Muhasebe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Muhasebe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2016 Salı

Firmanızın Yeni Yaşam Formu

Muhasebe, işletmelerin mali işlerini organize edildiği, kayıt altına alındığı, ödemeler dengesinin raporlandığı bir sistemdir. ERP; içinde muhasebe ve finans yönetimi barındıran, raporlamaları en üst seviyeye çıkartan, işletmenizdeki tüm hareketleri anlık görebildiğiniz, bir firma yaşam standardıdır.

Firmanızın yeni yaşam formu olan ERP365 ile tanışmaya hazır mısınız?

http://www.erp365.com.tr/

8 Mart 2016 Salı

Hayatın muhasebesini yapmak

Doğduğumuz andan itibaren bütün hayatımız bir alışveriş üzerine kuruludur. Anne ve babanın isteğini yerine getiriyorsan sevgin daha belirgin oluyor, onların istemediği şeyleri yaptığında ise cezalandırılıyorsun. Daha çocuk yaşta öğrenmeye başladığımız bu sistemde, borç ve alacak hanelerimize sürekli olarak kayıtlar atıp duruyoruz. İyi olursam sevgi, kötü olursam şiddet açığa çıkar…

Tabi olay sadece aile içinde cereyan etmiyor, bunun okul hayatı da var. Derslerini çalışırsan yüksek notlar, çalışmaz isen zayıf notlar. Ayrıca işittiğin azar ve uğradığın şiddet ile dışlanma duygusu da cabası. Sonrasında arkadaş ortamlarında aldığın kadar veriyorsun, verdiğin kadarını alıyorsun. Alma verme dengesini öğreniyor ve bunu hayatına katıyorsun.

Büyümeye devam edince iş hayatı başlı başına bir sınav haline geliyor. Çocukluktan gelen sevgi ile yapılan işlerin geri dönüşünün de aynı güzellikte kazançlı ve bereketli olduğu, istemeden yapılan şeylerin ise cezalandırıldığı ya da başarısızlığın kendini gösterdiği bir hale döndüğünü görüyoruz. Bütün bu olup bitenlerin sonunda günün muhasebesini yapıp, nerede yanlış nerede doğru yaptığımızı tespit etmeye çalışıyoruz. Aslına bakarsanız günün hesap özetini çıkartıyoruz. Borç alacak dengemizi kontrol ediyor günün sonunda mizanı alıyoruz. Fiziki olmasa da vardığımız sonuç, bireysel muhasebemizin mutabakatını yapıp hesabı kapatıyoruz.

hayat

Bu mutabakat sonrasında ya mutlu oluyoruz ya da mutsuz. Fakat her gün aynı çetrefilli yollardan geçip aynı şeyleri deneyimlemekten yorulmadığımız ve mutsuzluğu alışkanlık haline getirdiğimiz için, yıllarca aynı tempoda mutsuz olup, aynı sorunlarla boğuşup, aynı sıkıntılı süreçlerden geçip, aynı krizlere yakalanıp duruyoruz. Anlayacağınız büyüyemiyor, zengin olamıyor, evdeki hesapları çarşıya uyduramıyoruz.

Ne mi yapmalıyız, bireysel olarak bizi mutsuz eden her şeyden özgürleşip, yeni bir sisteme geçiş yapıp, eskiye dair ne varsa çöpe atmalıyız. Peki, bütün bu değişimi bireyselde gerçekleştirdiğimizde sorunlarımız çözülüyor mu? Tabi ki hayır, firmamızda bulunan ve her gün aynı sorunları çıkartan, sistemimizi kontrol etmemizi engelleyen, yeterli bilgiye ulaşamadığımız için eksi bakiye verdiğimiz yazılımımızı ERP yazılımına güncelleyerek çözebiliriz.

Siz de yaşantınızdaki kırılımları onarmaktan vazgeçip yeni bir başlangıca adım atmak isterseniz, kurumsal danışman arkadaşlarımız, finans ve muhasebe çözümlerimiz hakkında sizlere danışmanlık yapabilirler. Detaylı bilgi almak isterseniz, bize info@pargesoft.com adresinden ya da 0216 5756070 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

21 Haziran 2012 Perşembe

Yeni TTK Hakkında Özet Bilgiler


Şirketlerin Yeni Türk Ticaret Kanunu na göre beklediği ikincil düzenlemeler tasarı aşamasından geçip hükümet nezdine geçmiştir. Siyasi partiler tasarı metninde uzlaşırsa en kısa sürede yasalaşacak. Daha önce yazdığımız özet bilgilerçalışması  şuan da taslak halinde olan düzenlemelere göre tekrar güncellenmiştir.

ESKİ HALİ: İnternet sitesinin açılma zorunluluğu,  burada bilgilerin yayınlanacak olması, şeffaflık ve kamuyu aydınlatma  ilkesi yerine getirilmesi hedeflenmektedir.  01 Temmuz 2013 son gün.

Tasarı düzenleme  şu şekilde ;  İnternet sayfası kurma yükümlülüğünü düzenleyen madde de yeni internet sitesi açacaklar işyeri tescilden itibaren 3 ay içinde gerekli bilgileri yayımlayacak.  Var olanların ise; yasanın yürürlüğe giriş tarihinden itibaren 3 ay içinde internet sitelerini yasaya göre düzenlemek zorunda kalacaklardır.


ESKİ HALİ : Şuan ki Yeni TTK ya göre;  A.Ş. lerde Avans kar payı uygulaması varken Ltd. Şti. lerde bu uygulamaya dair bir ifade yok.
 Yeni düzenlemede Ltd.Şti. lere de getirileceği açıklandı. Ancak vergi kanunları açısından da değişiklik yapmak gerekli…


ESKİ HALİ : Ltd.Şti de sermaye taahhüdü hemen ödenecek.  A.Ş. lerde ¼ kuruluştan önce kalanı 24 ay içerisinde yerine getirilecektir.
Tasarıdaki düzenlemeye göre ;  Ltd.Şti. lerde de aynı uygulama yapılacak. Yani; sermayenin ¼ ü kuruluştan hemen önce  geri kalanı 24 ay içerisinde ödenmesi olanağı tanınmıştır.


ESKİ HALİ : A.Ş. lerde yönetim kurulu üyelerinin en az ¼ ünün yüksek öğrenim görmüş olmasını şart koşmuştur. Ancak tek üyeye düşerse bu şart  aranmayacaktır.  
Tasarıya göre; bu madde yürürlükten kaldırılmıştır. Yüksek öğrenim şartı aranmayacaktır.


