ERP çözümlerinin kurum içerisinde hayata geçirilmesi çoğu zaman uzun, sıkıntılı ve maliyetli bir süreç olarak görülür. Oysa ERP projelerinde bu sıkıntıların yaşanmasının en önemli nedeni, çözümün planlanmasından hayata geçirilmesine dek sürecin sistematik biçimde kurgulanmaması ve gerçekleştirilmemesidir. Diğer tüm kurumsal uygulamalar gibi ERP çözümleri de kurumun bütününe yayılan, süreçleri ve iş yapma sistemini etkileyen bir uygulamadır. Bu nedenle stratejik bir zemin üzerine oturtulmuş ve kurumsal gerçekler ışığında yürütülen ERP projeleri çok daha hızlı, güvenli ve başarılı biçimde hayata geçirilebilir.24 Ağustos 2012 Cuma
ERP nasıl uygulanır?
ERP çözümlerinin kurum içerisinde hayata geçirilmesi çoğu zaman uzun, sıkıntılı ve maliyetli bir süreç olarak görülür. Oysa ERP projelerinde bu sıkıntıların yaşanmasının en önemli nedeni, çözümün planlanmasından hayata geçirilmesine dek sürecin sistematik biçimde kurgulanmaması ve gerçekleştirilmemesidir. Diğer tüm kurumsal uygulamalar gibi ERP çözümleri de kurumun bütününe yayılan, süreçleri ve iş yapma sistemini etkileyen bir uygulamadır. Bu nedenle stratejik bir zemin üzerine oturtulmuş ve kurumsal gerçekler ışığında yürütülen ERP projeleri çok daha hızlı, güvenli ve başarılı biçimde hayata geçirilebilir.2 Ağustos 2012 Perşembe
Etkili Bir Tedarik Zincirine Giden Yol
Günümüzün bilişim teknolojileri, tedarik zincirindeki tüm üyelerin arasındaki bilgi akışını mümkün kılarak. iletişim engellerini yıkmaktadırlar. Bu teknolojilere en erken geçenler yavaş yavaş herkesin boy göstereceği pazarda kendilerine bir yer edinmişlerdir. Başarılı işletmeler, yüksek performanslı tedarik zincirine giden yolu dikkatlice adım adım takip etmeleri gerektiğinin farkındadırlar.
Bu adımlar şunları içerir:
18 Nisan 2012 Çarşamba
Tedarik Zincirinin Doğası ve Amaçları
Tedarik zinciri, bilişim teknolojisinin, sürekli büyüyen
fabrikalar, dağıtım merkezleri, depolar, malzeme tedarikçileri ve dağıtım
kamyonları ağının otomatik zeka kazanmaları için kullanılması şeklinde tarif
edilebilir. Zincir, hammaddenin yeryüzünden çıkarılmasından başlar ve ürün
tekrar kullanıldığında veya atıldığında sona erer. Tedarik zincirindeki yönetim taktiği aradaki teşebbüs ve operasyonları yönetmektir: tedarikçilerden müşterilere, malzeme satınalmadan ürün tasarımı ve tüketici sonrası yeniden kullanıma, depolamadan dağıtıma ve muhasebeye. Tedarik zincirinin bu kadar karmaşık olmasının nedeni, bazı istisnalar dışında hiç kimsenin veya hiçbir departmanın yukarıdaki elemanların tümü hakkında sorumluluk veya bilgi sahibi olmamasıdır. Bu karmaşıklığa rağmen, tedarik zincirinin entegre edilmesinden sağlanan faydalar cezbedicidir.
Bu komplike ilişkileri yönetmek için bir yığın bilişim teknolojisine ihtiyaç vardır barkod tarayıcıları, elektronik veri değiş-tokuşu (EDI), uzman sistemler ve simülasyon yazılımları. Bilgi ve bilişim teknolojileri tedarik zinciri treninin lokomotif gücüdür. İlke, stokların bilgi ile yer değiştirmesidir. Tedarikçi ve müşterilerle iyi ilişkiler kurma sanatı, eski satınalma ve muhasebe fonksiyonlarını yeniden yapılandırma ve işlevler, hatta işletmeler arası ekipler kurabilme yeteneği de en az adı geçen teknolojiler kadar önemlidir.

Tedarik zinciri yönetimi geliştikçe, aşagıdaki görüş yaygınlaşmaktadır: "Savaş benim firmam ile rakip firma arasında değil, benim tedarik zincirim ile rakip firmanın tedarik zinciri arasındadır"
Tedarik zincirinde firmalar az stokla çalıştıklarından, tedarik zincirindeki herhangi bir bağın kopması durumunda siparişleri karşılayamama söz konusu olacaktır. Tedarik zincirinin yeniden yapılanmasını yönlendiren, maliyetin düşmesinden çok müşterinin beklentileridir. Bu işe başlarken müşteriye hizmet vermedeki standardın ne olduğu sorulmalı ve cevaba göre strateji, stok politikaları, bilişim teknolojisi planları ve tedarik zinciri ortaklıkları belirlenmelidir.
6 Nisan 2012 Cuma
Kapasite İhtiyaç Planlama - ERP - MRP
Kapasite planlama ve kontrol,eldeki imkanları en iyi şekilde kullanarak,oluşan iş yüklerini dengeli bir şekilde dağıtmak olarak tanımlanabilir. Kapasite,malzeme gibi somut bir kavram olmadığından planlaması da malzeme ihtiyaç planlaması kadar açık ve kolay değildir. Ürün yelpazesi ve daha birçok etken,kapasitenin, makinelerin bir özelliği olmaktan çok,duruma göre değişen bir büyüklük olarak görünmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır Kapasiteyi etkileyen faktörler Tablo 1’de görülmektedir.
Firma yönetimi , temel olarak kapasite planlamanın şu sorulara cevap vermesini beklemektedir:


- Eğer yoksa, kapasiteyi istenen seviyeye çıkarmak için gerekli faaliyetler ve bunların maliyetleri nedir?
