Kurumsal Kaynak Planlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kurumsal Kaynak Planlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2016 Salı

Güdüler ve işletme yönetimi

Güdüler hayatla olan mücadelemizde bizi ayakta tutan, yön veren, uyaran ve harekete geçiren dürtülerdir. İnsanlığın  en temel ihtiyaçları olan açlık ve susuzluk dürtülerini gidermek içinse hipotalamus aracılığıyla yönlendirilirler.
Hipotalamusun temel işlevi organizmayı harekete geçirerek açlık ve susuzluk hissini ortadan kaldıracak eylemleri yapmaya teşvik etmektir… Fakat insan organizmasında bu uyarıcıya rağmen bazen tam zamanında hareket geçemeyebiliyor. Örneğin, çok aç olduğunda yemek yemekten ya da  çok susadığında su içmekten vazgeçebiliyor. Bu vazgeçişler metabolizmada bir takım dengesizlikler meydana getiriyor, kasılma, gerilme vb… Söz konusu durum işletmeler içinde geçerli olmakta. Uyarıcı mekanizmaları olmayan ya da görmezden gelinen durumlarda sistem bütünsel olarak hata vermeye başlıyor. Acıkan insanın yemeği ertelemesi gibi, üretim yapan bir işletmenin de stokta eksi bakiye veren bir ürünle imalat yapmaya devam etmesi günün sonunda maliyetlendirme ekranında sapmalara neden olacaktır.
İhtiyaçlar içeriden olduğu kadar dışarıdan da tetikleniyor, her iki durumda da temel olan şey vücudun onu ihtiyaç olarak hissetmesi ve tüketime yönelmesi ile son buluyor. Örneğin tokken yenilen pasta, ihtiyacı yokken sadece modelini beğendiği için satın alınan bir telefon ya da mevkisel konumuna uygun düşeceğini düşünüp değiştirilmiş bir araba gibi. Bütün bu davranışlar işletme açısından ele alındığında, ihtiyaç fazlası stok ürünleri, toplam büyüme hesaplanmadan yapılan yeni yatırımlar, gerekli bütçe yapılmadan satın alınan lüks ihtiyaçları vb farklı yönelimler açığa çıkıyor. Bütün bu gereksiz yüklemeler kar zarar hanesinde işletmeye genelde zarar olarak yansıyor ve öngörüsüz bir yönetimle ihtiyaç analizleri yapılmadan sürdürülen bir sürece giriliyor.
beyin
İnsanın yaşam modeline benzeyen bu sistemin kontrol edilmesi, yönetilmesi, karar mekanizmalarının oturtulması, uyarıcıların aktif edilmesi ve sistemin aktif olarak çalışabilmesi için bir beyne ve hipotalamusa ihtiyacı var. Bunu ise bir kurumsal kaynak planlama yazılımı ile sağlayabilirsiniz. İşletmenizin yaşamsal fonksiyonlarının devam edebilmesi için gerekli olan kurumsal kaynak planlama yazılımı hakkında detaylı bilgi almak isterseniz bizimle iletişime info@pargesoft.com ya da 0216 575 6070 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz…


Hipotalamus; Vücut sıcaklığı mekanizmasını, sempatik sinir sistemini ve hipofizin çalışmasını denetler. Susama, acıkma hislerinin merkezi olup vücut ısısını ve kan basıncını ayarlar. Ayrıca ürettiği RF maddesi ile hipofizi uyarır. İç denge hipotalamus ile korunur. Karbonhidrat – yağ – protein metabolizmasını dengeler.

2 Aralık 2015 Çarşamba

Doğru personel mi? Doğru konumlandırma mı?

Çocukluğumdan beri duyarım, futbolda libero olan futbolcuyu sağ bek oynatamazsınız. Orta sahada asist görevi gören futbolcuyu da defansa alamazsınız. Maça çıkarken, yetkinlikleri, sağ ya da sol ayak ile topa vuruşu, fiziksel gücü gibi etkenlerle kendisine ilk 11’de yer bulup, takıma faydalı bir futbolcu olmaya çalışanları tercih edersiniz. Yoksa adı ve değeri yüksek olup da yetenekleri konusunda yeterli olmayan futbolcuları mı?

Yetenekler kadar, değerlerde ön plana çıkmakta, hatta çoğu zaman değerli olduğuna inanılan kişilere daha fazla yer verilmekte, yetenekleri olan ve kendisini göstermeye çalışan futbolcuları da bu değer duygusu ve ederi yüksek futbolculara yedek olarak konumlandırmak daha sık yapılan bir tercih olmakta.


Bugün gelinen noktada, kişi değerli ise yetenekleri pek fazla sorgulanmadan sadece adı ve markası (diploması, okuduğu okul, yaşadığı ve doğduğu il v.b.) dikkate alınarak bir çok mevkide konumlandırılıyor.

Yetenek ve yeterlilik kavramları yüksek olan kişilerde de henüz tamamlanmamış değer duyguları yüzünden, kendini gösterme konusunda eksiklik yaşandığından, ön plana çıkamamakta, sadece görünmek adına daha fazla çaba harcayıp, kabul beklemek suretiyle şirket içinde var olmaya çalışmakta.

Bu durumda yapılması gereken şey, kişilerin yetenek ve değer duygularının işletmeler açısından ne kadar önemli olduğunu tespit edip şirket içi organizasyonel yapıyı buna göre şekillendirmek gerekiyor.

Nasıl? Sorusunu sorarak ilk adımı attığınız anda, karşınıza çalışanlarınızı bütünüyle görebileceğiniz bir ölçme ve değerlendirme sistemi ile birlikte birebir ilişkileri de dikkate alarak bir sistem üzerinde takip otomasyonu altyapısı kurmanız gerekecek.

Bunu ister 10 personel, isterseniz 10.000 personel içinde olsa mutlaka yapmanın bir yolunu bulup harekete geçmelisiniz. Günümüzde Kurumsal Kaynak Planlama ( ERP ) sistemleri içerisinde ayrı bir modül olarak satılan İnsan Kaynakları ( HR/IK Modül ) yazılımları ile iş süreçlerinize entegre bir yapı içerisinde kendi iş dinamiğinizi yönetebilir ve gerekli iş konumlandırmalarını gerçekleştirebilirsiniz…

Personeli değerine göre değil, mevkisine ve yeteneklerine göre sahaya sürerseniz, şampiyon olmanız için gerekli olan tüm şartları sağlamış olursunuz.


İnsan kaynakları yönetimi hakkında detaylı bilgi almak için +90216 5756070 numaralı telefondan ya da info@pargesoft.com mail adresinden iletişime geçebilirsiniz.

28 Ekim 2015 Çarşamba

CIO + CMO = CIMO

Önde gelen kuruluşlar bu iki rolü neden birleştiriyor, BT ile Pazarlamanın ortak bir görüşü paylaşması için işbirliği yapmasını neden sağlıyor?
12.01.2014 Avanade ve Microsoft Enterprise Ekibi
Modern kuruluşta, iş yapma şekli son yirmi yıl içinde, son yüz yıl içinde olduğundan daha fazla değişti: dijital ortamın yükselişi, iletişimin hızı ve insanların ve verilerin çevrimiçi olarak birbirine bağlanması, işletmenin işini yapma şeklini değiştirdi.

Teknoloji ile pazarlamanın kesiştiği nokta, bunun en belirgin olduğu yerlerden biri.
Güçlü müşterinin (ve 24 saat çevrimiçi itibar yönetiminin) yükselişi, ürünlerin tasarlanma, teslim edilme, pazara sunulma ve özellikle de desteklenme biçimlerinde değişiklikler yapılmasını zorunlu hale getirdi. Ayrıca, müşteri bu yeni ortamın merkezinde bulunuyorsa, müşteriye odaklı inovasyondan kim sorumlu? Tüm teknoloji stratejilerinden sorumlu olan CIO mu, yoksa markayı yönetmekten ve bu müşteri ile bağlantı kurmaktan sorumlu olan CMO mu?

cio

Pek çokları, sorumluluğun iki pozisyon arasında paylaşıldığını ve Avanade tarafından CIMO Bakış Açısı olarak tanımlanan görünümün ortaya çıktığını öne sürüyor. Bu bakış açısının oluşturulması, bir şirketin ileriye dönük dijital vizyonunu bütünleştirmek ve ardından harekete geçirmek ve güçlü kurumsal stratejiler belirlemek için nadiren elde edilen bir fırsat. Biz hızlı yanıt veren kuruluşa ve şirketlerin nasıl güçlü bir esnekliğe sahip olabileceğine odaklanmaya devam ederken, bu rollerin bir araya gelmesi ve yeni dallar oluşturarak gelişmesi kadar etkili bir değişimi öngören çok az fikir ortaya çıkıyor.

Bu makale, Microsoft'un Kurumsal ve İş Ortağı Grubu Genel Müdürü Rich Reynolds dahil olmak üzere, günümüzde en fazla öngörüye sahip iş liderlerinden bazılarıyla gerçekleştirilen görüşmeleri içeriyor. Bu karma bakış açısının, müşterilerinize daha iyi hizmet sunmak için kuruluşunuzun gereksinim duyduğu sonraki adımı nasıl oluşturabileceğini keşfedin.

Makalenin tamamı için

18 Mart 2015 Çarşamba

Pargesoft 5. Finans Zirvesi'nde

Pargesoft, Eduplus tarafından 5.’si düzenlenen, Finans Zirvesi’ne katılıyor. Zirve’nin amacı, finansı meslek olarak seçmiş yönetici adayı ve yöneticilerin en güncel bilgilerle tanışmasını ve işlerinde fark yaratmasını sağlamaktır. Ayrıca dinamik bir ortamda, finansla ilgili bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı, yeni vizyon ve farklı bakış açılarının kazanıldığı bir platform oluşturmaktır.