ESKİ HALİ : Sermayenin korunması prensibi gereği Ortağın şirkete borçlanması yasaklanmıştır. Ticari borç, iştirak ve sermaye taahhüt borcu konuları hariçtir. Şirketten kaynak kullanımı yasaklandığı için ortağa ÜCRET, İKRAMİYE, KAR PAYI AVANSI(Ltd.Şti lerde yok) olmasını / verilmesini öngörmüştür. 30.06.2015 tarihine kadar Yeni TTK yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl içinde nakden borcu kapatabilecek. (ortağın şirkete borçlanması sadece şirketten para çekmesi değil ; belgesiz / belgelendirilemeyen harcamalar, şahsi harcamalar, g.resmi işlemler de ortak c/h kullanıldığı unutulmamalıdır.
Tasarıya göre ortakların şirketten borç para alması yasağı ciddi biçimde esnetilmiş ve hatta yok sayılmıştır.  Yeni düzenlemeyle birlikte; “ pay sahiplerinin, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını yerine getirmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte karı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamazlar.” ifadesi mevcuttur. Bu durumda sermaye taahhüdünü yerine getiren şirket ortağı şirkete borçlanabilecektir manası çıkmaktadır. Tabi burada ilgili V.U.K. hükümlerinde de değişikliğe gitmek gerekli olacak.
  • Hapis cezalarında esnekliğe gidilmiş olup neredeyse her fiile hapis cezaları yerine ağırlıklı olarak adli para cezaları  getirilmiştir.
  • ESKİ HALİ : 14 Ağustos 2012 tarihine kadar  A.Ş. ve LTD.ŞTİ. sözleşmelerini yeni TTK ile uyumlu hale getirmelidir.
Yeni düzenlemeyle birlikte; mevcut sözleşmelerini yeni kanuna göre uyarlamaları için gereken süre 01 Temmuz 2013  tarihine uzatılmıştır.
  • ESKİ HALİ : 01 Ocak 2013 tarihinden itibaren muhasebe kayıtlarını  Türkiye Muhasebe  Standartlarına göre tutacak ve mali tablolarını da bu standartlara göre düzenleyecektir.  Ancak 2012 yılı ile karşılaştırmalı olacağı için 2012 yılındaki kayıtların da bu esasa göre düzenlenmesinde fayda var.
Tasarıya göre; “31.12.2012 tarihinde çıkaracakları bilançolarını TMS ye göre düzeltmek ve düzeltilmiş bilançolarını 01.01.2013 açılış bilançosu olarak ticari defterlerine kaydetmek zorundadırlar.” İfadesi geçmektedir.
  • ESKİ HALİ : Yeni TTK ile birlikte sermaye şirketlerine ait her türlü kağıt ve belgede aşağıdaki bilgilerin yer alması zorunluluğu getirilmiştir. Tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir sermaye şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi ve numarası gösterilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, sırasıyla yönetim kurulu başkan ve üyelerinin; müdürlerin ve yöneticilerin adları ile soyadları gösterilir. Tüm bu bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır.
Beklenen yeni düzenlemede;  Ödeme kaydedici cihaz, fatura vb belgelerde  yer alması zorunlu bilgiler sınırlanacak. Patronların isimleri yazılması zorunluluğu kaldırılacak.
Kanundaki "her türlü belge" ifadesi yerine, hangi belgelerde olacağı tek tek sayıldı. Yeni düzenlemede, işletmeyle ilgili düzenlenen ticari mektuplar, ticari deftere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde sicil numarası, unvanı, işletmenin merkezi bilgileri yer alacak. İnternet sitesi kurma yükümlülüğünde olanlar bunlara ek olarak tescil edilen internet sitesi adına da yer verecek. Aynı bilgiler internet sitesine de konulacak. İnternet sitesinde bunlara ek olarak sadece anonim şirketlerde, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ad-soyadları, taahhüt edilen ve ödenen sermaye, limited şirketlerde ise müdürlerin ad-soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermayeler ve yine komandit şirketlerde yöneticilerin ad soyadları ile sermaye bilgilerine yer verilecek.  Buradaki tarih de yani ; bilgilerin belgelerde gösterilmesi zorunluluğu 01.01.2014 tarihine uzatıldı.
  • ESKİ HALİ : Yeni TTK ile birlikte tüm ticari defterlerin Açılış ve Kapanış tasdikleri zorunlu hale getirildi. Açılış tasdiki zamanı ile açıklama/tebliğ beklenirken kapanış tasdiki izleyen faaliyet döneminin 6.ay sonuna kadar yapılabilecektir. 
Tasarı düzenlemeye göre  ; pay defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet döneminde de kullanılabilecek. Yeni defter tasdiki yaptırmaya gerek kalmayacak.
  • ESKİ HALİ : Yeni TTK ya göre;    A.Ş. ve LTD.ŞTİ. ler aşağıdaki defterleri tutmak ve açılış kapanış tasdiki yaptırmak zorundadır:
Yevmiye Defteri , Defter-i Kebir , Envanter Defteri, Karar Defteri, Pay defteri, Genel Kurul toplantı ve müzakere defteri, İnternet sitesi defteri
Kapanış tasdiki zorunlu olan defter sayısında azaltmaya gidildi.  Yevmiye defteri, Envanter defteri  yönetim kurulu karar defteri izleyen faaliyet döneminin 3.ayın sonuna kadar kapanış onayı yaptırılacak. İnternet sitesi defter tutma zorunluluğu da kaldırıldı.
Aşağıda yer alan bilgiler de daha önce yayınlanan özet bilgilere ilave olarak belirtilmiştir:
  • Yeni TTK ile birlikte ULTRA VİRES  kaldırılacak. ULTRA VİRES: Eski TTK ya göre A.Ş. ve LTD.ŞTİ. şirketler ana sözleşmelerinde yer alan  faaliyet konuları dışında başka işleri yapamıyorlardı. Yeni TTK ya göre; 01 Temmuz 2012 tarihinden itibaren; A.Ş. veya LTD.ŞTİ. ana sözleşmesinde faaliyet konuları arasında olmayan işleri de yapabilecek.
  • Yeni TTK ile birlikte 400 md. Yer alan bağımsız denetim yetkisi;  SMMM  ve YMM ruhsatına sahip olanlarca yapılacağı belirtilmekteydi.  Tasarıda ise; bağımsız denetçinin  kim olacağı ile ilgili tüm yetkiler Kamu Gözetimi kurumuna bırakılmıştır.
  • Yine tasarıya göre ; “On yıl içinde toplam yedi yıl denetçi olarak atanan bağımsız denetçi yada bağımsız denetim kuruluşu üç yıl geçmedikçe denetçi  olarak yeniden seçilemez.” Denmektedir.
  • İşlem denetçisinin yetkileri de ortadan kaldırılmış, işlem denetçisinin yapacağı bir çok işlem yönetim kuruluna bırakılmıştır.
  • Bağımsız Denetim zorunluluğuna tabi hangi şirketlerin olacağı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek olup, konuyla ilgili tebliğ beklenmektedir. Burada yıllık ciro ve personel sayılarına göre ölçeklere ayrılacağı beklenmektedir.
  • Bağımsız denetçi seçme zorunluluğu eski haline göre 01 Mart 2013 tarihine kadar iken, yeni tasarıda bu tarih 31 Mart 2013 tarihine uzatılmıştır.
Kaynak: www.MuhasebeTR.com 

7 Haziran 2012 Perşembe

Yeni Türk Ticaret Kanununa Göre Yönetim Kuruluna İlişkin Düzenlemeler


Yeni TTK'ya göre yönetim kurulu en az kaç kişiden oluşacaktır?
Eski TTK'ya göre yönetim kurulunun en az üç kişiden oluşması gerekirken, yeni TTK ile bu sayı bire indirilmiştir. Dolayısıyla, 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren yönetim kurulu bir kişiden oluşabileceği gibi daha fazla sayıdaki kişiden de meydana gelebilecektir.19- Yeni TTK'ya göre; pay sahibi (ortak) olmayan gerçek kişiler, yönetim kurulu üyeliğine seçilebilecekler mi?
Eski TTK'ya göre, ortak olmayan kişiler yönetim kurulu üyeliğine seçilebilmekte ancak bu kişilerin göreve başlayabilmeleri için şirkete ortak olmaları gerekmekteydi. Yeni TTK ile şirket ortağı olmayan kişiler yönetim kurulu üyesi olarak seçilebilecek ve bu görevlerine de ortak olma şartını yerine getirmeden başlayabileceklerdir.

Yeni TTK'ya göre, şirketin tüzel kişi pay sahipleri (ortakları) yönetim kurulu üyeliğine seçilebilecekler mi?
Eski TTK'ya göre, pay sahibi olan tüzel kişiler yönetim kurulu üyeliğine seçilememekte, fakat bunların temsilcisi olan gerçek kişiler yönetim kurulu üyesi seçilebilmekteydi. Yeni TTK ile tüzel kişi pay sahiplerinin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmelerine olanak tanınmıştır. Konuyu örneklemek gerekirse, ABC İnşaat Anonim Şirketi, DEF Turizm Anonim Şirketi'nin pay sahibidir. ABC İnşaat AŞ, DEF Turizm AŞ'nin genel kurulu tarafından yönetim kurulu üyesi olarak seçilebilecektir. Yönetim kurulu üyesi seçilen ABC İnşaat AŞ, yönetim kurulu toplantılarına kendi adına katılacak olan gerçek kişiyi kendisi belirleyecek, bu kişiyi de istediği zaman değiştirebilecektir.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulu üyeliğine seçilecek kişilerin hangi şartları taşımaları gereklidir?
Yeni TTK'ya göre, yönetim kurulu üyeliğine seçilecek gerçek kişiler ile tüzel kişi adına toplantılara katılacak olan gerçek kişinin tam ehliyetli olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile Yeni TTK'nın konumuza ilişkin hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yönetim kuruluna seçilecek kişilerin aşağıdaki şartları taşımaları gerekmektedir.A - Ayırt etme gücüne sahip olması (Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmaması)
B- Ergin olması (18 yaşını doldurmuş olması veya evlenme ya da mahkeme kararıyla ergin kılınmış olması)
C- Kısıtlı olmaması
D- İflasına karar verilmemiş olması Türk Medeni Kanunu'na göre, aşağıdaki durumların varlığı halinde ergin olan bir kişinin ehliyeti kısıtlanmaktadır.
- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanmaktadır.
- Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanmaktadır.
- Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanmaktadır.
- Yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilmektedir.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulu üyeliğine seçilecek kişilerin yüksek öğrenim görmüş olmaları zorunlu mudur?
Yeni TTK'ya göre, yönetim kurulu üyelerinin en az dörtte birinin yüksek öğrenim görmüş olması gerekmektedir. Tek üyeli yönetim kurullarında ise bu zorunluluk aranmayacaktır. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 3 üncü maddesine göre, yükseköğretim; milli eğitim sistemi içinde, ortaöğretime dayalı, en az dört yarı yılı kapsayan her kademedeki eğitimin ve öğretimin tümü şeklinde; ön lisans da ortaöğretim yeterliliklerine dayalı, en az iki yıllık bir programı kapsayan nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan veya lisans öğretiminin ilk kademesini teşkil eden yükseköğretim şeklinde tanımlanmıştır.Dolayısıyla, yönetim kurulu üyeliğine seçilebilecek kişilerin yüksek öğrenim görmüş olma şartını yerine getirmiş sayılabilmeleri için en az ön lisans düzeyinde eğitim veren yükseköğretim kurumlarını bitirmiş olmaları bir başka deyişle ön lisans diplomasına sahip olmaları gerekmektedir. Konuyu örneklemek gerekirse, ABC Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu bir kişi ise bu kişinin yükseköğrenimli olması gerekmemektedir. Bu şirketin yönetim kurulu 4 kişi ise bu durumda 4'ün, ¼'ü, 1 olduğundan en az 1 kişinin yükseköğrenimli olması gerekmektedir.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulu bir kişiden oluşuyorsa bu kişinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması zorunlu mudur?
Yeni TTK'ya göre, yönetim kurulu bir kişiden oluşuyorsa bu kişinin yerleşme yerinin Türkiye'de olması ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması şarttır. Eğer yönetim kurulu birden fazla kişiden oluşuyor ise temsile yetkili en az bir üyenin de yerleşim yerinin Türkiye'de olması ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekmektedir.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulu üyeleri en çok kaç yıl görev yapmak üzere seçilebileceklerdir?
Eski TTK'da olduğu gibi Yeni TTK'da da yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilebileceklerdir. Esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa görev süresi sona eren kişiler tekrar yönetim kurulu üyeliğine seçilebileceklerdir.

Yeni TTK'ya göre; esas sözleşmeyle atanan veya genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyeliğine seçilen kişiler görevden alınabilir mi?
Yeni TTK'ya göre, yönetim kurulu üyeleri ister esas sözleşmeyle atanmış olsunlar ister genel kurul kararıyla seçilmiş olsunlar, gündemde görevden alınmaya yönelik madde bulunsun veya gündemde bu yönde madde bulunmamakla birlikte haklı bir sebebin varlığı halinde genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilecekledir.Konuyu örneklemek gerekirse, ABC Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyeleri esas sözleşmeyle 3 yıl süreyle görev yapmak üzere atanmışlardır. Bu kişiler, genel kurul gündeminde madde olması veya madde olmasa dahi haklı bir sebebin varlığı halinde (yolsuzluk yapmaları, birçok şirkette üyelik sebebiyle görevin ifasında güçlük gibi) genel kurul kararıyla görevden alınabileceklerdir.