- Eğer ek kapasite kullanımı söz konusu değilse mevcut imkanlarla ne kadar üretim yapılabilir?
- Gelecekte iş merkezlerinin ihtiyacının maksimum kapasite düzeyini aşması söz konusu olabilir mi?
Firma yönetimi ,ancak bu sorunların cevabını aldığında kapasite düzenleme ile ilgili sağlıklı karalar verilebilir. Kapasite planlamada başarının anahtarı, kapasite ihtiyacı ile kullanılabilir kapasite seviyelerinin mümkün olduğu kadar uyumlu olmasını sağlamaya yönelik kararların önceden belirlenerek uygulanmasıdır. Birçok firmadaki başarısızlığın nedeni, bu tip kararlara duyulan ihtiyacın ,ancak üretim planını uygulamada zorluk çekildiği zaman farkına varılmasıdır.
Kapasite problemlerinin nedenleri genellikle:
1.Ana üretim programından kaynaklanan problemler,
2.Kapasite ve iş yükü verilerinin analiz edilmemesi ve gerçek kapasite ile karşılaştırılmaması,
3.Veri doğruluk problemleri,
4.Siparişlerdeki dalgalanmalar,
5.Üretim sürelerindeki artışlardır.
Kapasite planlama araçları da denen yönetim teknikleri, şekil *de görülen üretim planlama ve kontrol sürecinin adımlarına destek vermek için uygulanmakta olup planlanacak dönemin uzunluğuna göre dört gruba ayrılabilir.
- Kaynak İhtiyaçları Planlama( Resource Requirements Planning )
- Kaba Kapasite Planlama ( Rough Cut Capacity Planning )
- Kapasite İhtiyaç Planlama( Capacity Requirements Planning )
- Girdi/Çıktı Kontrolü ( İnput / Output Control )
Kapasite İhtiyaç Planlama, kapasite düzeylerini / limitlerini oluşturma, ölçme ve ayarlama işlevidir. Ana amaç üretim planlarını gerçekleştirmek için iş gücü ve makine kaynaklarına duyulan ihtiyacın belirlenmesidir. Hazır malzeme ihtiyaç planındaki kısıtların belirlenmesini amaçlar. Kapasite ihtiyacı analizleriyle, malzeme ihtiyaç planının yapılabilirliğini test eder ve kesinleştirir.
Girdi / Çıktı Kontrolü, bir iş merkezinde gerçekleşen çıktının, kapasite ihtiyaç planlamada belirlenmiş çıktı düzeyi ile karşılaştırıldığı bir kapasite kontrol tekniğidir. Gerçekleşen kapasite kullanım düzeyinin planlandığı gibi gidip gitmediğini kontrol eder.

Kaba Kapasite İhtiyaç Planlama, bütünleşik kaynaklar veya anahtar iş bölümlerinde yoğunlaşır. Bunun ana amacı, ana üretim çizelgesinin uygulanabilirliliğini test etmektir. Kaba kapasite planlamasının ana amacı , en yüksek üretim planının başarılması için gereken kaynakların durumunu sağlamaktır. Kaynak planlama ve üretim planlama modülleri genellikle MRP II yazılımı içine dahil edilmezler ve bugün birçok şirket planlamanın bu seviyesinde tablolama programlarını kullanmaktadırlar.

Kapasite İhtiyaç Planlama ProsesiPlanlamacı için sadece iş yüklemesi durumuna sahip olmak değil bunun mevcut kapasite ile ilişki halinde olması da çok önemlidir. Bu kapasite kullanım raporuyla sağlanır.
Kapasite ihtiyaç planlaması normal olarak, malzeme ihtiyaç planlaması çalıştırıldıktan sonra çalıştırılır. Malzeme ihtiyaç planlaması tarafından iş siparişlerinin iş yüklemesini yapmak için uygun kaynaklar mevcut olduğunda bunu doğrular.
Kapasite ihtiyaç planlaması üretim dar boğazlarını tanımlamaya, kaynak sınırlarını ve potansiyel borç siparişlerini belirlemeye yarar. Planlamacının sorumlulukları ise genel olarak şunlardır:
- Çalışılan fazla saatlerin ayarlanması
- İş merkezleri arasında operatörlerin transferi
- Üretimin yüklenmemiş bir iş merkezine transferi
- Üretimin dış bir taşerona transferi
Kapasite ve KaynaklarKaynakları aşağıdaki faktörler tarafından sınırlanabilir:
- Mevcut makine sayısı
- Mevcut iş gücü sayısı
İş merkezi ve kaynak başına toplam kapasite üç elemanın kombinasyonundan oluşur.
- Kaynak miktarı
- İş merkezinde gün başına çalışılan saat
- Kaynağın verimliliği
10 Şubat 2011 Perşembe
Malzeme İhtiyaç Planlama – Sipariş Büyüklüğü Belirleme
MALZEME İHTİYAÇ PLANLAMASI SİSTEMLERİNDE EN ÇOK KULLANILAN SİPARİŞ BÜYÜKLÜĞÜ BELİRLEME YÖNTEMLERİ
Haddock ve Hubicki 1989 yılında yapmış oldukları çalışmada, MRP sistemlerinde en çok kullanılan sipariş büyüklüğü belirleme yöntemlerini belirlemişlerdir. Bu yöntemler aşağıda belirtilmiştir.
1- EOQ: (Economic Order Quantity) Ekonomik Sipariş Miktarı Yöntemi
2- POQ: (Period Order Quantity) Periyodik Sipariş Miktarı Yöntemi
3- PPA: (Part Period Algorithm) Parçalı Dönem Algoritması
4- PPB: (Part Period Balancing) Parçalı Dönem Dengesi Yöntemi
5- LUC: (Least Unit Cost) En Düşük Birim Maliyet Yöntemi
6- LTC: (Least Total Cost) En Düşük Toplam Maliyet Yöntemi
7- S-M: (Silver-Meal) Silver-Meal Yöntemi
8- W-W: (Wagner-Whitin) Wagner-Whitin Yöntemi
9- LFL: (Lot For Lot) İhtiyaç Kadar Sipariş Verme Yöntemi
10- FOQ: (Fixed Order Quantity) Sabit Sipariş Miktarı Yöntemi
11- FPQ: (Fixed Period Quantity) Sabit Sipariş Dönemi Yöntemi
Şekil-2’de MRP sistemlerinde en çok kullanılan sipariş büyüklüğü belirleme yöntemlerinin kullanım yüzdeleri gösterilmiştir.