Finans Zirvesi’nde Türkiye’nin ve dünyanın en önemli şirketlerinin CFO, genel müdür yardımcıları, direktörleri, finans alanında kitapları bulunan otoriteler ve akademisyenlerden oluşan otuzu aşkın konuşmacı, onlarca oturum ve finans dünyasıyla ilgili önemli konular yer almaktadır. Ayrıca bankalar, leasing ve faktoring gibi birçok finansal kuruluşun yöneticileri de yine bu önemli toplantıya katılacaktır.

Pargesoft, zirveye oturum sponsoru oldu. Zirvede Pargesoft Genel Müdürü, Kaan Altunterim, ERP Destekli Risk ve Uyumluluk (Compliance) Yönetimi hakkında konuşma yapacaktır. Ayrıca Zirvede gelen misafirlerin ve katılımcıların sorularını yanıtlamak için stant açacak olan Pargesoft, ERP ve finans alanında elde ettiği deneyim ve tecrübeleri gün boyunca paylaşacaktır.

Etkinlik hakkında detaylı bilgiye; http://www.eduplus.com.tr/?page_id=285 adresinden ulaşabilirsiniz…
 

Pargesoft Hakkında

Kurumsal Kaynak Planlama Yazılımı alanında 15 yılın üzerinde deneyimini, Microsoft’un Kurumsal Kaynak Planlama yazılımları pazarına girdiği tarihten (2002 yılı) bu yana Microsoft Dynamics ERP yazılımları alanında geliştirmiş bir ekip tarafından kurulan PargeSoft;

Yaklaşık 150 müşterisinde uyguladığı başarılı projede uluslararası başarılar elde eden firmamız,  Total, GFK, Do&Co,G4S, Honda Trading, IKEA, MCT, Adecco, BodyCote, TEB Arval, Nunhems, Houghton Kimya, Renault Trucks, Simge Antalis, Intermil, Sumitomo gibi küresel firmalarda başarılı projelere imza atan ve G4S ERP Projesiyle dünya genelinde bir başarı hikayesi yakalayan PargeSoft, Microsoft Dynamics NAV ve Microsoft Dynamics AX ERP Microsoft Dynamics CRM yazılımlarının çözüm ortaklığını yapmaktadır.

Her sene iş ortakları arasında yüksek performans gösterip %5’lik dilime giren iş ortaklarına verilmekte olan Microsoft President Club 2014 for Dynamics ödülü, sürekli müşteri memnuniyeti,  yenilikçi iş çözümleri, artan satış performansı ve sürdürülebilir iş modelleri sayesinde elde ettiği başarılar ile Pargesoft’a verilmiştir.

Firmamız ayrıca, Microsoft Türkiye, her yıl geleneksel olarak düzenlediği Microsoft İş Ortakları Ödül Töreni’nde  2014 Yılın Microsoft Dynamics İş Ortağı (ERP) dalında, satış, büyüme, çözüm geliştirme ve müşteri memnuniyeti performansı ile yılın iş ortağı seçilmiştir.

 Zirve, 26 Mart 2015 günü Sheraton İstanbul Maslak Oteli’inde yapılacaktır.

11 Mart 2015 Çarşamba

Microsoft Dynamics NAV 2015 Türkiye Lokalizasyonu tamamlandı

Pargesoft Microsoft Dynamics NAV 2015 yazılımının Türkiye Lokalizasyonunu tamamladı

2002 yılında Microsoft’un Türkiye pazarına sunduğu Navision 3.70 yerelleştirmesini yaparak faaliyetine başlayan Pargesoft, son olarak Microsoft’un Dynamics NAV 2015 yazılımının lokalizasyonunu yaptı…

Microsoft’un Türkiye ERP pazarına girdiği ilk yazılım olan Navision’a ek modüller de geliştiren Pargesoft; ödeme planı, enflasyon muhasebesi, KDV tevkifatı, bordro modüllerini yazarak Navision yazılımının rekabetçi tarafını güçlendirmiştir.

Microsoft Dynamics NAV’ın yeni sürümü olan ve mobilitenin (Android, Windows Mobile ve IOS tabletler ) öne çıktığı, Office 365 yazılımlı ile entegre çalışan, rol bazlı çalışmanın kolaylıklarının sağlandığı Dynamics NAV 2015 ürününün Türkiye lokalizasyonunu tamamlayarak pazara sunmuştur.



Microsoft Dynamics Hakkında
Microsoft Dynamics, pazarlama ve müşteri hizmetleri faaliyetlerinizden tam verim almanızı sağlayıp satışlarınızı arttıran bunun yanında finanstan insan kaynaklarına tedarik zincirinden üretime tüm süreçlerinizin otomasyonunu sağlayan ERP yazılımı ürün grubudur.



Pargesoft Hakkında

Kaynak Planlama Yazılımı alanında 15 yılın üzerinde deneyimini, Microsoft’un Kurumsal Kaynak Planlama yazılımları pazarına girdiği tarihten (2002 yılı) bu yana Microsoft Dynamics ERP yazılımları alanında geliştirmiş bir ekip tarafından kurulan PargeSoft;

Yaklaşık 150 müşterisinde uyguladığı başarılı projede uluslararası başarılar elde eden firmamız, Total, GFK, Do&Co,G4S, Honda Trading, IKEA, MCT, Adecco, BodyCote, TEB Arval, Nunhems, Houghton Kimya, Renault Trucks, Simge Antalis, Intermil, Sumitomo gibi küresel firmalarda başarılı projelere imza atan ve G4S ERP Projesiyle dünya genelinde bir başarı hikayesi yakalayan PargeSoft, Microsoft Dynamics NAV ve Microsoft Dynamics AX ERP Microsoft Dynamics CRM yazılımlarının çözüm ortaklığını yapmaktadır.

Her sene iş ortakları arasında yüksek performans gösterip %5’lik dilime giren iş ortaklarına verilmekte olan Microsoft President Club 2014 for Dynamics ödülü, sürekli müşteri memnuniyeti, yenilikçi iş çözümleri, artan satış performansı ve sürdürülebilir iş modelleri sayesinde elde ettiği başarılar ile Pargesoft’a verilmiştir.

Firmamız ayrıca, Microsoft Türkiye, her yıl geleneksel olarak düzenlediği Microsoft İş Ortakları Ödül Töreni’nde 2014 Yılın Microsoft Dynamics İş Ortağı (ERP) dalında, satış, büyüme, çözüm geliştirme ve müşteri memnuniyeti performansı ile yılın iş ortağı seçilmiştir.

3 Mart 2014 Pazartesi

Microsoft Dyanmics Zirve 2014

Dynamics Zirve, Türkiye’nin önde gelen karar vericilerinin ve BT uzmanlarının katılacağı kurumsal kaynak yönetimi (ERP) ve müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) alanında Microsoft Türkiye’nin düzenlediği en kapsamlı etkinliktir. Zirvede, Microsoft Dynamics CRM 2013 lansmanı gerçekleştirilecek, Dynamics dünyasındaki diğer yenilikler ile ilgili en güncel bilgilendirmeler Microsoft uzmanları tarafından anlatılacak, müşteri başarı hikayelerine ve iş ortağı çözümlerine yer verilecektir.

Etkinlik Yeri : Çırağan Sarayı Yıldız Mh., Çırağan Cd, Beşiktaş Istanbul

Başlangıcı : 26 Mart 2014 Çarşamba 09:00
Bitişi         : 26 Mart 2014 Çarşamba 17:30

Kayıt Olmak İçin : Kayıt Linki


 Kayıt Ol...

29 Ocak 2014 Çarşamba

ERP Yazılımları

Günümüz işletmelerinin en önemli gereksinimlerinden biri de, bilgi teknolojisi kullanım yeteneğidir. Rekabet ortamında bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı, işletmelere  önemli ölçüde avantaj sağlayabilmektedir. Bu noktada, bilişim teknolojileri içerisinde önemli bir yeri olan ERP sistemlerinin etkin biçimde işletmeye yerleştirilmesi ve kullanılması, günümüz şartlarında daha da önem kazanmaktadır. Ancak bazı işletmeler, ERP kullanımı yerine, kendilerine özel yazılım yazmayı tercih etmektedirler. Bu iki tercihinde kendine göre bazı avantajları ve dezavantajları vardır.

Bu iki tercihinde, işletmeye uygulamaya konulması oldukça uzun bir süre gerektirmektedir. Sistemin başarılı olması açısından değerlendirildiğinde, bu uygulama süreci dört farklı aşamada incelenebilir:

- Yazılım Seçimi Öncesi Aşama
- Yazılım Seçim Aşaması
- Yazılım Uygulaması
- Uygulama Sonrası

Bu aşamaların her birinin içerdiği süreçler, sistemin etkin biçimde kullanımını etkilemektedir. Sisteminin etkin biçimde kullanımı hedefine ulaşılması için, bu aşamaların her birine gereken önem verilmelidir.

Üretim ve hizmet faaliyetlerinin etkinliğini ve verimini artırmak, kaynakları daha etkin kullanmak, bütünleşik bir yapı kurup, daha etkin kontrol ve denetimi hedefleyen işletmeler, ERP paketleri ve kuruma özel yazılım kullanımı kararını alırken zorlanmaktadırlar. Özellikle kaynakları sınırlı olan, etkin bilgi teknolojilerinin kullanımı ile rekabette avantajı sağlamayı hedefleyen, verimlilik ve karlılık artışını amaçlayan işletmeler için, bu karar daha da önem taşımaktadır. Sistemin başarısında, bu süreçte sistemden beklenen kazanımları açık biçimde belirlenmiş ve benimsenmiş olması önemli bir konudur. İşletme bu konuda açık ve ulaşılabilir hedefler tayin etmelidir. Uygulama çalışmalarında sıklıkla tartışılan konulardan biri de, işletme hedefleri için yazılımın mı işletmeye uyarlanacağı, yoksa işletmenin mi yazılımın gerektirdiği yapıya uyarlanacağıdır.

ERP sistemlerinin yazılımları, işletmelere uyarlanması konusunda biraz katıdır. ERP tasarımcıları, her ne kadar uygulamalarının esnek olduklarını söyleseler de bazı kilit noktalarda ERP sistemi, oyunu kendi kurallarıyla oynanmasını zorunlu kılabilir.