Yeni TTK yürürlüğe girdiğinde, görevde olan yönetim kurulu üyeleri bu görevlerine devam edebilecekler mi?
6103 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinde; Yeni TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin, görevden alınmaları veya yönetim kurulu üyeliğinin başka bir sebeple boşalması hâli hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam edecekleri, ancak, tüzel kişinin temsilcisi olarak yönetim kurulu üyesi seçilmiş bulunan gerçek kişinin, Yeni TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde istifa edeceği, onun yerine tüzel kişinin ya da başkasının seçilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.Konuyu örneklemek gerekirse, ABC Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu 4 kişiden oluşmaktadır ve bu kişiler şirketin 20 Mart 2012 tarihli genel kurul toplantısında 3 yıl süreyle görev yapmak üzere seçilmişlerdir. Bu kişilerin hiçbiri yükseköğrenimli değildir.
Bu durumda, seçilen kişiler görevlerine 21 Mart 2015 tarihine kadar devam edebileceklerdir. Seçilen yönetim kurulu üyelerinden bir veya birkaçı şirketin tüzel kişi ortaklarını temsilen seçilmiş iseler bu durumda bu kişilerin 1 Ekim 2012 tarihine kadar istifa etmeleri gerekmektedir. İstifa suretiyle boşalan kişilerin yerine de şirket genel kurulunca ya şirket ortağı olan tüzel kişi ya da başkaları seçilmelidir.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulunca bir karar alınabilmesi için en az kaç üyenin toplantıda hazır olması ve en az kaç üyenin aynı yönde oy kullanması gerekmektedir?
Eski TTK'ya göre, yönetim kurulunun bir karar verebilmesi için, üyelerin en az yarısından bir fazlasının toplantıda hazır olması ve kararların da toplantıya katılan üyelerin çoğunluğuyla alınması gerekiyordu. Yeni TTK'ya göre, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını da toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alabilecektir.Konuyu örneklemek gerekirse; eski TTK'ya göre, 5 kişiden oluşan yönetim kurulu en az 4 kişiyle (5÷2=2,5 +1=3,5 » 4) toplanabilecek ve en az 3 kişinin aynı yöndeki oyuyla karar alabilecek iken Yeni TTK'ya göre, en az 3 kişiyle (5÷2=2,5 » 3) toplanabilecek ve en az 2 kişinin aynı yöndeki oyuyla karar alabilecektir.
Oylarda eşitlik olması durumunda konu gelecek toplantıya bırakılacak, ikinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılacaktır.
Örneğin, 4 kişiden oluşan yönetim kurulu, şirkete ait bir taşıtın satılması konusunu görüşmek üzere toplanmışlar ve 2 üye taşıtın satılması, 2 üye de taşıtın satılmaması yönünde oy kullanmış ise bu konuda karar alınmayacak ve konu gelecek toplantıya bırakılacaktır. İkinci toplantıda, 3 kişi taşıtın satılması yönünde oy kullanırsa taşıt satılabilecek yine eşitlik olması halinde taşıtın satılmasına yönelik öneri reddedilmiş olacak bir başka deyişle taşıt satışı yapılamayacaktır.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulu toplantıları elektronik ortamda yapılabilecek mi?
Yeni TTK'ya göre, esas sözleşmede düzenlenmiş olmak kaydıyla, yönetim kurulu toplantıları tüm üyelerin bu toplantıya elektronik ortamda katılmaları veya bazı üyelerin fiziken mevcut oldukları toplantılara diğer üyelerin elektronik ortamda katılımıyla da icra edilebilecektir. Böylece, yönetim kurulu üyeleri fiziki olarak bir araya gelmeden de toplantı yapıp karar alabileceklerdir. Bu toplantılarda alınan kararların geçerli olabilmesi için de 27.soruda yer verilen çoğunlukların sağlanması gerekmektedir.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulu üyeleri toplantılara vekil aracılığıyla katılabilecekler mi, toplantılarda birbirlerini temsilen oy kullanabilecekler mi?
Eski TTK'da olduğu gibi Yeni TTK'ya göre de yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen toplantılarda oy kullanamayacaklar ve toplantılara da vekil aracılığıyla katılamayacaklardır. Bir başka deyişle, yönetim kurulu üyelerinin gerek fiziki gerekse de elektronik ortamda yapılacak toplantılara bizzat katılmaları ve oylarını da bizzat kullanmaları gerekmektedir.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulu üyeleri şirketin iş ve işlemleriyle ilgili bilgi alma ve inceleme yapma haklarını nasıl kullanabileceklerdir?
Yeni TTK'ya göre, her yönetim kurulu üyesi şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında yönetim kurulu toplantısında;
A- Bilgi isteyebilecek,
B- Soru sorabilecek,
C- İnceleme yapabilecektir.
Her üye, yönetim kurulu toplantısında; herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesini, kurulca veya üyeler tarafından incelenmesini ve tartışılmasını ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi alınmasını talep edebilecektir. Yine, her bir üye, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerin ve komitelerin yönetim kurulu toplantılarında hazır bulunmalarını, bilgi sunmalarını ve sorulan sorulara cevap vermelerini isteyebilecektir.Ayrıca, her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu toplantıları dışında, yönetim kurulu başkanının izniyle, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden, işlerin gidişi ve belirli münferit işler hakkında bilgi alabilecek ve görevinin yerine getirilebilmesi için gerekliyse, yönetim kurulu başkanından, şirket defterlerinin ve dosyalarının incelemesine sunulmasını da isteyebilecektir.

Yeni TTK'ya göre; bilgi alma ve inceleme yapma hakkı, yönetim kurulunun diğer üyelerince engellenen yönetim kurulu üyesi ne yapmalıdır?
Şirketin iş ve işlemleriyle ilgili olarak bilgi alma ve inceleme yapma hakkı engellenen yönetim kurulu üyesi, bu haklarını kullanabilmek için şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilecektir. Yapılan başvuru, mahkemece dosya üzerinden incelenecek ve karara bağlanacaktır. Mahkemenin konu hakkındaki kararı kesindir.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulu üyelerinin mali hakları nelerdir?
Yeni TTK'ya göre, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilecektir.

Yeni TTK'ya göre; yönetim kurulu üyeleri veya bunların yakınları şirkete borçlanabilirler mi?
Yeni TTK'ya göre;A- Yönetim Kurulu üyelerinin,
B- Yönetim Kurulu üyelerinin, alt ve üst soyundan birisinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının,
C- Yönetim Kurulu üyelerinin veya bunların alt ve üst soyundan birisinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının ortağı oldukları şahıs şirketleri ve en az yüzde yirmisine katıldıkları sermaye şirketlerinin, şirkete nakit veya ayın olarak borçlanmaları yasaklanmıştır.
Ayrıca, bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Anılan yasağa aykırı davranan yönetim kurulu üyeleri ile bunların yakınları hakkında en az 6.000 TL en fazla da 73.000 TL tutarında adli para cezası uygulanacaktır.

Dünya Gazetesi ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından hazırlanmıştır.

31 Mayıs 2012 Perşembe

Muhasebe Kayıtları Fişler Yok Edilerek Düzeltilebilir mi?


Mükelleflerin mükellefiyetlerinin tesisi ve kazancın elde edilmesine dair niyet ve işlemlerinden başlayarak, elde edilen kazancın beyanına kadar devam eden süreçlerde vergi yasaları bakımından en temel takipleri muhasebe ve kayıt alanında yapılan usul düzenlemelerine dayanır. Nihayetinde varlık ve kaynaklardaki artış ve azalışlarla bunlara ilave edilen ya da bunlardan eksiltilen değerlerin herbir fonksiyon veya işlem bazında izlenmesi ve raporlanması sadece vergi beyanına ilişkin verilerin oluşması bakımından değil aynı zamanda işletmelerin verimli ve etkin yönetilmesi bakımından da bir gerekliliktir.

Vergi Usul Kanunu’nun 171. maddesinde hükme bağlandığı şekliyle mükelleflerin bu Kanun’a göre tutacakları defterlerin vergi uygulaması bakımından maksadı;
1- Mükellefin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumunu tespit etmek;
2- Vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tespit etmek;
3- Vergi ile ilgili muameleleri belli etmek;
4- Mükellefin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol etmek ve incelemek;
5- Mükellefin hesap ve kayıtlarının yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumlarını (Emanet mahiyetindeki değerler dahil) kontrol etmek ve incelemektir.

Bilgisayarların kullanılmadığı ya da yeterince kullanılmadığı yakın geçmiş dönemlerde vergi usul yasasındaki düzenlemeler ve buna ilişkin uygulamalar takip fonksiyonu bakımından yeterli özellikleri taşımakla birlikte, bugün itibarıyla bilgisayar ve bilgisayar programları konusunda gelinen aşama Vergi Usul Yasası’nda bilgisayarlı muhasebe ve buna dayalı beyana ilişkin düzenlemelerin de yer almasını zorunlu kılmıştır.

Kanun’un 175. maddesinde mükelleflerin defter tutmaya ilişkin kanun hükümlerinde yazılı maksat ve esaslara uymak şartıyla, defterlerini ve muhasebelerini işlerinin bünyesine uygun olarak diledikleri usul ve tarzda tanzim etmekte serbest oldukları ancak, Maliye Bakanlığı’nın; muhasebe standartları, tekdüzen hesap planı ve mali tabloların çıkarılmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bunları mükellef, şirket ve işletme türleri itibariyle uygulatmaya ve buna ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu da belirtilmektedir.

Diğer taraftan aynı Kanun maddesinde Maliye Bakanlığı’nın, muhasebe kayıtlarını bilgisayar programları aracılığıyla izleyen mükellefler ile bu bilgisayar programlarını üreten gerçek ve tüzel kişilerce uyulması gereken kuralları ve bilgisayar programlarının içermesi gereken asgarî hususlar ile standartları ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmışsa da bugüne kadar konuya ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.