MRP sistemlerinde sipariş büyüklüğü belirleme yöntemlerinden, en çok kullanılan yöntem %95.4 kullanım yüzdesi ile FOQ yöntemidir. En çok kullanılan ikinci yöntem ise %93.8 kullanım yüzdesi ile LFL yöntemidir. Üçüncü en çok kullanılan sipariş büyüklüğü belirleme yöntemi %63.1 kullanım yüzdesi ile FPQ yöntemidir [17].
Şekil 2 Malzeme İhtiyaç Planlaması Sisteminde En çok Kullanılan Sipariş Büyüklüğü
www.pargesoft.com Microsoft Dynamics AX ve NAV ERP Sistem Entegratörü
7 Şubat 2011 Pazartesi
Yönetim Muhasebesi Hakkında
Gerçekte çok önemli olan bu kavram maalesef ülkemizde etkin olarak kullanılmamakta hatta yazılım uygulamalarında göz ardı edilmektedir. Aslında şöyle bir incelendiğinde muhasebe kavramları arasında yer almakla beraber stratejik öneme sahip bu sistemlerin uygulanmama sonuç ve sonuçsuzlukları gözler önüne gelmektedir.
Ülkemizde firma yapıları incelendiğinde tepe yönetim fonksiyonları ve orta kademe yönetim fonksiyonları ne yazık ki iç içe geçmekte ve sonucunda her iki önemli kademenin de etkinliklerinde, yetki ve fonksiyon karmaşası neticesinde büyük erozyonlar meydana gelmektedir.
Tepe yönetimlerin asli unsurları arasında bulunan en önemli görev stratejik kararlar almak ve bu kararların uygulama organizasyonlarında, firmalarına liderlik etmektir. Orta kademe yönetimin ise uygulama, denetim ve raporlama üzerine faaliyetlerde yoğunlukları mevcuttur. İşte bu noktada yazılım uygulamalarına bakıldığında Muhasebe ve diğer uygulama programlarının çok önemli bir eksikliği ortaya çıkmaktadır. Ne yazık ki bu konuda neyin eksik olduğunu, belki de bilmediğimizden, tatmin olmamamıza rağmen uygulamalardaki eksiklikleri tamamlamaya çalışmamaktayız.
Nedir bu eksiklik? Eksiklik, sadece amaçlardan biri ve en önemlisi olan stratejiye yönelik uygulamaların bulunmamasıdır. Yönetim muhasebesi; diğer sistemlerden farklı olarak tepe yönetime, alması gereken stratejik kararları daha sağlıklı alabilmesi için gerekli bilgi ve raporları, işletme standartları ve çalışma sistemleri bağlamında toparlayıp sunmasıdır aslında.
Bu amaç doğrultusunda incelendiğinde, ne yazık ki yönetim muhasebesi ile ilgisi olmayan, mevcut klasik raporlama ve çalışmaların, orta kademe yönetim ve resmi Muhasebe sistemi uygulamalarının, yönetim muhasebesi gibi sunulduğunu görmekteyiz. Rapor ve incelemeler rakamlardan ibaret ve tek boyutlu olarak önümüze konmakta ve yazılım sadece defter kaydı olarak kullanılmakta, bilgisayar fonksiyonsuz olarak işletilmektedir.
Kanımızca; Yönetim Muhasebesini rakamlardan oluşan tablolar sisteminden çıkartıp, stratejik karar alma mekanizmasının bir fonksiyonu haline getirmek ve yönetimin gereksinim duyduğu bilgi ve kaynakları en kısa sürede ve amaca uygun hazırlayıp yönetime destek vermesini gerçekleştirmek mümkündür. Kaldı ki yönetim muhasebesinin asli amacı da bu olmalıdır. İşletme yönetiminde başarı bağlamında; Yönetim Muhasebesi sisteminden yararlanılması ve bu çalışmalara dayanılarak doğru ve zamanında kararlar alınması büyük bir öneme sahiptir.
http://www.sonartr.com web sitesinden alıntıdır.
www.pargesoft.com Microsoft Dynamics AX ve NAV ERP Sistemleri Çözüm Ortağı
ERP Sistemlerinin Görülmeyen Maliyeti ?
ERP sistemini kuran şirketler, bütçe yaparken bazı maliyetleri olduklarından daha az görmüşler bu nedenle bütçelerinde sapmalar oluşmuştur. Bu maliyetlerden bazıları şunlardır.
Eğitim; tecrübeli ERP kullanıcılarının en fazla ihmal ettikleri harcama kalemidir. Eğitim maliyetleri yüksektir çünkü kullanıcılar yeni yöntemler ve yazılım öğrenmek zorundadır. Daha kötüsü şirket dışından eğitim veren şirketler size yardım edemezler. Onlar kullanıcılara ne yapmaları gerektiğini söylerler belli, özel konuları nasıl işleyeceklerini göstermezler. ERP sisteminden etkilenecek olan iş fonksiyonlarını gösteren bir çizelge hazırlamak faydalı olabilir.
Muhasebe elemanı, ambar elemanı ile ayni ekranı kullanacak ve diğerini etkileyecek bilgileri girmek zorunda kalacaktır. Bunu doğru olarak yapabilmesi için karşı tarafın nasıl çalıştığını bilmesi gereklidir. ERP sistemi gelmeden önce herkes kendi sisteminde çalıştığı ve sistemi diğer birimler kullanamadığı için böyle bir gereksinme yoktu. ERP’den sonra ise bu zorunluluk ortaya çıktı.
Başta öngörülen eğitim maliyeti tutarını 2 veya 3 ile çarpın, gerçek rakama yakınlaşmış olursunuz.
