arasında sistem oluşturulması

Gelir, maliyet, kar konularında çeşitli seviyelerde muhasebe işlemlerinin yapılması

KKP sistemleri sayesinde yukarıdaki gibi değişik konular, tek bir sistem altında toplanabilmektedir.

"Müşteri ilişkileri yönetimi" gibi müşterilerle birebir ilişkili kavramlar, "kalite kontrol" gibi arka planda çalışan ve müşteri ihtiyaçlarının karşılanmasına odaklı kavramlar ve tedarikçilerle, taşıma işlemleri ile ilgilenen "tedarik zinciri" ile ilgili kavramlar, bazı sistemlerde kapsam ve etkinlik boşlukları olmasına rağmen, KKP sistemleri bünyesinde rahatça birleştirilebilir. Bir KKP sistemi olmadan, üretici için bu kavramları bir araya getirmek oldukça karmaşık ve zor olabilir.
KKP sistemlerinin kusursuz en önemli artılarından biri modüler yapı da olmasıdır. Modüler yapının önemi, KKP uygulamasını satın alma ve kurma sürecinde daha da ön plana çıkar. Bir kurum, KKP uygulamasının sahip olduğu fonksiyonların tümünü kullanmak istemeyebilir. Bu nedenle modüler yapı istenilen fonksiyonları istenilen zamanlarda kullanmayı mümkün kılar. Farklı uygulamalar her zaman birbiri ile uyumlu çalışmaz ve işletme için sorunlar oluşturulabilir. KKP sistemlerinde ise tüm modüller ve uygulamalar birbiri ile uyumlu olarak çalışmaktadır.

Komple bir çözüm sahibi olmanın, parça parça uygulamalara göre birçok önemli avantajı söz konusudur.

Ölçeklenebilirlik: KKP çözümleri, kurumun büyümesine paralel olarak genişleyebilme özelliğine sahiptir.

Fonksiyonalite: KKP çözümleri, uygun maliyetlerle farklı fonksiyonlara gerektiği zaman erişmeyi mümkün kılar. Bugün ihtiyaç duymadığınız bir özelliği yarın aktive ederek kullanmanız mümkün.

Destek ve hizmet: KKP çözümlerinde destek ve hizmet son derece önemlidir. Entegre bir KKP ortamının destek ve hizmet işlemleri çok daha basit ve etkili biçimde gerçekleştirilebilir.

İşletmelerin KKP sistemlerinde karşılaştıkları birçok sorun, işletmenin tüm çalışanları ilgilendiren ve sürekli yapılması gereken eğitim-gelişim çalışmalarının yetersiz seviyede olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sorunlar, uygulama ve test çalışmalarında sorunlar oluşturmasının yanı sıra, KKP sistemindeki verilerin bütünlüğünü koruyan ve nasıl kullanılması gerektiğini belirleyen, şirket prensipleri ve kurarlarının bütünlüğünü de etkiler.
Değişik sistemlere göre farklılıklar içerse de, KKP sistemlerindeki bazı sınırlamaları şöyle sayabiliriz;
Başarı işgücünün niteliği ve tecrübesine bağlıdır. Buna sistemin doğru bir şekilde nasıl çalışabileceği üzerine verilen eğitimde dahildir. Birçok işletme maliyetlerini düşürmek için eğitim bütçelerinde kısıntılar yapmaktadır. Küçük özel işletmelerde genellikle KKP sistemleri, konu ile ilgili yeterli bilgisi olmayan kişiler tarafından kullanılmaktadır.

Şirketler, kullanılan KKP sistemi ile ilgili yeterli eğitimi olmayan yeni bir yönetici işe alabilir. İşe alınan çalışan iş konusu ile mevcut KKP sistemi arasında bütünlük sağlayamayabilir.

Bir KKP sistemini mevcut şirkete göre kişiselleştirme imkanı sınırlıdır. Bazı sistemlerdeki kişiselleştirmeler, KKP sisteminin yapısını değiştirebilir, ancak çoğu sistem genelde buna izin vermez.

KKP sistemi tarafıdnan önerilen, sanayi standartındaki bir yeniden mühendislik işlemi, şirketin rekabet gücü avantajının kaybına yol açabilir.

KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.