Bazı ERP’lerde, kendinize özgü geliştirme yapma imkanınız bulunmaktadır. Ancak ERP tercih eden bazı işletmeler, ERP paketinin yukarıda bahsettiğim bazı kısıtlarından dolayı işletmelerinin yapısını, ERP paketine uydurmak yerine, sistemi kendi organizasyonlarına uydurmak için neredeyse çoğu modülü, kendi yapılarına göre yeniden geliştirerek ERP’nin ana unsurlarını devre dışı bırakmaktadırlar. Bu andan itibaren artık kullandıkları yazılım, ERP olmaktan çıkmaktadır.

Bir ERP programı satın alıp, daha sonra bunu özel yazılım gibi kullanmak çok yanlış bir uygulama olmakla beraber, ERP tercih eden işletmelerde, çok fazla uygulamasına rastladığım bir durumdur. Bu tür bir uygulama, her iki tercihinde olumsuzluklarını aynı anda kabullenmek demektir. Böyle bir işletme, öncelikle iş süreçlerini yeniden gözden geçirmelidir. Çünkü ERP sistemleri, birçok işletmede uygulanmakta, işletmeler işlerini bu sistemlere göre yürütmektedir. Eğer iş süreçlerinin, yinede doğru olduklarından emin iseler, yazılım tercihini baştan yanlış yönde kullanmışlar demektir. Bu işletmeler yazılım tercihi yaparken, ERP seçim kriterlerini göz önüne almayarak, yanlış ERP seçmiş ya da işletmesi ERP yerine özel yazılım tercihi yapmalıymış.

ERP sistemleri, işletmeler için birçok yenilik ve değişiklik içermektedir. ERP sistemleri içerisinde, kurumların o an ihtiyaç duymadıkları, ancak ileride ihtiyaç duyabilecekleri birçok fonksiyonu üzerinde barındırmaktadır. Ayrıca, bu fonksiyonlar hazır olarak diğer modüllerle de entegre durumdadır. İşletme, ERP paketi ve özel yazılım tercihi arasında karar verirken, buna özellikle dikkat etmelidir. İşletme hedeflerinde, ileride büyüme ve gelişme varsa, kendine özel yazılım tercihini seçtiğinde, ERP’de olduğu gibi entegre modülleri proje başında tasarlama şansı yoktur. Dolayısıyla ileride ilave modül geliştirirken, yazdığı sistemi baştan gözden geçirmesi gerekecektir.

Üretim işletmelerinde, MRP’nin büyük önemi vardır. MRP ile , üretim için gerekli olan kaynakların daha etkin kullanımı mümkündür. Dolayısıyla hizmet işletmelerine göre biraz olsun, ERP paketi tercihi üretim işletmelerinde daha yüksektir. Özel yazılımlarda, kendi MRP modülünü yazabilirsiniz ancak, bu oldukça zahmetli bir süreç olabilir. Bunun nedeni, MRP’nin karmaşık yapısından gelir.

Hiç şüphesiz ERP paketi ve özel yazılım tercihi yapılırken, en önemli konu maliyettir. Özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde, maliyet unsuru çok daha önemlidir. Maliyet unsuru incelenirken, görünmeyen maliyetleri de hesaba katmak gereklidir. Kurumlara özel yazılım tercihi yapılırken, işletme kendi bünyesinde bir proje ekibinin yanında, birde yazılım ekibi oluşturabilir veya özel yazılım için, dış bir firmaya yazdırılabilir.

Dış firmanın yazılım ekibi, size hangi şartlarda ve ne kadar destek olacağı, garanti altına alınmalıdır. Yine kendi bünyenizde bir yazılım ekibi oluşturmayı  planlıyorsanız, bu ekip üyelerinin, sizde ne kadar süre ile çalışacağı önemlidir. Yazılım  ekibinden ayrılacak bir veya birkaç kişi projenin tamamlanmasını geciktirebilir. Proje  ekibinin, projenin hayata geçmesinden sonrada destek sürecinde ve ileride projenin  geliştirilmesi ihtiyacı doğduğunda, önemi daha da artacaktır. Kendi bünyenizde çalışan  kadronun maddi anlamda beklentileri, kendilerine duyulan ihtiyaç artıkça yükselebilir.

Hata (bug) oranları, özel yazılımlarda daha fazladır, hata oranın yüksek olması yine  görünmez bir maliyet unsurudur. Hataların çok olması, programcılara ek yük getirmesindeki maliyetten çok, işletmenin zaman ve iş gücü kaybı açısından, hatta belkide yasal açıdan, önemli bir maliyet unsurları oluşturabilir. Hata oranı, büyük  işletmeler için daha fazla öneme sahip iken, küçük işletmeler için daha az öneme sahiptir. Hata oranın yüksek olma nedeni ise, işletme ne kadar test yaparsa yapsın, test aşamasında tüm senaryolar için yeterli test imkanı bulamayıp, sadece belirli senaryoları test edilebilmelerinden kaynaklanmaktadır. Proje hayata geçtikten sonra da, programdaki hatalar gün yüzüne çıkar. Tabii burada ERP yazılımları daha avantajlıdır. Çünkü belkide dünya üzerinde birçok kullanıcı aynı hatayla daha önce mutlaka karşılaşmış ve program üretici firma, bu hatayı çoktan düzeltmiş ve bununla ilgili yamaları çoktan yayınlamıştır.

Bu tez çalışması ile işletmelere ERP paketi veya özel yazılım geliştirme seçimini yaparken nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda, temel referans çalışma olması için hazırlanmıştır. Özellikle halk arasında yaygın olarak “ERP sistemleri üretim- imalat yapan işletmelere yöneliktir.

Hizmet işletmelerinin, ERP paketi kullanılması zor ve gereksizdir.” inanışının bir miktar doğruluk payı olduğu görülmüştür. Ancak yinede unutulmamalıdır ki özel yazılımları yönetmek için, arkanızda bu işi çok ciddi yapacak veya takip edecek bir ekibinizin olması şarttır. Tabiki burada dikkate alınması gereken bir konu da, işletmenin büyüklüğüdür. Büyük işletmeler, ERP paketi maliyetini karşılamakta zorlanmamakta, ancak küçük işletmeler ERP paketi maliyetlerini karşılamakta zorlanmaktadır. Yazılım tercihi, karar verici tarafından işletmenin büyüklüğüne, amaç ve isteklerine bağlı olarak yeniden değerlendirilmeli ve bu durumlar göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.

24 Ağustos 2012 Cuma

ERP nasıl uygulanır?


Stratejik bir zemin üzerine oturtulmuş ve kurumsal gerçekler ışığında yürütülen ERP projeleri çok daha hızlı, güvenli ve başarılı biçimde hayata geçirilebilir.

ERP çözümlerinin kurum içerisinde hayata geçirilmesi çoğu zaman uzun, sıkıntılı ve maliyetli bir süreç olarak görülür. Oysa ERP projelerinde bu sıkıntıların yaşanmasının en önemli nedeni, çözümün planlanmasından hayata geçirilmesine dek sürecin sistematik biçimde kurgulanmaması ve gerçekleştirilmemesidir. Diğer tüm kurumsal uygulamalar gibi ERP çözümleri de kurumun bütününe yayılan, süreçleri ve iş yapma sistemini etkileyen bir uygulamadır. Bu nedenle stratejik bir zemin üzerine oturtulmuş ve kurumsal gerçekler ışığında yürütülen ERP projeleri çok daha hızlı, güvenli ve başarılı biçimde hayata geçirilebilir.

Üst yönetimin kararlılığı ve inancı
ERP, kurumun iş süreçlerini barındıracak ve iş yapma biçimini etkiyecek bir yapı oluşturur. Bu nedenle ERP’nin gerekliliğine ve avantajlarının gerçekleştirilebilirliğine en üst düzey yönetimden başlayarak inanmak ve bu süreci desteklemek gerekmektedir. Birçok ERP projesi, üst yönetimin inanç eksikliği veya ilgisizliği nedeniyle stratejik bakış açısından kopmuş, zaman içerisinde başarısız sonuçlar ortaya koymuştur. Bu nedenle üst düzey yönetimin bu süreci sahiplenmesi, her noktada duyurması ve desteklemesi büyük önem kazanmaktadır.

İhtiyaçların ve hedeflerin belirlenmesi
ERP çözümünün kurumsal verimliliği artırması için en önemli gereksinim, kurumsal işleyişine uygun bir çözümün seçilmesidir. Bu nedenle kurumlar, ERP çözümlerini bir teknoloji olarak değil, insan-süreç-teknoloji bütünü olarak görmeli ve bu yönde hareket etmelidir. Bunun için öncelikle amaçlar ve geleceğe yönelik hedefler net biçimde ortaya koyulmalıdır. Ardından kurumun işleyişinin sistematiği çözümlenmeli ve süreçlerin yapısı belirlenmelidir. Bu süreçleri hedefler çerçevesinde değerlendirilmeli ve gerekli noktalarda süreçleri üzerinde değişiklikler veya çözümün değerini maksimize edecek düzenlemeler yapılmalıdır.

Proje Yönetimi yaklaşımı
ERP çözümünün kurumsal yapıya entegre edilmesi önemli bir süreçtir. Bu nedenle implementasyon sürecinin bir proje gibi görülmesi, uygun kişilerin sürecin doğru noktalarında sorumluluk almasının sağlanması, sürecin işleyişinin zaman ve bütçe olarak sürekli izlenmesi ve üst yönetime raporlanması, başarı şansını büyük ölçüde artırmaktadır.

Çözümlerin belirlenmesi
Hedeflerini ve beklentilerini ortaya koyan kurumlar, bu parametrelere en uygun çözümleri tespit edecektir. Farklı üreticilerin farklı bakış açılarına göre yapılandırılmış bu çözümler içerisinden üreticinin ve çözümün özellikleri farklı parametreler ışığında değerlendirilmeli ve en doğru seçim yapılmalıdır.