Esasen Bakanlık tarafından, söz konusu madde ile kendisine verilen yetkiyi kullanmak maksadıyla 12 Nisan 2006 tarihinde Gelir İdaresi Başkanlığı’nın resmi sitesine konulan “1 Sıra No.lu Bilgisayarlı Muhasebe Programları Standartları Genel Tebliğ Taslağı” 27 Ağustos 2006 tarihinde ileri bir tarihte değerlendirilmek üzere siteden kaldırılmış ve ertelenmiştir. Bu güne kadar da herhangi bir yeni açıklama yapılmamıştır.

Tebliğ taslağında esas itibarıyla üç ana konu hakkında açıklamalar ve düzenlemeler içermekteydi.
1- Bilgisayarlı muhasebe programlarının içermesi gereken asgari standartlara ilişkin düzenlemeler,
2- Defter kayıt ve belgelerin elektronik ortamda tutulması, saklanmasına ilişkin düzenlemeler,
3- Beyanname, bildirim ve belgelerin elektronik ortamda düzenlenmesi ve verilmesi ile ilgili olarak yapılan düzenlemeler.

Söz konusu düzenleme çalışmaları bir taraftan bilgisayarlı muhasebe programlarının ve güncellemelerinin onaylanması diğer yandan da muhasebe kontrol numarası ve denetim dosyası modülü zorunluluğuyla denetime kolaylık sağlayacağı öngörülen bir yapı içermekteydi.
Tebliğ taslağı ileri bir tarihte değerlendirilmek üzere yayından kaldırılmış olmakla birlikte, mükelleflerin tamamına yakını onaylı ya da onaysız, kurallı ya da kuralsız olarak muhasebelerini kayıt altına almakta bilgisayarlı muhasebe programlarını yoğun olarak kullanmaya devam etmektedirler.

Mükellefler bu noktada, basit ölçekli ve sadece (resmi) muhasebe kayıtlarını tutmaya yönelik ticari paketler, modüler mantıkla dizayn edilmiş işlevsel ticari ve üretim takibi içerikli paketler (MRP, MRP II), gelişmiş kurumsal kaynak planlaması (ERP) programları, veri depoları ve iş zekası (BI) programları kullanabilmektedir. Seçimleri ise tamamen iş ihtiyaçlarından doğan gerekler ve program üretici ve satıcılarının pazar referansları çerçevesinde gelişmektedir. Diğer taraftan daha ziyade küçük ve orta ölçekli bir kısım ticari işletmelerle basit üretim işletmeleri de kayıtlarını bilgisayar ortamında ama serbest muhasebeci ve mali müşavir aracılığıyla muhasebe ofislerinde veya iş yerinde tutturmaktadırlar. İhmal edilmemesi gereken bir husus da özellikle iş süreçlerinin gereklerinden doğan ihtiyaçların, piyasada satılmakta olan lisanslandırılmış bilgisayarlı muhasebe programlarının yanında işletmelerin kendi bünyelerinde hazırlanmış firmaya özel programları kullanmalarını zorunlu kılmasıdır.

Uzun lafın kısası, bilgisayarlı muhasebe programlarının çeşitliliği ve dağınıklığı esas itibarıyla bir gerçekliktir ve Maliye Bakanlığı’nın konuyu öncelikleri arasında bulundurmaya devam etmesi gerekmektedir. Bu husus hem muhasebe kaydı ve defter tutmaya ilişkin yasada ortaya konulan maksadın gerçekleşmesinin sağlanması bakımından hem de lisanslandırılmış olsun olmasın düzensizlik ve dağınıklık içerisinde kullanımın bir yönüyle de kolayca kayıtdışı ekonomiye hizmet eden unsurlarının ortadan kaldırılması bakımından elzemdir.

Buna mukabil, geniş ölçekli düzenlemeler yapılması beklenilmeden hareket edilmesi gereken ve düzenleme yapılmasını gerektiren bazı temel hususlar da mevcuttur. Bunlardan en önemlisi yazımızın başlığında da yer verdiğimiz muhasebe kayıtlarının temel hareketi olan “muhasebe fişi”nin yanlış kayıt yapılması durumunda veya düzeltilmek istenilmesi durumunda ne şekilde davranılacağıdır.
Yürürlükte bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 217. maddesi hükmüne göre,
“Yevmiye defteri maddelerinde yapılan yanlışlar ancak muhasebe kaidelerine göre düzeltilebilir. Diğer bilumum defter ve kayıtlara rakam ve yazılar yanlış yazıldığı takdirde düzeltmeler ancak yanlış rakam ve yazı okunacak şekilde çizilmek, üst veya yan tarafına veyahut ilgili bulunduğu hesaba doğrusu yazılmak suretiyle yapılabilir.

Defterlere geçirilen bir kaydı kazımak, çizmek veya silmek suretiyle okunamaz bir hale getirmek yasaktır.”
Klasik usulde bilgisayar programları kullanılmadan yapılacak uygulamalarda bu hükme uygun düzeltmeler yapmak mümkün ve takip edilebilir durumda olmakla birlikte, mevcut bilgisayarlı muhasebe programları gözlemlendiğinde görülmektedir ki, ulusal yazılımlar başta olmak üzere hemen hemen tamamına yakını “fiş silme-düzeltme” özelliğini program içeriğinde yerleşik olarak sunmaktadırlar. Bir kısım programlarda bu özellik alıcılara ve kullanıcılara opsiyonel bir özellik olarak sunulmakta olup bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda program ise program yerleşiğinde bu özelliği kısıtlamıştır.


FİŞ SİLME-DÜZELTME ÖZELLİĞİ NE DEMEKTİR?
Bilgisayarlı muhasebe programlarında muhasebe fişleri, muhasebe hareketleri içeren kayıt araçlarıdır. Tıpkı yevmiye defterinde olduğu gibi borç ve alacak hareketlerini bünyesinde barındırır ve hareket veya toplamlar bazında bilgileri veri tabanına aktarırlar. Bir kısım bilgisayarlı muhasebe programlarında da işlevsel modüllerde izlenen hareketler entegrasyon işlemleri ile programın tercihlerine göre anında, belli bir zaman aralığı ile veya istenildiği zamanda muhasebe verileri ve kayıtları arasına aktarılırlar. Fiş silme-düzeltme esnekliğini haiz programlar, veri tabanına kaydedilmiş muhasebe fişlerinin silinerek yerine yenisinin kaydedilmesine, silinmeksizin tekrar üzerinde çalışılmasına ve düzeltilip aynı tarih ve fiş numarası ile yeniden kaydedilmesine imkan sağlamaktadır. Bu durum ise zaman içerisinde yapılan aralıklı denetimlerde değişen muhasebe fişi numarası ve içeriği ya da yevmiye maddesi numarası ve içeriği olarak kendisini gösterir. Bu durumda sadece elinizde değiştirilmemiş veya düzeltilmemiş ya da silinmeden önceki kayıt mevcut ise karşılaştırma imkanı bulursunuz. Aksi takdirde çoğu kere karşılaştırma olanağından yoksun olursunuz.

Peki, muhasebe fişinin program yerleşiğindeki haliyle silme düzeltme esnekliğini haiz olması hangi anlamlara gelmektedir? Birincisi, Vergi Usul Kanunu’nda yer alan “yapılan yanlışların ancak muhasebe kurallarına göre düzeltilmesi” zorunluluğunu hükme bağlayan 217. maddesine açıkça aykırılık söz konusudur. İkincisi, kayıtların yasal sürelerinde yapılmasının sağlanmasında önemli bir engeldir. Bu suretle kanunda belli edilen sürelerde yapılması gereken kayıtlar ertelenerek durum netleşince hallederiz mantığıyla, yılın herhangi bir döneminde yapılabilmektedir. Diğer taraftan muhasebe kayıtlarının üzerinde oynanmasına da imkan sağladığı için beyannamelerin verilmesinden sonra dahi kayıtların yeniden ve ilk kez yapılıyormuşçasına düzenlenmesine olanak sağlamaktadır. Her ne kadar programlar veri tabanlarında tüm kayıtların işlenme zaman ve biçimlerini ayrıca “log”lamakta (kayıt etmekte) ise de bu kayıt dosyalarının veri tabanında saklanmaya devam edilmesi hususu da programın sağladığı esneklikler çerçevesinde kullanıcısının insiyatifindedir.

Maliye Bakanlığı elbette mükelleflerce kullanılan bilgisayarlı muhasebe programları aracılığıyla yasaların doğru uygulanmasını sağlamak hususunda program üreticileri tarafından önleyici geliştirmeler yapılmasına ve bu geliştirmelerin kullanımın zorunluluğunu belli etmeye vakıftır ve yetkilidir.
Yetkilerini kullanmaya ilişkin temel tercihlerini, zaten başkaca kamusal lisanslama mercilerince lisanslanan ve kayıt altına alınan programların, onaylanması sürecinde sır bilgi konumundaki kaynak kodlarından ziyade “Bakanlıkça da onaylanmış” açık veri tabanı yazılımı kullanımı ve organizasyonu, veri tabanına kayıt yapma ve bu kayıtları okuma özellikleri ile okumaların ve raporlamaların beyanname ve bildirimleri sistem içerisinden üretmeye yönelik zorunlu modüler geliştirmeleri de yaptırtabilir.
Bu aynı zamanda hızlı ve verimli vergi denetimi yapılmasına da olanak sağlar. Ancak bütün bunların sağlıklı bir kayıt ortamının sağlanması ile mümkün olacağı da açıktır. Bu itibarla, Gelir idaresi ve Maliye Bakanlığı bilgisayarlı muhasebe programlarının kurallandırılması ve onayına ilişkin ayrıntılı düzenleme yapmayı beklemeksizin programların yerleşiğinde sunulan fiş silme ve düzeltme konusunda esnekliği tanımaya devam edip etmeyeceğine karar vermeli ve bunu açıklamalıdır.

Kaynak: Mümin TÜYSÜZOĞLU
Eski Baş Hesap Uzmanı, Yeminli Mali Müşavir mumint@pdymm.com

15 Aralık 2011 Perşembe

ERP Seçimi'nde Size Destek Olalım...