KKP sistemleri genellikle özel iş akışları ve iş alanlarına adapte edilmesi zor sistemleridir, bu da şirketlerin çeşitli kayıplarının ana kaynağıdır.

Sistemlerin kullanımı zordur.

Sistemi verimsiz ya da iyi kullanamayan bir departman ya da kullanıcı, diğer departmanları veya kullanıcılarıda olumsuz şekilde etkileyebilir.

İşletme sınırlarındaki belirsizlik, muhasabe işlemleri, güvenilirlik ve çalışan morali gibi konularda sorunlara yolaçabilir.

Departmanlar arasındaki hassas iç bilgilerin paylaşılması zorluğu nedeniyle, yazılımın verimliliği azalabilir.

Departmanlarda çeşitli eski sistemlerin yarattığı uyum sorunları sıklıkla ortaya çıkmaktadır.

Kaynak: Wikipedia

25 Kasım 2010 Perşembe

Les solutions Microsoft Dynamics facilitent les prises de décisions au sein de votre entreprise

Meilleure visibilité de l'entreprise

Les solutions Microsoft Dynamics facilitent les prises de décisions au sein de votre entreprise

Vous devez à tout moment être en mesure de réunir des informations précises sur les performances de votre entreprise, notamment en période de crise. Il est impératif pour votre entreprise que vous puissiez fournir des informations pertinentes aux bonnes personnes et au bon moment. L'idéal est de disposer d'une solution efficace de planification des ressources d'entreprise (ERP) pour accéder aux connaissances et renseignements appropriés.

Êtes-vous en quête d'une solution pouvant atteindre les objectifs essentiels suivants ?

    Fournir rapidement à vos employés une visibilité complète sur les données relatives à leur travail.

    Permettre aux employés d'effectuer davantage d'analyses ad hoc sans avoir recours au personnel informatique

    Permettre aux commerciaux d'établir des prix personnalisés lorsqu'ils sont en déplacement ou chez un client.

    Améliorer la satisfaction des clients et réduire les coûts en offrant aux clients et au personnel de terrain des fonctionnalités de commande en ligne et une visibilité permanente sur l'état des commandes.

    Fournir un accès en temps réel à un ensemble d'informations précises et améliorer l'efficacité de votre entreprise.

    Accéder aux informations stockées sur les ordinateurs des employés ou sur des systèmes non reliés les uns aux autres.

    Analyser plus efficacement la rentabilité des projets ou contrats.

    Analyser rapidement tous les aspects de votre activité afin de prendre des décisions plus éclairées en cas de risque.

Si votre plan d'activité comprend certains de ces objectifs, Microsoft Dynamics peut vous aider. Microsoft Dynamics offre une suite de solutions fournissant des capacités de veille stratégique élaborées aux entreprises de toute taille, avec des fonctionnalités adaptées à presque tous les secteurs. Quelle que soit votre activité, Microsoft Dynamics peut abattre les cloisons qui séparent les silos de données et fournir les informations stratégiques nécessaires à une prise de décision rapide et efficace aux cadres et employés concernés, qu'ils soient en déplacement, chez un client ou dans les locaux de l'entreprise.

Microsoft Dynamics peut vous fournir les connaissances nécessaires à votre succès. Voici comment :

    Informations précises et à jour sur les coûts des produits, les tendances de ventes et les marges bénéficiaires pour une prise de décision éclairée sur les choix financiers et les solutions à mettre en œuvre pour augmenter le chiffre d'affaires et les marges.

    Accès aux informations stratégiques sur les ventes actuelles, où qu'elles se trouvent.

    Intégration des prévisions relatives aux ventes et au chiffre d'affaires des filiales et acquisitions récentes (même si les données sont stockées sur des systèmes distincts) à des rapports d'entreprise.

    Présentation des calendriers de production ou de la disponibilité des ressources à la demande, sans attendre les rapports.

    www.pargesoft.com Microsoft Dynamics ERP (AX and NAV) Global Partner

ERP Uygulamalarının Firmalara Faydaları

ERP kullanmayan işletmeler, iş uygulamalarını kağıda dayalı sistemler ile, dağınık, birbirleri ile bağlantılı olmayan yazılımları birleştirerek, yürütmeye çalışmaktadırlar. Bunun sonucu olarak, ellerinde hiçbir zaman genel bilgiler olmadığından yönetimde çok büyük sıkıntıya uğramaktadırlar. Gerekli ve önemli bilgileri elde edebilmek için büyük çaba ve zaman harcamak zorunda kalmaktadırlar. ERP sistemleri, bu farklı uygulama ve işlemleri bir araya getirmek üzere tasarlanmıştır.