Çözüm hayata geçirilmesi
Bu aşama en sıkıntılı ve maliyetli aşamadır. Bu nedenle çözümü kurum içerisinde uygulayacak olan entegratörün doğru seçilmesi, kurum içerisinde bu entegratör ile işbirliği yapacak olan ekibin doğru kurulması ve implementasyon sürecindeki maliyet unsurlarının önceden tespit edilmesi büyük önem taşır.

ERP’nin propagandası
Üst yönetimin de desteği alınarak ERP çözümünün neden gerektiği, neler getireceği ve nasıl kullanılacağı konusunda pozitif bir iletişim ortaya koyulmalıdır. Her kurumda mevcut düzenin değiştirilmesine bir direnç olacaktır. Bu direnci en aza indirmenin yolu, sistemi kullanacak olan çalışanlara sistemin gerekliliklerini ve yapısını net olarak anlatmak, onların çözümün gerekliliğine inanmalarını sağlamak ve çalışanları projenin bir parçası haline getirerek desteklerini kazanmaktır. Bunun için de etkili iletişim ve eğitim faaliyetleri yürütmek gerekirse danışmanlık desteği almak yararlı olacaktır.

Çözümün sürekli güncel kılınması
Gerek değişen iş yapısı gerek teknolojik yenilikler gerekse ihtiyaçların değişimi, ERP çözümünün sürekli güncel ve yeni tutulmasını gerektirmektedir. Çözümün bu ihtiyaçlar çerçevesinde sürekli güncel kılınması, yatırımın geri dönüşü anlamında da önemli getiriler sağlayacak ve çözümden elde edilen değeri maksimize edecektir.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Üretim Planlamada Talep Tahmini


Üretim planlamasında, planlama öncesinde ön planlama çalışmaları yer alır. Ön planlama aşamasındaki çalışmalar olmadan güvenilir bir üretim planı yapmak olanaksızdır.

Talep tahmini ve kapasite planlaması da ön planlamanın ana unsurlarıdır. Burada bir tanım yapmak gerekirse; gelecekteki bir zaman süresi için bir veya çeşitli mamuller bazında talep düzeyini tespit etme çalışmalarına talep tahmini denir.

Üretilmesi düşünülen mala ne kadar talep olacağı bilinmeden herhangi bir planlamaya girişilmez. Çünkü bu planlamaya göre hammadde, yedek parça, yarı mamul, makine, insan gücü ve yatırım ihtiyaçlarının saptaması yapılacaktır.

İşletme organizasyonunun çeşitli üniteleri talep tahminlerine farklı açıdan bakarlar. Orta büyüklükteki bir imalat firmasında talep tahminlerinin satış veya pazarlama departmanının başlıca görevi olduğu söylenebilir. Ancak sonuçları kullanma açısından ÜPK’nın konuyla ilgisinin daha fazla olduğu söylenebilir. Bununla birlikte pek çok işletme için geçerli sayılabilecek şöyle bir paylaştırma yapmak mümkündür.

Faaliyet                                                                                 Sorumlu Departman
1.      Talep tahmininin yapılması                                                        Satış
2.      Üretim planında veri olarak kullanılması                                    ÜPK
3.      Gerçek değerle satışlar arasındaki                                            ÜPK   
Sapmaların tespiti                                                           
4.      Sapmaların nedeninin araştırılması                                            Satış               
5.      Düzeltmelerin yapılması                                                           Satış
6.      Düzeltmelerin üretim planlarına yansıtılması                               ÜPK

Talep tahminlerini, zaman aralığı, kullanma amacı, mamul cinsi, hesaplama tekniği gibi çeşitli kriterlere göre sınıflandırmak mümkündür. Bunların içinden en fazla rastlanan sınıflandırma tahminlerin kapsadığı zaman aralığına göre yapılanlardır.

Zaman aralığına göre tahminler dörde ayrılır:

1.      Çok Kısa Vadeli Tahminler : Günlük veya haftalık yapılırlar. Parça, malzeme ve mamul stoklarının kontrolü veya montaj hattı iş programlarının hazırlanması amacı ile yapılırlar. Daha çok işletme içi verilerden yararlanılır.

2.      Kısa Vadeli Tahminler: En uygun imalat parti hacimlerinin tedarik zamanlarını ve sipariş büyüklüğünün saptanmasına yöneliktir. Genellikle üç veya altı aylık süreleri kapsar.

3.      Orta vadeli Tahminler: Tedarik süresi belirsiz veya uzun olan malzeme alımlarının üretim prosesi karmaşık mamullere ait imalat faaliyetlerinin, mevsimsel dalgalanma gösteren mamul stoklarının planlanmasından oluşur. Altı ay ile beş yıl arasındadır.

4.      Uzun Vadeli Tahminler: Tesislerin genişletilmesi, yeni makinaların alınması gibi yatırım planlamasını ilgilendiren konulara veri sağlama amacını taşırlar. Beş yıl veya daha uzun süreler için yapılırlar.

Talep tahmininin kapsadığı zaman aralığı büyüdükçe sonucu etkileyen faktörlerin sayısı artar ve bunlar arasındaki ilişkiler gittikçe karmaşık bir hal alır. Doğru bir tahmin için her detayı önemsemek gerekir. Buna karşılık vade kısaldıkça tahminlerin gerçeğe uygunluk derecesi önem kazanır.

Tüketiciden talep gelmeye başladığı andan itibaren mamulün istenen teslim zamanına kadar geçen sürenin uzunluğu talep tahmin ihtiyacını ortaya çıkarır. Tüketici ihtiyaçlarını zamanında karşılamak için stoklamaya gidilmesi de talep tahmininin önemini bir kat daha artırır. Sipariş üretimi yapan fabrikalarda geleceğe ait tahminlere pek ihtiyaç yoktur.

İmalat işletmelerinde olabilecek talep tahmin çalışmaları tahminerine göre şöyle gruplanır.
a)      Yeni mamul talep araştırmaları
b)      Endüstri dalına ilişkin talep araştırmaları
c)      Fabrikalar grubuna ait talep araştırmaları
d)     İşletmenin geleceğine ait toplam talep tahminleri
e)      Bir mamul grubuna ait talep tahminleri
f)       Belirli bir mamul için yapılan talep araştırmaları

2.2.  TALEP TAHMİN PRENSİPLERİ

Talep tahmininde göz önüne alınması gereken bazı prensipler vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:
1)      Büyük gruplar (miktar veya çeşit) için yapılan tahminler daha duyarlıdır.
2)      Tahminlerin kapsadığı zaman aralığı kısaldıkça duyarlılık artar.
3)      Her tahminin kabul edilen bir hata oranı olmalıdır.
4)      Herhangi bir talep tahmin metodunu uygulamaya geçirmeden önce metot denenmelidir.

Talep Tahmininde Yapılacak İşler
1)      Tahmin için gerekli bilgiler hazırlanır, veriler toplanır.
2)      Talep tahmin periyodu tespit edilir.
3)      Tahmin metodu seçilir ve hata hesabı yapılır.
4)      Tahmin sonuçlarının geçerliliği araştırılır.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Vatan Kablo Microsoft Dynamics AX Projesi


Ülkemizin önde gelen kablo firmalarından birisi olan VATAN KABLO A.Ş. sektöründe sağlamış olduğu başarı ve üstün performans ile bugün tüm dünyada tanınan bir marka haline gelmiştir. Çorlu’daki; 30.000 m2 si kapalı, 100.000 m2 si açık sahada kurulu tesislerde dünya standartlarında, konusunda bilgi ve deneyim sahibi uzman ekipler tarafından en son teknolojik gelişmelere uygun makineler kullanılarak gerçekleştirir. Ürün yelpasesinde 66 kV’a kadar olan tüm alçak gerilim, orta gerilim ve yüksek gerilim enerji kabloları bulunmaktadır.
Ayrıca insan yoğunluğu fazla olan mekanlarda kullanımı yurdumuzda da zorunlu hale getirilen; standart kablolar gibi yangın anında yoğun duman ve toksit gaz çıkarmayan, HALOJENSİZ kablolar da üretilmekte, yangın esnasında can ve mal güvenliğini en üst düzeyde koruma bu sayede sağlanmaktadır. Yurtiçi pazarındaki güvenilir isminin yanı sıra VATAN KABLO A.Ş. küreselleşen dünyada rekabeti yurtdışına taşımış ve başta Avrupa ülkelerine olmak üzere Orta Doğu ülkeleri, Afrika ve Orta Asya ülkelerine yaptığı ihracatı ile güçlü bir marka olmuştur.
Enerji kabloları alanında Türkiye ve dünyanın büyük oyuncularından Vatan Kablo, artan iş hacmini yönetmek için ana üretim planlaması ve malzeme ihtiyaç planlamasını çalıştırabileceği, muhasebe satış ve üretim ile entegre kullanabileceği bir çözüm arıyordu. Kablo Sektöründe önemli bir çözüm olan Hollandalı Innovites tarafından geliştirilen Cable Builder (Kablo Tasarımcısı) ile ürün ve üretim tasarımını çözen Vatan Kablo, bu çözüm ile stratejik işbirliği yapan Microsoft Dynamics AX’ı da incelemeye aldı. Microsoft Dynamics’in sektöre özel uygulamalar geliştiren yazılım evleri ile yaptığı işbirliğinden etkilen Vatan Kablo, muhasebe, stok, satış ve planlama süreçlerinin Cable Builder’da yaratılan ürünler ile otomatik entegre olduğunu görerek aradığı çözümü bulduğunu gördü. 1.1.2012 itibari ile tüm süreçlerinde Microsoft Dynamics AX kullanmaya başlayan Vatan Kablo, en büyük katkıyı 30,000’i aşkın ürün ve 110,000’i aşkın yarımamul planlamasının otomatik olarak yapmakta görüyor.
Ayrıca kablo kesim iş emrileri, müşteri ve ürün bazında sipariş toleranslarının yönetimi de verimliliği çok artıran özellikler. Kablo üretiminde çok önemli olan ve sıklıkla müşteriye ya da kullanım alanına göre değişebilen dolgu, büküm, damar kalınlığı gibi parametrelerin Cable Builder ile yönetiliyor olması ve bir değişiklik olduğunda kullanılan tüm ürün ağaçları ve rotalarda değiştirebiliyor olması da işi çok kolaylaştırmakta. Hatta ürün özelliklerine göre çok basit parametreler ile makina seçim tercihlerinin yapılıyor olması da üretim maliyetlerini düşürmekte.