Kurumsallaşma yolunda olan veya işletmesinin ticari faaliyetlerini detaylı olarak takip etmek isteyen firmaların ERP (kurumsal kaynak planlama) sistemlerine geçmeleri artan rekabet gereği zorunlu bir hale gelmiştir. Ülkemizde kobi segmentinde yer alan firmaların büyük bir bölümünde bu tarz sistemlere geçiş konusunda tereddütler yaşanmaktadır. Yeni çıkacak olan Türk Ticaret Kanunu ve gittikçe önem kazanan müşteri memnuniyetini üst seviyede tutma çalışmaları yakın zamanda ERP sisteminin gerekliliğini işletmelerin önüne çıkartacaktır.

Firmamız ERP alanında yılların birikimi ve tecrübeli kadrosu ile işletmelerin kurumsal kaynak planlaması, üretim, satış, satınalma, bütçe, personel, bordro, dış ticaret, maliyet yönetimi, finans yönetimi vb. konularda ortaya çıkan ihtiyaçlarını analiz ederek tam çözümü sağlamayı misyon edinmiştir.

ERP hakkında detaylı bilgi almak isteyen firmalar 0 216 575 6070 numaralı telefon veya info@pargesoft.com mail adresinden bize ulaşabilirler...


www.pargesoft.com.tr

13 Mayıs 2010 Perşembe

ERP Sistemlerinde Stokların Sınıflandırılması

Stok tanımına giren bütün varlıkları bir arada incelemek yanılmalara sebep olabilir. Stok edilen varlıklar arasında; cins, değer, kullanılma yeri, stoklama biçimi gibi faktörler açısından farklılıklar vardır. Bunları amaca uygun biçimde sınıflandırarak incelemede fayda vardır. ÜPK, tedarik, satış ve maliyet muhasebesi departmanları açsından da uygun görülen stok sınıflandırılması şöyledir: 

ERPHammadde (a) Hammaddeler : İşletmede imalata giren ve üzerinde işlem yaparak değer kazandırılan tüm varlıklar hammaddedir. Bu iktisattaki birincil madde kavramından farklıdır. Hammadde tanımı işletmeye göre değişebilir. Örneğin, bir demir-çelik fabrikasında demir filizi hammadde, pik mamuldür. Halbuki kalorifer radyatörleri üreten fabrikada pik hammadde, radyatör dilimleri mamuldür.
(b) Yan mamuller : Üzerlerinde yapılması gereken işlemler henüz tamamlanmamış bulunan ve iş istasyonları arasındaki ara depolarda biriktirilen varlıklardır. Bunların yan mamul niteliği bir süre sonra, son işlemlerin tamamlanması ile mamule dönüşür.
(c) Mamuller : Fabrika içinde yapılması düşünülen işlemlerin tümü tamamlandıktan sonra müşteriye teslim edilmek üzere ambara konulan varlıklardır. Mamuller, belirli bir aşamayı tamamlayıp belirli bir yerde hareketsiz durdukları için, sayma, değerleme ve kontrol açısından pek güçlük göstermezler. Hammadde ve yarı mamullerde belirsizlik nispeten fazla olduğundan kontrolleri daha güçtür.
(d) Hazır parçalar : Mamulün bir kısmını oluşturan ve genellikle dışarıdan tedarik edilen varlıklardır. Bunlar cıvata, somun gibi basit fakat çok kullanılan parçalar olabileceği gibi, elektrik motoru, dişli kutusu, jeneratör gibi büyük mamullere monte edilen karmaşık mamuller de olabilir.
(e) Yardımcı malzemeler : Mamulde doğrudan kullanılmayan veya yer almayan, tamir parçaları, kesme sıvısı, makina yağı vb. malzemelerdir.
Bu genel sınıflandırma işletmenin amaçlarına göre farklı biçimde yapılabilir veya yukarıdaki sınıflardan birine alt sınıflar eklenebilir. Örneğin, stokların hizmet ettikleri ana amaç göz önüne alınarak şöyle bir sınıflandırma yapılabilir:
(1)Talep dalgalanmalarını karşılamak amacı ile oluşturulan stoklar.
(2) Beklenmedik aşırı talebi karşılamak amacına hizmet eden stoklar.
(3) Sipariş ve elde bulundurma maliyetleri toplamını minimum yapan ekonomik sipariş miktarı stokları.
(4) Üretim kaynağı ile tüketici arasında taşınan miktarı karşılamak amacı ile oluşturulan dağıtım stokları.
Bunun gibi mamulün değerini, tedarik süresini, tüketim hızını vb. kriterleri temel alan başka sınıflandırmalar yapmak mümkündür. Bu bölümdeki açıklamalar bakımından stok sınıfları yerine bir stok kontrol faaliyetindeki temel elemanlar önem taşır. İşletmenin stok durumunu formüle etmek için; talep (tüketim) hızı, tedarik süresi, maliyetler, üretim hızı vb. faktörler önem taşır. Dışardan alınan bir parça ile, işletme içinde hareket eden malzeme arasında formülasyon bakımından bir fark yoktur. Dolayısıyla hammaddeler için geliştirilen bir formül, sadece katsayıları değiştirmek şartı ile mamullere veya yardımcı malzemelere de uygulanabilir.
http://www.pargesoft.com/ Microsoft Dynamics AX NAV ve CRM Çözüm Ortağı

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Microsoft Dynamics NAV Başarı Hikayesi – Saka Kozmetik

Saka Kozmetik, hem müşterilerinin farklı teslimat isteklerine hem yurt dışındaki marka sahiplerinin detaylı rapor isteklerine Microsoft Dynamics NAV ile cevap veriyor.

saka SAKA Kozmetik, çok sayıda kozmetik markasının Türkiye dağıtıcılığını yapmak amacıyla yeni kurulmuş bir şirket. Öncelikle etkili bir iş yönetimi gerçekleştirerek tedarikçilerde güven tesis etmek ve marka portföyünü kısa zamanda hızla genişletmeyi hedefleyen Saka Kozmetik, öncelikle tedarikçi güvenini tesis etmek için doğru ve güvenilir raporlamanın önemini fark eden Saka Kozmetik, iş süreçlerini Microsoft Dynamics NAV ile yönetme kararı almış ve ana tedarikçilerinin bile özendiği bir bilgi sistemi ortaya çıkarmıştır.

Durum Dolce Gabbana, Gucci, Valentino, Hugo Boss, Lacoste, Escada gibi dünyanın önde gelen parfüm markalarının ve Lierac Dermo-Kozmetik ürünlerinin Türkiye dağıtıcısı olarak yeni kurulan Saka Kozmetik; ürünlerini Türkiye genelinde Boyner, Beymen, YKM, Sevil Kozmetik, Altuğ, Shaya, Tekin Acar gibi çok katlı ve çok mağazalı noktalarda tüketiciler ile buluşturuyor. Tüm operasyonlarını ilk günden en güncel veriler ile takip etmek isteyen Saka Kozmetik, alınan ve verilen sipariş sürelerinde sağlanan hız, tedarik ve dağıtım aşamlarında doğru planlama, stok seviyelerinin optimum düzeyde tutulabilmesi ve izlenebilmesi, hassas ödeme planlarının hazırlanabilmesi ile hem karlılık hem de müşteri memnuniyeti üst seviyeye çıkararak, rekabette öne çıkmayı hedefledi.
İhtiyaç
Saka Kozmetik kuruluşunun hemen ardından, yaklaşık bir ay içinde gelecek ilk parti ürün ile birlikte muhasebe kayıtlarını işlemeye ve stok takibine başlamak istemekteydi. Bu nedenle oldukça hızlı bir şekilde muhasebe ve stok işlemlerini gerçekleştireceği bir yazılımı kullanmaya başlaması gerekmekteydi. Ayrıca yurt dışından ürün temin ettiği tedarikçi firmaların güvenini kazanmak için, stok ve muhasebe bilgilerinde bir sorun ile karşılaşmaması önemliydi. Uzun vadeli ve yüksek hedefleri olan firmanın kullandığı yazılımın güvenilir ve kendini ispat etmiş bir ürün olması tercih edilmekteydi. Tüm satış kanalı ve tedarik zincirinin doğru takip edilebilmesi ve gerekli analizlerinyapılması için, ilk günden rapor ihtiyaçlarının da karşılanmış olması istenmekteydi. Gerekli raporlar olmadan, çok fazla ürün ve dağıtım noktası olan tedarik zincirinin doğru çalışması için gerekli kararlar zamanında alınamayabilirdi. Ayrıca sipariş işleme ve yerine getirme konusunda da, ağır operasyonel yükü hafifletecek, firmanın kendi içinde koyduğu kurallara uyumu garantileyecek bir yazılım olması da isteniyordu. Bu dönemde Microsoft Dynamics iş ortaklarından Nexum Boğaziçi ve Infotek tarafından Microsoft Dynamics NAV ile tanıştırılan Saka Kozmetik, tüm ihtiyaçlarının bu sistem ile karşılanabileceğini gördü.

Çözüm
Şirketin kısa vadedeki proje ihtiyaçları göz önüne alan Microsoft İş Ortakları danışmanları, projeyi fazlara ayrıldı. Birinci fazda, Microsoft Dynamics NAV’ın standart işlevleri kullanılarak sistem hızla yapılandırıldı ve satış servisinin, öngörülen süre içerisinde faturalarını düzenleyebilmesi ve mal tesliminin gerçekleştirilebilmesi hedeflendi.

Projenin ikinci fazında, implementasyon sırasında tasarımı yapılan kurgudan ve Saka Kozmetik’in çalışma ortamından kaynaklanan özel ihtiyaçları giderecek geliştirmeler yapıldı. Bu geliştirmeler yardımıyla kullanıcıların işlemleri çok daha hızlı ve etkili şekilde gerçekleştirmeleri mümkün oldu.

Saka, bu proje için ayırdığı 4 kişilik ekibin yoğun çalışması ile 4 Temmuz’da başladığı projede 2 hafta içinde fatura kesebilir hale geldi ve kuruluş sonrası ilk operasyonlarını Microsoft Dynamics NAV ile kayıt altına almaya başladı.