ERP çözümleri, işletmelerin iş yapma yöntemlerini, üretim ve hizmet sunum birimlerini devrimci bir biçimde etkilemektedir. ERP bir işletmenin değişik parçalarının entegre edilmesini ve bunlar arasında düzenli ve zamanlı bilgi akışını çok geliştirmiştir.

ERP’nin potansiyel faydaları; fonksiyonel bölümler arası gelişmiş birleşme, ana işletme süreci üzerine vurgu, kanıtlanmış ve güvenilir software ve genel güçlendirilmiş rekabet edilebilirliktir. Bir ERP çözümü ortaya koymada, işletme kendi iş sürecini hızlı bir şekilde endüstrinin standartlarına çıkartabilmektedir. Bunu yaparken ana ERP sağlayıcılarının birleşme deneyimi ve değişim mühendisliği avantajını kullanmaktadır

Uygun bir biçimde uygulanan ERP, satışları ve kârı artırmakta, tüketiciye daha iyi hizmet verilmesine imkan vermekte, tahmin hatalarını azaltmakta, fiyatlandırmayı daha doğru yapmayı sağlamakta, kalite ve performansı arttırmakta, karar verme zamanını ve kalitesini arttırmakta ve daha etkin kaynak ve stok kullanımını sağlamaktadır.

Hewlett-Packard şirketinin üretim süreci organizasyonu genel yöneticisi Don SCHMICKRATH, şirketin ERP uygulaması sayesinde 1991’de 1.000 dolar olan printer fiyatını 1998’de 149 dolara indirmiştir. Performans, ERP’ye geçmeden önce % 65 iken, 1998’de % 94’e yükselmiştir. Envanterin de % 10-30 arasında azaltılabildiğini söylemektedir. Ayrıca HP’nin düz (flat) örgüt yapısını benimsediğini ve akışkan takım yapısı çerçevesinde projeleri gerçekleştirdiğini belirtmektedir.

ERP’nin tedarik zinciri yetenekleri, etkinliği ve verimliliği artırmaktadır. İşlemlerin daha kısa zamanda, daha az enerji ve masrafla yapılmasına imkan sağlamaktadır. Bunların yanında işletmenin kendi dışında ticari ilişkide bulunduğu diğer işletmelerle ve müşterileriyle iletişim kurmasına imkan sağlamaktadır. Örneğin büyük işletmeler müşterilerinin kendi bilgi işlem sistemlerinden istedikleri bilgiye ulaşmalarına imkan sağlamaktadırlar. İşletmelerin hizmetleri ve durumu hakkında güncel bilgiye ulaşılabilmesi de tüketicinin isteklerinin daha iyi karşılanmasına imkan sağlamaktadır. Ayrıca üretim fazlası stok oluşumu ve müşteriye siparişlerinin yetiştirilmesinde gecikme olmasının önüne geçilebilmektedir.
Üretim hizmetlerinde,

ERP kullanımı envanterde tutulan malların % 15-35 arasında azalmasını sağlamaktadır.

ERP sisteminin avantajları şunlardır,

- Kullanımının kolay olması,

- Tüm alt sistemlerin, işlemlerin ve bilgi girişlerinin entegre edilmesini sağlaması,

- Satıcı ve müşterilerle on-line iletişime imkan sağlaması,

- Tüketicinin kendi isteklerine uygun mal siparişi verebilmesi,

- Zamanlı ve istenen bilgi sağlayarak daha iyi ve doğru karar verilmesini sağlaması,

- Üretim sürecinin hızını artırması,

- İşlemler üzerinde yönetimin uygulanabilirliği ve kontrolü,

- İnternetle interaktif iletişim imkanları sunması,

- Planlama hatalarını azaltmasıdır.

ERP sistemleri, işletmelere mevcut ticari işlemlerini yapmanın yanında işletmenin stratejik kararlarının doğru ve zamanında verilmesini sağlayacak bir zemin hazırlamaktadır. Birim yöneticilerinden istenen bilgiler artık sistem tarafından birleştirilmekte, böylece yöneticiler işletmeyi geliştirmek için daha çok zaman ayırabilmektedirler. İlk anda pahalı görünen bu yatırım, kullananlara sağladığı yararlar sayesinde ucuzlamaktadır.