6 Nisan 2012 Cuma

Kapasite İhtiyaç Planlama - ERP - MRP

Kapasite PlanlamaKapasite ihtiyaç planlama, planlanmış siparişleri MRP çizelgelerinden çıkartıp rota planlarına göre iş merkezlerine atar. Daha sonra malzeme partilerini,işçi ve makine standartlarını kullanarak kapasite yükü verilerine dönüştürür ve her iş merkezi için bütün siparişleri gösteren haftalık yük çizelgelerini hazırlar. Kapasite ihtiyaç planlama sistemi Şekil 6 deki gibidir.

Kapasite planlama ve kontrol,eldeki imkanları en iyi şekilde kullanarak,oluşan iş yüklerini dengeli bir şekilde dağıtmak olarak tanımlanabilir. Kapasite,malzeme gibi somut bir kavram olmadığından planlaması da malzeme ihtiyaç planlaması kadar açık ve kolay değildir. Ürün yelpazesi ve daha birçok etken,kapasitenin, makinelerin bir özelliği olmaktan çok,duruma göre değişen bir büyüklük olarak görünmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır Kapasiteyi etkileyen faktörler Tablo 1’de görülmektedir.

Firma yönetimi , temel olarak kapasite planlamanın şu sorulara cevap vermesini beklemektedir:



  • Eğer yoksa, kapasiteyi istenen seviyeye çıkarmak için gerekli faaliyetler ve bunların maliyetleri nedir?
  • Eğer ek kapasite kullanımı söz konusu değilse mevcut imkanlarla ne kadar üretim yapılabilir?
  • Gelecekte iş merkezlerinin ihtiyacının maksimum kapasite düzeyini aşması söz konusu olabilir mi?

Firma yönetimi ,ancak bu sorunların cevabını aldığında kapasite düzenleme ile ilgili sağlıklı karalar verilebilir. Kapasite planlamada başarının anahtarı, kapasite ihtiyacı ile kullanılabilir kapasite seviyelerinin mümkün olduğu kadar uyumlu olmasını sağlamaya yönelik kararların önceden belirlenerek uygulanmasıdır. Birçok firmadaki başarısızlığın nedeni, bu tip kararlara duyulan ihtiyacın ,ancak üretim planını uygulamada zorluk çekildiği zaman farkına varılmasıdır.

Kapasite problemlerinin nedenleri genellikle:

1.Ana üretim programından kaynaklanan problemler,

2.Kapasite ve iş yükü verilerinin analiz edilmemesi ve gerçek kapasite ile karşılaştırılmaması,

3.Veri doğruluk problemleri,

4.Siparişlerdeki dalgalanmalar,

5.Üretim sürelerindeki artışlardır.

Kapasite planlama araçları da denen yönetim teknikleri, şekil *de görülen üretim planlama ve kontrol sürecinin adımlarına destek vermek için uygulanmakta olup planlanacak dönemin uzunluğuna göre dört gruba ayrılabilir.

  • Kaynak İhtiyaçları Planlama( Resource Requirements Planning )
  • Kaba Kapasite Planlama ( Rough Cut Capacity Planning )
  • Kapasite İhtiyaç Planlama( Capacity Requirements Planning )
  • Girdi/Çıktı Kontrolü ( İnput / Output Control )

Kapasite İhtiyaç Planlama, kapasite düzeylerini / limitlerini oluşturma, ölçme ve ayarlama işlevidir. Ana amaç üretim planlarını gerçekleştirmek için iş gücü ve makine kaynaklarına duyulan ihtiyacın belirlenmesidir. Hazır malzeme ihtiyaç planındaki kısıtların belirlenmesini amaçlar. Kapasite ihtiyacı analizleriyle, malzeme ihtiyaç planının yapılabilirliğini test eder ve kesinleştirir.

Girdi / Çıktı Kontrolü, bir iş merkezinde gerçekleşen çıktının, kapasite ihtiyaç planlamada belirlenmiş çıktı düzeyi ile karşılaştırıldığı bir kapasite kontrol tekniğidir. Gerçekleşen kapasite kullanım düzeyinin planlandığı gibi gidip gitmediğini kontrol eder.



Kaba Kapasite İhtiyaç Planlama, bütünleşik kaynaklar veya anahtar iş bölümlerinde yoğunlaşır. Bunun ana amacı, ana üretim çizelgesinin uygulanabilirliliğini test etmektir. Kaba kapasite planlamasının ana amacı , en yüksek üretim planının başarılması için gereken kaynakların durumunu sağlamaktır. Kaynak planlama ve üretim planlama modülleri genellikle MRP II yazılımı içine dahil edilmezler ve bugün birçok şirket planlamanın bu seviyesinde tablolama programlarını kullanmaktadırlar.



Kapasite İhtiyaç Planlama ProsesiPlanlamacı için sadece iş yüklemesi durumuna sahip olmak değil bunun mevcut kapasite ile ilişki halinde olması da çok önemlidir. Bu kapasite kullanım raporuyla sağlanır.

Kapasite ihtiyaç planlaması normal olarak, malzeme ihtiyaç planlaması çalıştırıldıktan sonra çalıştırılır. Malzeme ihtiyaç planlaması tarafından iş siparişlerinin iş yüklemesini yapmak için uygun kaynaklar mevcut olduğunda bunu doğrular.

Kapasite ihtiyaç planlaması üretim dar boğazlarını tanımlamaya, kaynak sınırlarını ve potansiyel borç siparişlerini belirlemeye yarar. Planlamacının sorumlulukları ise genel olarak şunlardır:

  • Çalışılan fazla saatlerin ayarlanması
  • İş merkezleri arasında operatörlerin transferi
  • Üretimin yüklenmemiş bir iş merkezine transferi
  • Üretimin dış bir taşerona transferi

Kapasite ve KaynaklarKaynakları aşağıdaki faktörler tarafından sınırlanabilir:

  • Mevcut makine sayısı
  • Mevcut iş gücü sayısı

İş merkezi ve kaynak başına toplam kapasite üç elemanın kombinasyonundan oluşur.

  • Kaynak miktarı
  • İş merkezinde gün başına çalışılan saat
  • Kaynağın verimliliği

25 Aralık 2011 Pazar

Kaizen Felsefesi

İşletmelerde ufak ufak ama sürekli gelişimi ve iyileştirmeleri ilke olarak edinen Kaizen bir Japon felsefesi olup, Japonlar tarafından yaşamlarının her alanında uygulanmaktadır. Batı ülkelerinde Kaizen’in önemi ancak rekabetin yoğun bir şekilde arttığı (ufacık bir ekonomik, teknik vs. gelişimin bile bir işletmeyi diğer işletmelerin çok önüne taşıdığı) yakın dönemde anlaşılmıştır. Kaizen’i tam olarak anlayabilmek için ancak Japonların gözünden bakmak ve onların yaşam mantalitesiyle olaylara bakmak gerekir çünkü Kaizen Japonya da hayatın her alanındadır.

Kaizen’i dar anlamda tanımlamak gerekirse mevcut sistemdeki veya durumdaki aksaklıkların saptanarak düzeltilmesi, mevcut durumu kökten değiştirmek yerine (yani yeni bir yatırıma gitmek yerine) eldeki sistemin ne şekilde iyileştirilebilineceğinin araştırılarak ufak ufak adımlarla sistemde düzeltmelerin iyileştirmelerin yapılmasıdır. Kaizen’e göre mevcut sistemde her zaman geliştirilecek ve iyileştirilebilecek durumlar muhakkak vardır. Kaizen’in yeni bir yatırımdan ayıran en büyük fark çok fazla kaynak gerektirmemesidir. Fakat yeni yapılan bir yatırımda istenilen sonuca ulaşmak kısa zamanda mümkün olabilirken, Kaizen de istenilen sonuca ulaşmak biraz zaman alabilir.
Bu açıdan Kaizen’i uygulayacak yöneticilerin sonuç odaklı değil süreç odaklı yöneticiler olması gerekir aksi durumda gerekli sabrı gösteremeyecekler ve Kaizen’in sonuçlarını göremeden uygulamaları başarısızlığa sürükleyeceklerdir. Kaizen bir kişinin başarabileceği bir sistem değildir. Kaizen’in uygulanmasında başarıya ulaşabilmek için hem yöneticiler hem de iş görenlerin el birliği ile çalışmaları yürütmesi ve birbirlerine destek olması gerekir. Kaizen’in asıl uygulayıcıları iş görenler olmakla birlikte başarıya ulaşabilmesinin en önemli öğesi yöneticilerdir. Çünkü yöneticiler çalışanları Kaizen konusunda bilgilendirmeli, onları çalışmaların sonucuna inandırmalı, hedefe yöneltmeli ve sabırla çalışmaların sonucunu beklemelidir.

Çalışmaların sonucunu işçilerle paylaşmalı onlara neler başardıklarını göstermeli ve başarılarını ödüllendirerek teşvik etmelidir. İş görenler ise Kaizen’i yaşamlarının bir parçası olarak görmeli onu hayatlarının her alanında uygulamayı ilke edinmeli çabalarını esirgememelidirler. Örneğin yere düşen bir vidayı iş görenin üşenmeden yerden alması hem o vidanın kaybolmasını önleyecek yani maliyeti azaltacak hem de temizlik işçisinin harcadığı zamanı kısaltarak iş gücü kaybını önleyecektir. Tabi ki bu çok basit bir örnek olmakla beraber burada anlatılmak istenen tek bir vidanın durumu değil bir fabrikadaki tüm çalışma süresince onlarca işçi tarafından yaratılabilecek bir durumdur. Kaizen’in en büyük özelliklerinden biriside her birey tarafından ve her işletme tarafından uygulanabilir olmasıdır. Örneğin yeni bir yatırım gerçekten her işletmenin yapabileceği bir durum değildir; çünkü yeni bir yatırım genellikle yüklü maliyetleri de beraberinde getirir, buna da her işletmenin bütçesi genellikle yetmemektedir.