Yararlar
Hızlı Kurulum Hızlı Kullanım
Saka Kozmetik, sadece 14 günde Microsoft Dynamics NAV’ı stok ve muhasebe işlemlerini kaydetmek için devreye aldı. Bu kadar hızlı kurulan sistem sayesinde, şirket içi kaynaklarını daha az kullanmayı başardı ve şirkete olan maliyetini çok düşük seviyede tuttu. Hızla devreye aldıkları sistemin, aynı hızla kullanılabildiğini görmek de çalışanları çok mutlu etti. Saatler sürebilen bazı işlemler, saniyelerle ifade edilebilecek sürelere indirildi.

Süreçlerin otomasyonu sayesinde artan verimlilik Microsoft Dynamics NAV’ın kolay entegre edilebilir yapısı ve esnekliği sayesinde, çoğu süreç sistem tarafından yönetilir hale geldi. Örneğin müşterilerden genelde Excel dosyası formatında gelen ve sisteme girişi zaman ve emek gerektiren siparişler, otomatik olarak Microsoft Dynamics NAV’a aktarıldı. Boyner firmasından her 43 mağazası için ayrı dosya olarak gelen taleplerin sisteme mağaza, ürün ve adet bazında doğru girişinin yapılması 2-3 gün sürebiliyordu. Ancak Microsoft Dynamics NAV’ın Excel dosyalarını kolaylıkla tanıması ve ana tablolarına alabilmesi sayesinde yaklaşık 15 dakika içinde tüm Boyner Mağazalarından gelen siparişler sıfır hata ile sisteme aktarıldı.
Ayrıca sipariş girişleri hızlanırken, sipariş girişi sonrası iş süreçlerinde de sistemden maksimum faydalanıldı. Örneğin, Saka Kozmetik için, aynı ürünün aynı lotlarının Türkiye genelinde çok fazla dağılmadan daha sınırlı bir bölge içine dağıtımı tercih edilmekte. Herhangi bir nedenden dolayı, lotun geri çağrılması gerekirse, daha kısa sürede ve daha az nakliye masrafıyla bu işlemin gerçekleşmesi için, açılan lotların hangi bölgeye gönderildiğinin takip edilip, bu bölgeden daha sonra gelen isteklerin aynı lot ile karşılanması Microsoft Dynamics NAV ile yönetilmekte. Çalışanların oldukça zamanını alacak böyle bir süreç, Microsoft Dynamics NAV ile dakikalar içinde çözümlenmekte.

İş Kurallarının Otomatik Denetimi Her sektörün bazı özel kuralları bulunmakta. Saka Kozmetik için tedarikçilerin koyduğu kuralların dağıtım kanalında uyulmasının sağlanması çok önemli. Örneğin bazı marka sahibi firmalar, ürünlerinin satılabileceği noktalar konusunda çok detaylı kurallar koyabilmekte. Satış noktasının sahip olduğu prestij değerine göre satılabilecek markalar belirlenmekte. Bu nedenle bir satış noktasında her marka ürün satılamayabiliyor. Üst prestij grubu markaların, günlük kullanımı olan markalar ile aynı satış noktasında satılmasından özellikle kaçınılmakta.
Eskiden tüm siparişlerin çalışanlar tarafından kontrol edilmesi ile denetlenen bu kurallar, Microsoft Dynamics NAV sonrasında otomatik hale getirildi. Satış noktalarından gelen siparişler sisteme aktarılırken, sisteme tanıtılan kurallar eşliğinde, ilgili ürünün o satış noktasına sevk edilip edilemeyeceği kontrol edilmekte ve eğer bu tür satılması istenmeyen ürünler varsa siparişten çıkartılmakta. Microsoft Dynamics NAV’ın firmaya özel süreçlere adapte olması ve bu tür kontrolleri otomatik yapması endirekt iş gücü ihtiyacının azalmasını sağladı.

Raporlama Kolaylığı ve Etkinliği Saka Kozmetik için tüm dağıtım zincirini takip etmek ve akıştaki sorunları ya da istisnaları görmek çok önemli. Bu nedenle çok farklı raporlar kullanmaktalar. Eskiden farklı yerlerden gelen bilgileri işleyerek elde ettikleri bu değerli bilgileri, artık Microsoft Dynamics NAV ve ücretsiz bir hizmet olan SQL Reporting Services ile anlık olarak görebiliyorlar. En alt ürün bazında satış raporları, en çok satanlar, tahmin/fiili satış karşılaştırmaları, mevsimsel tüketim artışları, marka/bayi grupları/ mağaza zincirleri bazında satış rakamlarına anlık olarak ulaşılabiliyor. Bu raporlar sayesinde satış kanalındaki stoklar, arz-talep dengeleri ve satış performansı yakınen takip edilmekte.

Tedarikçi Güveni Saka Kozmetik için yurt dışı tedarikçilerin firmaya duyduğu güven çok önemli. Yurt dışından getirtilen ürünün hangi noktalardan satışa sunulduğu, ne kadarının satıldığı, stokların nerede biriktiği gibi bilgilerin raporlanabilmesi ve tutarlı olması çok önemli. Şu anda çalışılan 10 markanın yurt dışı tedarikçisi olan Procter and Gamble istediği anda Microsoft Dynamics NAV’a bağlanabilmekte ve merak ettiği raporları inceleyebilmekte. Bu türlü bir şeffaflık, Saka Kozmetik ve yurt dışı tedarikçi firma arasındaki güveni çok güçlendirmekte. Microsoft Dynamics NAV tarafından farklı dil ve kur bazında rapor alınabilmesi de, dünyanın herhangi bir yerinden istekte bulunan tedarikçi ve müşteri firmalara, tercih ettikleri şekilde rapor sunulmasını sağlamakta.

Yeni iş fırsatları Kozmetik sektöründe, daha az cirosu olan küçük satış noktalarına C Bayi denmekte. Genelde buralara direkt ana dağıtıcıdan ürün gönderilmesi, zincir mağazalardaki talebi düşüreceği için çok tercih edilmemekte. Ancak Saka Kozmetik, Microsoft Dynamics NAV’nın çok boyutlu stok ve satış takibi sayesinde, hangi ürünün nereye sevk edildiği ve nereden satıldığını kolaylıkla takip edebildiği için, zincir mağazalara olan talebe zarar vermeden, C Bayilere de ürün sevk edebilmeyi başardı. Kim nereden ne aldı nerede satıyor bilgilerine Microsoft Dynamics ile hakim olunduğu için, mevcut zincir mağaza satışlarına zarar verilmeden, çok daha fazla noktaya ürün sevkiyatı başarılarak, toplam ciro artırıldı.

Entegrasyon ve Stok Doğruluğu Microsoft Dynamics NAV ile, çok çeşit ve benzer ürünlerin bulunduğu depolarda tam bir stok hakimiyeti sağlandı. Microsoft Dynamics NAV geçişinden sonra yapılan ilk sayımda, 300 kalem ürünün bulunduğu depoda sadece 24 adet sayım farkı yaşandı. Sektördeki benzer firmaların çoğunun dikkate bile almayacağı bu rakam, Sak Kozmetik çalışanları tarafından nazarlık olarak belirlendi. Böylesine iyi bir performans sonucunda, Saka Kozmetik çalışanlarının Microsoft Dynamics NAV’a olan güveni arttı. Çıkan hatalarda ilk sistemi değil, kendilerini sorgulamaya başladılar.

Artan İç Görü Microsoft Dynamics NAV ile birlikte, sistemde çok anlamlı ve detaylı veriler birikmeye başladı. Farklı boyutlardan en alt ürüne kadar inebilen satış ve stok rakamları sayesinde, firma kendi performansını en doğru şekilde yorumlamaya başladı. Elde edilen veriler sayesinde mevsimsel parametrelere göre raporlar üretilmeye başlandı. Ayrıca tahminler ve performans raporlarında son iki aylık, son altı aylık satışlar, mevcut stoklar, ve mevcut siparişler gibi bilgiler aynı sayfa üzerinden incelenebilmekte. Ayrıca Microsoft Dynamics NAV ile kaçırılan siparişler de kayıt altına alınıyor. Böylece ilerleyen dönemlerde, daha etkili bir tedarik planlamasının yapılabilmesi için gerekli veriler toplanıyor. Saka Kozmetik için herhangi bir anda güncel tek bir ürünün ya da ürün grubunun maliyet bilgisi de kritik olabilmekte. Microsoft Dynamics NAV ile Saka Kozmetik bu maliyet bilgisine her an ulaşabilmekte. Bu da ürünlerin fiyatını belirlemekte ve verilecek indirimlerin ya da vade uzatmalarının değerlendirilmesinde firmaya destek olmakta.

Müşteri Profili
Dolce Gabbana, Gucci, Valentino, Hugo Boss, Lacoste, Escada gibi dünyanın önde gelen parfüm markalarının ve Lierac Dermo-Kozmetik ürünlerinin Türkiye dağıtıcısı olarak yeni kurulan Saka Kozmetik; ürünlerini Türkiye genelinde Boyner, Beymen, YKM, Sevil Kozmetik, Altuğ, Shaya, Tekin Acar gibi çok katlı ve çok mağazalı noktalarda tüketiciler ile buluşturuyor.

Ticari Durum
Saka Kozmetik kuruluşunun hemen ardından, yaklaşık bir ay içinde gelecek ilk parti ürün ile birlikte muhasebe kayıtlarını işlemeye ve stok takibine başlamak istemekteydi. Bu nedenle oldukça hızlı bir şekilde muhasebe ve stok işlemlerini gerçekleştireceği bir yazılımı kullanmaya başlaması gerekmekteydi. Ayrıca yurt dışından ürün temin ettiği tedarikçi firmaların güvenini kazanmak için, stok ve muhasebe bilgilerinde bir sorun ile karşılaşmaması önemliydi. Uzun vadeli ve yüksek hedefleri olan firmanın kullandığı yazılımın güvenilir ve kendini ispat etmiş bir ürün olması tercih edilmekteydi..