Entegrasyon ve test etme; ERP paketi ve şirkette bulunan diğer yazılımlar arasında entegrasyon sağlamak sıkça ihmal edilen bir başka maliyet kalemidir. Çoğu şirket özel bazı yazılımlar kullanmaktadır. En basiti bir bar-kod okuyucudur. Bunun gibi sektöre özel yazılımlar kullanan şirketler mevcuttur. Daha karmaşık olarak e-ticaret ve tedarik zinciri yazılımı kullananlar vardır. Bunların hepsinin ERP sistemine bağlanması gerekmektedir. Bu köprü yazılımlarını ERP satıcısından satın alırsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Kendiniz yapmaya kalkışırsanız da başarısızlık söz konusu olabilir. Tavsiye edilen yöntem bir veri paketi hazırlayıp bunu sistem içinde dolaştırmaktır. Üretimden, ambara, ambardan muhasebeye oradan sevkıyata kadar tüm birimlerde bu veri dolaştırılıp tüm kullanıcıların katkısı alınarak sorunlar bulunup çözüm yolları keşfedilebilir. Entegrasyon nedeniyle oluşacak sorunlar burada ortaya çıkartılırsa çözüm bulmak daha az maliyet gerektirebilir.
Customization (ısmarlama yazılım); add-on yazılımları entegrasyon maliyeti konusunda sadece başlangıçtır. Daha maliyetli olan, şirketin kendisine uygun “ısmarlama” yazılımlarıdır. Bu ERP sisteminin sizin için yaşamsal öneme sahip bir işlevi yerine getirmediğini fark ettiğinizde başlar. Bu prosesi yazılıma eklemeye karar verdiğinizde dertler başlar. Ismarlama yazılım ERP’nin her modülünü etkiler, çünkü bunlar birbirine sıkıca bağlıdır. Dolayısıyla yapılacak bir eklemenin sistemde hasara yol açması büyük olasılıktır. Sistemin “upgrade” edilmesi de sorun yaratacaktır. Bu yaptığınız “ısmarlama” yazılımı yeni sürümde bir kez daha yapmak zorunda kalacaksınız ve ayni hataların tekrar oluşmasını izlemek zorunda kalabilirsiniz. Satıcı şirket size destek vermeyecektir. Bu iş için fazladan eleman tutmak zorunda kalacaksınız.
Veri transferi; mevcut sistemde mutlaka muhasebe, müşteri ve stok kayıtları vardır. Bunların yeni sistemde de olması zorunluluktur. Eski verilerin yeni sisteme transferi maliyetli bir işlemdir. Şirketler verilerinin uygun biçimde olmadığını ancak onları verinin tutarlı olmasını gerektiren ERP sistemlerine transfer ederken fark etmektedirler. Temiz veri bile bazı modifikasyondan geçmek zorunda kalabilir.
Danışmanlık; kullanıcılar kendi taahhütlerine uymadıklarını gördüklerinde danışmanlık ücretleri artmaktadır. Bunu önlemek için, danışman şirketin personeli eğitirken neyi hedeflediğinin ortaya çıkarılması gereklidir. Bu bir tablo halinde danışmanın taahhüdüne eklenirse, üst yönetimin kilit personel için verilen hedeflere ulaşıp ulaşmadığını anlaması kolaylaşır.
En iyi personelin şirketten ayrılması; ERP yazılımı çok karmaşık ve değişimler o kadar derindir ki personelin ancak bir kısmı bunun üstesinden gelebilir. Proje sona erdiğinde bu başarılı personel iş değiştirmeye kalkarsa bu şirkete ağır yıkım getirir. Bazı sektörlerde eleman sirkülasyonu fazladır. Bu sektörlerde eleman daha iyi maddi koşullar karşılığı şirketten ayrılıp başka şirkete geçebilir. Bu konuda baştan önlem alınması iyi olur.
Uygulama takımı ara vermez;
Birçok şirket ERP’ yi diğer yazılımlar gibi görme hatasına düşmektedir. Yazılım kurulur, çalışma ekibi oluşturulur ve herkes günlük işlerine döner. Fakat ERP kurulduktan sonra eve gidemezsiniz. Çalışma ekibi çok değerlidir. Bu ekip satış işlevini satış personelinden, üretimi üretim elemanlarından, muhasebeyi muhasebeciden daha iyi bilmek zorundadır. Şirketler ekip elemanlarının sadece bu işle uğraşmalarını isterler bu nedenle bunların günlük işlerini yapacak fazla zamanları kalmaz. Sistemin biran önce geri dönüşüm sağlaması için bu fazla mesai şarttır. Buda şirket bütçesine fazladan yük getirmektedir. Baştan hesaplanmazsa bütçe hedefleri tutmaz.
Geri dönüş beklemek; en fazla yanlış yapılan konudur. Diğer yazılımlarda kurulum yapılır, ekip kurulur ve herkes arkasına yaslanıp sistemin kendini amorti etmesini bekler. Ayni bakış açısı ERP için de söz konusu olunca sorunlar yaşanmaktadır. ERP sistemleri bir süre çalışmalı, iş fonksiyonlarında değişiklikler yapılmalıdır. Ancak ondan sonra sistemin faydası ortaya çıkacaktır. Biraz sabır gereklidir.
ERP sonrası depresyonu; Deloitte Consulting danışmanlık şirketinin yaptığı bir araştırmada, ERP kuran her 4 şirketten birinde verimlilik kaybı görüşlüğü saptanmıştır. Bunun nedeni insanların alıştıkları işi değişik şekilde yapmalarının getirdiği kayıplardır. İnsanlar alıştıkları ve deneyim kazandıkları işi başka şekilde yapmaya başlayınca paniğe kapılmaktalar ve verimlilikleri düşmektedir.
ERP, MRP, Kurumsal Kaynak Planlama, İnsan Kaynakları, Proje Yönetimi, Depo Yönetimi, Finans Yönetimi, Muhasebe Yönetimi, Bütçe Yönetimi, Servis Yönetimi, Müşteri İlişkileri Yönetimi. CRM, HRM, MRP II,
www.pargesoft.com Microsoft ERP Sistem Entegratörü
Sorunsuz Bitirdiği Projeleriyle Başarımızı Gün Geçtikçe Siz Değerli Müşterilerimiz İle Paylaşıyoruz.