Kaizen de ise çok fazla kaynağa gerek yoktur her işletme tarafından az önce örneklediğimiz ufacık bir işte bile gerçekleştirilebilir. Tabi ki burada işletmelerin en çok düşündükleri soru şu olmaktadır: Kaizen’ile uğraşarak zaman harcayıp ufak ama sürekli gelişimler mi sağlayayım, yoksa büyük paralar harcayıp kısa zamanda büyük paralar mı kazanayım. Buradaki yanıt kesinlikle Kaizen olmalıdır, çünkü marjinal faydaya bakıldığında Kaizen’in daha fazla getiri sağladığı görülecektir. Teknolojinin her geçen gün büyük bir hızla ilerlediği ve değiştiği günümüzde yapılan her yeni yatırım kısa bir süre sonra eski ve de teknolojik duruma düşecektir. Sürekli yeni yatırım düşüncesinde olan işletmeler ise bu durumda sürekli mevcut sistemi yenisi ile değiştirmek durumunda kalacaktır. Özellikle günümüz piyasalarının bu sert ve çetin rekabet koşullarında hiç bir işletme elindeki kaynakları bu kadar rahat kullanamamaktadır.

Eğer bu işletmeler bir de Kaizen uygulamaları hakkında bilgisiz iseler bir süre sonra yeni yatırım da yapamadıklarından piyasada zor durumlara düşmektedirler; hem ürün kaliteleriyle hem de maliyetleriyle pazarda zorlanmaktadırlar. Burada Kaizen Yönetiminin tamamen yeni yatırım yapılmasına karşı olduğu da anlaşılmamalıdır. Aslında Kaizen ve yeni yatırım iç içe bir olgudur. Yani Kaizen’in bittiği yerde yeni yatırımlar başlamalı, yeni yatırımların bittiği yerde de Kaizen uygulamaları başlamalıdır. Bunun için de yapılacak tüm uygulamaların fayda-maliyet analizlerinin iyi bir şekilde yapılması, bu analizler sonucunda da hangi uygulamanın getirisinin daha maksimum olduğu saptanmalıdır. Bu maksimum durum öyle bir noktadadır ki bu noktada biri biterken diğeri başlar.

Fakat burada her zaman öncelik Kaizen’e verilmeli sabırla onun sonuçları izlenmeli, gerekli değerlendirmeler ayrıntılı bir şekilde yapıldıktan sonra yeni yatırım kararları verilmelidir. Maalesef ülkemizde henüz büyük işletmeler bile Kaizen bilincini ve Kaizen uygulamalarını yerine getirememektedirler. Ülkemizde Kaizen’i uygulayan işletmelerin sayısı onlarla sayılacak kadar azdır. Küçük ölçekli işletmelerin ise özellikle de kısıtlı imkanlarla hareket ederken Kaizen’i uygulayamamaları gerçekten büyük bir kayıptır. Çünkü ülke olarak hammadde de, teknolojide vs. dışarıya bağımlı olmamız bu tarz uygulamaların önemini daha da arttırmaktadır.

Kaizen’in tüm işletmelerce iyi bir şekilde uygulanması hem işletme kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılmasını, hem ürünlerin kalitesini, hem karlılığı, hem müşteri memnuniyetini, hem işçi-yönetici-işveren iletişimini ve memnuniyetini hem de ülke ekonomisini olumlu olarak etkilemektedir. Kaizen’in uygulanabilirliği ister hizmet sektöründe olsun, ister üretim sektöründe olsun isterse günlük yaşamımızda olsun bu kadar kolayken ve kazançları bu derece fazla iken toplumca yapmamız gereken Japon toplumunda olduğu gibi bu bilince varmak ve yaşamın her alanında Kaizen’i uygulayarak yaşamımıza, çalıştığımız işletmelere ve yurdumuza değer katmak olmalıdır.

10 Kasım 2011 Perşembe

Microsoft Dynamics – herkesin kullanabileceği şirket yazılımı

Dynamics_AX_NAV_CRM

Herkes için akıllı bir şirket çözümü
Şirketlerin başarısı daima karar verme süreçleri için zamanında ve hatasız bilgi erişimine dayanır. Daha sonra dijital devrim baş gösterir; şirket bilgilerinin hacmini ve karmaşasını artırır, hız artışı ve rekabetçi avantajı elde tutma becerisi gerektirir.

Pek çok şirket için bilgi savaşının kazanılması, başarı ve başarısızlık arasındaki farktan ortaya çıkmıştır. Bu savaşın tam ortasında, kağıt ya da kılavuz bazlı süreçlerden; yeni bir dinamizm ve rekabetçi yanı ekleyen dijital ve otomatikleştirilmiş süreçlere geçiş vardır. Tecrübelerimize dayanarak söyleyebiliriz ki, bu zorluğun üstesinden gelmek; yurtiçinde ya da birçok ülkede iş yapan şirketler ve başarısı belirgin sonuçlara dayanan şirketler için çok önemlidir.

Microsoft Dynamics’in yaptığı şey de aslında bu: karmaşık olanı basitleştirmek. Güvenli ve zamanında karar vermenizi sağlamak için şirket bilgilerini sizin ve şirket çalışanlarınızın anlayacağı bir formatta, net ve şeffaf bir şekilde sunmak.

Geniş Dynamics Ailesi
Microsoft Dynamics, şirketinizi daha güçlü, daha etkili ve daha karlı yapmanızı sağlayan bir dizi şirket yazılım ürününü tanımlamak için kullanılan marka adıdır. Finans, tedarik zinciri ya da müşteri ilişkileri yönetimi olması fark etmez; her türlü şirket ihtiyacını karşılayan ve şirketin başarıya ulaşmasına yardım eden bir Microsoft Dynamics çözümü her zaman vardır. Microsoft Dynamics çözümleri, şirket çalışanlarını ve şirket süreçlerini bir araya getiren bir teknoloji kullanarak, verimliliği ve etkinliği artırma imkanı oluşturarak şirket süreçlerinizi otomatikleştirir ve düzene koyar. Bu anahtar özellikler, şirketinizi daha iyigözlemleme imkanı sunarak şirketinizin değişen gereksinimlerini hızlı bir şekilde karşılamanızı sağlar. Bu sayede, Microsoft Dynamics çözümleri ile:

Finansmanınızın kontrolünü sürdürün ve yüksek etkinlik seviyeleriyle yönetin. Şirket planlaması yapmak için gereksinim duyan herkese, eksiksiz ve güncel mali bilgiler ve raporlar temin edebilirsiniz.

Rutin ve tekrarlayan fonksiyonları basitleştirin ve otomatikleştirin, böylece çalışanlarınız daha kritik işlere odaklansın.

Mali ve diğer raporlama gereksinimlerini daha kolay bir şekilde yönetin, şirket içi ve dışı alanlar da dahil.

Müşterileriniz ve potansiyel müşterilerinizle yakın ilişkilerinizi sürdürün, satış ve pazarlama girişimleri yürütün ve sonuçlarını takip edin. Oluşan müşteri taleplerini önceden belirleyin ve rakiplerinizden önce siz çözüm sunun.

• Tüm tedarik zincirinizi verimli ve hızlı ilerleyen bir akışa bağlayın,
- Hedeflerinize uygun olduklarından emin olmak için tedarikçinizin ve iş ortaklarınızın şirket değerlerini inceleyin.
- İşleri kolaylaştırmak ve diğer şirketleri sizinle iş yapmayı tercih eder hale getirmek için sofistike, iletişimsel, işbirlikçi ve self servis beceriler sunun.
- Müşteri memnuniyetini artırmaya yardım etmek ve giderleri azaltmak için dağıtımdaki etkililiği artırın.

Dynamics Ürün Ailesi
Özel şirket gereksinimlerini karşılayacak bir Microsoft Dynamics
ürünü mutlaka vardır.

Microsoft Dynamics® ERP:
Microsoft Dynamics® AX ve Microsoft Dynamics® NAV 2009 olarak iki ürün ile Türkiye’de temsil edilmektedir. Ana sektörlere odaklanmış iş ortakları ile, sektörlerin tüm ihtiyaçlarını sağlayacak tedarik zinciri, finans ve raporlama çözümlerini içerir.

Microsoft Dynamics® Retail Management System (RMS): Farklı perakende gereksinimlerini karşılamak için uyarlanabilir bir eksiksiz satış noktası (POS) çözümü sunar. POS süreçlerini ve mağaza faaliyetlerini otomatikleştirir ve birden çok mağazası olan perakendeciler için merkezi denetim sağlar. Yeni sürümü
Microsoft Dynamics POS 2009 adıyla çıkacaktır.

• Microsoft Dynamics® CRM: İlk iletişimden satın almaya ve satış sonrasına ya da servise kadar tüm şirket ilişkilerini netleştirmek ve bunu sürdürmek için gereksinim duyulan araçları ve becerileri sağlayan bir müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) çözümüdür.

Pek çok şirket için kazanmak ile kaybetmek arasındaki ince çizgiyi, bilgiyi nasıl yönettikleri belirliyor.

Şirketinizin başarısı direkt olarak çalışanlarınızın başarısına bağlıdır. Microsoft Dynamics; çalışanlarınızın önemli şirket kararlarını özgüvenle verebilmesini sağlayan uyarlanabilir şirket yönetim çözümleridir. Microsoft Dynamics; diğer Microsoft ürünlerine benzer ve onun gibi çalışır - uyarlamayı kolaylaştırır ve yeni bir
çözüm uygulanmasından doğan riskleri azaltır.