Çözüm
Şirketin kısa vadedeki proje ihtiyaçları göz önüne alan Microsoft İş Ortakları danışmanları, projeyi fazlara ayrıldı. Birinci fazda, Microsoft Dynamics NAV’ın standart işlevleri kullanılarak sistem hızla yapılandırıldı ve satış servisinin, öngörülen süre içerisinde faturalarını düzenleyebilmesi ve mal tesliminin gerçekleştirilebilmesi hedeflendi.

Faydalar
• Hızlı Kurulum ve Hızlı Kullanım
• Süreçlerin otomasyonu sayesinde artan verimlilik
• İş Kurallarının Otomatik Denetimi
• Raporlama Kolaylığı ve Etkinliği
• Tedarikçi Güveni
• Yeni iş fırsatları
• Entegrasyon ve Stok Doğruluğu
• Artan İçgörü

İş Ortağı

Nexum Boğaziçi
Infotek

10 Mayıs 2010 Pazartesi

YARI MAMULLERİN MALİYETLENDİRME YÖNTEMİ

UretimMaliyetlendirme Özellikle safha maliyet sistemini kullanan ve büyük birimler halinde üretim yapan işletmelerde maliyetlendirme çalışmalarının daha dikkatli bir şekilde yürütülmesi gereklidir. Çünkü, üretim işlemi birden fazla esas üretim gideri yerinde gerçekleşmekte, her esas üretim gider yerinde işlem gören birimler ile yan mamul olarak kalan birimlerin maliyetlendirilmesi önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında, dönem sonunda yarı mamul olarak kalan birimlerin bir sonraki dönemin dönem başı yarı mamul birimlerini oluşturması durumu maliyetlendirme çalışmalarının daha bir özenle ve birtakım maliyetleme yöntemleriyle yapılmasını gerektirir.
Esasında safha maliyet sisteminde, döner başı yarı mamul bulunmaması halinde maliyetlendirme çalışmaları çok fazla sorun teşkil etmez. Fakat dönem başı yarı mamulün bulunması durumunda maliyetlendirme çalışmalarında dikkat edilmesi gereken önemli hususlar bulunmakta ve bu çalışmanın da çıkış noktasını oluşturmaktadır.
SAFHA MALİYET SİSTEMİNDE DÖNEM BAŞI YARI MAMUL STOKLARININ BULUNMASI DURUMU
Bilindiği üzere, safha maliyet sistemi; üretimin birbirine paralel ve zincirleme olarak bağlı esas üretim gider yerlerinde gerçekleştiği, sürekli olarak ve kitle halinde bir tek veya birkaç mamulün üretildiği işletmelerde uygulanır. Bu sistemde üretim türü, sipariş maliyet sisteminde olduğu gibi özel istek ve beğenilere göre değil, daha çok belirli stoklama döneminden sonra satış amacıyla yapılır. Birbirine benzerlik gösteren eşdeğer özellikte sürekli mamul üretimi gerekli olan üretim işletmelerinde üretilen mamulün maliyetini saptayabilmek için belirli dönemlerde (haftalık, aylık gibi) üretimi durdurmak mümkün olmasa bile, durmuş gibi işlem yapılarak maliyetleri belirleme yoluna gidilebilir. Hiç kuşkusuz, bu gibi durumlarda dönem başı yarı mamul stokunun bulunma "maliyetlendirme çalışmalarını daha da güçleştirmekte ve maliyet hesaplama çalışmalarında bazı değerleme yön­temlerinin kullanılmasını zorunlu kıl­maktadır.

Safha Maliyet Sistemi Uygulamasında Önemli Ayrıntı Üretim tekniği gereği bu sistemi kullanmak zorunda olan işletmelerin ilgili üretim safhalarında, mali­yetlendirme döneminin sonunda ya­rı mamul stok kalıyor ve doğal ola­rak bu stoklar bir sonraki mali­yetlendirme döneminin dönem başı yarı mamul stoklarını oluşturarak mamul haline gelmeleri için tekrar ilgili safhada üretim sürecine dahil ediliyorsa, safha maliyet sistemine ilişkin hesaplama çalışmalarını yürü­türken ya FIFO (İlk Giren İlk Çıkar-First in First Out) ya da Orta­lama Maliyet Yönteminin kullanıl­ması kesin olarak gerekmektedir.

Daha da ileriye gidilecek olursa; lite­ratürde dönem başı yarı mamullerin maliyetlendirilmesinde LIFO yönte­minin kullanılabileceği belirtilmekte­dir. Ancak, yarı mamullerin maliyet­lendirilmesinde LIFO yönteminin kullanılması biraz da mantıksız oldu­ğundan, son yıllarda yazılan kitaplar­da artık LIFO yöntemine pek yer ve­rilmemektedir. Bu noktada şu önemli ayrıntı vur­gulanmalıdır: Şimdiye kadar söz edilen envanter değerleme (akış) yöntemle­rinin ilk madde ve malzemelerin değer­lemesinde kullanılan yöntemlerden farklılığı bulunmaktadır. Mantığı aynı olmasına karşın uygulama yeri farklı­dır. Birbirine karıştırılmamalıdır.

İlgili safhanın başında tekrar üretim sü­recine sokulacak olan yarı mamul sto­ku, bir önceki dönemde işlem görmüş ve maliyet payı almış olabilir. Fiyat ha­reketlerinin olduğu bir ortamda bir ön­ceki dönemde gerçekleşen direkt ilk madde ve malzeme, direkt işçilik ve GÜG (genel üretim giderleri) tutarları ile bir sonraki dönemde­ki maliyet unsurlarının tutarları birbi­rinden farklılık arz edebilir. Safha ma­liyet sistemini uygulayan işletmelerde dönem başı yan mamul bulunması du­rumunda maliyetlendirme çalışmala­rında yukarıda söz edilen yöntemler­den bir tanesinin kullanılmasını zo­runlu kılmaktadır.

Yarı mamul, MSUGT'ye (Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği) göre düşü­nüldüğünde aynı zamanda bir stok kalemidir (151 YARI MAMULLER ÜRETİM) ve değerlemesinin de bir değerleme yöntemlerine göre yapıl­ması gereklidir. Maliyetleme çalışmalarında stokta kalan yarı mamul FIFO yöntemi gereğince üretime ön­celikli olarak mı verilecek? Yoksa bu kalemlerin üretim işlemi sonucundaki değerlemesi yapılırken önceki dö­nemden almış oldukları paylara göre ortalaması alınarak mı yapılacaktır? Burada karar işletmelere aittir. İşlet­meler isterlerse "FIFO"yu isterlerse" Ortalama Maliyet Yöntemi"ni kullanarak maliyetlendirme yapabilirler. Ancak bu noktada karar verilir­ken fiyat hareketlerinin maliyet­lendirme çalışmaları üzerindeki etki­sini göz ardı etmemelidirler.

Yukarıda açıklandığı üzere safha mali­yet sisteminde dönem başı yarı mamul stok bulunması durumunda FIFO ve ortalama maliyet yönteminden birinin kullanılması zorunludur. Özellikle bu hususa hem uygulamacılar dikkat etmeli, hem de yanşma sınavlarında bu konuda sorulacak olan sorularda bu önemli ve özellikli durum göz ar­dı edilmeyerek hangi yönteme göre maliyet hesaplanacağı önceden belir­tilmelidir. Eğer uygulamacılar bu özellikli ayrıntıyı ihmal ederek maliyetlendirme çalışmalarını yürü­türlerse, doğru olmayan birim mali­yetleri hesaplayarak yanlış değerleme yapılmasına yol açabilirler.

Ayrıca, MSUGT'de gelir tablosu dipnotlarına da kanımızca bu konuda gereken eklemelerin yapılma­sı uygun olacaktır. Şöyle ki; gelir tablosunun 9. dipnotu Tebliğ'de şu şekilde derlenmiştir;  "Maliyet he­saplama sistemleri (safha ve sipa­riş) ve stok değerleme yöntemleri (ağırlıklı ortalama maliyet, ilk gi­ren ilk çıkar, hareketli ortalama maliyet gibi)" konularda açıklama yapılmalıdır. Dikkat edilirse bu dip­notta mamul üretimi için kullanılmak amacıyla stoklanan hammadde ve malzemeler, ticari mallar ve diğer stoklar için muhasebede kayıtların yapılmasını etkileyen kalemlerin de­ğerlemesinden bahsederken, safha maliyet sistemini kullanan işletmeler­deki maliyet hesaplama çalışmalarını yakından ilgilendiren yarı mamullerin üretime aktarılmasında son derece önemli olan FIFO ve ortalama maliyet yöntemine ilişkin bir dipnot bulun­mamaktadır. Bu dipnotta sadece hangi maliyet sistemini kullandığının (safha ve sipariş gibi) belirtilmesi istenmek­te, fakat dönem başı yarı mamul varsa safhalara ilişkin maliyetlendirme çalışmalarını etkileyecek olan yöntemle­re hiç değinilmemektedir. Bu bağlam­da gözden kaçan bu durumun 9. gelir tablosu dipnotuna yaptığımız açıkla­malar doğrultusunda eklenmesi bu ka­rışıklığı ortadan kaldıracaktır.

Diğer yandan, bu yöndeki açıklamala­rın gelir tablosu dipnotunda yer alma­sı gerekliliği genel kabul görmüş mu­hasebe ilkelerinden tutarlılık ilkesi gereğince de zorunludur. Eğer 9. dip­nota önerdiğimiz türden bir ibare yazılmazsa, safha maliyet sistemini kullanan işletmeler aynı yıl içerisinde bu yöntemleri tutarlılık ilkesine aykırı biçimde değiştirerek yanlış değerle­meye neden olabileceklerdir.

SONUÇ
Özellikle, safha maliyet sistemini kullanan ve büyük birimler halinde üretim yapan işletmelerin stoklarında yarı mamul bulunması durumunda, bunların maliyetlendirilme çalışmala­rında yöntem kullanılması zorunludur. Aksi halde, maliyet hesaplayabilmek mümkün değildir. "FIFO" veya "Ortalama Maliyet" yöntemlerinden birisinin kullanılması gerektiğine göre bu yöntemin de hazırlanacak bilanço veya gelir tablosu dipnotlarında belir­tilmesi gereklidir. Kanımızca en uy­gun yer de gelir tablosunun 9 no.lu dipnotuna maliyet hesaplama siste­minden sonra "yarı mamullerin maliyetlendirilmesinde FIFO/Ortalama Maliyet Yöntemi kullanılmak­tadır" biçiminde bir not uygun ola­caktır.