ERP, gittikçe daha rekabetçi bir nitelik kazanan üretim ve pazarlama alanında etkinliği artırmaktadır. ERP üretim sektörünün yanında eğitim, küçük girişimcilik ve elektrik su hizmetleri gibi alanlarda da yaygın kullanım olanağına kavuşmuştur. ERP yönetime gerçek zamanlı bilgi sağlayarak daha iyi kararlar alınmasına imkan sağlamaktadır.115 Ayrıca küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin hisse senetleri değerinin ERP uygulayacaklarını ilan ettikten sonra arttığı görülmüştür. Çünkü ERP uygulaması sonunda işletmeler maliyetlerden tasarruf sağlayarak daha geniş kitlelere müşteri tatmini sağladıkları için işletmenin gerçek finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarını yansıtacak bilgilere sahip olacağı için işletmenin kârlılığı dolayısıyla hisse senetlerinin değeri artacaktır.

ERP sistemlerinin modülleri, verilerin tekrarlanmasını engellemek ve veri bütünlüğünü sağlamak için ortak kullanılan merkezi veriye ulaşılabilmesini sağlayarak entegre veri yönetimine imkan sağlamaktadır. İşlemler yerel yapılmış olsa bile diğer işlemlerle entegre olabilmelidir. Böylece veri gerekli olduğu noktaya anında aktarılabilmektedir.

İnsan Kaynakları Modülü, insan kaynakları modülünün ihtiyacı olan otomasyonu ve diğer departmanlarla bütünleşik (entegre) bir ortamda çalışmasını sağlamaktadır. Bu modül ile, çalışan personelin kişisel ve mali bilgilerinin, tüm iş başvurularının ve değerlendirmelerinin, işletme organizasyonuna yönelik çalışmaların, personel eğitimlerinin, yapılan etkinliklerin ve buna benzer, insan kaynakları yönetim sisteminin takip etmesi gereken tüm bilgilerin bütünleşik ve fonksiyonel bir ortamda bulunmasının avantajları elde edilmiş olmaktadır.

İnsan kaynakları modülü, sistemin temel modülü olup aynı zamanda tüm modüllerin alt yapısını oluşturmaktadır. Personelin kişisel bilgilerinde ve tüm modüllerde yer alan diğer bilgilerde kaydetmek ve saklamak istenilen bilgi parçacıkları tanımlanarak veri tabanına eklenmektedir. Personelin kişisel bilgileri insan kaynakları otomasyonunda, mali bilgileri ise bordro bölümünde yer almaktadır. İstenilen sayıda ek kazanç, sosyal yardım ve kesinti ile bunların hesaplama formüllerini tanımlayabilme, net ücretten anlaşma ile her ay brüt ücretlerin otomatik ayarlanması, dövizli ücretler ile çalışabilme, toplu ücret zammı, maaşların bankalara elektronik ortamda iletilmesi, muhasebe entegrasyonu, sosyal sigortalar formları, viziteler, işe giriş/ çıkış bildirimleri vb.leri bordro paketinin bazı özellikleri arasında yer almaktadır.

Kariyer ve yedekleme planlaması, ERP sistemlerinin insan kaynakları modülleriyle entegre edilmiştir. Doğru işe doğru beceri ve özellikteki kişilerin yerleştirilmesine karar vermesi gereken insan kaynakları uzmanının işe yerleştirme ve yeni eleman alma maliyetlerini azaltması oldukça önemli ve zor bir iştir. ERP sistemleri bu sorunun üstesinden işe yerleştirme yönetimi modüllerini oluşturarak gelmektedir. Bu modüller başvuranlar arasından seçim yapılması ve işe alınması, görüşme ve yazışmalar, raporlama ve maliyet analizleri süreçlerini kapsamaktadır.