Bu çözümlerin kimler için uygun olduğu, ne yaptıkları ve sizinki gibi bir şirkete ne tür avantajlar sağladıkları hakkında bilgi sahibi olmak için bu dokümanı okumaya devam etmenizi arzu ederiz. Birbirinden değerli başarı hikayelerimizde, müşterilerimizin elde ettikleri faydalar sizler için de farklı bir bakış açısı getirip, yeni
ufuklar keşfetmenizi sağlayabilir.

www.pargesoft.com.tr Microsoft Dynamics ERP ürünleri Türkiye Çözüm Ortağı.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Kurumsal Kaynak Planlaması ya da İşletme Kaynak Planlaması

Kurumsal kaynak planlaması ya da işletme kaynak planlaması işletmelerde mal ve hizmet üretimi için gereken işgücü, makine, malzeme gibi kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayan bütünleşik yönetim sistemlerine verilen genel addır. Kurumsal kaynak planlaması (KKP) sistemleri, bir işletmenin tüm veri ve işlemlerini biraraya getirmeye veya bir araya getirilmesine yardımcı olmaya çalışan ve genelde kullanımı kolay olan sistemlerdir. Klasik bir KKP yazılımı işlem yapabilmek için bilgisayarın çeşitli yazılım ve donanımlarını kullanır. KKP sistemleri temel olarak değişik verilerin saklanabildiği bütünleşik bir veritabanı kullanırlar.

Kurumsal kaynak planlaması anlam olarak, işletmenin tüm kaynaklarının birleştirilip, verimli olarak kullanılması için tasarlanmış sistemlere denmektedir. KKP kavramı ilk olarak üretim çevrelerinde kullanılmaya başlansa da; günümüzde KKP sistemleri çok daha geniş bir alanda telâfuz edilmektedir. KKP sistemleri, bir işletmenin iş alanına ya da ismine bakmadan, işletmenin tüm temel işlemlerini kendi yapısı altında toplayabilir. İşletmenler, kâr amacı olmayan kuruluşlar, vakıflar, hükümetler veya diğer varlıklar KKP sistemlerini kullanabilirler.

KKP sistemleri iki veya daha fazla yazılımı bir araya getirerek bir yazılım paketi halinde de sunulabilir. Bu gibi sistemlere KKP yazılım paketleri denir. Teknik olarak ise KKP yazılım paketleri hem maaş bordro akışlarını hem de muhasebe işlevlerini bünyesinde barındırır.

Buna rağmen, KKP yazılım paketi tanımı daha çok büyük ve geniş uygulumalar için kullanılmaktadır. Bir KKP sistemi kullanıcının, iki veya daha fazla bağımsız yazılımın arayüzü ile karşılaşmasını engeller ve ek avantajlar sağlar. Yazılımların standartlaşmasını, birçok yazılım kullanmak yerine tek bir yazılım kullanılmasını, tüm veriler genellikler tek bir veritabanında saklandığından kolay ve yüksek rapor alma, durum değerlendirme gücünü sağlar.

Bir KKP yazılımı bünyesinde genelde bağımsız olarak çalışan üretim, finans, müşteri ilişkileri yönetimi, insan kaynakları, stok yönetimi gibi çeşitli uygulamalar bulunabilir.

Genel Bakış :
KKP sistemlerine daha yakından bakacak olursak, en önemli gerekliliğin bir işletmenin tüm bakış açılarındaki her verinin, birleştirilmesi olduğunu görürüz. KKP sistemleri bunu sağlamak için, işletmenin çeşitli iş faaliyetlerini ele alan birçok yazılım modülünü tek bir veritabanı altında çalıştırmaktadır.

Özellikle, bazı işletmeler bir KKP sisteminin yalnızca bazı uygulamalarını seçip, bunları diğer KKP sistemleri veya bağımsız başka yazılımlar ile destekler. Böylece işletme ihtiyaç duyduğu KKP arayüzünü kendi oluşturmuş olur. Örnek olarak; PeopleSoft firmasının "insan kaynakları yönetim sistemleri" (İngilizce Human Resource Management Systems - HRMS) ve mali analiz sistemleri genellikle SAP'ın aynı alandaki uygulamalarından daha başarılı bulunmaktadır. Ancak SAP'nin üretim ve "müşteri ilişkileri yönetimi" (İngilizce Customer Relationship Management - CRM) uygulamaları ise PeopleSoft'un aynı alandaki ürünlerinden daha başarılı bulunmaktadır. Benzer şekilde özellikle bakım ve asset management kökenli IFS'in savunma, enerji, telekom ve proje tabanlı endüstrilerdeki çözümleri rakiplerine oranla daha başarılı ve uygulanabilir bulunmaktadır.

Gerçekte komple bir KKP sisteminden bahsetmek çok zordur. KKP sistemlerini satın alarak, bünyelerinde uygulamak isteyen büyük işletmelerin özel ihtiyaçları vardır ve bazı özel ihtiyaçlar şu an hiçbir KKP sistemi üreticisi tarafından karşılanamamaktadır. Bu ihtiyaçları karşılamak için güçlü bir kişiselleştirme işlemi oluşturma ve değişik üreticilerden farklı modüller satın almanın yanı sıra, işletme bu modüller üzerinde tekrar mühendislik çalışması yapmalıdır. Günümüzde ideal olarak, üretim alanında faaliyet gösteren bir işletme, alanıyla ilgili tüm konularda aynı KKP sistemini kullanmaktadır.

Tek bir veritabanı, aşağıdaki alanlarında dahil olduğu çeşitli yazılım modüllerini bünyesinde barındırabilir;
Üretim:

Mühendislik işlemleri

Malzeme listeleme işlemleri

Çizelgeleme

Kapasite analizi

İş Emri yönetimi

Kalite Kontrol

Maliyet yönetimi

Üretim işlemleri

Üretim projeleri

Üretim akışları

Tedarik Zinciri Yönetimi:

Envanter yönetimi

Sipariş girişi

Satınalma

Ürün yapılandırması

Tedarik zinciri planlaması

Tedarikçi çizelgeleri

Mali Yönetim:

Genel hesap defteri

Nakit yönetimi

Nakit çıkışları

Nakit girişleri

Durağan varlıklar

Proje Yönetimi:

Maliyet hesaplama

Listeleme işlemleri

Süre ve harcama analizleri

Faaliyet yönetimi

İnsan Kaynakları Yönetimi:

İnsan kaynakları

Maaş bordroları

İşletme içi eğitim

Çalışanların çalışma süresi ve devamlılığı

Faydalar

Müşteri İlişkileri Yönetimi:

Satış ve pazarlama

Komisyonlar

Hizmetler

Müşteri sözleşmeleri

Yardım hattı desteği

Müşteriler, tedarikçiler ve çalışanlar için kişisel ve genel kullanıcı arayüzleri

İnsan kaynakları planlaması terimi, orjinal olarak "üretim kaynakları planlaması" teriminden türetilmiştir (İngilizce Manufacturing Resource Planning - MRP). Üretim kaynakları planlaması tanımı (ÜKP) ise, yazılım mimarisinin önem kazanması ve şirket kapasite planlamasının yazılım faaliyetlerinin yer edinmesi ile KKP sistemlerine dönüşmeye başlamıştır. KKP sistemleri genellikle bir işletmenin, üretim, ulaştırma, dağıtım, envanter durumu, liman ticareti, muhasebe ve faturalama gibi işlemlerini kontrol eder. KKP yazılımları ayrıca bir işletmenin, satış, pazarlama, ulaştırma, listeleme, üretim planlaması, envanter yönetimi, kalite yönetimi ve insan kaynakları yönetimi gibi birçok ticari faaliyetini kontrol etmesine yardımcı olur.

KKP sistemleri tüm işletme işlevleri arasında geçiş yapabilen sistemlerdir. Operasyonlarda veya üretimde görev alan tüm işlevsel departmanlar tek bir sistemde birleştirilir. İmalat, depolama, taşımacılık ve ulaştırma ve bilgi teknolojilerine ek olarak, muhasaabe, pazarlama, insan kaynakları ve strateji yönetimi de KKP sistemlerinde bulunabilir.

Kurumsal Kaynak Planlaması Öncesi :
KKP sistemlerinden önce, işletme departmanları kendi bilgisayar sistemlerine sahip olmalıydı. Örnek olarak, bir işletmedeki insan kaynakları departmanı, bordrolama departmanı ve mali işler departmanını verelim. İnsan kaynakları departmanı kendi bilgisayar sisteminde, tüm departman bilgilerini ve bu departmanlarda çalışanların kişisel bilgilerini tutmakla görevliydi. Bordrolama departmanı ise maaş bordrosu bilgilerini hesaplar ve tutardı. Mali işler bölümü de işletmedeki mali işlemlerin kayıtlarını tutardı. Her sistem birbirine ortak veriler yollayarak iletişim içinde olmalıydı. Örnek verecek olursak, insan kaynakları bölümünde her çalışanın bir numarası olurdu, aynı numara bordrolama bölümünde de mevcut olmalıydı. Bu sayede insan kaynakları bölümünden, bordrolama bölümüne, çalışanın numarası ve maaş bilgisini yollanır, bilgiler bordrolama sisteminde kontrol edildikten sonra, maaş bordrosu kesilirdi. Mali işler departmanı ise çalışanların verileri ile ilgilenmez, sadece bordrolama departmanından yapılan, vergi, kesinti, işçi ücretleri vb. ödemelerle uğraşırdı. Departmanlar arasındaki bu sistem karışıklıklara yol açardı. Örneğin, ödeme sisteminde çalışan numarası olmayan bir işçiye ödeme yapılmayabiliyordu.

Kurumsal Kaynak Planlaması Sonrası :
KKP yazılımları, eskiden kullanılan ve birbirinden farklı birçok uygulamanın verilerini birbirine bağladı. Bu işlem, birden fazla sistemde kayıtlı tutulan çalışan/işçi numaralarında sorun çıkma endişesini ortadan kaldırdı. Ayrıca büyük işletmelerdeki yazılım uzmanı ihtiyacı azaldı ve standart bir hale geldi. Raporlama işlemleri tek bir sistem üzerinde yapıldığından, eskiye nazaran çok daha kolay bir hal aldı. Ayrıca KKP sistemleri, işletme içindeki eğilimlerin tespit edilip, uygun ayarlamaların daha çabuk yapılmasına imkan sağlamasıyla, işletmelere yüksek seviyede analizleme işlevi sağladı.