15 Temmuz 2010 Perşembe
ERP’nin Tanımlanması
ERP’nin birçok farklı sözcük grubu ile tanımı aşağıdaki gibi yapılabilir. Ancak, temelde tüm bu tanımlar aynı yönde birleşmektedir.
“ERP, İmalat, Dağıtım, Finans ve Satış Modüllerinin birbirinden tamamen farklı sistemler olduklarını kabul etmiş bir işletmenin bütününü, tek bir veri tabanı, tek bir uygulama ve tek bir kullanıcı ara yüzü ile değiştiren bir öneri paketidir.” (Braggs, 1999)
“ERP, organizasyonel hedeflerin gerçekleştirilmesi ve işletmenin tüm fonksiyonlarını bütünleştirmek için, işletmenin tüm ihtiyaçlarını, bir organizasyonun tüm süreçlerini göz önünde tutarak yöneten ve planlayan bir yazılım çözümüdür.” (Kumar, 1998)
“ERP, işletmenin stratejik amaç ve hedefleri doğrultusunda müşteri taleplerini en uygun şekilde karşılayabilmek için farklı coğrafi bölgelerde bulunan tedarik, üretim ve dağıtım kaynaklarının en etkin ve en verimli bir şekilde planlanması, koordinasyonu ve kontrol edilmesi fonksiyonlarını barındıran bir yazılım sistemidir.” (Durmaz, 1999)
“ERP, dağıtım, satış, imalat, finans ve satın alma gibi tüm fonksiyonlardan bilgilerin alınmasına, çalışanların ve yöneticilerin tüm işleri planlamalarına, görüntülemelerine ve kontrol etmelerine yardım eden bir araçtır. Modern bir ERP sistemi, mal veya hizmet üretici firmaların yeteneklerini, doğru çizelge ile üretim, kapasitenin tamamen etkin kılınması, envanterin düşürülmesi ve söz verilen sevkiyatların zamanında gerçekleşmesi açılarından etkilemektedir.” (Beyazıt, 1998)
Planlama sisteminin uygulamaya aktarılmasında başlıca kullanılan araç bütçelerdir. Bütçelerin oluşturulması sürecinde işletmenin bölümleri kendi bütçelerini hazırlamakta ve bu hazırlık sırasında satış bütçesi esas alınarak gider bütçeleri oluşturulmaktadır. Yıl içinde ancak önemli değişmeler olması halinde altı ay veya üç aylık periyotlar ile revize bütçeler yapılmaktadır. Daha sonra faaliyetler bu bütçelere göre kontrol edilmekte ve sapma analizleri yapılmaktadır.
Müşteri talebinin sürekli nitelik ve nicelik olarak değiştiği ve bu değişimin tahmin edilmesinin ne kadar zor olduğu bilinen bir gerçektir. Faaliyetlerimizi bu değişime uygun hareket edebilecek hale getirebilmenin yolu ERP yaklaşımından geçmektedir. Hem stratejik planlama çalışmaları ile belirlenen amaç ve hedeflere, hem de üretim ve dağıtım kaynaklarımızın kapasite ve özelliklerine gereken ayrıntıda dikkat ederek, faaliyetlerimizi değişime duyarlı hale getirebilmek ancak ERP yaklaşımı ile olası olabilmektedir.
ERP’nin diğer bir özelliği, işletmenin coğrafi olarak farklı bölgelerde (yurt içi ve dışı) bulunan fabrikalarının, bunların tedarikçi firmalarının ve dağıtım merkezlerinin (depo) kaynaklarını eşgüdümlü olarak planlamasıdır. Bu çerçevede, hangi müşteriye ait hangi siparişin hangi dağıtım merkezinden karşılanması veya hangi fabrikada üretilmesi gerektiği, tüm fabrikaların malzeme ve hizmet ihtiyaçlarının nereden karşılanmasının uygun olacağı, fabrikaların elinde bulunan makine, malzeme, işgücü, enerji, bilgi vb. üretim ve dağıtım kaynaklarının nasıl eşgüdümlü ve ortaklaşa olarak kullanılabileceği belirlenmiş olmaktadır. Diğer bir değişle, müşteriye ait siparişin en kısa sürede, istenen kalite ve maliyette karşılanabilmesi için tüm bağlı işletmelerin dağıtım, üretim ve tedarik kaynaklarının kapasite ve özellikleri aynı anda dikkate alınmaktadır.
ERP fabrikalar arası entegrasyonu, fabrikalar bazındaki esneklik ilkesine uygun olarak gerçekleştiren bir sistemdir. Amaç fabrika bazında ademi merkezi yönetimin avantajlarından yararlanırken fabrikalar arası koordinasyonu ve entegrasyonu işletmenin temel stratejileri doğrultusunda sağlanmaktadır. Merkeziyetçiliğin derecesi farklı boyutlarda düşünülebilir. Örneğin tüm fabrikaların uzun vadeli satınalma kontratlarının merkezi olarak yapılması veya fabrikaların kendilerinin yapması öngörülebilir. Keza müşteri kredi kontrolü merkezi veya ademi merkezi olarak yapılabilir. Ancak zorunlu olarak talebin fabrikalara yönlendirilmesi, fabrikalar arası nakliyat, performans analizi, mali konsolidasyon merkezi olarak yapılmak zorunda olan faaliyetlerdir.
Sonuç olarak, ERP; işletmenin stratejik amaç ve hedefleri doğrultusunda müşteri taleplerini en uygun şekilde karşılayabilmek için farklı coğrafi bölgelerde bulunan tedarik,üretim ve dağıtım kaynaklarının en etkin ve verimli bir şekilde planlanması, koordinasyonu ve kontrol edilmesi fonksiyonlarını bulunduran bir yazılım sistemidir. Söz konusu planlama, koordinasyon ve kontroldeki temel ilke ve sistematik Üretim Kaynakları Planlaması (MRP II) ile aynıdır.