ERP sistemlerinde; zamanında, istenen kalite ve miktarda üretim yapmak için ihtiyaç duyulan her türlü program oluşturma, revize etme ve üretimi izleme faaliyetleri için Üretim Modülü geliştirilmiştir. Standart ürün üretimleri yanında, müşteri istekleriyle şekillenen opsiyonlu ürün üretimleri için üretim modülü satış/pazarlama modülü ile entegre olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca, günümüzde çeşitlenen ve azalan ürün ömürleri nedeniyle sürekli tekrarlanmak zorunda kalınan yeni ürün tanımlama ve üretim akışları ile malzeme gereksinimlerini belirleme ve programlama işlerini üretim modülü gerçekleştirmektedir. ERP sistemlerindeki üretim modülü;

- Üretim sürecinde girdi (hammadde, yardımcı malzeme vb) ve çıktıların (mamul, yarı mamul, fire vb) her an ayrıntılı olarak izlenebilmesi,

- En uygun üretim yönetim şekillerini belirleme ve kullanma,

- Üretim hatları tanımlama, mamul bazında hat/ürün üretim kapasitesini belirleyebilme,

- Ana üretim programı verilerinin tanımlanması, kullanılması ve ana üretim programının oluşturulması ve revizyonu,

- İş programlarının oluşturulması,

- Mamul ve yarı mamul bilgilerinin tanımlanması ve kullanılması,

- Mamul ağaçlarının ve üretim operasyonlarının tanımlanması ve kullanılması,

- Üretilecek mamul ve yarı mamul miktar ve üretim tarihlerinin belirlenmesi,

- Mevcut makina, işçilik ve diğer kaynaklara ait kapasitelerin belirlenmesi,

- Sipariş aktarma ya da planlama ile oluşturulan iş emirleriyle üretim yapabilme,

- Siparişe ya da stoğa üretim yapabilme,

- Müşteri istekleri doğrultusunda şekillenen mamul bilgilerini sipariş bazında tanımlayabilme,

- Malzeme gereksinimlerinin çıkarılması ve karşılanmasının takibi,

- Mamuller ve bu mamullerin üretimlerinde kullanılan her türlü hammadde ve malzemeler için tarih bazlı program tabloları oluşturma,

- Bu tablolarda tarih bazlı stok mevcutları ile birlikte, programa alınmış olan üretim ve satın alım miktarları ile gereksinim miktarlarını karşılaştırmalı olarak alabilme,

- Makina, işçilik ve diğer gereksinimlerin belirlenmesi ve karşılanması,

- Mevcut üretim durumunun izlenmesi, gerçekleşmelerin takibi,

- Üretilen mamul ve yarı mamul maliyetlerinin istenen ayrıntıda hesaplanması

ve izlenmesi işlemlerinin en etkin ve verimli şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.

ERP sistemlerinde oluşturulan Lojistik ve Satış Modülleri; iş süreçlerini, müşterilerin istediği esneklik, etkinlik ve yenilikleri doğrultusunda düzenlenmesini sağlamaktadır. Lojistik uygulamaları işletmenin verimini artırmak için kullanılan kavramlara göre tedarik zincirini iyileştirmek üzere tasarlanmıştır. Bu uygulamalar için kullanılan tüm fonksiyonlar bütün organizasyonel birimler üzerinde planlanmakta, uygulanmakta ve koordine edilmektedir. Lojistik uygulamaları mantıksal olarak birbirine ait bütün öğeleri birbirleriyle ilişkilendirdiği için hiçbir iş tekrarlanmamaktadır.

Veriler sadece bir kez girilmektedir. Lojistik uygulamalarında finans ve insan kaynakları uygulamalarındaki bütün süreçler eş zamanlı ve entegre olarak çalışmaktadır. Lojistik ve satış modüleri ile satın alma, satış koşullarının takibi, sipariş, irsaliye, fatura akışı ile sistem akışının takibi, ambar yönetimi ve stok ve sipariş öneri sisteminin sağlanması gibi temel fonksiyonlar sağlanmış olmaktadır.