KKP Uygulamaları :
İşletmelerdeki geniş uygulama kapsamı nedeniyle, KKP sistemleri mevcut büyük yazılımlardan yararlanmaktadır. Böyle büyük ve karmaşık bir yazılım sistemini işletme bünyesinde kullanabilmek için bir analizci, programcı ve kullanıcı ordusuna ihtiyaç duyulmaktaydı. İnternet gelişene kadar, şirketler dışarıdan getirilen danışmanların, standart yamaları yüklemesi için bilgisayarları kullanmasına izin verirdi. Uzman yardımı olmadan bir KKP uygulaması, büyük şirketler ve özellikle uluslararası şirketler için çok masraflı olabilmektedir. KKP uygulamalarında uzmanlaşmış şirketler ise bu işlemleri kolaylaştırabilir ve altı ay içinde pilot testler ile sistemi tamamlayabilirler.

Kurumsal kaynak planlaması sistemleri genellikle "tedarik zinciri yönetimi" ve "lojistik otomasyonu" sistemleri ile yakından ilişkilidir. Tedarik zinciri yönetimi yazılımları, KKP sistemlerini, tedarikçiler olan bağlantılar ile genişletebilir.

İşletmeler, KKP sistemlerini bünyelerinde uygulamak için genelde KKP satıcıları veya üçüncü şahıs danışmanlık şirketlerinden yardım alırlar. KKP danışmanlığı ise, sistem mimarisi, iş işlemleri danışmanlığı (yeniden mühendislik) ve teknik danışmanlık (programlama, sistem yapılandırması vb.) olmak üzere üç bölüm içermektedir. Bir sistem mimarı, bir işletmenin gelecekteki veri akışı planları da dahil olmak üzere bütün veri akışını tasarlar. İş danışmanı, işletmenin mevcut ticari işlemlerini analiz eder ve bunları KKP sisteminde karşılık gelen işlemlere eşler. Böylece KKP sistemini işletme ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış olur. Teknik danışmanlık ise genelde programlama aşamasını içerir. Çoğu KKP satıcısı, yazılımlarında değişiklik yapılmasına izin vererek, müşterilerinin iş alanındaki ihtiyaçlarını karşılanmasını ve sistemin bu ihtiyaçlara uymasını sağlar.

Bir KKP paketini şirkete göre kişiselleştirmek hem pahalı hem de zahmetli bir iştir. Nedeni ise birçok KKP paketinin kişiselleştirmeye destek verecek şekilde tasarlanmayışıdır. Bu yüzden birçok işletme, mevcut KKP sistemi içerisindeki en iyi uygulamaları kullanır. Bazı KKP paketleri raporlama ve sorgulama işlemlerinde rahatça kişiselleştirebilir, öyle ki bu gibi kişiselleştirmeler her uygulamada beklenir. Bu paketleri öneminin farkına varılmalıdır. Üçüncü şahıslardan bu raporlama paketlerini satın almak daha mantıklı olacaktır, çünkü bu paketler KKP sisteminin geliştirilmesi gereken onlarca arayüzünden daha kolay ve verimli bir şekilde arayüz imkanı sağlayacaktır.

Günümüzde ayrıca internet tabanlı KKP sistemleri mevcuttur. Bazı işletmeler, herhangi bir yazılım yüklemeye gerek duymadan, birbirinden farklı birçok yazılımı, merkezden kullanabildiği için, internet tabanlı KKP sistemlerini kullanmaktadır. Internet bağlantısı olduğu sürece ya da LAN üzerinde bir ağ bağlantısı olduğu sürece, isteyen kişi klasik bir internet tarayıcısını kullanarak, internet tabanlı bir KKP sistemine girip, işlem yapabilir.

Bilgisayar güvenliği, KKP sistemlerinin olmazsa olmazlarındandır. Güvenlik sistemi, işletmeyi hem sanayi casusluğu gibi dışarıdan gelecek hem de zimmete geçirme gibi içeriden gelecek tehlikelere karşı korumalıdır. Başka bir senaryo da ise, bir terörist bir gıda şirketinin, malzeme listesinin içine bir zehir ekleyebilir ya da bir başka sabotaj faaliyetinde bulunabilir. KKP güvenliği bu tür suistimalleri de engellemeye yardımcı olur.

Artıları :
KKP sistemlerinin yokluğunda, büyük üreticiler kendilerini, birbiri ile etkileşimi ve bağlantısı olmayan birçok yazılım uygulamasının içerisinde bulabilirdi.

Birbiriyle etkileşimi olması gereken konulardan bazıları şunlardır:
Tasarım mühendisliği (nasıl daha iyi ürün yapılabilir)

Mevcut potansiyelden, en iyi potansiyele kadar sipariş analizi

Faturalardan, nakit makbuzlarına kadar gelir döngüsü oluşturulması

Satınalma, envanter yönetimi, maliyetleme arasında sistem oluşturulması

Gelir, maliyet, kar konularında çeşitli seviyelerde muhasebe işlemlerinin yapılması

KKP sistemleri sayesinde yukarıdaki gibi değişik konular, tek bir sistem altında toplanabilmektedir.

"Müşteri ilişkileri yönetimi" gibi müşterilerle birebir ilişkili kavramlar, "kalite kontrol" gibi arka planda çalışan ve müşteri ihtiyaçlarının karşılanmasına odaklı kavramlar ve tedarikçilerle, taşıma işlemleri ile ilgilenen "tedarik zinciri" ile ilgili kavramlar, bazı sistemlerde kapsam ve etkinlik boşlukları olmasına rağmen, KKP sistemleri bünyesinde rahatça birleştirilebilir. Bir KKP sistemi olmadan, üretici için bu kavramları bir araya getirmek oldukça karmaşık ve zor olabilir.
KKP sistemlerinin kusursuz en önemli artılarından biri modüler yapı da olmasıdır. Modüler yapının önemi, KKP uygulamasını satın alma ve kurma sürecinde daha da ön plana çıkar. Bir kurum, KKP uygulamasının sahip olduğu fonksiyonların tümünü kullanmak istemeyebilir. Bu nedenle modüler yapı istenilen fonksiyonları istenilen zamanlarda kullanmayı mümkün kılar. Farklı uygulamalar her zaman birbiri ile uyumlu çalışmaz ve işletme için sorunlar oluşturulabilir. KKP sistemlerinde ise tüm modüller ve uygulamalar birbiri ile uyumlu olarak çalışmaktadır.

Komple bir çözüm sahibi olmanın, parça parça uygulamalara göre birçok önemli avantajı söz konusudur.

Ölçeklenebilirlik: KKP çözümleri, kurumun büyümesine paralel olarak genişleyebilme özelliğine sahiptir.

Fonksiyonalite: KKP çözümleri, uygun maliyetlerle farklı fonksiyonlara gerektiği zaman erişmeyi mümkün kılar. Bugün ihtiyaç duymadığınız bir özelliği yarın aktive ederek kullanmanız mümkün.

Destek ve hizmet: KKP çözümlerinde destek ve hizmet son derece önemlidir. Entegre bir KKP ortamının destek ve hizmet işlemleri çok daha basit ve etkili biçimde gerçekleştirilebilir.

İşletmelerin KKP sistemlerinde karşılaştıkları birçok sorun, işletmenin tüm çalışanları ilgilendiren ve sürekli yapılması gereken eğitim-gelişim çalışmalarının yetersiz seviyede olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sorunlar, uygulama ve test çalışmalarında sorunlar oluşturmasının yanı sıra, KKP sistemindeki verilerin bütünlüğünü koruyan ve nasıl kullanılması gerektiğini belirleyen, şirket prensipleri ve kurarlarının bütünlüğünü de etkiler.
Değişik sistemlere göre farklılıklar içerse de, KKP sistemlerindeki bazı sınırlamaları şöyle sayabiliriz;
Başarı işgücünün niteliği ve tecrübesine bağlıdır. Buna sistemin doğru bir şekilde nasıl çalışabileceği üzerine verilen eğitimde dahildir. Birçok işletme maliyetlerini düşürmek için eğitim bütçelerinde kısıntılar yapmaktadır. Küçük özel işletmelerde genellikle KKP sistemleri, konu ile ilgili yeterli bilgisi olmayan kişiler tarafından kullanılmaktadır.

Şirketler, kullanılan KKP sistemi ile ilgili yeterli eğitimi olmayan yeni bir yönetici işe alabilir. İşe alınan çalışan iş konusu ile mevcut KKP sistemi arasında bütünlük sağlayamayabilir.

Bir KKP sistemini mevcut şirkete göre kişiselleştirme imkanı sınırlıdır. Bazı sistemlerdeki kişiselleştirmeler, KKP sisteminin yapısını değiştirebilir, ancak çoğu sistem genelde buna izin vermez.

KKP sistemi tarafıdnan önerilen, sanayi standartındaki bir yeniden mühendislik işlemi, şirketin rekabet gücü avantajının kaybına yol açabilir.

KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.

KKP sistemleri genellikle özel iş akışları ve iş alanlarına adapte edilmesi zor sistemleridir, bu da şirketlerin çeşitli kayıplarının ana kaynağıdır.

Sistemlerin kullanımı zordur.

Sistemi verimsiz ya da iyi kullanamayan bir departman ya da kullanıcı, diğer departmanları veya kullanıcılarıda olumsuz şekilde etkileyebilir.

İşletme sınırlarındaki belirsizlik, muhasabe işlemleri, güvenilirlik ve çalışan morali gibi konularda sorunlara yolaçabilir.

Departmanlar arasındaki hassas iç bilgilerin paylaşılması zorluğu nedeniyle, yazılımın verimliliği azalabilir.

Departmanlarda çeşitli eski sistemlerin yarattığı uyum sorunları sıklıkla ortaya çıkmaktadır.

Kaynak: Wikipedia

BUMERANG