Kaynak; Süleyman YÜKÇÜ Türker SUSMUŞ Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Ege Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü Araştırma Görevlisi
http://www.pargesoft.com/ Microsoft Dynamics AX, NAV Çözüm Ortağı

Evaluate Microsoft Dynamics

Integrated business management solutions for financial, supply chain and customer relationship management The success of your company is directly related to the success of the people who work for you. Microsoft Dynamics is a line of integrated, adaptable business management solutions that enable your people to make important business decisions with greater confidence. Microsoft Dynamics works like and with familiar Microsoft software -easing adoption and reducing the risks inherent with implementing a new solution. These solutions automate and streamline financial, customer relationship, and supply chain processes in a way that can help you drive business success. Microsoft Dynamics comprises several unique software products to meet almost any business need.

Read on for more information about who these solutions are for, what they do, and how to get them. Or watch videos and demos to see why Microsoft Dynamics is the right choice for your people.

Who is Microsoft Dynamics for?
Microsoft Dynamics solutions include applications and services for retailers, manufacturers, wholesale distributors, and service companies, doing business domestically or in multiple countries. With these tools in hand, people in every key position in your organization can contribute to the success of your company. Microsoft Dynamics enhances all lines of business in your organization and delivers exceptional benefits in three critical areas:

Financial management: Microsoft Dynamics solutions help you maintain control of your finances and manage them with a high level of efficiency. You can make complete, current financial information and reports available to anybody who needs it to perform business planning. Simplify and automate routine and repetitious functions, so your employees can focus on more critical tasks. Use Microsoft Dynamics to create the required financial and other reporting needed to realize flawless regulatory compliance.

Customer relationship management (CRM): Microsoft Dynamics CRM and other customer relationship management tools help you maintain close contact with your customers and prospects, and manage sales and marketing initiatives and track their results. Microsoft Dynamics can also assist you in identifying emerging customer needs early and respond to them before the competitors do.

Supply chain management: With Microsoft Dynamics, you can connect your entire supply chain in a productive, fast-moving flow. Assess the business value of your vendor and business partner relationships to make sure they suit your objectives. Offer sophisticated communicative, collaborative, and self-service capabilities to make it easy and compelling for other companies to do business with you. Increase efficiencies in distribution to improve customer satisfaction and reduce the cost of doing business.
To get an idea of how Microsoft Dynamics solutions support other business needs, you may want to review the following:

How do I know Microsoft Dynamics might benefit my business?
Gather all evidence to determine that you indeed could benefit from a business management solution. Once you know you want to use technology to advance your business, you still need to make several important decisions. We provide guidance to help you assess your business needs and get ready to review vendors and their products.

• See if any of the 10 signs you’ve outgrown your business software apply to you.
• Review this step-by-step guide to help you structure and shorten your software selection process.
• Use a blueprint to start developing an assessment (Word file download) to help you determine whether you need a new business management solution.


Get Microsoft Silverlight

Can Microsoft Dynamics address the specific needs of my business?
Thousands of Microsoft Certified Solution Developers around the world have developed add-in products that extend Microsoft Dynamics to meet industry-specific and company-specific needs. They have experience working with Microsoft Dynamics solutions, and offer a range of services to help make your business successful.

In addition, you can customize Microsoft Dynamics software and services to your unique requirements. Customization may involve configuration of the entire solution or just for individual users, to enable them to more easily manage their workspaces for maximum productivity. In addition, to boost the value of key business relationships, you can make Microsoft Dynamics functionality available securely on the Web to employees, customers, vendors, and partners.

http://www.pargesoft.com/ Microsoft Dynamics Global Partner

KURUMSAL KAYNAK PLANLAMASI (ERP) BİLEŞENLERİ

ERP’NİN BİLEŞENLERİ
ERP sistemi, işletmenin çeşitli iş faaliyetlerini ele alan birçok yazılım bileşenini (modülünü) tek bir veritabanı altında çalıştırmaktadır. ERP sistemlerinin en önemli özelliği de bileşenlerden oluşan modüler yapıya sahip olmalarıdır. ERP bileşenleri (modülleri), işletme fonksiyonlarına önemli katkılarda bulunan sistem elemanlarıdır. Her bölümün ERP bileşeni, süreç içerisinde uygulamak zorunda olduğu kalite prosedür ve talimatları, doldurulan formları ve iş süreci içerisinde geliştirilen alt süreçleri göz önüne alarak çalışırlar.

Bileşenler; iş akış zincirini oluşturmak, bir bölümden diğerine bilgi akışını kontrol etmek, işletmeyi müşterilerine ve tedarikçilerine bağlamak amacıyla, farklı operasyonel adımlar arasında bağlantı kurarlar ERP’nin modüler olma özelliği kurumların, gereksinimlerine göre kendilerine uyan bileşenleri bünyelerine monte etmeyi diğer bir deyişle istenilen fonksiyonları istenilen zamanda kullanmalarını sağlar. Bileşenler birbirinden bağımsız kurulabilseler de, hepsi birbiriyle bütünleşik bir yapı içinde işlevlerini yerine getirirler (http://tr.wikipedia.org/wiki).

ERP yazılımlarında çok sayıda ve çok çeşitli bileşenler bulunmakla beraber temel bileşenler Şekil 1.1’de görülmektedir.
ERPModulleri
Şekil 1.1: Temel ERP Bileşenleri

Envanter Yönetimi:Envanter yönetimi bileşeni, satın alınan malzemelerin depo/depolara girişinden, ürün olarak müşteriye satılmasına kadar olan stok süreçlerini kapsar. Bu bileşen, kurum bünyesinde bulunan tüm stoklara ait bilgileri toplayan, işleyen ve raporlayan bir sistemdir

Satış ve Dağıtım: Satış ve dağıtım bileşeni, müşteriden mamul siparişlerinin alınıp üretimden teslimine kadar olan süreci kapsar. Satış dağıtım bilgi sisteminin yapısı, şirketlerin iş alanları, bulundukları coğrafi dağılım, ürün çeşitleri vb kriterlere göre değişiklik gösterebilir
Kalite Yönetimi: Kalite yönetim bileşeni, kalite sertifikasyonunun gereksinim duyabileceği tüm takip adımlarının izlenmesini ve yönetilmesini kapsar. Üretim, ARGE, depo yönetimi, stok kontrol operasyonları ve sevkiyat işlemlerinin gereken adımlarında kalite sisteminin devreye girmesiyle, kalite standartlarına aykırı tüm kalemlerin sistem tarafından takip altına alınması ve gereken durumlarda reddedilmesi ve ardından hata düzeltici çalışma formlarının hazırlanması mümkün olmaktadır.

İnsan Kaynakları: İnsan kaynakları bileşeni, çalışanları işe alınmalarından kariyer planlamasına ve eğitim çizelgelemesine kadar, modern insan kaynakları yaklaşımlarının tüm stratejik noktalarını kapsar.

Finans Yönetimi
: Finans yönetimi bileşeni, finansal hareketlerinin, borç ve alacak takibinin, vadeli işlemlerinin takip ve kayıt edildiği bileşendir. Bu bileşen genel muhasebeden bütçelendirmeye, sabit kıymetlerden maliyet muhasebesine kadar tüm finansal operasyonları kapsar.

Üretim Planlama ve Kontrol: Üretim planlama ve kontrol bileşeni, pazarın gereksinimleri ile müşterilerin siparişlerini en uygun şekilde üretimi planlamayı, izlemeyi, maliyetlendirmeyi ve kontrol etmeyi kapsar. Daha geniş anlamda satış ve operasyonların planlaması, kısıtlamalara dayalı planlama, malzeme kaynak planlaması, talep yönetimi, üretim kontrolü, devam eden işlerin yönetimi ve kapasite planlaması, üretim planlama ve kontrol bileşeni içinde gerçekleştirilen faaliyetler arasındadır.

Tedarik Zinciri Yönetimi: Tedarik zinciri yönetimi bileşeni, şirket içi, şirket dışı ve şirketler arası minimum stokla zincir içindeki bütün katılımcıların arasında anında bilgi akışı, lojistik zinciri, uygulamaya hızlı geçiş, kapasitelerden en iyi şekilde yararlanma ve çabuk reaksiyon olanaklarını sağlar.

Satınalma: Satınalma bileşeni, işletmeye bölümlerden gelen malzeme gereksinim taleplerinin belirlenip, satıcı firmaya bildirilmesi, takip edilmesi ve teslim alınması sürecini kapsar. İşletmenin yapacağı tüm envanter, hizmet alımları ile yapılacak giderler ve bunların sonuçlarını takip eden bileşendir. Bu bileşen sipariş, finansman ve genel muhasebe bileşenleri ile gerçek eş zamanlı çalışır.

CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi:CRM bileşeni, müşterilere yönelik teklif ve kararların, büyük bir esneklik ve müşterilerle etkileşimli ilişki içinde yönetilmesine olanak sağlar. Müşteri ilişkilerini ilgilendiren faaliyetlerin tek elden planlanmasını ve organize edilmesini sağlayarak planlama ve organizasyon hatalarından kaynaklanan müşteri memnuniyetsizliklerini en aza indirgemeyi mümkün kılar.

Proje Yönetimi
: Proje yönetimi bileşeni, proje tipi iş yapan firmalar için geliştirilmiştir. Projeye ait tüm faaliyetler, belgeler, satın alımlar, maliyetler ve kaynaklar proje yönetimi bileşeni ile takip edilir. Bu bileşen genellikle muhasebe ve finans bileşeni ile entegre çalışır ve projeye ilişkin her türlü planlanan ve gerçekleşen maliyetler kolaylıkla belirli proje adı altında raporlanabilir.

http://www.pargesoft.com/ Microsoft Dynamics AX, NAV, CRM Çözüm Ortağı

BUMERANG