ERP’nin İşlevleri
ERP, birçok yan işlevinin yanında temel olarak üç işlevi yere getirir : (Kumar, 1998)
- Firma genelinde bütünleştirilmiş ve tüm fonksiyonel alanları kapsayan “Bilgi Akış
- Sistemleri”ni kolaylaştırmak.
- Şirketin temel aktivitelerini kolaylaştırmak ve müşteri servisine yönelik bir biçimde
- “Şirket İmajını” iyileştirmek ve arttırmak.
- Veri girişi metodolojilerini sistematik bir biçimde organize ve optimize etmek.
ERP’nin Alt Sistemleri
ERP’nin birçok alt sistemi kullanan bir bütün yazılımdır. Bu yazılımları genel bir bakışta incelersek; (Kumar, 1998)
- Ambar Kaynakları Planlaması (Warehouse Resources Planning– WARP)
- Ana Çizelgeleme (Master Scheduling – MAS)
- Ana Üretim Programı (Master Production Schedule – MPS)
- Atölye Düzeyinde Kontrol (Shop Floor Control – SFC)
- Bilgi Yönetimi (Information Management – IM)
- Bilgisayar Destekli Süreç Planlama (Computer Aided Process Planning – CAPP)
- Bilgisayarla Bütünleşik Üretim (Computer Integrated Manufacturing – CIM)
- İnsan Kaynakları Yönetimi (Human Resources Management – HRM)
- Kalite Sistemi Planlaması (Quality System Planning – QSP)
- Kapasite İhtiyaç Planlaması (Capacity Requirement Planning – CRP)
- Lojistik Planlama ve Yönetim (Logistic Planning and Management – LPM)
- Malzeme İhtiyaç Planlaması (Material Requirement Planning – MRP)
- Malzeme Listeleri (Bill of Materials – BOM)
- Ödenebilir/Tahsil Edilebilir Hesaplar (Accounts Payable/Receivable – APR)
- Satın Alma (Purchasing – PUR)
- Satış ve Pazarlama (Sales & Marketing – SM)
- Son Montaj Programı (Final Assembly Schedule – FAS)
- Şirket içi Raporlama Sistemleri (Reporting Systems Within Corporation – RSWC)
24 Haziran 2010 Perşembe
İşletmelerde Optimum Stok Yönetimi – MRP İle Stok Kontrolu
MALZEME MİKTARI İLE İLGİLİ SORUNLAR
Sanayi işletmelerinin kullandıkları malzemenin çeşitleri kimi kez binlerce kaleme ve eldeki malzeme stoklarının değeri de milyarlarca liraya varabilir. Bu nedendir ki sadece imalat esnasında kullanılan malzemenin cinsi değil, malzemenin elde bulunması gereken miktarı da önem gösterir. Ortaya çıkan sorunlar;
1. Sürekli ve alakasız bir üretime olanak verebilmek için gerekli tür ve nitelikte malzemeden elde yeterli miktarda bulundurmak
2. Eldeki stoklara olabildiği kadar az sermaye bağlamak
3. Eldeki malzemeyi zaman ve emek bakımından en kolay kullanılabilecek biçimde güvenlik içinde bulundurmak.
Sıralanan sorunlar kısmen üretim bölümünü, kısmen de yönetim ve finansman servislerini ilgilendirir. Bir sanayi işletmesinde üretimden sorumlu olanların amacı, imalat programının aksaksız olarak gerçekleştirilmesidir. Buna göre malzeme eksikliğinden üretimin aksaması gibi bir sorunu ortadan kaldırmak için üreticiler her malzemeden olabildiğince fazla elde bulundurulmasını isterler.
İşletmede finansman bölümünün amacı ise işletmenin faaliyetlerini en az sermaye bağlayarak gerçekleştirmektir. Bundandır ki finansman bölümü çalışanları stokların gereksinimi karşılayabilecek en düşük düzeyde tutulmasını isterler. Bu iki zıt görüşü birleştirmek amacı ile işletmecilikte “Stok Kontrolu” son yıllarda büyük önem kazanmış ve bu alanda matematiksel yöntemler ve bilgisayardan geniş çapta yararlanılmıştır.Ve bu amaçları gerçekleştirebilmek için, başvurulabilecek başlıca önlemler;
1. Her şeyden önce satış ve üretim kısımları arasında eşgüdüm sağlanmalıdır. İşletmenin “üretim planı” yapılan satış tahminleri doğrultusunda hazırlanmalı.
2. Hangi mamullerden ne miktarda üretileceği kararlaştırıldıktan sonra, programı gerçekleştirmek için gerekli malzemenin cins, miktar ve tedarik zamanı ile ilgili “malzeme tedarik planı” yapılmalıdır.
3. Satın alma işleri bir merkezden ve düzenli yürütülmeli, fiyat bakımından en uygun koşullar sağlanmaya çalışılmalı.
4. Malzemenin güvenli ve imalata kolay varabilecek bir şekilde bulundurulması sağlanmalıdır. Kullanım ve stok miktarı hızlı ve sağlıklı kontrol edilmeli.
OPTİMAL SİPARİŞ MİKTARI
Bir malzemeden bir seferde ne miktarda satın alınması halinde işletme için en az maliyet olacağı konusu literatürde “optimal sipariş miktarı” olarak geçer. Bu sorun yalnızca dışarıdan malzeme satın alınması değil, işletmede imal edilecek bir mamulün parti ve seri büyüklüğünün saptanması için de söz konusu olur. Konu şu sorularla daha iyi açıklanabilir. Bir malzemeden ufak partiler halinde, fakat bir zaman zarfınsa bir çok kez sipariş vermek mi daha uygundur. Yoksa bir seferde örneğin bütün bir yılın gereksinimini karşılayacak miktarda malzeme sipariş etmek mi daha hesaplıdır.
ÇOK STOK BULUNDURMANIN MALİYETİ
1. Çok stok için daha büyük bir depo yerine ihtiyaç olduğundan, depo kirası ve depo binası amortismanları çok olur.