ERP sistemlerinde kullanıcıların zamanını rapor yığınları arasında analiz yapmakla harcamasına gerek kalmadan aranılan her türlü bilgiye anında ve doğru olarak ulaşılabilmektedir. Her yönetici, belirli dönemlerde işletmesinin en son durumunu bilgisayar ortamında ve gerçeğe en yakın şekilde görmek istemektedir. ERP sistemlerinde raporlama sayesinde anında ayrıntılı veya özet raporlara ulaşılabilmektedir. Girilen bütün bilgiler, kullanıcının istekleri doğrultusunda istenen formatta ekran veya yazıcıdan raporlanabilmekte ve/veya dış kaynaklı yazılımlara bu raporlar aktarılabilmektedir. ERP sistemleri raporları istendiği takdirde yazıcılarla en ileri grafik özelliklerde alınabilmektedir. ERP sistemlerinin raporlama özelliği sayesinde, bilgiler istenildiğinde özet, istenildiğinde ise ayrıntılı analiz raporları şeklinde kolayca elde edilebilmektedir. Bunların yanı sıra istenilen sayıda, kullanıcıya özel rapor, standard raporları değiştirerek veya yeni baştan tasarlayarak sisteme eklenebilmektedir.

ERP sistemlerinin işletmeye ve stratejilerine uygun olarak seçilmesi, belirlenmesi, tasarlanması ve uygulanması işletmenin misyon ve strateji belirlemesine oldukça önemli etkileri bulunmaktadır. ERP sistemlerinde; tüm üretim, müşteri ve tedarikçi bilgilerinin aynı sistem üzerinde bulunması çeşitli yorumlar yapılmasına imkan vermektedir. Öncelikle mevcut konumun değerlendirilerek bir işletme kimliği oluşturulmasına yardımcı olduğu gibi, ayrıntılı analizler yapılmasına imkan vererek geleceğe yönelik tahminler yapılmasında ve bu tahminler doğrultusunda işletmenin stratejilerini oluşturmasında yöneticilere yol göstermektedir.

www.pargesoft.com Microsoft Dynamics AX ve NAV Çözüm Ortağı.

12 Haziran 2010 Cumartesi

MRP’ nin Varsayımları, Önkoşulları ve Karakteristikleri

MRP, ana üretim planını göz önünde tutarak, her bir parçadan ne zaman , ne kadar gerektiğine karar verip ekonomik parti büyüklükleri halinde sipariş verilmesini sağlar, böylece stokları minimize eder. Yüksek maliyetler getiren bazı parçaların stokta tutumu bu şekilde önlenip, maliyetler düşürülür.

MRP sistemi bazı varsayımlar ile çalışır. Artık standart hale gelmiş MRP sisteminin temelini oluşturan ana varsayımlar ve gerekli ön koşullar şunlardır.

1. Varsayımlar

MRP sistemi, kontrolü altındaki tüm envanter birimlerinin temin sürelerinin bilindiğini varsayar.

MRP sistemi, kontrolü altındaki tüm envanter birimlerinin stoğa girip çıktığını varsayar.

MRP sistemi, brüt ihtiyaçların tespiti aşamasında, bir montaj için gerekli tüm alt parçaların, o montaj parçasının üretimi için iş emri verildiği anda hazır olduğunu varsayar. Yani :

Her bir montaj parçası en az birkaç bileşen parçadan oluşur.

Birim montaj parçası için üretim zamanı yani;bileşen parçalarının bir araya getirerek montaj parçasının elde edilmesi için gerekli zaman oldukça kısadır.

Kesikli dağıtım ve bileşen parçalarının kullanımı:örneğin herhangi bir parçadan, üretim hattında 50 adet gerekiyorsa, MRP sistemi tam 50 adet parçanın üretim hattına sevk edileceğini ve bunların hepsinin tüketileceğini varsayar. Yapısı sürekli olan malzemeler (adet cinsinden ölçülemeyen saç levha, tel vb. malzemeler) bu varsayımın dışındadır.Bu durumda ,sistemin bu tür envanter birimlerine uygun olarak düzeltilmesi gerekir.

Bir diğer varsayım da süreç bağımsızlığıdır. Süreç bağımsızlığı şu şekilde açıklanabilir: herhangi bir envanter biriminin imalatı için verilen iş emri tamamen kendi başına başlatılıp, bir diğer iş emrinin tamamlanmasını beklemeden bitirilir.Bu durumda aşağıda belirtilen ilişkiler standart MRP sistemi için söz konusu olamaz:

i)”parça çiftleşmesi” olarak bilinen ilişkiler.Örneğin 30 no’ lu operasyondaki A parçası ,50 no’ lu operasyondaki B parçası ortak bir yüzey işlemi için bir araya gelmelidir.

ii)”tezgah hazırlama bağımsızlığı ” olarak bilinen ilişkiler.Örneğin Y parçası için tezgah hazırlama iş emri, sadece X parçası için önce tezgah hazırlandığında başlatılabilir. Daha çok süreç tipi sistemler için söz konusu olan bu tip ilişkiler, standart MRP sisteminde kullanılmaz. Ancak standart sistemde gerekli düzeltmeler yapılarak, MRP yaklaşımının, süreç tipi üretim ortamında kullanılması sağlanır.

2. Önkoşullar

Ana üretim planı

MRP sisteminin işleyebilmesi, kuruluş içinde bir ana üretim planının bulunmasına bağlıdır.Ana plan, son ürünlerin ne kadar ve ne zaman üretilmeleri gerektiğini belirler.

MRP sistemi, ana üretim planının “malzeme listesi” cinsinden (parça numaraları cinsinden ) ifade edilebileceğini kabul eder.Bu sistemin anlayabildiği tek lisan “parça numaraları”dır. Parça numaraları, malzeme,parça, yarı montaj ve son ürünleri tek tek tanımlayan envanter birimleri numaralarıdır.

Her envanter birimi, bir kodla (parça numarası) tanımlanmalıdır. Bu kodlama sistemi kolay anlaşılıp kullanılabilen ve karışıklığa yol açmadan birimleri tanımlayabilen bir yapıya sahip olmalıdır.

Malzeme listesi – ürün ağacı bilgileri

Malzeme listesi, sadece son ürünü üretebilmek için gerekli tüm malzemelerin bir dökümü olmayıp, ürünün yapılma aşamaları ile üretim yöntemleri gibi bilgileri de içerir.

Envanter kayıtları (envanter durumu bilgileri)

Envanter kayıtları, sistemin kontrolü altındaki tüm birimlerin envanter durumları hakkındaki veriler içerir.

Ürün ağaçları bilgileri ile envanter durumu bilgileri kütüklerindeki verilerin doğru, tam, güncel ve bütünlük içinde olmaları ihtiyacı: Hiç şüphesiz ki MRP sisteminin çıktıları, kullanılan verilerin doğruluğu derecesinde doğru olacaktır.

Klasik stok kontrol yöntemleri kullanılan işletmelerde genellikle bu iki veri kütüğü oldukça zayıf yapıdadırlar. Sipariş noktası yönteminde ürün ağacı ve malzeme listeleri bilgilerine ihtiyaç duyulmaz.

3. Karakteristikler

Ürün Yapısına Bağlılık

Malzeme İhtiyaç Planlaması sistemi kontrolü altındaki her bir birime duyulan ihtiyacı belirlerken ürün ağacını, diğer bir değişle ürün ağacında belirlenmiş olan ilişkilerini kullanır. Ürün ağacında son ürünün üretimi veya montajı için gerekli olan bileşen ve montaj parçaların ihtiyaçlarının belirlenmesini sağlar.

Geleceğe Yönelik Olmak

Malzeme İhtiyaç Planlaması sistemi sadece geçmiş dönemlere ait verilere dayanarak tahminlerde bulunup ihtiyaçları bu tahminlerden çıkarmaz, halihazırda bulunan Ana Üretim Planını kullanarak gelecek dönemlerdeki malzeme ihtiyacını belirler.

İhtiyaçları Zaman Periyodunda Göstermek

Malzeme İhtiyaç Planlaması sisteminde herhangi bir parçaya olan ihtiyaç, zaman boyutunda periyotlar itibariyle gereksinim duyulan miktar olarak belirlenir. Bu ihtiyaçları karşılayacak siparişlerin açılış tarihi ve miktarı ise temin süresi, sipariş parti büyüklüğü gibi bilgiler ışığında belirlenir.

Kontrollü Yapısı Sayesinde Öncelik Planlaması Yapmak

Malzeme İhtiyaç Planlaması herhangi bir parçaya olan ihtiyacı karşılamak üzere açılacak siparişin tarihini belirlerken açılması gereken diğer siparişleri göz önünde bulundurur. Ürün ağacı üzerinde çalıştığı için her bir parça ihtiyacını de belirlediği için söz konusu ihtiyaçlar arasında bir öncelik planlaması da yapmış olduğunu söyleyebiliriz.

wwww.pargesoft.com Microsoft Dynamics AX NAV CRM Çözüm Ortağı

BUMERANG