2. çok stok çok sermaye bağlamasını gerektirdiğinden, faiz maliyetleri yükselir.
3. Büyük stoklar fiziki bakımdan bozulabileceği gibi faiz bakımından da değer kaybına uğrayabilir. Karşılaşılabilecek rizikolar için ödenen sigorta primleri de maliyeti artırır.
4. Büyük stoklar, stok bulundurma ve kayıt işlemleri için daha çok eleman, malzeme ve enerji maliyetleri gerektirebilir.
AZ STOK BULUNDURMANIN MALİYETLERİ
1. Az stok bulundurmak ufak partiler halinde fakat çok sayıda sipariş vermek demek olacağına göre, sipariş, nakliye ve depolama işlemleri maliyetleri çok olur.
2. Yetersiz stok yüzünden üretim aksayabilir ve bu aksamalar maliyete katma değer sağlar
3. Üretim aksaması dolayısıyla satışlar da azalacağından, satışlardan beklenen katkı da düşer
4. Üretim ve satış akaklıkları yüzünden kaybedilen müşteriler, işletme için bir “goodwill” veya firma değeri kaybı olur
STOK BULUNDURMA (STOKLAMA) MALİYETİ
Çoğunlukla belirli bir yüzde veya birim başına belirli bir tutar olarak kabul edilen bu maliyetlerin ortalama stok için yapılan faiz, kira, sigorta, v.s. gibi bütün maliyetleri içine aldığı varsayılmaktadır. Ortalama stok olarak sipariş miktarının ½’si temel alınmaktadır.
SİPARİŞ MALİYETLERİ
Bir siparişin verilmesinden depoya girmesine kadar geçen her türlü yazışma, tesellüm, kontrol ve kayıt maliyetleri “sipariş maliyeti” olarak tek bir tutar biçiminde belirtilmektedir. Pratikte belirli bir hesap dönemi içerisinde katlanılan bu tür maliyetlerin sipariş sayısına bölünmesiyle ortalama bir sipariş maliyeti hesaplanmaktadır. Optimal sipariş miktarını bulabilmek için, yukarıda sözü geçen iki maliyetin toplamının en az (minimum) olması gerekmektedir.
STOK KONTROLU
Stok kontrolünün en önemli sorunlarından biri olan optimal sipariş miktarı konusu yukarıda incelendikten sonra, bu kontrolle ilgili diğer bazı sorunlarda aşağıdaki gibidir.
a) En az stok miktarı Herhangi bir hammaddeden elde en az ne miktarda bulunması gerektiği özellikler şu faktörlere bağlıdır.
- Günlük kullanımı
- Tedarik süresi
- Emniyet stoku ihtiyacı
Bir malzemeden günlük kullanım miktarı ne kadar çok ve bu malzemenin tedarik süresi ne kadar uzun olursa, elde o kadar çok stok bulundurmak gerekmektedir.
b) Stok miktarının izlenmesi Çeşitli malzeme için en az stok miktarı saplandıktan sonra, eldeki stokların fiilen bu miktarların altına düşüp düşmediğini sürekli olarak izlemek ve kontrol etmek gerekir. Bu konuda uygulanan birkaç yönteme kısaca değinmekle yetinelim. ABC Yöntemi: sanayi işletmelerinde az veya çok kullanılan
http://www.pargesoft.com/ Microsoft Dynamics AX NAV CRM ERP Partneri
http://www.karedanismanlik.com/ web sitesinden alıntıdır.
17 Mart 2010 Çarşamba
Microsoft Dynamics Video: Oracle Migration to Dynamics ERP
http://www.pargesoft.com/ Microsoft Dynamics NAV ve AX Global Partner
10 Mart 2010 Çarşamba
KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ İŞLETMELERİN TOPLUMDA ÜSTLENDİKLERİ ROLLER BAKIMINDAN ANALİZİ
Ülke Adı | KOBİ’lerin Tüm İşlet. İçin. Yeri % | Top. İstihdam İçin.Yeri % | Top. Yatı. İçin. Yeri % | Katma Değer İçin. Yeri % | Top. İhracat İçin. Payı % | Top. Kredi. Aldıkları Pay % |
| A.B.D. | 97.2 | 50.4 | 38.0 | 36.2 | 32.0 | 42.7 |
| Almanya | 99.8 | 64.0 | 44.0 | 49.0 | 31.1 | 35 |
| Japonya | 99.4 | 81.4 | 40.0 | 52.0 | 38.0 | 50.0 |
| Fransa | 99.9 | 49.4 | 45.0 | 54.0 | 23.0 | 48.0 |
| İngiltere | 96.0 | 36.0 | 29.5 | 25.1 | 22.2 | 27.2 |
| Hindistan | 98.6 | 63.2 | 27.8 | 50.0 | 40.0 | 15.3 |
| İtalya | 97.0 | 56.0 | 36.9 | 53.0 | --* | --* |
| G.Kore | 97.8 | 61.9 | 35.7 | 34.5 | 20.2 | 46.8 |
| Türkiye | 99.5 | 61.1 | 56.5 | 37.7 | 8.0 | 4.0 |
* Bilgi yok ya da güvenilir değil.
Kaynak
Beytullah YILMAZ
Araştırma Görevlisi İ.i.B.F. İktisat Bölümü
http://www.pargesoft.com/ Microsoft Dynamics NAV / AX Çözüm Ortağı
9 Mart 2010 Salı
Kalite Maliyetleri
Önlem: Analiz ve planlamada masrafa giren maliyetler ürünlerdeki ve hardware veya sofwaredeki hataları önlemede önemlidir.
Basit ekonomik mantık kategorilerin birbirleri arasındaki ilişkileri ve her bir tekil işletmeye uygulanabilir minimal kalite maliyetlerine hükmeder. İstenmeyen bir olayı önlemenin maliyeti onun belirlenmesi için harcanandan yüksek olursa, ekonomik kaynaklar (işçi, para, vs.) belirleme alanında kullanılamazlar. Bunu daha sonra önleme maliyetlerinin eğrisinin belirleme maliyetleri eğrisini kestiğinde maliyetlerin minimal olması izler.
Aynı mantık sonucuna kadar devam ettirildiğinde şunu göstermiştir ki kalite maliyetleri hata maliyetleri, önlem ve belirleme maliyetlerine eşit olduğu zaman optimize olmaktadır.
Yukarıdaki ekonomik oranla, verilmiş herhangi bir ticari durumda optimum maliyete ihtiyaç gösteren kendini doğrulayan bir kalite maliyet sistemi oluşturmak mümkün olacaktır. Kendini şu şekilde doğrulayan olacaktır ki eğer hata maliyetleri artarsa, önleme ve belirleme maliyetleri da eşitliği sağlamak için yükselmek zorunda kalacaklardır ve eğer hata maliyetleri düşerse, önleme ve belirleme maliyetleri azalacaktır. Yeniden düzeltmeyi önleyebilmek için çok az bir tecrübe yeterli olacaktır.
Önceden yapılmış planı zekice uygulayabilmek için, alt bölümlere ayırmak ve kalite maliyetlerinin üç kategorisini oluşturan elemanları tanımlamak gerekir.
A. Önlem:
B. Belirleme:
1.Hasar ve yeniden işlemenin ele alınışı,
Toplam kalite maliyetleri satış maliyetleri, doğrudan işçilik veya herhangi başka bir prodüktif çalışmasının ölçümüyle karşılaştırıldığı zaman, yönetim kalite alanında azaltım maliyetlerine etkili ve doğrudan yaklaşımlara sahiptir. Yeni işin fiyatı değerlendirilirken bu alanda ek bir karda eklenir. Kalite maliyetlerinin güçlü bir artırımı ile, yöneticiye gerçekçi hedefler oluşturmasında yardım edecek olan yeni işte geçerli olan kalite maliyetlerinin tahmininin yapılması mümkün olacaktır.
Buraya kadarki faaliyetlerin tümü üst yönetimin katılımı olmadan yapılabilir. Fakat maksimum kalite maliyetlerinin indirilmesi için, üst yönetimin katılımı zorunludur. Üst yönetim bir hedef belirlemeli ve bu hedefe ulaşacak politikayı meydana getirmelidir Hedef, gerçekçi olarak, sadece bir şey olabilir piyasadaki en iyi kaliteli ürünü yapmak.(Grimm, 1987)
2 Kalite Maliyetlerinin Önlenmesi
Kaliteye yönelik çalışanların davranışları büyük bir oranda patronları ve üst yönetim tarafından ne istendiği doğrultusundaki inanışları ve bir dereceye kadar iyileştirme programında kişisel olarak katılımlarıyla belirlenir. Yönetimin kalite iyileştirmesine katılımı bütün çalışanları tarafından görülebilir olmalıdır. İlk sıra süpervizörler başarılı bir kalite iyileştirme programında anahtar rolü oynarlar. Kendi insanlarını etkileyen etmenleri görmeli ve anlamalıdır.
Üründeki hataların önlenmesi için formal programlar yıllardan beridir bazı firmalar tarafından kullanılmaktadır, fakat genelde kullanılmamışlardır. Bu programların bazı örnekleri;
a. Dahili Hata Maliyetleri:
II. Yeniden İşleme, Tamir Etme ve Yer Değişimi: Bu kategori istenen kaliteye ulaşamayan ürünlerin yerine yenisinin konulması veya düzeltilmesi ile ilgili maliyetleri içerir. Bu hem malzemenin düzeltilme maliyetlerini, hem de düzeltmeyi mümkün hale getirecek planlama ve istihsal aktivitelerinin maliyet]erini kapsar.
III.Yeniden Muayene ve Yeniden Test Etme: Bu kategori daha önce yetersiz olan ürün kalemlerinin yeniden istenme, tamir ya da malzemenin yenilenme işlemi (yeniden kullanımı) olayını izleyen en mütakip test edilişin sonucunda oluşan maliyetleri içine alır.
IV.Uygunsuzluğun Teşhisi: Bu kategori, ürünlerin başarısız kalemlerinin analiz edilmesi ile hata mekanizmalarının anlaşılarak meydana gelebilecek kalite hatalarının üstesinden gelinmesi için düzeltici aktivitelerin ve sebeplerin oluşturulması için yapılan çalışmalar için yapılan maliyetleri içerir.
V. Hatalı-Kalem Tasarrufunun Belirlenmesi: Bu kategori, malzemenin yeniden kullanımı operasyon ya da diğer hatalı ürün kalemlerinin, birleşimlerin ve malzemelerin tasarruf çalışmalarının yapılması ve tekrarlanmasını meydana getirecek çalışmaların maliyetlerini içerir. Bu tasarruf kararlarına varmada önemli olan bağıl testleri ve değişmeleri içerir. Fakat hataların düzeltilimini takip eden yeniden muayene ve yeniden test etmenin masraflarını içermez.
VI.Ölü Zaman: (Makinelerin özellikle bilgisayarların çalışmama süreleri) (Rutin): Bu kategori hatalı ürün kalemleri, bileşikleri ve malzemeleri sonucunda meydana gelen işsiz vasıtaların, ekipmanların ve memuriyetin masraflarını içerir. Aynı zamanda üretim programıyla ilişkili kesintilerin maliyetlerini da kapsar.
VII.İndirim (Derecenin Aşağı Çekilimi): Bu kategori uygun olmayan ürünlerin fiyatlarının indirilmesi gerekliliği ve kaliteye uygun olabilmesi amacıyla yapılan değişiler dolayısıyla meydana gelen kayıpların maliyetlerini içine alır.
b. Harici Hata Maliyetleri:
I.Şikayetler: Bu kategori alınan şikayetler, yapılan araştırmalar ve kanıtlanmış yetersiz kalitenin bir sonucu olan telafi ya da değiştirmeler sonucunda oluşan maliyetleri içerir.
c Hata Maliyetlerinin Azaltılması


